İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 12 · 5 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 12

12.Bölüm

Borandan;

Devranı bulmak pek de zor olmamıştı benim için. Kolundan tutup dışarıya çıkardım onu. Bana nereye gittiğimizi soruyordu. Hiç cevap vermeden arabaya bindirdim. Aklıma gelen ilk yere götürecektim. Kerem'in daha önce Civan'ı götürdüğü yere gidiyorduk.

Devran'ı yaka paça arabadan indirince şaşkına dönmüştü. Onu çok kötü benzetecektim Şilan'a dokunmanın ve canını yakmasının bedelini ödeyecekti. Depoya Devran'ı kilitleyince sandalyeye oturdu. Boş gözlerle bir şeyler dememi bekliyordu.

''Ne işimiz var burada oğlum?''

Dedi bana bakarak. Şimdi göstericem neden burada olduğunu adi herif.

"Sen neden burada olduğumuzu iyi biliyorsun Devran ağa!"

Hala boş gözlerle bakıyordu. Görmediğimi falan mı sanıyordu? Kızın ağzı yüzü kan revan içinde kalmış.

"Sana karşı bir yanlışım mı oldu Boran ağam?"

Artık sabredemiyordum. Hışımla Devran'ın yakasına yapıştım.

"Sen Şilana nasıl el kaldırabilirsin ha?"

Korkudan ne yapacağını bilemez halde bana cevap vermek için geri çekildi.

"Ben bir şey yapmadım ağam."

"SUS BİRDE YALAN SÖYLÜYOR! GÖRDÜM. KENDİ GÖZLERİMLE GÖRDÜM ŞİLANIN YÜZÜNÜ"

"Ağam affedersiniz ama... sizden habersiz... başka erkeklerle buluşmaya gitmiş. Ben siz kızarsınız diye..."

O kadar çok sinirlenmiştim ki nevrim dönmüştü. Bu benim sorunum eğer bir ceza verilecekse bu onun yapacağı bir şey değil! Ki zaten ortada ceza verilecek bir durum yok. Ben bile sorun etmedim derdi ne bunların.

"SANA NE LAN! SANA NE BENİM NİŞANLIMDAN! SANA NE KİMLE BULUŞTUĞUNDAN! BEN ŞİLANA ZATEN GÜVENİYORUM GİTSE DAHİ ONA KIZMAK SANA DÜŞMÜYOR!"

"Ö... özür dilerim ağam affet. Ben siz sinirlenir kızarsınız, babanız Hazar ağa asla Şilanı istemez diy-...

Ne kadar saçma salak savunma varsa hepsini yapıyordu bu adam.

Telefonum sürekli çaldığı için sessize almıştım. Telefon ısınmaya başlamıştı cebimde.

"Şilanı ben istiyorum Devran ağa! Hazar ağanın ne istediği ne düşündüğü önemsiz anlıyormusun beni!?"

"A.. anladım ağam"

"Güzel... şimdi yaptığın şey için küçük bir bedel ödeyeceksin."

"Ne?!"

Cevap vermemiştim. Silahımı çıkarıp iki el ateş ettim. Bu ona yeterdi. Acıyla kıvranarak yere yığıldı. Ayak bileğinden isabet etmişti kurşun.

Yanına yaklaşıp eğildim,

"Bu sadece küçük bir dersti. Şilana verdiğin her zararın karşılığını misliyle alacaksın!"

Arkamı dönüp çıktım. Arabaya biner binmez Kerem'i arayıp Şilan'ın babasını alması için haber verdim. İlk başta "saçmalama ciddimisin?" Gibi cümleler kursa da durumun ciddiyetini anlaması pek kısa sürmedi.

Şimdi Şilan'ı aramam gerekiyordu. 130 defa aramış. Bir insan hiç üşenmez mi? Ben olsam çoktan üşenmiş telefonu kırmıştım bile.

Şilan telefonu açar açmaz hesap sormaya başlamıştı:

"Neredesin sen? Arıyorum arıyorum kaç saattir ha? Deli mi edeceksin beni ortalardan kayboluyorsun falan? Babam da yok sen götürdün demi? Lütfen bir şey yaptım deme"

"Yaptım"

Hiç tereddüt etmeden söylemiştim. Yalan söyleyecek halim yok.

"YAPTIM MI? NE DEMEK YAPTIM BORAN?"

"Şilan lütfen uzatma. Dersini aldı o bir daha da sana dokunmayacak."

"Of Boran of!"

"Oflama bana. Geliyorum ben hadi kapat."

"Gelince hesaplaşıcaz"

"Ben gelene kadar kimseyle muhatap olmamaya bak. Sana bakan ve ya bir şey isteyen olursa ismini cismini yaz bir köşeye gelince onlardı da halledeyim"

"..."

Telefon suratıma kapanırken bende arabayı çalıştırmış konağın yolunu tutmuştum. Konağa gelir gelmez beni kapının önünde bekleyen Şilanla karşılaşmam çok normaldi.Arabadan indip üzerimi düzelttim.

"Ne yaptın?"

"Ayağına sıktım"

"Manyakmısın sen?"

