24.B Ö L Ü M
"Kaçırılma"
Önemli:Bölümü hemen atmamı istiyorsunuz biliyorum ama bende sınırların dolmasını bekliyorum.
Bu zamana kadar dolmayınca da sabırsızlıkla bölümü bekleyen okurlarımı daha fazla merakta bırakmamak için bölümü yayımladım ama okuyanların oy vermemesi moralimi aşırı bozuyor ve yazma hevesimi yerle bir ediyor.
Böyle olunca da boşuna yazıyormuşum gibi geliyor.Yine de oy veren okuyucularıma teşekkür ediyorum.Vermeyen okuyucularımında canı sağolsun 🌹
Bundan sonra oy sınırını kaldırıyorum çünkü dolmuyor.
Bölümü ne zaman bitirirsem o zaman yayınlarım.
Sadece yorum sınırı katacağım
Lütfen yorum yaparken sadece harf atmayın.Cümle kurarak yorum yaparsanız sevinirim,keyifli okumalar 🤍🌹
Yorum sınırı:400

ƥ
Şuan konağa doğru yola çıkmıştık.
Gitmek istemiyordum çünkü ablamı çok özlemiştim.Tuhaf ama evimi de özlemiştim.Yani eski evim.Bir zamanlar kendime ait olan odamı, koşarak indiğim o merdivenleri,hizmetlilerden gizli çikolata yediğim mutfağı,yaz akşamları oturduğumuz avluyu...
Kısacası ben evimi özlemiştim.-Bir zamanlar evim sandığım-evi özlemiştim.İçimde buruk bir mutluluk vardı.
Aram bu halimi farketmiş olacaktı ki,bana,"suratın neden asık,
güzelim?"dedi.Bir anda yolda olan bakışlarımı arama çevirdim.Bu soruyu beklemiyordum.Bir an içimden 'bu kadar mı belli ediyorum?'diye düşündüm.
-"Oysa daha demin benden o paraları kopardığın için mutlu olman gerekirdi."diye ekledi.
Yüzümde gülümseme hakim olmuştu."Kimin suratı asıkmış?Benim mi?"dedim, inkar ederek.
Ve aram'dan kopardığım paraları çantamdan çıkarıp,nispet yapar gibi ortaya çıkardım.Sanki parayı veren o değilmiş gibi
Aram,yoldaki bakışlarını,kısa bir anlığına bana çevirdi ve elimde tuttuğum paralara baktı.Ardından tekrardan yola döndü ve gülümsemeye başladı.
-"özüne döndün demek."dedi ve gülümsemeye devam etti.Ardından arabanın radyosundan bir şarkı çevirdi.İlk melodilerini duyduğum anda bu şarkının,geçen gece sarhoşken söylediğim şarkı olduğunu anlamıştım.
Bilerek açmıştı,dün geceyi hatırlayınca ne kadar saçma davranışlarda bulunduğumu daha iyi farkediyordum.Yine de güzel bir geceydi.
Ateşle barut ah,yan yana durmaz
Gönül dilinden anla biraz
Kısmında aram,bana dönerek,
"Demek gönül dilinden anlamıyorum."dediğinde sorgularcasına ona bakıyordum.
O da dediğine anlam veremediğimi anlamış olmalı ki,"dün gece bu sözleri çok içten söylüyordun.Bu yüzden dedim."dediğinde şimdi anlamıştım.Ben o sözleri sadece şarkının sözleri olduğu için söylemiştim.
Başka bir anlamı yoktu.Ayrıca gönül diline gelince,bu konu da aram'dan iyisi yoktur,diye düşünüyorum.
-"haa,onu diyorsun.Çok da önemli değil,sadece şarkının sözleriydi."
Dedim.
-"sence Gönül dilinden anlıyor muyum,yoksa anlamıyor muyum?"
Dedi,ciddi bir ifadeyle.
Bir anda bu kadar ciddileşmesi,
İster istemez beni de etkilemişti.
Oturduğum koltukta daha dik bir pozisyona geldim ve yalın bir gülümsemeyle konuşmaya başladım ama bu sefer de Fransızca konuşmuştum.
Söylediğim şeyleri merak etmesi için Fransızcayla söylüyordum.Bu dili bilmediğini farzederek bu sözleri söyledim.
-"C'est grâce à toi que j'ai appris l'amour. J'ai ressenti ce sentiment en toi pour la première fois. Tu es le maître de mon cœur."
(Ben aşkı senden öğrendim.Bu hissi ilk defa sende hissettim.Sen benim gönlümün efendisisin.)
Dedim ve bakışlarımı ondan çekerek yan tarafa yönelttim.Bir nevi ona aşkımı ilan etmiştim,ama o bunu anlayamamıştı.Ve ne dediğimi kolay kolay öğrenemeyecekti.Yani ben istediğim sürece öğrenemeyecekti.
-"anlamadım Esila,Ne dedin?"dedi ve arabayı durdurdu.Kolumdan tutarak yüz yüze gelmemizi sağladı.
Yüzündeki hiçbir şey anlamamış olduğu ifade beni keyiflendirmişti.
Bıyık altından gülerek ona bakıyordum.
-"Ne dedim ki?"dedim,muzip bir ifadeyle.
Aşkını itiraf ettin Esila.
-"Az önce birşeyler dedin ama hangi dilde söylediğini anlamadım.
İspanyolca olsa anlardım.Hangi dilde ve ne söyledin?"dedi ve merakla cevabımı bekliyordu.
Dudaklarımı büzerek,"bilmem,
Söylesem mi?"dedim,onu daha da merakta bırakarak.
-"Esila,söyle artık."dedi ve bu durumdan bıktığını belirten bir tavırla kaşlarını çattı.
Bedenimi koltukta geriye yasladım ve "Fransızca'dan söyledim."dedim.
Aram'ın hareketlendiğini görünce telefonunu çıkarttığını gördüm ve Google giriş yaptığını gördüm.
Doğrularak anlamsızca ona bakıyordum,tabii o da bana aynı şekilde bakıyordu.
-"Dediklerini tekrar et."dediğinde
ne yapmaya çalıştığını şimdi anlamıştım.Dudaklarım keyifle yana kıvrıldı ve "aklında tutsaydın."dedim ve camdan dışarıya baktığımda konağın önünde olduğumuzu gördüm.
-"Beni delirtmek mi istiyorsun güzelim?"dediğinde bende ona dönerek,"Evet,tam da onu istiyorum."dedim.Ardından kapıyı açarak arabadan indim.
Hızlı adımlarla konağa girdim ve odamıza çıktım.Aram'ın da arkamdan geldiğini tahmin etmek çok zor olmasa gerekti.
