İçeriğe geç

AŞİYAN

Bölüm 37 · 12 dk okuma

AŞİYAN

Bölüm 37

25.BÖLÜM

26.B Ö L Ü M

"nefes"

Okumadan önce sol alttaki yıldızı parlatırsanız sevinirim ve de bolca yorum yapmayı unutmayın lütfen 🤍🌹

Not:2.gün-5.gün vs. Diye belirttiğim yerler Esila yoğun bakımda bilinci kapalıyken gördüğü hayaller ve kabuslardır.

Sınır:600 Yorum



ƥ

2.Gün

Tuhaf bir yerdeydim.

Etrafım yeşilliklerle doluydu ve cıvıl cıvıl kuş sesleriyle adeta huzurun ta kendisiyim diye bas bas bağırıyordu.

Bense sadece etrafa boş boş bakıyordum.Neden buradaydım?Öldüm de cennete mi düşmüştüm?

Çünkü içinde bulunduğum bu güzelliğin başka bir açıklaması olamazdı.Etrafı incelemeyi bırakıp üzerimdeki elbiseyi incelemeye başladım.

Beyaz renkte ve kolları askılı olan uçuş uçuş bir elbiseydi.Kendimi bu elbisenin içinde çok rahat hissediyordum.

Bakışlarımı tekrar etrafıma yönelttim.

Burada kimse yoktu.Benden başka kimse yoktu.

Sonra bir ses duydum ve o sesi duymamla arkama bakındım.Doğru tahmin etmiştim.Bu ses çocukluğuma aitti.Küçük esilaya...

Bu sefer yüzünde yara veya morluk izleri yoktu.Temizdi,masumdu.Ve şu an bana bakarak resmen otuz iki diş gülümsüyordu.Şaşkındım,hem de çok şaşkındım.Fakat şu an her ne yaşıyorsam hiç bitmesin istiyordum.

Çünkü gerçek dünya kötüydü.Pisti.

Karanlıktı.İğrenç insanlarla doluydu.

Ve ben o dünya da çok zarar görmüştüm.Hep kırılmıştım,üzülmüş ve acı çekmiştim.

Ama yine de tüm bu yaşadıklarıma rağmen hayatımda iyi giden şeylerde vardı.O da aram'dı.

Esila'nın Aram'ıydı.

Beni bebeği gibi seven,koruyandı.Ben hiçbir zaman sevilmeyeceğimi sanardım.Ya da biri bana beni sevdiğini söylese bile inanmazdım ama aram farklıydı.Hem de çok farklıydı.

Onunlayken kalp atışlarımın bir anda hızlanması ve içimin içime sığamaması bambaşka bir duyguydu.

Başlarda her ne kadar inkar etmiş olsam da,ben ondan gerçekten kaçamamıştım.Aşktan kaçamamıştım.

Kendimi ona teslim etmiştim,kalbimi ilk kez ona açmıştım.Her manada ilklerimi onda yaşamıştım.O farklıydı hem de çok farklıydı.Beni ona,onu bana çeken karşı konulamaz bir çekim vardı,aramızda.

Ve bende bu gerçekten daha fazla kaçamamış ona sığınmıştım.Onun şefkatli kollarına sığınmıştım.Şimdi ise

içinde bulunduğumuz durum çok farklıydı.Böyle olmamalıydı.Aram'a onu sevdiğimi söyleyemeden ölmemeliydim.Ve şu an neden böyle bir yerde olduğumu daha iyi idrak ediyordum.

Ben ölüyordum.

-"hadi gel."dedi,küçüklüğüm.

Onun sesiyle irkilerek kendime gelmiştim.Ona bakarken boş boş gözlerimi kırptım.Tekrardan,"gel."dedi ve eliyle gelmemi işaret etti.

Bu sefer tereddüt etmedim,öyle mal mal da bakmadım.Sözlerine uyarak peşinden gittim.O önden yürürken ben arkasından onu takip ediyordum.

Durdu,durdum.Tekrardan arkasına döndü,yani bana.

