Devran ağaya dönerek:
"Hayırdır?"
Dedim. Şilan çimdikliyordu beni. İzin vermeyecektim ona dokunmalarına. Devran ağa sözüne devam ederek,
"Bu gün burada kalacaksan misafir odasını hazırlasın Şilan."
"Şilan'ın bir şey yapmasına gerek yok ben de halledebilirim. Bu evin hizmetçisi Şilan değil demi?"
"Yok estağfurullah."
"Güzel"
Oturduğum yerden kalkıp misafir odasının yolunu tuttum. Önde Şilan arkada ben gidiyorduk. Odaya girer girmez başlamıştı bizim kız.
"Sadece bu gece! Başka yok!"
"Aman sus! Sanki çok meraklıyım sana."
Yatağı açmaya çalışırken benim elim yine cebime gitmişti. Bir defa daha merhem sürersem yarasına eminim sabaha kadar iyi gelirdi. Şilanı kolundan tutup bana doğru çevirdim. Elimde ki kremi ona uzatarak sürmesini söyledim.
"Bunu sürüp öyle yat eminim iyi gelecektir."
"Uğraşamam onunla."
Hala direniyordu. Canının kıymetini hiç bilmiyor bu kız.
"Madem sen sürmüyorsun o zaman ben sürerim!"
Zorla krem sürüyorduk Şilana. Sürekli kımıldıyor rahat durmuyordu.
"Rahat dur Şilan!"
"Ya bırak isyemiyorum ben"
O debelenirken ben kremi çoktan sürmüştüm.
"Çok güzel oldun böyle"
Diyerek gülmeye başlamıştım. Ciddi anlamda komik ve şirin gözüküyordu. Gülme tuttu...
"Çok komik Boran ağa"
"Yanii biraz öyle"
"Sus Allah'ın cezası"
"Senin, benim cezam olman kadar acı bir durum yok Şilan."
konuş anca"
"Uyuycam gidecekmisin?"
"Zıbar yat!"
"Sana da Şilan!"
Odadan çıkarken bende yatağa girmiştim. Ruhsal bir yorgunluk vardı üzerimde. Kafamda ki kalabalık beni boğuyordu. Şilanı koruma duygum ve korumacı reflekslerim sürekli aktifti. Kendimi düşman aşiretlere karşı korumam zor olmuyordu ama Şilan öyle değil..
Sürekli bir yerlerde ve başına bir şey gelecek korkusu beni delirtiyordu.
Zaman çok çabuk geçmişti sabah olmuştu ve dışardan sesler geliyordu. Avluda sofra kuran Şilan olmalıydı. Kalkıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra giyinip avluya çıktım. Kimsecikler yoktu. Mutfaktan elinde tepsiyle çıkan Şilan vardı sadece.
Dudağı ve kaşı düzelmiş gibiydi. Sadece küçük tahrişler vardı hala cildinde. Henüz kimse uyanmadığı için başbaşaydık. Gitmem gerekiyordu daha fazla kalamazdım. Sessizce kapıyı açıp çıkarken yumuşak bir sesle durdum.
"Kahvaltıya kalmayacakmısın?"
Şilan'ın sesiydi bu.
"Anlamadım?"
Dedim tuhaf bir yüz ifadesiyle.
"Kahvaltı yap diyorum. Zıkkımlan bir şeyler."
"Zehirlersin sen beni"Dedim gözlerimi devirerek.
"Seni öldürecek olsaydım dün gece odana gelip yüzüne yastık basar boğardım."
Bu kızın ne biçim fantezileri var böyle korkmaya başladım cidden.
"Neden yapmadın?"
"Bilmem.. öyle kolay ölmeni istemedim. Ciddi anlamda acı çekerek ölsen daha çok hoşuma gider."
"Anladım. Kahvaltıya kalsam beni öldürmezsin değil mi?"
"Yok canım.. o kadar da değil"
Arkasını dönüp giderken bende yavaşça tekrar içeriye girdim. Sandalyenin birini çekip oturdum. Yavaş yavaş ev halkı da uyanıyordu. Yaklaşık yarım saat sonra sofrada ki sessizlik bozulmuş Havin ve Gülşinin kahkahaları avluyu inletiyordu. Çok geçmeden herkes sofraya oturdu. Zeliha ana önüme börek koyarken;
"Bak oğlum bunları Şilan yaptı çok güzel yapar böreği."
Zeliha ananın önüme bıraktığı börekle bakıştıktan sonra Şilana döndüm. Gözleriyle yiyebilirsin işareti yaptıktan sonra boğazımı temizleyip Allah'a emanet bir şekilde ısırdım börekten. Fena sayılmazdı hatta çok da iyiydi.