Odaya girdiğimde rahatlayarak derin bir nefes alıp verdim ve çantamı berjere bıraktım.Hemen üzerimdekilerden kurtulmak istiyordum.Giysi dolabıma ilerlerken kapının açılma ve kapanma sesini duyunca omzunun üstünden arama baktım.
Meraktan deliriyordu ve bu hâli de beni aşırı keyiflendiriyordu.Önüme dönerek,rastgele bir gecelik seçtim ve giyinmek için banyoya girdim.
Banyoya girdiğimde üzerimdeki elbiseyi çıkarttım ve seçtiğim geceliği giyindim.Hemen ardından yüzümü makyaj temizleyicisiyle temizledikten sonra nemlendirici sürdüm.
Yerdeki kıyafetleri alarak kirli sepetine bıraktım.Hazır olduğumda banyodan çıktım.Tabii,aram hâlâ aynı durumdaydı.Beni görünce oturduğu berjerden kalkarak yanıma geldi ve,"Bari iyi mi birşey söyledin,onu söyle."dedi, çaresizce.
Ufacık bir spoiler'den birşey olmazdı."İyi şeyler söyledim,merak etme."dedim ve yanından geçerek yatağa girdim.Yorganı üstüme kadar çektim ve önümde duran arama baktım.
-"Ah,Esila ah!"dedi ve o da üzerini değiştirmek için banyoya girdi.
Birazcık merakta bırakmamdan birşey olmazdı.Hem yarın söylediklerimin anlamını da söyleyecektim,zaten.
Bugün yorucu bir gündü ve artık düşünmeyi bırakıp uyumam lazımdı.Yarın için kafamda güzel planlar vardı.
Biraz sonra aramda hemen yanıma uzanmıştı,tabii her zaman ki gibi kollarını belime sardı ve başını saçlarıma gömdü.
-"bugün neler çektiğimi bilemezsin."dedi ve omzuma bir öpücük bıraktı.Ona dönmeden,
"Neler çektin?"dedim,uykulu bir sesle.
-"Sabahtan beri sensizim,daha ne olsun!"dedi,hiddetle.Bu anı çıkışı beni ürkütmüştü.Ama sesinin tonundan beni ne kadar özlediğini anlamıştım.Onun için bu kadar değerli olmam beni mutlu ediyordu.
Ona dönük olan sırtımı, çevirip yüz yüze gelmemizi sağladım ama bu kadar yakın olacağımızı tahmin etmemiştim.Neredeyse dudaklarımız birbirine değecekti.
-"alt tarafı bir gün ayrı kaldık,hatta bir gün bile sayılmaz."dedim.Bende onu özlemiştim.
Önüme düşen saçlarımı eliyle arkaya itti ve elini yanağım koydu.
Nazikçe yanağımı okşuyordu.Bu hareketi gözlerimin kapanmasına sebep olmuştu.
Konuşmaya başlayınca gözlerimi açtım ve onun siyahlarına yönelttim."Şuan saat 23:15,koca 23 saat ve 15 dk bu anı bekledim.Sana kavuşmayı,narin tenine dokunmayı..."dedi ve yanağımdaki elini dudaklarıma götürdü ve
"dudaklarında hüküm sürmeyi,
kokunu,gözlerini, seni ve senin herşeyini çok özledim."dedi ve aniden dudaklarımı öpmeye başladı.
Bu hareketiyle afallasamda, kısa sürede kendime gelip ona karşılık vermeye başladım.Bana söylediği her söz, yüreğime usulca işlenmişti.Solgun duygularımı
yeniden yeşertiyordu.Aram,beni hayata yeniden döndürüyordu.
Beni seviyordu...
En önemlisi de buydu.Beni sevmesi...
Eskiden sevilme duygusu bana çok yabancı gelirdi.Çünkü seven taraf,hep ben olmuştum.Sevilen taraf ise hep karşı taraf olmuştu.
Ne babam,ne annem,ne de abilerim beni sevmişti.Annem sadece sever gibi yapmıştı.O konakta beni seven tek kişi ablamdı.Belki de baba sevgisi görmüş olsaydım,aram'ın bu davranışlarına bu kadar fazla anlam yüklemezdim.
Fakat baba sevgisi
görmemiştim,göstermemişti.
Tüm acılarımı unutmak istercesine aramla öpüşüyordum.Onun dudaklarını tenimde hissetmek değişik bir duyguydu ama beni kendimden geçiriyordu.
Aramlayken bambaşka birine dönüşüyorum,beni olmadığım biri yapıyordu ve bu da benim hoşuma gitmiyor değildi.
Dudaklarımızı ayıran her zaman ki gibi ben oldum.Geriye çekilerek nefes aldım.Göğüs kafesim hızla inip kalkıyordu.Yan tarafıma baktığımda aram'ın da benden bir farkı yoktu.
O da benim gibi nefessiz kalmıştı.
-"daha ilerisine gideceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyorum,güzelim."
Bu söylediğiyle utanmadım desem,
yalan olurdu.Tabii ki,birazdan yanaklarım kızarmaya başlayacaktı hatta ne birazdanı, şuan bile kızarmış olabilirlerdi.
Aram,bu halimi görmesin diye ona sırtımı döndüm."bunun için biraz daha beklemen gerekecek."dedim ve parmaklarımı dudaklarıma götürerek gülümsedim.
Belime dolanan kollarla aram bedenimi kendine yasladı.
-"o günü sabırsızlıkla beklediğim bil ve beni çok bekletme, güzelim."
Dedi.
Ama ne yapayım,elimde değildi ki.
Korkuyorum ve kendimi hazır hissetmiyorum.Ne yapacağımı bende bilmiyorum.Fakat bir an önce bu korkularımdan kopmam gerekti.
Tüm bu düşünceleri bir kenara bırakarak,aram'ın kolları arasında uykuya daldım.
ƥ
Yüzümde hissettiğim baskıyla gözlerimi yavaş yavaş araladım.
Aramı görünce yüzümde hafif bir tebessüm oluştu.Aram,alnıma bir öpücük bırakmıştı.Doğrusu onu görünce şaşırdım.Çünkü sabahları çoğunlukla erkenden gitmiş oluyordu.
Fakat bu sefer gitmemişti,
yanımdaydı.Doğrusu sabahları onunla uyanmayı özlemiştim.
-"günaydın."dedim,gülümseyerek ve belimi yatağın başlığına yaslayarak doğruldum.Aram'da,
"Sana da günaydın, güzelim."dedi.
Gözlerimi ovuşturarak kendime gelmeye çalışıyordum.Mâlum yeni uyandığım için daha tam ayılamadım.
Başımı yana çevirerek beni izleyen arama baktım ve,"erkencisin."
dedim."Seni izlemek için."diyerek karşılık vermişti.Hafif utanarak başımı yana eğdim.