Konuşacağını fark ettiğim için önce davranarak konuştum.Çünkü eğer şu an bu soruyu sormazsam ve soracağım bu sorunun cevabını şu an burada öğrenemezsem bir daha asla öğrenemeyecektim.Bu benim son şansımdı ve bu fırsatı tepemezdim.

Çünkü biliyordum.Bir rüyadaydım ya da hayal görüyordum ve birazdan bu gördüklerim yok olacaktı.Sonrası ise benim bile bilmediğim bir soru işaretiydi.

-"neden bana 'geçmişine ihanet etme'

dedin?"dedim,meraklı bir ifadeyle.

Sustu.Konuşmadı.Öylece baktı.

Baktı.Baktım.Bir süre bu şekilde geçti.

Sonrasında eliyle bir yeri gösterdi ve bende elinin gittiği yönü takip ettim.

İzledim,izledim ve eli durduğunda gösterdiği yere baktım.

Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü.Orası çocukken hep gittiğim göl kenarıydı.

Daha da şaşırtıcı olan ise geçmişte yaşadığım anın bire bir aynısını şu an uzaktan izliyordum.Her şey gözümün önünde canlanıyordu.

Ağaca yaslanmış,elimdeki deftere minicik ellerimle bir şeyler yazıyordum veya çiziyordum.Bunu uzaktan pek anlayamıyordum.Ve de bir şeyler mırıldanıyordum.Baya bir neşeli görünüyordum.

-"sorunun cevabı işte burada."dedi, minnoş sesiyle.

Bakışlarımı baktığım yerden çekmeden konuştum."nasıl yani?"dedim.O sırada ağaca yaslanmaktan bıkmış olmalıyım ki defteri bir kenara bırakıp ayağa kalkmıştım.Yani küçük Esila ayağa kalkmıştı.

Ardından yere bıraktığım defteri aldıktan sonra seke seke ve uzun sarı saçlarımı savurarak,şarkı söyler gibi

"Ben avukat olucam, büyüyünce kızları koruycam,ben avukat olucam,bu şehirde ki tüm küçük kızları koruycam

Ben avukat olucam..."diye seke seke ilerlemeye devam etti ve görüş alanımdan çıktıktan sonra artık her şeyi daha iyi idrak edebiliyordum.

Benim geçmişim buydu.Avukat olmak isteyen esilaydım,ben.Sırf bu yüzden çocukluğum "avukat olacağım."diye sayıklamakla geçmişti.Gece uyuyordum,sabahına avukatlık hayaliyle uyanıyordum.Okula giderken her saniye avukat olduğumu hayal etmekle geçiyordu.Her anımda tek bir hayalim, isteğim,düşüncem vardı.

O da Avukat olmaktı.

Ben geçmişime sahip çıkamamış mıydım, gerçekten?Belki evet,belki hayır.Mardine geldiğimden beri her şey o kadar üst üste gelmişti ki,anca bu kadar olabilirdi,yani.Okulumu düşünecek fırsatım bile olmamıştı.

Olamamıştı.

Bakışlarımı yan tarafımda duran küçüklüğüme çevirdim.

-"sence ben geçmişime sahip çıkamadım mı?"dedim,boş bir ifadeyle ona bakarken.

-"çıkacaksın.Şimdi geri dönme vaktin geldi ve sen hem geçmişine sahip çıkacaksın,hem de geleceğine yön vereceksin."dedi,ciddi bir ses tonuyla.

Ufak bir tebessüm ettim.Ardından tekrar somurttum.Ben nasıl geri dönecektim ki?Benim için artık bir geri dönüş yoktu,son noktadaydım.

-"ama yapamam.Gidemem,

gidemiyorum."dedim,çaresizce.

-"Gideceksin,gitmelisin,gitmek zorundasın,Esila."dedi ve arkasını dönüp yürümeye başladı.Onu durdurmak için adım atmaya çalıştım ama olduğum yerden bir milim bile ileri gidemedim.

-"Dur."dedim,bağırarak.Fakat ne durdu,ne de arkasına dönüp bana baktı.Yürüdü...yürüdü ve en sonunda da gözden kayboldu.Buharlaşıp gitmişti sanki.