"Düğünü ne zamana kararlaştırdınız oğlum?"Dedi Zeliha ana tekrardan.
"Henüz cenaze yeni bu durumda düğün yapmak olmaz Zeliha ana."Diyerek durumu belirttim.
"Haklısın oğlum."Dedi Zeliha ana önüme bir börek daha koyarken..
Kahvaltı bitip ben kalktıktan sonra Şilan da beni geçirmeye gelmişti.
"Bir daha gelme"Dedi kapıyı açarken.
"Her seferinde aynı şeyi söylüyorsun ama..."
"Olmuyo demi?"
"Hıhı"
"Zaten bende şans olsa dünyaya gelmezdim"
"Sus saçma salak konuşma"
Diyerek çıktım. Kapı arkadan kapanınca arabaya gönül rahatlığıyla bindim...
1 𝒉𝒂𝒇𝒕𝒂 𝒔𝒐𝒏𝒓𝒂...
Şilandan;
Hala bir ümit vardı içimde. Allah'ım bana yardım et..
"Kızıım!"
"Efendim Anne!"
"Bak bu gün kınan var o kadar yatarsan hazırlanamazsın!"
"Hazırlanmak isteyen kim!"
Yataktan çıkıp aşağıya indim. Kahvaltı çoktan yapılmıştı. Kendime bir bardak çay koyup atıştırmak için bir şeyler de aldıktan sonra köşeme çekildim. Ben yemek yerken annem yengemi arıyordu.
"Reyhanım kızım gel Şilan'a hazırlamasında yardımcı ol hala oflanıp pofluyo bu kız saat 1 olmuş"
Karşı taraftan cevabı dinlerken ben de yemeğimi yemiştim. Çok geçmeden kapıdan Reyhan yengem ve bir kaç kız daha girmişti. Ben şaşkın bir şekilde onlara bakarken kızlar ve yengem hızlıca bana yaklaşıp oturduğum yerden kaldırmışlardı. Ben pijamamı çıkarmamak için uğraşırken aldığımız kına elbisesi gelmişti bile.
"Hayır giymiycem!"
"Giy hadi yengecim"
"Hayır ya istemiyorum"
"Pijamayla mı katılıcan kınana Şilan!?"
"Ne olur pijamayla olsam?"
"Ah kızım iyice saçmaladın sen yavrum. Hastamısın bir şeyin mi var?"
Diyerek alnıma elini koydu yengem.
"Hastayım yenge ölcem"
"Sus ağzından yel alsın öyle denir mi hiç! Bak arıyorum Boran'ı uzatıcakmısın?"
"Aman ararsanız arayın banane"
Yengem ciddi ciddi Boranı aramıştı.
"Oğlum bu kız giyinmiyor"
"..."
"Tamam veriyorum şimdi"
Yengem telefonu bana uzatırken ben almamak için ellerimi cebime sokmuştum. Telefonu zorla kulağıma tutan yengem yüzünden dağ ayısının sesini dinliyordum.
"Şilan abini mi bulayım öldüreyim ne istiyorsun? Giyin üzerini çocukluk yapma. Geri dönüş yok artık biliyorsun değil mi?"
"Biliyorum... kahretsin ki biliyorum"
Geri çekilip önümde duran elbiseyi giyinmeye başladım. Yengem de telefonu kapatmış bana yardım ediyordu. Uzun uğraşlar sonucu elbisemin içine girmiştim. Kuaför olan kızlar saçlarımı yaparken bir tanesi de makyajımla uğraşıyordu..
1-2 saat sonra hazırdım. Annem iki de bir odama gelip "Maşallah benim güzel kızıma" diyip gidiyordu. Ah be annem bir bilsen şuan ne kadar çok kaçmak istiyorum buradan.
Yengem de giyindikten sonra odamda oturmaya başladık. Saat 5.56 falandı. Havin ve Gülşin neşeli neşeli kovalamaca oynuyordu.
Araba sesi duyuldu..
Gelmişlerdi. Cama bakmaya giden yengem bir yandan konuşuyordu.
"Çok kalabalık bunlar 30 araba görünüyor sadece buradan"
"Ne gerek var ki!"
Diyerek kollarımı bağlayıp geri yaslandım. Dakikalara sonra bir müzik sesi duyuldu.
Evelere şenlik kızınız var
Bizim de onda gözümüz var
Belki biraz da nazımız var
Almaya geldik vallahi...
Yengem bana dönüp suratıma bakarken bende aynı şekilde ona bakıyordum.
"Kız bu nasıl bir giriş böyle!"
"AMAN ne giriş ne giriş"
Yengem odadan çıkarken bende cama doğru yaklaşmış gelenleri izliyordum..









