İçeriğe geç

AŞİYAN

Bölüm 6 · 7 dk okuma

AŞİYAN

Bölüm 6

5.BÖLÜM

5.B Ö L Ü M

"İsteme günü"

Hayat başı belli,sonu gizemli olan bir yola benzer,ne durabilirsin

Ne geriye dönebilirsin..

Elinden birşey gelmeyince uzun uzun susamış insan.Bende susuyorum.

Ne kadar dayanır yüreğim bilmem ama içimde birşeyler ölüyor, hissediyorum.

♠️

Annemin seslenmesiyle birbirimizden ayrılmıştık.

-"Esila kızım çabuk avluya in,aram ağa sana özel birşeyler yollamış."deyince gözyaşlarımı silip avluya indim.Annemin yanına ilerlediğim elinde kırmızı kurdeleli,siyah bir kutu olduğunu

gördüm.

-"bu ne anne"

-"Bilmem ki kızım bi bak aram ağa göndermiş."

Onun adını duyduğumda,nedense içim bir garip olmuştu Annemin elinden kutuyu alıp açtım bir elbise ve not vardı elbiseyi umursamadan notu alıp kutuyu bir kenara bıraktım.

"Akşam bu elbiseyi giy mutlaka küçüğüm"yazıyordu.

Ne saçmalıyordu bu adam bide küçüğüm yazmış,Rabbimden sabır diledim.

O sırada annem elbiseyi kutudan çıkarıp,üstüme tutuyordu.

-"aram ağa zevkli biriymiş kızım baksana elbisenin güzelliğine"dedi.

Bende oflayarak elindeki elbiseyi aldım ve tekrar kutuya bıraktım.

Kutuyuda yanıma alarak odama çıkmak için merdivenlere yöneldim.Odama girdiğimde elimdeki kutuyu yatağa fırlatıp elimi saçlarımın arasından geçirdim.

Bide elbise göndermiş ya, kutuya

bakarak "ruh hastası"dedim ve yatağın ucuna oturdum.hem o benim bedenimi nereden biliyorduki?daha fazla onu düşünmek istemediğim için yatağa

uzanarak gözlerimi dinlendirdim.

Uzun bir süre gözlerim kapalı bekledikten sonra gözlerimi araladım ve saate baktım.saat

18.00'di.Gelmelerine iki saat falan vardı.Yataktan kalktığımda gözüme çarpan şey,dolabımda asılı olan elbiseydi.Belli ki annem elbiseyi dolabıma aşmıştı.

Elime alıp incelemeye başlamıştım. yarısı siyah, diğer yarısı da yeşilden oluşan bir elbiseydi ve uzun kolluydu daha fazla bakmak istemediğim için bir kenara fırlattım.Banyoya girecekken telefonuma gelen bildirimle adımlarımı durdurup, telefonumu elime aldım.Kırılan telefonumu çalışanlarımızdan birine verip

tamirciye götürmesini söylemiştim ve bu sabah elime ulaşmıştı.

Mesaja baktığımda bilinmeyen bir numaradan gelmişti,kimdi ki bu? bildirime tıkladığımda mesajı okumuştum.

"Umarım gönderdiğim elbiseyi giymişsindir küçüğüm"

Numaramı nereden bulmuştu bu adam,diye düşünürken bir mesaj daha gelmişti.

"Bu arada bu benim numaram ismimi nasıl kaydetmen sana kalmış"

Daha fazla saçmalıklarını okumamak için mesajlarına cevap vermeye karar verdim.

"Merak etme seni kaydetmeme gerek kalmayacak çünkü seni şuan engelliyorum ha bu arada çok zevksizsin,felaket bir elbise göndermişsin."

Mesajı yolladıktan sonra hemen görmüştü, bende zaman kaybetmeden bir an önce numara-

sını engellemiştim.Sanki birazdan beni istemeye o gelmeyecekmiş gibi saçma hareketler yapıyordum.

Telefonumu yatağa fırlatıp, elimi yüzümü yıkadım.Ardından aynanın karşısına geçip, makyaj yapmaya başladım.Ne olursa olsun bakımlı olmalıydım, makyaj yapmayı da çok seviyordum ama soft makyaj yapmayı severdim.

Makyajımı yaptıktan sonra elbiseyi fırlattığım yere gittim. mecbur giymek zorundaydım, çünkü dolabımda şorttan ve pantolondan başka birşey yoktu ve tabi croplarım ve daha nicesi ama elbisem yoktu.Çünkü hepsini İstanbul'da bırakmıştım.

Daha fazla oyalanmadan elbiseyi üzerime geçirdikten sonra ablamı çağırmıştım, saçımı yapması için geldiğinde bana bakıp "çok güzel olmuşsun"dedi.Bende ona gülümseyerek "ee kimin kardeşiyim."dedim ve istediğim modeli ona söyledikten sonra ablam saçımı yapmaya başlamıştı.

kabul etmiştim galiba,galiba değil kabullenmiştim artık. evleniyordum kaçışım yoktu, kaçsam nereye gidecektim ki? İstanbul'a gitsem hemen bulurlardı hocalarımın yanına gidip onlarında başını belaya sokmak istemiyordum,nazlının başına gelenlerden sonra hiç bir yol yoktu. ya evlenecektim ya evlenecektim.