Ama yine de pek yadırgamadım.Çünkü

böyle olacağını biliyordum.

Etrafıma bakındım.Her şey tek tek yok olmaya başlamıştı.Bunun nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim dahi yoktu.

Sonra elimde bir şey hissettim.Bakışlarım elime doğru kaydı.Her şey tek tek yok olurken beyaz bir çiçek elimin altında öylecene duruyordu.Beyaz çiçeğin ortasında mor bir çiçek daha vardı.Böylesi güzellikte ve böyle güzel kokan bir çiçeği daha önce hiç görmemiştim.

Sadece ben ve o vardık ve başka hiçbir şey yoktu.Eğildim.Burnumu çiçeğe yaklaştırarak kokladım.Büyüleyici bir kokusu vardı.Beni başka diyarlara götürmüş gibiydi.Sanki sarhoş olmuştum.Ben bile daha ne olduğunu anlayamadan kendimi yerde bulmam bir dakika bile sürmemişti.

Yine de hâlâ tam olarak bilincimi kaybetmiş değildim ama başım feci derecede ağrıyordu ve o çiçeğin beni sarhoş eden kokusunu hala ciğerlerimde hissedebiliyordum.

Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.

Gözlerim kapanmadan önce elime daha demin kokladığım o beyaz çiçeğin bir yaprağı düşmüştü.Bundan sonrası ise yoktu.Gözlerim kapanmıştı.

. . .

Aram'dan

Yaşamak neydi?

Sadece nefes almak yaşamaya yetiyor muydu?Yetmiyordu.

Yetemezdi.Yaşamak,sevdiğinin gülüşünde hayat bulmaktı.

Yaşamak, sevdiğinin kokusunda huzur bulmaktı.Yaşamak,sevdiğin kişiyle olmaktı.

Benim sevdiğim nefes alamazken ben nasıl nefes alacaktım?

Onun olmadığı bir dünya da nasıl nefes alabilecektim?Yapamazdım.

Hâlâ olduğum yerde tepkisiz bir şekilde durmaktan başka bir şey yapamıyordum.Sanki kitlenmiştim

ne hareket edebiliyordum,ne de nefes alabiliyordum.

Bilinmezliklerin içinde sıkışıp kalmıştım.

-"Doktor bey,hastanın kalbi durdu!"demişti,hemşire.

O anda dışarıdan gelen feryat ve ağlayış sesleri tüm hastanede yankılanıyordu.

Doktor,hemşirenin dediğiyle nabız makinesine baktıktan sonra elindeki aletleri kenara bıraktı ve

gözlüğünü çıkarıp bana doğru döndü.Yüzündeki ifade her şeyi anlamama yetmişti ama olamazdı böyle bir şey.

Hayır,esilam ölemezdi.Benim yeşil gözlüm beni bırakıp hiçbir yere gidemezdi ki...

Esila bana bunu yapamazdı,buna hakkı yoktu.Beni terk edemezdi.

Edemezdi...

Girdiğim şoktan güçlükle çıkmayı başarmıştım.Uzun süredir süren tepkisizliğime son verip konuştum.

-"bana ne diye bakıyorsun,doktor?

Hadi o makineyle yaptığına devam et.Benim esilam ölemez."dedim,

kısık çıkan sesimle.Güçlükle konuşabilmiştim.Çünkü ağzımdan çıkan her kelime genzimi yakıyordu.

Doktor bana üzülmüş bir ifadeyle bakmaya devam ediyordu.Hayır böyle olamazdı, Esila gidemezdi.

-"HADİSENE,DOKTOR!"dedim

adeta kükreyerek.

-"bakın aram bey,elimizden geleni yaptık ama üzgünüm.Başınız sağolsun."dedi.

Ne yani;bu kadar kolay mıydı?

O bu sözleri kolay bir sekilde,bir çırpıda söylemişti ama ben her kelimesinde kalbimin acıdığını hissediyordum.

Bakışlarım öylece hareketsiz şekilde duran esilama kaydı.O an gözlerimden bir yaş akıp süzüldü.

Şu ana kadar dik duran omuzlarım düştü.Yavaş adımlarla doktorun yanından geçip esilamın yanı başında durdum.