Aram çenemden tutarak ona bakmamı sağladı ve gülümseyerek,
"Utandın mı bakayım sen?"
dedi ve elini yanağıma getirerek okşadı.Tabii ki, hemen inkar edecektim.
-"hayır,ne utanması?"dedim ve onunla göz göze gelmemek için onun dışında, odada ki her şeye bakıyordum.
-"hareketlerin hiç öyle demiyor ama."dediğinde gözlerimi ondandan kaçırmayı bırakıp gözlerine baktım."ne varmış hareketlerimde?"dedim.
Ellerini saçlarıma getirerek,kulak arkama sıkıştırdı."utanınca elin ayağın birbirine dolanıyor.Benimle göz göze gelmekten çekiniyorsun ve yanakların kızarmaya başlıyor.
Artık her hareketini ezbere biliyorum,Esila."dedi ve yanağımı öpünce gözlerimi kapadım.
Gerçekten de her halimi biliyordu.
Bu durumdan kurtulmak için hızlıca ayağa kalktım ve banyoya girdim.Kalbim küt küt atıyordu ve bu aramla her yakınlaştığımızda oluyordu.Lavabonun yanına giderek yüzüme su çarptım ve ardından yüzümü kuruladıktan
sonra banyodan çıktım.
Odaya girdiğimde aramı telefonla konuşurken gördüm.Önce yatağı düzelttim ve hemen ardından giyinmek için gardırobumdan kıyafet aramaya başladım.
Uygun bir şeyler seçtikten sonra giyinmek için banyoya girecekken
Aram'ın,"ne olursa olsun bana o kara itini bulun,baran!"dediğini duyunca yerimde put gibi kaldım.
Aram,neden karayı arıyordu ki?
Yoksa bana olan takıntısını mı öğrenmişti? Hayır,hayır eğer öğrenmiş olsaydı, şimdiye kadar böyle sakin kalamazdı.
Banyoya girerek,arkamdan kapıyı kapattım ve sırtımı kapıya yasladım.Hızlanan kalbime elimi götürerek elimdeki kıyafetleri bir kenara bıraktım.
Bu sefer kalbim sevinçten hızlı atmıyordu,korkudan hızlı atıyordu.
Eğer kara'nın bana olan takıntısını öğrenmediyse neden onu arıyordu ki?Aklımdaki onlarca cevapsız sorular beni yiyip bitiriyordu.
Kara,Amerika'da olmalıydı şuan.
Çünkü bana, benimle gel demesinden yaklaşık bir haftalık bir zaman geçmişti.Gelmediğimi görünce benden ümidini kesip gitmiştir diye düşünüyorum ama gitmemişte olabilir.
Daha fazla bu kötü düşünceleri düşünmek istemediğim için kıyafetlerimi giyinmeye başladım.
Giyindikten sonra aynadan son kez kendime bakıp banyodan çıktım.
Arama bakındığımda gömleğinin düğmelerini iliklediğini görünce yanına giderek,"ben yaparım."
dedim ve gömleğinin düğmelerini iliklemeye başladım.Tabii ki,ondan bir şeyler öğrenmek için bunu yapıyordum.
İçimi yiyip bitiren o sözleri söyleyip,söylememek arasında gidip geliyordum ama eğer söylemezsem de,içim rahat olmayacaktı.
Son düğmeyi iliklerken aram, nazikçe çenemi kavradı ve yüz yüze gelmemizi sağladı.
-"bir şey soylemek istiyorsun ama söyleyemiyormuşsun gibi bir halin var, güzelim."dediğinde şaşkınlıkla gözlerim büyümüştü.Nasıl anlamıştı acaba?Şuan az önceki sözlerini daha iyi anlıyorum, gerçekten de her halimi ezbere biliyordu.
Direkt söylemek istediklerimi bir çırpıda söyledim."Karayı neden arıyorsun?"dedim.Bu sözlerimden hoşlanmamış olacaktı ki,yüzünde asık bir ifade oluştu.
-"şu herifin adını ağzına alma,
Esila!"dedi.Sözleri,ses tonundan da anlaşılmak üzere bir emir gibiydi.
-"ama kara sana ne yaptı ki,ona karşı bu kadar öfkelisin?"dedim.
Farkında olmadan ismini de söylemiştim.Hemen düzelterek,
"yani ona karşı neden bu kadar öfkelisin?"dedim.
-"geçen önümüzü kesen herifi,o ayarlamış.Doğrusu bana karşı kışkırtmış,zaten dewranla husumetimiz vardı.Bunu kullanmış.Kendimi geçtim,orada sana bir zarar verebilirdi,o herif."
Dedi ve elini boynuma yerleştirerek beni göğsüne yasladı.
Aram'ın sözleri beni şaşırtmıştı.
Hâlâ duyduklarıma inanmakta zorluk çekiyorum.Kara, nasıl bu kadar ileriye gidebilir?Aklım almıyordu.
Başımı göğsünden ayırıp yüzüne baktım ve,"haklısın,peki onu bulduğunda ona ne yapacaksın?"
dedim.
Elini yanağıma getirerek,"sen şimdi bunları düşünme güzelim,tamam mı?"dedi ve alnıma bir öpücük bıraktı.Bu adam kesinlikle temas bağımlısıydı.Bana dokunmadan duramıyordu.
Doğrusu hoşuma gitmiyor değildi.
-"peki."dedim.Aram son olarak kol saatini takıyordu.Saatini de taktıktan sonra odadan çıktık.
Kahvaltı için avluya iniyorduk.
Merdivenlerden inerken masada oturanlara bakmıştım.Her zaman ki gibi baş köşede mahmut ağa oturuyordu.Onun hemen sağında ise sultan hanım oturuyordu.
Sultan hanım'ın yan tarafında sıla,şevin ve şeyda oturuyordu.Her zaman ki gibi birbirleriyle şakalaşıyorlardı.Hemen karşılarında ise aslan ve kerem oturuyordu.
Onlarda hararetli bir şekilde birbirleriyle konuşuyorlardı.
Merdivenleri indiğimizde masaya doğru ilerledik ve her zaman oturduğum sandalyeye oturdum.
O sırada kerem ve aslan ayağa kalkıp aram'ın yanına gitmişlerdi.
Aramın'da oturmasını bekliyordum ama o oturmamıştı.Ona dönerek,
"Oturmayacak mısın?"dedim.
-"maalesef, güzelim.Acil bir toplantımız var."dediğinde dudağımı büzerek somurttum.
Her zaman işi vardı.
Oturduğum yerden,"ama her zaman işin var,aram.