Kafamdaki düşünceleri dağıtan ablamın saçımın bittiğini söylemesiydi.

Aynada saçıma bakarken"abla efsane olmuş çok sağol"dedim.



Esilanın saçı



(Aram'ın gönderdiği elbise)

-"ne demek birtanem,kardeşimin saçını yapmayacağımda kiminkini yapacağım?"dediğinde ona sarılarak yanağından öpmüştüm.

Daha sonra ise aklıma gelen şeyle güler yüzüm solmuştu.

-"geldiler mi acaba?"

Ablam"birazdan burada olurlar,Esila" dedi ve beni kolları arasına aldı.

-"keşke... keşke seni buradan götürebilme gibi bir şansım olsaydı esila."

-"keşke abla ama biliyor musun artık kabullendim, zaten başka şansım yok ki kabullenmek zorundaydım.Sen benim için üzülme artık."dedim ve ablama daha da sokuldum.

Birbirimize daha sıkı sarılıyorduk bende çok isterdim,buradan gidebilmeyi ama gidemiyordum. nasıl gidecektim ki?

Makyajımın bozulmaması için ablamın kollarının arasından çıktım,çünkü biraz daha orada kalsaydım,ağlamaya başlayacaktım.Ve kimse ağlamamı durduramayacaktı.

-"hadi aşağı inelim artık gelirler birazdan"

-"inelim"

Aşağı indiğimizde annem kapının yanında duruyordu.

-"anne neden ayakta bekliyorsun otursana,geldiklerinde ayağa kalkarsın"

-"olur mu öyle kızım geldiklerinde ayakta olmam,lazım.Zaten şimdi gelirler."

-"nasıl istiyorsan öyle yap, anne"

Dedim ve berjere doğru yürüdüm o sırada annem tekrar konuştu.

-"elbise de çok yakışmış esilama"

Abilerimde inmeye başlamıştı. abiymiş, abilikleri batsın birde hala abi diyorum,onlara ağız alışkanlığı işte..

Onlara bakmıyordum ama onların bakışları üzerimdeydi.Bunu hissedebiliyordum,eskiden olsa şuan onların boynuna atlamış, olurdum ama artık benim için bir yabancıdan farkları yoktu.

Annemin seslenmesiyle ona döndüm.

-"Esila hemen yanıma gel kızım geldiler."

Bir an heyecanlanmıştım,onu görecektim neden böyle olmuştu ki şimdi hızlıca annemin yanına gittim .

Önce Yaşlı bir adam girdi ve sonra da düğün alışverişine beraber gittiğimiz kadın girdi.Annem gülümsememi söylemişti ama kimse için yalandan gülümseyemezdim.Somurtkan bir suratla gelenleri karşılıyordum.

-"hoşgeldiniz"

-"hoşbulduk kızım maşaallah pek bir güzel olmuşsun."

Ardından 3 genç kız girmişti.Galiba kızlarıydı.Hemen bana sarılmışlardı,ne bu samimiyet demiştim, içimden sonuçta daha birbirimizi tanımıyorduk.onlara da 'hoşgeldiniz' dedikten sonra 2 genç adam girmişti.Annem,onların aram ağa'nın erkek kardeşleri olduğunu söylemişti.Onlara da 'hoşgeldiniz'demiştim.

sonrasında bakışlarımı tekrar kapıya döndürdüğümde onu görmüştüm.Elinde çiçek ve çikolata vardı.Bu zamana kadar elinde silah tutan adam ilk kez, çikolata ve çiçek tutuyordu.

Annem ve babamın elini öptükten sonra abilerimle tokalaşmıştı.En sonunda önümde durmuştu, bakışlarımı ondan kaçırmaya çalışsamda başaramıyordum.

Çiçeği bana uzattıktan sonra kulağıma eğilip birşeyler fısıldadı.

-"çok güzelsin Esila"

Sonra geri çekilip gitti,bana "çok güzelsin"dediğinde gözlerim şaşkınlıkla büyüdü.O gittiğinde bile şaşkınlığım geçmemişti. herkesin içinde nasıl bana bu kadar yaklaşabilmişti,benden uzaklaşmasıyla gözlerimi ona çevirdim.

Ona baktığımı anlamış olacaktı ki arkasını dönüp bana çapkın bir gülüş atmıştı,bense hemen gözlerimi kaçırmıştım,ondan neydi içimde oluşan bu his..

Gelen misafirleri de karşıladıktan sonra mutfağa gitmiştim,Geleneğe göre kahve yapacaktım.İçimden zıkkım içsinler, demiştim.Ablamda hemen arkamdan gelmişti.

-"esila aram haznedar,sana eğilip ne dedi?"

-"birşey demedi abla?"dedim ve hızlıca kahveyi yapmaya başladım.