Bitiktim,yorgundum.Yaşamaya değer bir şeyim kalmamıştı.Her şeyim elimden alınmıştı.En sonunda yere çöktüm.Bundan sonrası benim için yıkımdı,bitişti.

Bir sondu.

Eline dokundum,teni soğuktu.İlk kez teni bu kadar soğuktu.Oysa hep sıcacıktı.Şuan hareketsizdi ama o hareket etmeden duramazdı ki.

Yutkundum.Konuşmak istedim,

ağzımı bile açamadım.

Durdum,öylece esilaya baktım.

Olduğumuz yerden tamamen soyutlanmıştım.Sadece ben ve o vardı.Ne dışarıdan gelen feryat sesleri,ne de ağlama seslerini duyuyordum.

Sadece esilaya bakıyordum.Tepkisizdim.Bir tepki veremiyordum.Kabullenemiyordum.Şu an şoka girmiştim ve hiç bir tepki veremiyordum.Öylece bakıyordum.Bir girdabın içinde öylece sürükleniyor gibiydim.

Yüzünün her bir ayrıntısına baktım.Çünkü biliyordum,bir daha bakamayacaktım.

Fakat ben bunları bilmek istemiyordum,kabullenmekte istemiyordum.

Doktor,hemşireye bakarak,"ölüm saati..."dediğinde ve esila'nın yüzünü örttüğünde artık kayışlar bende kopmuştu.Girdiğim şoktan çıktım.

İleri atılarak doktorun örttüğü çarşafı üzerinden çektim ve doktora dönerek,"bir daha bak,doktor!"dedim,tüm sinirimle.

Doktor,sadece üzgün bir ifadeyle bakmakla yetindi.Ben bu ifadenin anlamını biliyordum ama hayır,

olamazdı,Esila ölemezdi.

-"SANA BİR DAHA BAK,DEDİM DOKTOR!DUYMADIN MI?"dedim,

bağırarak.Bundan sonrası bir felaketti,uçurumdu.Benim için bir bitişti.

Doktor,"başınız sağ olsun.İnanın elimizden geleni yaptık."demekle yetindi.Bu sözlerinden sonra tekrar örtüyü esila'nın yüzüne örtecekken onu kolundan tutup,kenara çektim.

Esila ölmemişti,yaşıyordu.Aksi hiçbir şekilde olamazdı.

Ben, tekrardan örtüyü kaldıracakken,bir el beni arkaya çekti ve bunu yapamadım.Bu elin sahibine baktığımda kardeşim aslan olduğunu anladım.Yüzüme

"Yapma!"der gibi bakıyordu.

Kolumun üzerindeki koluna dokunarak,"aslan bırak!"dedim ama kolumdaki eli daha da sıkılaştı.

-"abi,bunu kendine yapma.

Kabullen,kabullenmezsen devam edemezsin."dedi,aslan.

Neyin kabullenmesinden bahsediyordu?Ortada kabulleneceğim bir şey yoktu.Esila

benden gidemezdi.Beni bırakıp hiçbir yere gidemezdi.

-"aslan bırak beni diyorum.Bak,ne yaptılar?Esilamın yüzünü örttüler,

o, böyle nefes alamaz ki, örtüyü kaldırmalıyım,bırak!"dedim ve onu sertçe ittim.

Kendimde değildim,şu an ki davranışlarım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Tek bildiğim benim başlangıcımında,sonumunda Esila olduğuydu.O varsa vardım,o yoksa yoktum.

Aslanı geriye ittikten sonra benden kopmuştu ve bende önümde bir engel kalmadığı için hızlıca esilaya doğru yürüdüm ve örtüyü tutup kaldıracakken, tekrardan geriye çekildim.Sabrım taşmıştı artık.

Aslana bakarak,"LAN BIRAK LAN!

NEFES ALAMAZ DİYORUM,O ÖRTÜYÜ ÇEKMEM LAZIM,BIRAK ASLAN!"diye yüzüne adeta

kükredim.Bırakmamıştı.