Doğru düzgün kahvaltı bile yapmıyorsun."dedim.
Aram iki adımda yanıma geldi ve yanağıma bir öpücük bıraktı.
"Asma güzel suratını,çok önemli olmasa gitmezdim."dediğinde başımı sallayarak,"peki madem sen toplantına git."dedim.
Aram,aslan ve kerem birlikte çıkmışlardı.O,çıkana kadar arkasından bakıyordum.Çıktıktan sonra önüme döndüm ve tabağıma kahvaltılıklardan doldurmaya başladım.
Çayımdan bir yudum aldıktan sonra şevin'in sesini duyunca ona baktım."Yenge, bugün çok eğlenceli bir gün olacak."dedi, gülerek.
-"neden?"dedim.Şevin hızlıca yanıt verdi,"neden olacak,azra'nın yani Azra yengem için düğün alışverişine çıkılacak ya ondan diyorum."demesiyle resmen şuan bir aydınlanma yaşıyordum.
Doğru, bugün düğün alışverişine çıkılacaktı.Bu aralar fazla unutkan olmaya başladım.
-"hayde doyduysanız bırakın konuşmayı,gidin hazırlanın.Anca gideriz."dedi,sultan hanım.
Şevin,sıla ve şeyda hazırlanmak için masadan kalkmışlardı.
Şeyda'nın geleceğini sanmıyordum ama onunda hazırlanmak için masadan kalktığını görünce şaşırmıştım.
Mahmut ağa,"Allah bereket versin."diyerek masadan kalktı ve hemen ardından sultan hanımda kalkmıştı.Sadece ben kalmıştım,
hızlıca tabağımda kalanları da bitirdikten sonra bende masadan kalktım ve çantamı almak için odama girdim.
Çantamı aldıktan sonra kısa topuklu bir ayakkabı giydim ve odamdan çıktım.Herkes hazır olmuş avluda oturuyorlardı.Beni görünce ayağa kalktılar ve sultan hanım da,"tamam olduğumuza göre de hayde artık gidelim."dedi.
Konaktan çıktıktan sonra hepimiz bir arabaya sığamayacağımız için ayrı ayrı siyah renkte olan passatlara binmiştik.
Kısa süre sonra evimin önünde durmuştuk.Yani eski evimin önünde durmuştuk.Annem, sultan hanım'ın bindiği arabaya binerken,
ablam benim yanıma binmişti.
Oturduğum yerden ona sarıldım ve o da bana sarıldı.Heyecanlı görünüyordu.
-"Heyecanlı görünüyorsun,abla."
dedim gülümseyerek.
-"evleniyorum kızım,tabii ki de heyecanlı görüneceğim.
Düşüne biliyormusun, kısa bir süre sonra artık aynı evde yaşayacağız.
Hemde elti olarak"dediğinde gülmeye başladım.
Gerçekten de çok tuhaftı.Hem abla kardeşiz,hemde elti olacağız.Garip bir durum.
-"Şuan bir düşündüm de çok komik değil mi?"dedim ve tekrardan gülmeye başladım.Ablam da benimle gülüyordu.
-"komik ama artık hiçbir zaman ayrılmayacağız."dedi.Bu durum beni de çok mutlu ediyordu.
Ablamla istediğim zaman görüşebilecektim, uzağımda değil,hemen yanı başımda olacaktı.
-"orası öyle tâbii,bunun için bende çok seviniyorum.Ha bak sana ne diyeceğim?"dedim, aklıma gelen şeyle.
Ablam merakla bana bakıyordu.
-"Hani bu akşam senin kınan var ya,diyorum ki yarın sen,ben,şevin ve sıla eğlenmeye gidelim.Böyle hepimiz kız kıza takılırız.Hem de senin bekarlığa vedanı kutlarız.
Ayrıca yarın akşam cem adrian geliyormuş,bir mekanda konser verecek.Bu yüzden kesin gidiyoruz,itiraz istemiyorum."
Dedim.
Cem adrian'a hayrandım.Her şarkısını ezbere bilirdim ve sesi büyüleyiciydi.İstanbuldayken verdiği her konsere gidiyordum.
Hazır Mardin'e gelmişken,bu fırsatı kaçıramazdım.
-"peki,senin istediğin gibi olsun.
Cem adrianı duyduğum an,kabul etmeme hakkım yok oldu zaten."
Dediğinde yanağına sulu bir öpücük bıraktım ve,"teşekkür ederim,ablaların birtanesi."
Şevin ve sıla da arabadaydı.Şeyda diğer arabada oturuyordu.
Onların tepkisini ölçmek için yüzlerine baktığımda pek mutlu olmamış gibilerdi.
-"sevinmediniz mi?"dedim,ikisine.
Şevin,"sevindik,sevinmesine de abimler izin verir mi ki?Hem de gece gece bir de kız başımıza."dedi.
Gözlerimi devirerek ofladım ve tekrardan şevine baktım.
-"ben aram'dan izin alırım merak etmeyin siz.Hem aram,bana hayır diyemez."dedim,keyifle gülümseyerek.
Bu sefer de sıla konuştu."Doğru,
aram abim,sana hayır diyemez,o zaman gidiyoruz."dedi sevinçle.
İkisininde gözlerinin içi gülüyordu,adeta.Bu halleri beni de mutlu ediyordu.
-"Gideceğimiz yer nasıl bir yer,
çünkü oraya uygun elbiselerimiz olmayabilir."dedi,şevin.
-"bunu da düşündüm,merak etme şevinciğim.Şuan gideceğimiz mağazalardan ikinize de gideceğimiz mekana uygun elbise seçerim."dedim.
Arabalar durduğunda geldiğimizi anlamıştım.Hemen kapının yanında oturduğum için, kapıyı açtım ve arabadan indim.
Hemen ardımdan ablam indi.Şevin ve sıla ise diğer kapıdan inmişlerdi.
Ablam,annem ve sultan hanım birlikte bir mağazaya girdiklerinde
şevin ve sılayı durdurdum ve yanıma çektim.
-"hazır onlar meşgulken,size elbise seçmeye gidelim."dedim.Şevin ve sıla aynı anda,"olur,yenge."dediler ve peşimden yürümeye başladılar.
Onlara baktığımda heyecanlı görünüyorlardı.
Gözüme kestirdiğim ilerdeki mağazaya girdikten sonra elbiselerin olduğu bölüme ilerledik.
Hemen çalışanlar arkamızdan geliyorlardı.İşte bundan hiç hoşlanmazdım,mağazaya adım attığım an,çalışanların dibimde bitmesini sevmiyordum.
Kimse bana karışmadan rahat rahat alışveriş yapmak istiyorum sadece,ama her mağazada olduğu gibi bu mağazada da çalışanlar peşimizden geliyordu.