"Hadi ordan yanakların kızarmış, hem bakışlarında bir farklıydı. benden kaçar mı sandın?"

-"hemende anla abla, of tamam söylüyorum."

-"ne sandın kızım, benden kaçar mı ee söyle bakalım ne dedi?"

Mutfaktaki çalışanların duymaması için fısıltılı bir sesle söylemiştim.

-"çok güzelsin dedi bana"

Yanaklarım tekrardan kızarmıştı. bu iltifatı nasıl olurda hem hoşuma gidip,hemde gitmemişti.

-"NEEE"

Ablamın bağırışını durdurmak için elimle ağzını kapattım.

-"abla ya ne bağırıyorsun bi duyan olacak."

-"adamdaki cesarete hayran kaldım, valla abimlerin yanında nasıl böyle şeyler diyebilmiş sana"

-"abla ya öyle deme zaten çok utanıyorum hem kimse duymamıştır ki,sessizce söyledi"

-"orası öyle ama sana yaklaştığını herkes gördü.Berzan'ın suratını görseydin kriz geçirirdin, o derece ben bile zor tuttum kendimi."dedi.

Ablam gülmeye başlamıştı, onun gülmesiyle bende kendimi tutamayıp gülmeye başlamıştım.

Uzun zamandır gülmediğimi fark etmiştim, gülmek en çok bizim hakkımızdı.bu hayatta ne olursa olsun gülümsemeyi unutmamalıydık.

"Bir kadın ağlamayı değil,her zaman gülmeyi hakeder!"

-"abla tamam yeter kahveleri hazırlamam gerek oyalama beni"

-"dur bende yardım edim o kadar kişiye tek başına hazırlayamazsın tüm aşireti toplamışlar mübarek"

-"herhalde abla sende yardım edeceksin,Koca aşirete kendim nasıl hazırlayayım, Allah'tan sadece aile yakınları gelmiş."

-"hadi yeter konuştuk, annem şimdi azarlamaya gelir kahveler nerede kaldı diye"

Kahveleri hazırlamaya başlamıştık, çalışanlarda misafirlere ikram götürüyordu. herkesin fincanını doldurduktan sonra sıra Aramınkine gelmişti .

Aklımda sinsi planlar vardı, kahveye tuz atılırdı, genelde ama ben damadımıza özel bir karışım yapmaya karar verdim.

Önce bolca tuz kattım ardından karabiber,kekik, kimyon,ve daha nice baharatı kahvenin içine karıştırmıştım.

-"kızım adam zehirlenmesin sonra"

-"ne güzel evlenmekten kurtulurdum ,abla ama nerdee hiçbir şey olmaz ona."Dedim ve kahveyi tepsiye katıp yukarı çıkmaya başladım,diğer kahveleri de çalışanlar getiriyordu ,ben sadece Aram ağamızınkini götürmekle görevliydim.

Keyifli bir şekilde girdim, odaya onunla göz göze geldikten sonra tüm keyfim kaçmıştı, içimde garip şeyler oluyordu,ama ne olduğunu anlayamıyordum, sanki uzun zamandır, beni bekliyormuş gibi bakıyordu,ona doğru yürürken kahveyi dökmemek için dua ediyordum.

Sonunda kahveyi sorunsuz bir şekilde ona vermiştim.Yanında benim için ayrılan koltuğa oturmuştum,aram kahveyi içerken kendimimi gülmemek için zor tutuyordum.Bir yudum almasıyla kaşları çatılmıştı ve yüzü ekşimişti, içimden 'oh olsun' sana diyordum.

Bir yudum aldıktan sonra bakışları bana dönmüştü, bende ona gülümseyen bir yüzle bakıyordum.Ardından bakışlarını benden çekip, tüm kahveyi bir yudumda bitirmişti.

Gözlerim tabiri caizse fal taşı gibi açılmıştı,hepsini bir yudumda nasıl içebilmişti,içimde kusma isteği oluşmuştu.

Ona bakarken aniden bakışlarını bana döndürdü.

-"ellerine sağlık küçüğüm"

Sesinin tonu manalıydı bunu anlamıştım.

Daha fazla ona bakmak istemediğim için önüme döndüm,o sırada yanımda duran ablamın kıkırdamalarını duyabiliyordum.

-"abla sussana rezil olacağız."

-"helal olsun valla bir yudumda içti kahveyi. "

-"ablaa"

Diyip susmasını işaret ettim. Ablamda dediğimi anlamış olacak ki hemen gülmesini kesmişti.

Ve işte o büyük an, isteme gerçekleşiyordu.

Sıra yüzük takılmaya gelmişti. ikimizde ayağa kalkmıştık, yüzükleri de taktıktan sonra kurdele kesilirken aram'a bakıyordum, oda ona baktığımı anlayınca bakışlarını bana döndürmüştü.

Uzun bir süre birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk...

Eveet arkadaşlar hepinize merhaba nasılsınız bakalım 😘

Umarım iyisinizdir 🌹

Yeni bölüm nasıldı?💗

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.