Kerem'de diğer kolumdan tutuyordu ve ben esilaya gidemiyordum.O lanet örtüyü kaldıramıyordum.Ben gitmeye çalıştım,onlar beni engelledi.

Sürekli aynı döngünün içinde dönüp durduk.Sonunda pes ettim ve hareketsizce durdum.Aslan ve kerem'de bir müddet beni izledikten sonra kollarımı bırakıp geriye çekilmişlerdi.

Öylece durdum.Yüzü beyaz çarşafla örtülü bedene baktım.O an,bir damla yaş akıp gitti,benden.

Doktor,hemşireye bakarak tekrardan aynı sözleri söyledi.

"Ölüm saati:16.40!"dediğinde kelimler dudaklarımdan sessizce döküldü.

-"son kez..."dedim ve duraksadım.

Konuşmaya mecalim yoktu.

Yutkunamadım ama yine kelimeler benden bağımsız döküldü,

dudaklarımdan."son kez,onu görmek istiyorum."dedim,güçlükle.

Vedalaşmak.

Vedalaşmak neydi?

Benim içim soğumuştu.Ne oldu tam olarak bilmiyorum ama bu hissi başka türlü anlatamıyorum.Sadece içim soğudu.Yani içim şey oldu böyle,eksildi gibi oldu.Hayır,gibi değil.Tam olarak içim eksildi.

Canımdan bir parça kopup gitti.

Benim için vedalaşmak diye bir şey yoktu.Hele ki sevdiğim kadınla asla yoktu.Benim esilam,beni bırakıp gitmezdi.Doktor, yanlış anlamış olmalıydı.Benim esilam çok güçlü bir kadın.Böyle kolay yıkılamazdı.

İlerledim,ilerledim.Sonra durdum.

Elimi beyaz örtüye uzattım.Çekmek için gücüm yok gibiydi.Benim gücüm,her şeyim,varlığım şu yatakta duruyordu.O benim her şeyimken,her şeyimi alıp gidemezdi.Bana bunu yapamazdı.

Beyaz örtüyü çektim.Bir damla göz yaşı daha döktüm.Eğildim,diz çöktüm.Sanki zaman durmuştu ve evrendeki her şey yok olmuştu.Bir tek ben ve Esila vardık.

Zamandan,mekandan her şeyden soyutlanmıştık.Zaten ona her baktığımda her şeyden soyutlanıp sadece ona odaklanırdım.Benim en değerli hazinemdi.

Eline uzandım ve tuttum.Soğuktu.

Çok soğuktu.Neden bu kadar soğuktu?

Güçlükle dudaklarımı araladıktan sonra,"Esila..."dedim,devamını getiremedim.Boğazıma bir yumru oturdu.Nefes alamadım,başımı soğuk eline yasladım ve içimde tuttuğum ağlayışımı,dışıma vurdum.Ağladım.

Başım hâlâ eline yaslıyken tekrardan güçlükle konuşarak

"Esila..."dedim.

Gidemezdi.Beni öylece bırakıp hiçbir yere gidemezdi.Bunu bana yapamazdı.

Başımı kaldırarak esilaya baktım.

İfadesiz bir şekilde öylece yatıyordu.Nefes alamıyordu.Kalp atışlarının sesi duyulmuyordu.

Yüzü soluktu.Bu görüntü karşısında boğazıma bir yumru oturdu,yutkunamadım.

Tekrardan başımı eline yasladım.

Öptüm,kokladım.Öylece durdum.

Beynim işlevini yitirmiş gibiydi.

Hiçbir tepki veremiyordum.

Duygularım yok olmuştu.

İfadesizdim.Sanki biri kalbimi söküp almış ve gitmişti.

Tüm bunlar bir kabustu.Öyle olmalıydı.Şu an kötü bir kabusun içindeydim ve uyandığımda her şey eskisi gibi olacaktı.Esila yine tüm neşesiyle etrafa gülücükler saçacaktı.Bana kızacaktı,trip atacaktı.Saçlarını savura savura yürüyecekti.

Gözlerine bakacaktım.Onu kendime çekip kokusunu içime çekecektim.Doyasıya onu öpüp,

sarıp sarmalayacaktım.Her şey beş gün önceki gibi olacaktı.Öyle olmalıydı,başka bir seçenek yoktu.