-"isterseniz size,biz yardımcı olalım,Esila hanım."dedi,bir kız.
ismimi nereden biliyor acaba diye düşünüyordum.
İç sesim hemen beni yanıtlamıştı."bu da soru mu Esila?Tabii ki de bilecekler.Sonuçta sen Mardin'in en güçlü ağasıyla evlisin.
Dolayısıyla Mardinde seni tanımayan yoktur.Bu tür olaylara şaşırma bence."
Haklıydı, alışmam gerekti ama alışamıyordum işte.
Her neyse şimdi önemli olan şevin ve sılaya elbise sevmekti.Tabii ablama ve kendime de seçecektim.
-"kendimiz baksak daha iyi olur."dedim.
Çalışan kız, sözümü ikiletmeden yanımızdan ayrılınca rahatlamıştım.
Elbiselerin olduğu reyonlara göz gezdirirken, gözüme çarpan kırmızı elbiseyi elime alarak üzerime tuttum ve aynanın karşısına geçtim.
Gerçekten de elbise dehşet bir şeydi.Bu elbiseyi hemen denemeliydim.Çantamı sılaya vererek,"siz elbiselere bakın,ben bunu deneyip geliyorum."dedim ve hızlı adımlarla kabine girdim.
Üzerimdekileri çıkardıktan sonra kırmızı elbisenin kapalı olan fermuarını açtım ve üzerime geçirdim.Kabinde ayna olmadığı için üzerimde nasıl durduğuna bakamıyordum.
Bu yüzden kabinden çıkarak kızların yanına gittim.Rafların hemen yanında büyük bir ayna vardı.Karşısına geçip elbisenin üzerimde nasıl durduğuna bakıyordum.
O sırada sıla,"yenge aşırı güzel olmuşsun."dediğinde ona dönerek gülümsedim ve,"teşekkür ederim,canım."dedim.
Gerçekten de elbise vücuduma tam oturuyordu ve güzel görünüyordu.
Kırmızı renkte olması da, üzerimde daha iyi durmasına neden oluyordu.
-"abim seni bu halde görse kalpten giderdi,kesin."dedi,şevin.Ve sılayla gülüşmeye başladılar.Şevin,
"abim,bu elbiseyi giymene izin vermez ki yenge,bence boşuna alma."dediğinde elbiseyi incelemeyi bırakıp, şevine döndüm.
-"izin isteyen kim?"dedim ve göz kırptım.
-"ooo, yengem iddialı."diyen sılaya bakarak,"öyleyim."dedim ve gülümsedim.
Ardından tekrardan kabine girdim ve üzerimdeki elbiseyi çıkarıp,
kendi elbiselerimi giydim.Elbiseyi de alarak kabinden çıktım ve görevliyi çağırarak,"bunu paketler misiniz lütfen."dedim ve elbiseyi görevli kıza verdikten sonra kızların yanına giderek onlara elbise seçmeye başladım.
Fakat gösterdiğim her elbiseye,
"Bu çok kısa, sırtı açık,her yerimiz görünür."diyerek reddediyorlardı.
Sonunda pes ederek onlara döndüm ve,"eğer abilerinizden ve babanızdan çekiniyorsanız, boşuna çekinmeyin.Hiçbir şey olmaz,hem istediğiniz gibi giyinip, eğlenmek sizinde hakkınız."dedim.
-"bundan sonra itiraz istemiyorum,
ne seçersem onu giyeceksiniz."
dedim ve önceden seçtiklerimi alarak,görevli kıza verdim.Şevin ve sıla bu sefer itiraz etmemişlerdi.
Bu seferde ablam için bir elbise seçiyordum.Ablamın tarzını ve zevklerini bildiğim için pek zorlanmadım.Ablam'ın elbisesini de seçtikten sonra kasaya gittik.
Kasada ki çalışan,"hepsi 7.500 TL tutuyor,efendim."dediklerinde kartımı çıkararak ona verdim.
Biraz fazla tutmuştu ama ziyanı yoktu.
Parayı ödedikten sonra paketleri de alarak mağazadan çıkış yapmıştık.Tam o sırada ablamları görmüştüm.Onlarda ellerinde paketlerle mağazadan çıkmışlardı ve bize doğru geliyorlardı.
Sultan hanım azarlar gibi konuşmaya başlamıştı bile.
-"neredeydiniz siz,bunca saattir?"
Dediğinde,elimdeki paketleri göstererek,"birkaç parça birşey aldık."dedim.
Şükür ki,fazla uzatmadan konuyu kapatmıştı.
-"iyi o vakit, gidelim artık.Hava kararmaya başladı."dedi ve arabaya doğru yürümeye başladık.
Ablamın yanına giderek,"neler yaptınız bakayım?"dedim.
-"klasik düğün alışverişi işte, neyini anlatayım?"dediğinde,
Omzumu,omzuna atarak kinayeli bir şekilde gülümsedim.
-"gecelikte aldınız mı?"dedim, kısık bir sesle.
Ablam, kolumu cimcikleyerek,"sus kız, yolun ortasında dediğin şeye bak."dedi.Cimciklediği kolumu ovarak,"acıdı."dedim ve dudaklarımı büzdüm.
Arabalara bindikten sonra elimizdeki paketleri,boş kalan yerlere bıraktık.Ablam,"eee,siz neler aldınız?"dediğinde önümdeki paketlerden aldığımız elbiseleri çıkardım ve ablama gösterdim.
-"çok güzeller değil mi?"dedim.
-"kızım sen manyak mısın,böyle elbiseler alınır mı?Biz bunları giyersek,mardindekiler bir ömür bizi ağızlarından düşürmezler.Hem onları geçtim,aram ve aslan bize kızarlar."dedi.
-"bende yengeme anlatmaya çalıştım ama dinlemedi."dedi,
şevin.
Neden bu kadar panik yapıyorlardı ki?Eğer istediğimizi giyip, istediğimiz gibi eğlenemeyeceksek neden varız ki?
-"neden bu kadar panik yapıyorsunuz?anlayamıyorum."
Dedim ve kollarımı birbirine bağlayarak somurttum.Ardından sözlerime devam ettim.
-"peki madem,sizin istediğiniz gibi olsun.Ne bu elbiseleri giyelim,ne de
bir yere gidelim."dedim.
Ablam,kolumdan tutarak,"yapma böyle işte,asma suratını.Tamam,
tamam.Bu elbiseleri giyeceğiz ve istediğimiz gibi eğleneceğiz."
dediğinde yüzümdeki somurtmanın yerini sevinç aldı.
Ablama dönerek, yanağını öptüm ve,"biliyordum,beni kırmayacağını.