Diyerek bağırdı. Sesinin yükseldiğini farkedince köşeye çektim onu. Bir elimle susmasını işaret ederken diğer elimle cebimi yokluyordum.

Şilan ise gözlerini kapatmıştı. Cebimde ki merhemi çıkarıp elime bir parça sürdükten sonra Şilan'ın dudağına ve kaşına sürmeye başladım.

"Acıyor mu?"

"Hayır"Gözleri şaşkınlık içinde beni izliyordu.

"Ne o?"Dedim elimle merhemin kapağını kapatırken.

"Beni de vuracaksın sandım. Öyle elin cebine gidince..."

"Saçmalama kızım ya!"

"Ne saçmalamsı be! Manyaksın sen. Yaparsın da"

"İçeri girelim hadi."

Konağın kapısı açılırken dışarıya çıkan çocuklarla karşılaşmıştık. Çocuk dediğime bakmayın hepsi gayet aklı başında kaba saba adamlardı.Şilanı süzdükten sonra bana baktılar.

"Abi kardeşin vardı da niye söylemiyorsun."

Neyi kastettiği bariz belliydi ama anlamamış gibi yapmaya çalıştım.

"Kardeşim yok"

"Bu güzellik kim?"

Ben cevap verecektim ki Şilan araya girdi.

"Karısıyım"

Ne? Ciddi mi?

"Kusura bakma abi"

Diyerek hızlıca uzaklaşan tipi tiplerin arkasından bakarken Şilan kulağıma eğilerek;

"Boşuna hayal kurma. Olay çıkarma diye müdehala ettim."

Söyledikleri gayet normal şeylerdi ama ağırıma gitmişti. Kolumdan çekiştire çekiştire içeriye soktuktan sonra herkese veda edip tekrar dışarıya çıktık.

Şilan ve ailesini eve bırakacatım. Arabaya biner binmez Kerem aradı.

"Efendim Kerem"

"Abi adam hastanede durumu gayet iyi. Uzun bir süre sol ayağının üzerine basamayacak"

"İyi güzel... demek ki derin hasar verdik. Akıllanır umarım"Derken Şilan da beni dinliyordu.

Çok geçmeden Zeliha ana yaygarayı kopardı.

"Devran!"

Şilan hiç bir şey bilmiyormuş gibi annesine döndü baktı.

"Ne olmuş Anne babama?"

"Kızım babanı vurmuşlar"

Zeliha ana sızlanırken bende arabayı onların evin önünde çekmiştim. Kerem ve Devran da arakdan gelmişti ki arabadan inerken karşılaştık.

Ayağı alçıda olan Devran ağa bana bakamıyordu bile. Önümüzden sessizce geçip içeriye girdi.

Gerisi kendi bileceği iş. Ne anlatır ne der kendisi bilir. Keremle beraber peş peşe konağın önünden ayrılırken aklım Şilandaydı. Ya bana babasının onu dövdüğünü söylediği için de onu döverse...

Yok yok bu böyle olmayacak. Arabayı yoldan çevirdim. Geri dönecektim. En azından bu gün o konakta olmam gerekiyor.

Konağın kapısını açan Şilan öküz görmüş gibi bana bakıyordu.

"Ne işin var burada?"Derken açık olan kapıdan Gülşini görmüştüm.

"Bu gün burada kalma kararı aldım."

"Allah Allah bu kararı almak için bu kadar rahat olmanı anlayamadım Boran bey!"

Hemen de laf yetiştiriyor, hemen de cevap veriyor. Ben bu kızla ne yapacaktım?

Şilan'ı hiç görmemiş gibi yaparak içeriye girdim. Gülşini kucağıma alarak avluya geçtim. Gülşini de heyacanla bana sorular soruyordu.

"Borancıımm bu gün buarada kalacaksın demeek!"

"Evet Gülşin burada kalacağım. Yer yoksa gidebilirim ama"

Gülşinin konuşmasına izin veremeyen Şilan lafa dalmıştı yine.

"Malesef ki yerimiz yok!"

"Var ya ablacım. Misafir odasında uyusun Borancım"

Şilan sinirle yanımızdan geçip giderken Gülşinle gülüşüyorduk.

"Merak etme Borancım eğer yatacak yerin yoksa benimle uyuyabilirsin."

"Ama o zaman Havin nerde uyuyacak ki?"

Dedim. Bunun imkansız olduğunu belirtmek için. Kalbini de kırmak istemiyordum çünkü.

"Evet haklısın Borancım. O zaman sen ablamla uyu. Onun odası hem kocaman hem de bir sürü kitabı var eğer istersen sana okuyabilir."

"Yok oda olmaz. Ben en iyisi misafir odasında kalayım."

"Tamam Borancım"

Gülşini yere indirirken. Çoktan avluya gelmiştik. Baş köşede oturan Devran ağa geleceğimi hiç tahmin etmemiş olacak ki bana tuhaf tuhaf baktı.Şilan da çok geçmeden yanımıza gelmişti. Ben Şilana Şilan bana Devran ikimize de kötü kötü bakıyordu.

Kısa bir süre sonra Devran bana dönerek;

-Bak hele...Dedi. Cümlesinin devamını getirmesini bekliyordum...

Bölüm sonu

19 yorum