Başım gözlerim kapalı bir şekilde eline yaslıyken bir şey hissettim.

Hissettiğim şeyle ani bir şekilde başımı kaldırdım ve esilaya baktım

Ardından ise eline baktım.Yanlış hissetmemiştim.

Bir parmağı kıpırdıyordu.

Ama bu nasıl olurdu?Başımı doktora taraf çevirdiğimde odadan çıkmaya hazırlanıyordu.Hemen ayağa kalkarak yüksek sesle ona seslendim.

-"doktor,esila'nın eli kıpırdadı.

Gördüm,hissetim.Eli kıpırdadı."

Dedim,heyecanla.Bir yandan da yüzümü ıslatan göz yaşlarımı siliyordum.Çocuklar gibi seviniyordum.Çünkü ben bir tek esila'nın yanında kendimi özgür,

rahat hissediyordum.Onun yanında çocuklaşabiliyordum.

O varsa,ben vardım.

O yoksa,ben yoktum.

Bu nasıl olmuştu,bende bilmiyordum ama bildiğim tek bir şey vardı,o da yeniden nefes almaya başlamış olmamdı.Duran kalbim yeniden atmaya başlamıştı.

Renksiz dünyam,yeniden renklenmişti.

Benim esilam,yeşil gözlerinde hayat bulduğum hayattaydı,

doktorun dediğinin aksine yaşıyordu.Hayal görmediysem ya da bir göz yanılması yaşamadıysam Esila parmağını kıpırdatmıştı.Bunu hissedebilmiştim.

Tekrardan baktım ve bu sefer de parmağını kıpırdattığını gördüm.

Bir hayal değildi,gördüklerim gerçekti.

Doktor,söylediklerimden sonra hızlıca esila'nın yanına gelmişti ve

Steteskopunu esila'nın kalbine katmıştı.Bir anda bakışları bana döndü.Şaşkın bir ifadeyle bana bakıyordu.Sonra gülümsedi.

-"bu...bu bir mucize!Hasta'nın kalbi tekrardan çalışmaya başladı."

dediğinde hafifçe gülümsedim.

Uzun zaman sonra

gülümseyebildim.Bu da esila'nın tekrardan nefes alabilmesiyle gerçekleşmişti.Onun yeniden hayata dönmesi, benim de yeniden hayata dönüşümdü.

Hemşire hızlıca bir serum takıyordu.Doktor ise esila'nın gözlerine ışık tutuyordu.Bense ne yapacağımı bilemez halde öylece duruyordum.İçim içime sığmıyor gibiydi.Yeniden nefes alabildiğimi hissettim.

-"oğlum,ne olur burada hele bize de anlatasın.Az önce yavrumun kalbi durdu dediler.Şimdi ne yapıyorlar o halde?"diyen delal hanıma çevirdim bakışlarımı.

Sonrasında tekrar esilaya döndüm ve başımı yana çevirerek akan gözyaşlarımı sildim.Kimsenin beni bu halde görmesini istemiyordum.

Gözyaşlarımı sildikten sonra dik durarak delal hanıma doğru yürümeye başladım.

Ardından kapının ucundayken adımlarımı durdurdum ve omzumun üstünden son kez esilaya baktım.Sonrasında elimi kapı koluna atarak odadan çıktıktan sonra kapıyı kapattım.

Dışarı çıktığımda an herkes ayaklanarak karşımda dikilmişti.

Önce bir herkese baktım.Herkes bitkindi.Yorgundu.Fakat içlerinden en çok dikkatimi çeken Azra olmuştu.

Onun için de zordu.En mutlu gününde-düğününde-kardeşi kaçırılmıştı.Bu da hayliyle psikolojik yönden onu çok etkilemişti.Bir tek o değil,

burada bulunan herkesin durumu aynıydı.