Canım ablam benim."dedim,biraz yalakalık iyidir.
Şevin ve sılaya bakarak,"sizde geliyorsunuz ve aldıklarımı giyeceksiniz değil mi?"dedim.
Şevin ve sıla kısa bir süre birbirlerine baktıktan sonra bana dönerek,"geliyoruz."dediler.
İşte şimdi keyfim yerine gelmişti.
-"ha şöyle ya,siz kendinizi bana bırakın.Emin olun yarın çok eğleneceğiz."dedim ve gülerek başımı yana çevirdim.
Yolu izlemek için camdan dışarı bakacakken, tanıdık bir simayı görünce yüzümdeki gülümseme kayboldu.
Başımı arkaya çevirerek, gerçekten gördüğümün o,olup olmadığını doğrulamak için baktığımda gerçekten de oydu.
Karaydı!
Araba biraz hızlı gittiğinden çok arkamızda kalmıştı.Pis sırıtışıyla bana bakıyordu.Kesinlikle oydu, başkasıyla karıştırma ihtimalim yoktu.
Fakat şimdiye çoktan Amerika'ya gitmesi gerekti.Demek ki,
gitmemişti.Ablamın sesini duyunca irkilerek kendime gelmiştim.
-"kime bakıyordun öyle?"dedi.
-"hiç, tanıdık birini gördüm,
sandım."dedim, ablamı geçiştirerek.
Araba durduğunda ablamla vedalaştık ve ablam arabadan indikten sonra ona el salladım.
-"akşam kına da görüşürüz abla.
Hazırlanmana yardım etmek isterdim ama zaten akşam oldu sayılır."dedim.
-"sorun değil Esila.Zaten aslan hazırlanmam için birilerini göndermiş."dedi ve bana el salladıktan konağa girdi.
Ablam gittikten sonra yüzümdeki sahte gülümseyi yok etmiştim.
Kara'yı gördükten sonra tüm mutluluğum gitmişti ve korkmaya başlıyordum.
Kara,psikopat biriydi ve ne zaman,
ne yapacağı belli olmuyordu.İçimi çok huzursuz ediyordu.
Başımı geriye yaslayarak gözlerimi kapattım ve göğüs kafesimi tutarak nefes alıp verdim.
Tamda mutlu olmuşken,yeni hayatıma alışmaya başlamışken,
neden her seferinde mutluluğum kursağımda kalmak zorundaydı ki,
benimde mutlu olmaya hakkım yok muydu?
Gözlerimi açarak çantamı aldım ve kulaklıklarımı çıkardıktan sonra rastgele bir şarkı açtım.Yol bitene kadar şarkı dinlesem iyi olacaktı, çünkü düşünmekten kafayı yiyecektim.Kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı.
Şarkıyı rastgele seçmiştim ama şarkının sözleri şuan ki durumumu özetler gibiydi.
"This is the end.
Hold your breath and count to ten.
Feel the earth move and then.
Hear my heart burst again."
(Bu son.
Nefesini tut ve ona kadar say.
Dünya'nın döndüğünü hisset.
Kalbimin yeniden patlayışını duy.)
"For this is the end.
l've drowned and dreamt this moment.
So overdue l owe them.
Swept,away l'm stolen."
(Bu son olduğu için
Boğuldum ve bu anın hayalini kurdum.
Çok geç kaldım,bunu onlara borçluyum.
Sürüklenildim ve alıkonuldum.)
"Let the sky fall.
When it crumbles.
We will stand tall.
Face it all together."
(Bırak yıkılsın gökyüzü
Parçalandığı zaman
Dimdik duracağız.
Hep beraber yüzleşeceğiz bununla.)
"Skyfall is where we start.
A thousand Miles and poles apart.
Where worlds collide and days are dark.
You may have my number,you can take
My name.
But you'll never have my heart."
(Gökyüzünün yıkımıydı,bizim başlangıcımız.
Binlerce kilometre uzakta,ayrı
kutuplarda
Dünyaların çarpıştığı,günlerin karanlık olduğu yerde.
Numaram olabilir sende,ismimi bilebilirsin.
Ama asla kalbime sahip olamayacaksın.)
Şarkı adı:Adele-skyfall
İngilizce bildiğimden şarkının sözlerinin anlamını da biliyordum.
Araba konağın olduğu sokağa girince kulaklıklarımı çıkardım ve çantama koydum.
Şevin ve sıla benden önce inerek paketleri aldılar ve bende bu sayede rahatça inebilmiştim.
Konağa girdikten sonra kendi elbisemin olduğu paketi alarak odama çıktım.Şuan olumsuz hiçbir şeyi düşünmeyecektim.Sadece olumlu şeyleri düşünüp,kafamdan bütün olumsuzlukları atacaktım.
Odama girdikten sonra aldığım elbiseyi paketinden çıkardım ve dolabıma yerleştirdim.Ardından ablamın kınası için uygun bir elbise aramaya başladım.
Kına gecesi için uygun bir elbise bulduktan sonra hemen giyinmeye başladım.Kınaya az bir zaman kalmıştı.Doğrusu her şeyi neden bu kadar aceleye getirdiklerini anlayamamıştım.
Elbisemi giyindikten sonra makyaj masasına oturarak önce saçımı yapmaya başladım.Sadece düzleştirdim ve ardından makyaj yapmaya başladım.
Saate baktığımda 20:00 olduğunu gördüm,aram'da şimdi gelmek üzeredir.Yaklaşık bir on dakika sonra kapı açılmıştı.Gelene baktığımda aramdı.
-"neden bu kadar erken geldin?"
dedim,alay edercesine.
Çünkü kına başladı başlayacaktı.
Bende hazır sayılırdım ama aram çok geç gelmişti.
-"işlerim uzadı.Hem zaten kına da ben olmayacağım.Biz erkekler ayrı tarafta olacağız."dedi ve tam arkamda durdu.Ardından eğilerek omzuma bir öpücük bıraktı.
-"bu kadar güzel olman,hiç adil değil, karıcığım.Neyse ki kına da sadece kadınlar olacak."dediğinde
küpemin tekini de takmıştım.
Ardından ayağa kalktım ve parfüm şisesini alarak iki, üç fıs sıktım.
Tabii,bunu aram'ın dibinde yapıyordum.Parfümü sıktıktan sonra masaya bıraktım ve arama biraz daha yaklaştım ve yanağına bir öpücük bıraktım.
Tabii,bunu yapmam için ayaklarımın üzerinde durmam gerekti, çünkü aram'ın boyu benden uzundu.Yanında küçücük kalıyordum.
Yanağından öptükten sonra hemen çekilmedim,onu biraz daha delirtmek istiyordum.Aram elini belime yerleştirerek,"beni delirtiyorsun."dediğinde keyifle gülümsedim ve yanağımı sakallarına sürttüm.
