Arabada çıt çıkmıyordu. Ben camdan dışarı izliyordum. Lelya ise sürekli dönüp bana bakıyordu. Nasıl önceden fark edememiştim ki. Dört yıllık ilişkimin sonu ihanet ile bitmişti. Canım yanıyordu. Karşıma geçip ayrılmak istese bu kadar kalbim kırılmazdı. İhanet etmesi özellikle de neredeyse her gün gördüğüm arkadaşımla ihanet etmesi daha çok canımı yakmıştı. Bağıra bağıra ağlamak istiyordum ama Lelya'nın yanında ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Çünkü o da beni öyle görünce üzülecekti. Arabadaki sessizlik Lelya'nın konuşması ile sona erdi.
" Birce'mm iyi misin? Neden ağlamıyorsun?" dedi tatlı sesiyle.
" Hiçbir şey yapmak istemiyorum Lelya. Beni eve bıraksan olur mu?"
" Tabi ki sorduğun soru mu seninde. Bu akşam yanında kalayım mı güzelim?"
" Yok yalnız kalmak istiyorum. Düşünmem lazım."
" Neyi düşünüceksin ?"
" Bundan sonra ne yapmam gerektiğini düşünmem lazım. Kendimi toparlamam lazım. Onları tamamen hayatımdan çıkarmam lazım." dedim titreyen sesimle.
" En doğrusu yaparsın bebeğim . Ben her zaman yanındayım. "
" Teşekkür ederim."
" Kardeşler arasında teşekkür falan olmaz sinir etme beni ."
Yüzümde ki buruk gülümseme ile ona baktım. O yanımda olmasaydı eminim ben şuan bir sokağın ortasında ağlama krizleri geçiriyor olabilirdim. Ama o benim yanımdaydı ve beni bu durumda bile beni gülümsetebiliyordu.
" Ben birkaç gün üniversiteye gitmeyeceğim. Onların yüzünü göremem. Evde kafamı toplarım sende işin bitince bana gelirsin olur mu? Ama bu akşam biraz yalnız kalmak bana iyi gelecek."
" Sen nasıl istiyorsan öyle yap güzelim ben her zaman yanında biticeğim. Ama devamsızlık sıkıntı çıkarmasın?"
" Daha önce devamsızlık hakkımı kullanmadım o yüzden sıkıntı olmaz." diyip kafamı cama çevirdim.
Lelya konuşmak istemediğimi anlamış o yüzden bir daha konuşmamıştı. Biz susmuştuk ama telefonum çalmaya başlamıştı. Kimin aradığı belliydi bu yüzden telefonu duymazdan gelmiştim. Birkaç dakikanın sonunda telefonum hala çalmaya devam ediyordu.
" Birce al şu telefonu engelle şunları ya sinirim bozuldu."
Dediğini yapıp çantadaki telefonu aldım ve önce aramayı reddettim . Hem Alaz hem Berna beni aramıştı . Rehbere girip ikisinin de numarasını engelledim. Sonra sosyal medya uygulamalarına girip ikisi bana mesaj atamasın diye oradan da engelledim. Onlarla uğraşamazdım. En son telefonu kapatıp çantama koydum. Başımı cama dayayıp gözlerimi kapadım. Başım çok ağrıyordu.
.
.
.
" Birce bebişim uyan hadi geldik."
Biri bana sesleniyor ve kolumu dürtüyordu. Baş ağrısı yüzünden gözlerimi zar zor açıp nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Başımı sesin sahibine çevirdim.
" Geldik mi?"
" Geldik kuzum hadi kalk eve geç boynun tutulacak yoksa."
" Tamam ,tamam gidiyorum."
" Bak dikkat et kendine . Çok fazla ağlama. Eğer kapına falan dayanırsa ara beni gelirim hemen."
" Gelse de açmam o yüzden dert etme." diyip çantamı alıp arabadan indim. Lelya'ya el sallayıp arkamı dönüp oturduğum apartmana doğru yürümeye başladım. İçeriye girdiğimde dışarıdan arabanın gittiğine dair sesleri duyuyordum. Asansörü beklerken vücudumu duvara dayadım. Başım çatlıyordu. Asansörden insanların inmesiyle beraber vücudumu duvardan ayırıp boş asansöre binip üç numaralı tuşa bastım. Gözlerim dolmaya başlamıştı. Kalbim çok acıyordu. Paramparça olmuştum. Bin parçaya bölünmüştüm sanki. Bunu bana nasıl yapardı. Daha birkaç ay önce benimle evlenme hayali kuran adam şimdi başka kadınlarla beni aldatıyordu. Önceden babamı dinleseydim şimdi bu durumda olmazdım. Babam zamanında babası neyse oğluda öyle olur demişti ama ben inanmamıştım. Tabi o zamanlar babam sırf Alaz'ın babasını sevmediği için bana öyle demişti ama yanılmamıştı işte. Asansörün kapılarının açılması ile hızlı adımlarla asansörden çıkıp dairemin önüne gidip çantamdan anahtarlığı çıkardım. Anahtarlıkta onun evinin anahtarı vardı. Bunu görünce ister istemez boğazım düğümlendi. Gerçi eski anahtarıydı. Ben onu yakalayamayayım diye değiştirdiği anahtardı bu. Yüzümde acının tatlı tebessümü peydah oldu. Gözlerimdeki yaşlarla beraber zar zor kapıyı açıp kendimi içeri attım. Kapıyı sertçe kapatıp çantamı yere fırlattım. Öfkeliydim hemde çok ama sadece ona değil kendimede. Ben nasıl fark etmezdim. O beni nasıl kandırırdı?