Sonrasında bakışlarım asir itine gitti.Gözleri kıpkırmızıydı.O da yorgun ve bitkin görünüyordu.Bu haline hiç inanmak istemesem de nasıl ağladığına kendi gözlerimle şahit olmuştum.Kızına bunca şeyi yaptıktan sonra bu denli üzülmesi ve ağlamasını hiç samimi bulmasam da şu an onunla uğraşacak durumda değildim.

Ağir ve diğer kardeşleri burada değildi.Asir onlara gitmelerini söylemişti ve onlarda babalarının sözünü ikiletmeden defolup gitmişlerdi.Zaten daha fazla üzgünmüş numarası yapmalarına katlanacak halde değildim.İyi olmuşta defolmaları.

Son olarak anneme ve kız kardeşlerime baktım.Şeyda'nın esilayla arası iyi değildi ama Esila

nın kaçırıldığını öğrendiğinden beri çok üzgündü.İyi anlaşamasalar

da,şeyda'nın ara sıra esilaya attığı şefkatli bakışları farketmiştim.

Şimdi ise karşımda duran ve ağlamaktan gözleri kan çanağına dönen delal hanıma bakıyordum.

Bana bakarken ki, gözlerinde oluşan umudu görebiliyordum.

Sadece o değil,herkes bana o şekilde bakıyordu.

Kendimi toparlayarak,konuşmaya başladım.Artık üzgün olmamaları gerekti.Esilam bu haldeyken bir de onları böyle görünce içim daha da eziliyordu.

-"yeniden nefes almaya başladı.İlk başta doktor, kalbinin durduğunu söylese de sonrasında Esila yeniden nefes almaya başladı.Şu an doktor içeride müdahale ediyor ve Esila iyi olacak,hem de çok iyi olacak."

Dedim.Her şeyi tek nefeste söylemek zor olmuştu.

Azra,"oh"çekerek elini göğüs kafesine koydu ve yanında bulunan aslana sarıldı.Şevin,sıla ve şeyda henüz yüzlerinde gözyaşları varken gülümsediler ve birbirlerine sarıldılar.Annem ise elini göğe açarak,"sana binlerce kez şükürler olsun,Allahım."diyor ve bir yandan da gözyaşlarını siliyordu.

Asir iti de rahatlamış görünüyordu.

Uzun zamandır ayakta duruyor olacağından sandalyeye oturmuştu

Delal hanım,bu söylediklerimden sonra memnun olmuşçasına gülümsedi ve kollarını iki yana açarak bana sarıldı."Şükürler olsun."dedi ve bana sarılmaya devam etti.

Bense bir an afallamıştım.Bunu beklemiyordum.Biraz sonra bende ona karşılık vererek sarılmıştım.

Tuhaf hissediyordum.Bir anne şefkatiyle bana sarılıyordu.İtiraf etmem gerekirse sıcacık olmuştum.

Çünkü öz annem bana uzun zamandır sarılmıyordu.Annemin şefkatli kollarını,sıcaklığını on yaşımdan beri hissetmiyordum, bilmiyordum.Anne şefkati neydi?

nasıl bir histi?Bunlara pek aşina olduğum söylenemezdi.

Delal hanım'ın bana sarılması zihnime o günü tekrar hatırlattı.

Annemin bana son kez sarıldığı günü.Oysa ben annemin o gün,

orada bana son kez sarıldığını bilmiyordum.Çocuktum.

Delal hanım,sarılmaya son verdiğinde hissettiğim tüm güzel hisler gitmişti.İçim yeniden soğumuştu ve zihnim o günü yeniden yaşamamak,hissetmemek için o günden uzaklaşmıştı.

Kendime hızlıca çeki düzen verdim ve yan tarafta duran barana doğru yürümeye başladım.İçimde büyük bir öfke vardı ve bu öfke harlanarak artmaya,katlanmaya devam ediyordu.Yakıp yıkacaktım.

Esilama bunu yapan şerefsizin canını öyle bir yakacaktım ki,onu öldürmem için bana yalvaracaktı ama onu öldürmeyecektim.Acıdan kıvranarak ve inim inim inleyerek geberecekti.Hem de en cani bir şekilde.

Baran'ın yanına ulaştığımda durdum.Sonrasında şakağı

Bölüm sonu

1 yorum