Ardından fısıltılı bir sesle,
"biliyorum."dedim ve geriye çekildim.Ardından yatağın üzerinde duran topuklu ayakkabılarımı alarak hızlıca odadan çıktım.
Elbiseme fazla laf söylememesine fazla şaşırmamıştım.Çünkü sadece kadınlar olacaktı,erkekler ayrı bir tarafta olacaklardı.

(Esila'nın elbisesi)
Merdivenleri çıplak ayak iniyordum.Sonunda avluya indiğimde bir köşeye oturup ayakkabılarımı giyinmeye başladım.
O sırada herkes hazır olmuş aşağı iniyordu.Hemen arkalarından da aram ve aslan iniyordu.Şevin ve sılaya baktığımda onlarda çok güzel olmuşlardı.
Sıla yanıma geldiğinde kolumdan tutarak beni döndürdü ve,"bu ne güzellik yenge."dedi.Bu hareketine şaşırsamda ona ayak uydurmuştum.Aram'da ellerini cebine katmış bizi izliyordu.
Bu seferde ben sıla'nın kolundan tutup onu döndürdüm ve,"o senin güzelliğin,sıla."dedim.Ardından omzunu omzuma yasladım.
Şevin'in konuşmasıyla ona döndük.
-"oh,ne güzel siz takılın.Ben kimim ki,zaten."dediğinde onunda omzundan tutup yanıma çektim.
-"olur mu öyle şey,sende benim canımsın."dedim.Kızlarla sarılırken aramla göz göze gelince,
gözlerimle şevin ve sılayı işaret ederek,"paylaşılamıyorum."dedim
Aram, ellerini cebinden çıkarıp
yanımıza geldi ve,"evlendiğimizden beri ben,karıma bu kadar sarılmadım.Size ne oluyor?"dedi.
-"yengemiz değil mi? İstediğimiz kadar sarılırız."dedi,sıla.
-"evet,sarılırız,Sanane abi hem yengemi bizden de kıskanıyor olamazsın."dedi,şevin.
Kızlardan ayrılarak,"her neyse,
daha fazla konuşmaya devam edersek, kınaya geç kalacağız."
dedim ve önden yürüyerek konaktan çıktım.
Binmek için arabanın kapısını açacağım an,bir el buna engel olmuştu ve bu el,aram'ın eliydi.
Benim yerime kapıyı açıp,eliyle göstererek,"buyrun,Esila hanım."
dedi.Bende aram'a ayak uydurarak
"Teşekkürler, aram bey."dedim ve arabaya bindim.Bindikten sonra aram'da kapımı kapattı.
Hemen yanıma şevin ve sıla oturmuştu.Şoförün yanındaki koltuğa da şeyda oturmuştu.
-"abimin şu bitmek bilmeyen ve saçma bulduğum kıskançlığından bıktım ya."diyen şevine döndüm ve sesli bir şekilde güldüm.
Onu birde bana sorsunlardı.
-"onu bir de bana sor,şevin.Anla abinden neler çektiğimi."dedim.
-"valla haklısın,yenge.Allah sabır versin.Seni bizden bile kıskanıyorsa artık diğer türlüsünü düşünemeyeceğim."dedi,hafif tebessüm ederek.
Ama bazı kıskançlıklarını sevmiyor değildim.Fakat olur olmadık her şeyde de kıskanması gerçekten de saçmaydı.
Sonunda konağa geldiğimizde heyecanla arabadan indim ve konağa girdim.Ablam'ın nasıl olduğunu çok merak ediyordum.
Kına burada olacaktı ve avlu güzel bir şekilde süslenmişti.
Merdivenlerden çıktıktan sonra ablamın odasına girdim.İçeri girdikten sonra arkamdan kapıyı kapattım ve hayranlıkla ablama bakıyordum.
Çok güzel olmuştu.Gerçek prensesler gibiydi.Yanına giderek
"Çok güzel olmuşsun abla."dedim.
-"teşekkür ederim, esilam.Sende çok güzel olmuşsun."dedi.
-"eee heyecanlı mısın?"dedim.
-"fazla değil ama biraz heyecan var tabii ki."dedi.
Ablamın yanına giderek yanına oturdum ve başımı omzuna yasladım.
-"isteme gününde babamın davranışları çok tuhaf değil miydi?"dedim.
-"doğrusu bende çok şaşırmıştım.
Belki de akıllanmaya başlamıştır."
Dediğinde alayla gülümsedim ve başımı ablamın omzundan kaldırdım.
-"artık çok geç.Her neyse hadi biz aşağıya inelim.Misafirler gelmeye başlamıştır."dedim ve ayağa kalktım.
Ablamda kalktıktan sonra odadan çıktık ve avluya indik.Ablamı gelin koltuğuna oturtmuştuk.Kınada gelinlere özel olarak hazırlatılan kırmızı ve gösterişli bir koltuktu.
Ablamda giydiği elbiseyle çok güzel görünüyordu.

(Azra'nın kınalığı)
Maviler içinde çok güzel görünüyordu.Mutluluğu o güzel yüzünden okunuyordu.Ablamı böyle mutlu görmek,beni de mutlu
ediyordu.
Kına artık tam anlamıyla başlamıştı.Öncelikle misafirlere baklava ve ardından kuruyemiş ve kına dağıtılmıştı.Avlu dolup taşmıştı.
Şimdi ise sıra geline kına yakılmaya gelmişti.Duygusal bir şarkı açılmıştı ve ablamın eline kına sürülüyordu.
Normalde bu tür şarkılar açılınca gelinler ağlardı ama benim ablam gülüyordu.Çünkü bu evde yeterince
gözyaşı dökmüştü ve şimdi bu konaktan kurtulduğu için neden ağlasındı ki?
Ablama kına yakıldıktan sonra sultan hanım, ablamın avucuna cumhuriyet altını kattı ve,
"maşallah gelinime.Pek de güzel."
dedikten sonra geriye çekildi.
Duygusal şarkılardan içim kıyılmıştı,resmen.Kına dediğin biraz hareketli olur.Hoparlörden hareketli bir şarkı açtım ve ablamın yanına giderek onu ayağa kaldırdım.
Başta itiraz etmiş olsa da sonrasında ısrarlarıma dayanamayıp kalktı.Bu sefer de şevin ve sıla'nın yanına gittim ve onları da ayağa kaldırdım.
-"oturmaya mı geldik, kızlar?Hadi biraz oynayın."dedim ve şarkıyla birliktelik oynamaya başladım.
Biz oynarken birkaç kız daha kalkıp oynamaya başlamıştı.