Gözlerimi eve çevirdim. Anılarımız aklıma geliyordu. Bana verdiği sözler, aldığı hediyeler, kurduğumuz hayallerin hepsi tek tek gözümün önünden geçiyordu. En basit soru geçiyordu aklımdan. Neden bunu bana yaptı? Gözyaşlarım yüzünden bulanık olan görüşümle salona yürüdüm. Gözlerimi salondaki fotoğraflarda dolaştırdım. Sadece tek fotoğrafa gözüm takıldı. Boğazımdan alaycı bir gülüş kaçırdım. Rafta duran fotoğrafı elime alıp dikkatlice baktım. Fotoğrafta Berna kameraya bakıp gülüyordu Alaz ise onun gülüşüne bakıp ona gülümsüyordu. Üç ay önce çekilmiştik bu fotoğrafı.
Aslında her şey açıkmış. Gözümün önünde duruyormuş ama güven tamken aramızda hiç şüphe yokken bu fotoğraf hiç gözüme takılmamıştı. Hani derler ya en küçük bir şüphe de bütün hatalar insana gözükür diye aynen öyleydi. Ama ben biraz geç görmüştüm.
Ağlamamak için dudaklarımı kanartırcasına ısırdım ama yine de gözümden yaşlar akmaya başlamıştı. Elimdeki çerçeveyi tüm gücümle karşı duvara fırlattım. Sanki onlara bir zarar verebilecekmişim gibi. Sinirime engel olamayıp raftaki tüm fotoğrafları yere attım.
Bana üç aydır bir bok gibi davranıyordu ama Berna'ya gülümsüyordu. Neden ona gitmişti ki. Berna benden daha mı güzeldi yoksa? Benim ne eksiğim vardı ki beni bırakıp ona gitmişti.
Gözyaşlarım benden istemsizce akıyordu ve hıçkırıklarım tüm odayı dolduruyordu. Bacaklarım daha fazla beni taşımadığı için yere yığıldım. Ayakta durmayı bile beceremiyordum. Sinirimi yerden çıkarmak istercesine yere birçok kere vurdum. Nefes alamıyordum. Göğsüm daralıyordu. Yere sırtüstü uzandım. Ağlamam ile daha fazla artan başımın ağrısı ile gözlerimi kapadım.
.
.
.
Kapının alacaklı gibi çalınması yüzünden zar zor gözlerimi açıp yattığım yerde doğruldum. Yerde yattığım içim sırtım ağrıyordu. Kaç saat uyumuştum ben? Kapının tekrar çalınması yüzünden yerden kalkıp kapıya yürüdüm.
Kapı deliğinden bakınca Lelya'yı görmüştüm. Kapıyı açıp ona baktım.
" Kızım o telefon niye kapalı? Açarsın diye bekledim ama nerdeee. beş saat geçti haber alamadım merakımdan kudurdum evde. En son dayanamayıp geldim." dedi telaşlı sesiyle.
" Anladım." dedim ağlamaktan ve uyumaktan pürüzlü çıkan sesimle.
" Neredeydin?" diyip evin içine adımladı.
" Uyumuşum, başım ağrıyordu."
Salona girer girmez ağzından bir şaşkınlık nidası kaçırmıştı.
" Kızım ne oldu burada?"
" Sinirlerimi yatıştırdım." dedim duygusuz çıkan sesimle.
Bana korkak gözlerle baktı ve tekrar konuşmaya başladı.
" İyi misin?"
" Berna benden daha mı güzel?"
" NEE! Bu ne biçim soru kızım tabi ki hayır. "dedi bana kızan sesiyle. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
" O zaman neden onunla beni aldattı?" diyiverdim ağlamaklı sesimle.
" Bunu o piç dışında kimse bilemez ama emin ol her şey dış güzellik olsaydı modeller de aldatılmazdı."
" Sanırım üç aydan beri birlikteler ya da daha fazla süredir."
" Nerden anladın?"
" Şüpheler araya girince insanın gözüne bir şeyler takılıyor işte."
" Daha fazla bunu düşünme kızım. Uykunu böldüm. Uykun var mı?" diye konuştu konuyu dağıtmak istercesine.
" Var. Saçlarımla oynasana uykum öyle daha kolay geliyor."
" Sen iste yeter bacım hemen."
Beraber yatak odasına geçip ben yatağa uzandım o da yanıma uzanıp saçlarımla oynamaya başladı. Kısa sürede gözlerimi uykuya kapamıştım.
__________________________________________________
İyi okumalar.
💕💗✨