Ardından birçok kişi kalkmaya başladı.İşte şimdi eğlence başlıyordu.
Bugün bizim günümüzdü.Tüm olumsuzlukları bir kenara bırakıp sadece eğlenecektim.Ablamın elini tuttum ve şarkıya eşlik ettim.
Ablama bakarak yüksek bir sesle ve gülümseyerek şarkıya eşlik etmeye başladım.
-"seni,seni,en çok seni
Bir tek seni,severim hani.
Kör olayım yar,sürünürüm yar.
Her daim yar billahi."dedim ve ablamı döndürdüm.
-"Esila yavaş,birtanem."dedi ve gülmeye başladı.
Bense şarkıyı söylemeye devam ettim.
-"dillere düşeceğiz seninle
İlle de biz düşecek,taze bahar dalları gibi çiçeklenecek.
Tadım tuzum olacaksın benim
Tadım tuzum olacak."dedim ve ablamın yanağına bir öpücük bıraktım.
Ablam,"Deli kız."demekle yetinmişti.
Bu şarkı bittikten sonra başka bir şarkı çalmaya başlamıştı.Bu şarkıyı da çok seviyordum.
-"üç,iki,bir..geliyoorr!"dedim ve şarkı çakmaya başlayınca yüksek sesle söylemeye başladım.
-"yaşadığımı sakın sorma,ne duvara yazılır ne de kağıda.
Dokuna dokuna zora dokunur
Deliye akıllı sarılmaz ya."dedim ve ablamla oynarken tekrardan kolundan tutup onu döndürdüm.
Ardından şarkı sözlerine devam ettim."Sen ateşten bile olsan soyunup,soyunup giyinirdim.
Zehirli bir ok bile olsan,yoluna eğilir serilirdim."dedim.
Delicesine eğleniyordum.Çünkü peşimdeki kötü olaylardan anca bu şekilde kurtulabiliyordum.
Şarkı bittiğinde yorulduğum için biraz soluklanmak için ablamın oturduğu yere oturdum.
-"iyi eğlendik."dedim,ablama bakarak.
-"doğru iyi eğlendik ama sen ayrı bir eğlendin."dedi,gülerek.
-"herhalde eğleneceğim,sonuçta ablamın kınası."dedim.
Misafirlerde yavaş yavaş gitmeye başlamıştı.Biraz fazla oynadığım için ayaklarım ağrıyordu.
Ayakkabımı çıkardım ve ayaklarımı ovmaya başladım.
Avlu şuan bomboştu,çünkü kına bittiği için herkes gitmişti.Sadece sultan hanım,şevin,sıla ve şeyda kalmıştı.
Gözlerim ise kapandı kapanacaktı.
Başımı ablamın omzuna yasladım ve elimi koluna doladım.
Ablam,"Esila,burada uyumayacaksın değil mi?"
dediğinde uykulu bir sesle bir şeyler mırıldandım.
-"hıhımm"dedim ve gözlerimi açık tutmaya çalışıyordum.Ne zaman kendimi yorgun hissediyor olsam hemen uykum geliyordu.Doğrusu bu huyundan hoşlandığımı söyleyemem.
Gözlerim kapanmadan önce en son sultan hanımla konuşan ablamın sesini duymuştum.Ardından kendimi uykunun kollarına teslim etmiştim.
-"En iyisi aramı arayalım.Esilayı o getirir.Siz önden gidin."demişti,
ablam.Sonrasında ablamın omzunda uyuya kalmıştım.
Bir müddet sonra belimde hissettiğim elle huysuzlanarak kaşlarımı çatmıştım.Bu kişinin aram olduğunu anlamam için gözlerimi açmama gerek yoktu.
Kokusundan tanımıştım,onu.
Beni arabaya girdirmek için kucağından indirecekken,gözlerimi açmadan gömleğinden tutum ve
"İndirme,böyle oturalım."dedim,
kısık çıkan sesimle.
Aram,"baran arabayı sen sür."
dediğini duymuştum.Ben kucağındayken arabaya oturmuştu.
Arama daha da sokuldum.Araba durduğunda tekrardan havalanmıştım.Büyük ihtimalle şuan konağa girmiştik ve merdivenlerden çıkıyorduk.
Odamıza geldiğimizde aram beni yatağa yatırdı ve üzerimi örttü.
-"kıyafetlerini çıkarmayacak mısın?"dediğinde zorda olsa birkaç kelime konuşabildim.
-"sabah yaparım."dedim.
Sonrasında yatağıma kavuşmanın verdiği rahatlıkla rahatça uykuya dalmıştım.
ƥ
Sabahın ilk ışıklarında uyanmıştım.Normalde bu kadar erken uyanmazdım ama büyük ihtimalle üzerimdeki elbise beni rahatsız ettiği için erken uyanmış olmalıydım.
Zaten tüm gece rahat edemedim.
Yan tarafıma baktığımda aramın mışıl mışıl uyduğunu gördüm.
Onu uyandırmamaya özen göstererek yavaşça yataktan kalktım ve gardırobumdan rahat kıyafetler çıkardıktan sonra banyoya girdim.
Yüzümdeki makyajı bile silmeden uyumuşum.Hemen makyaj temizleme suyunu süngere döküp yüzümdeki makyajlardan kurtuldum ve sonrasında yüzümü yıkadım.
Son olarakta nemlendirici krem sürdükten sonra üzerimi değiştirdim.Giyindikten sonra banyodan çıktım ve aynanın karşısına oturarak,saçımı taramaya başladım.
Aram esneyerek uyanmıştı.
Doğrularak gözlerini ovduktan sonra bana bakıyordu.Bende ona
bakarak,"günaydın."dedim.
-"günaydın,güzelim."dedi ve yataktan çıkıp yanıma gelerek taradığım saçlarıma bir öpücük bıraktı.
Ardından saçlarımdan bir tutam aldı ve gözlerini kapatarak saçlarımın kokusunu içine çekti.
-"ölüyorum,bu kokuna."dediğinde gülümsedim ve,"zaten fazlasıyla belli ediyorsun."dedim.
-"farkındasın demek."dediğinde ayağa kalkarak ona döndüm.
-"farkında olmamak imkansız gibi bir şey."dedim ve yanından geçip gidecekken aram belimden tutup beni kendine çekti.
-"o zaman kocana bir öpücük vermek zorundasın."dedi ve dudaklarıma eğilmeye başladı.
Dudaklarımızın değmesine ramak kalmışken,başımı yan tarafa çekip aram'ın yanağına bir öpücük bıraktım ve hızlıca geriye çekildim.
Ardından,"çabuk hazırlan da
kahvaltıya geç kalmayalım."dedim ve yatağı düzeltmeye başladım.
-"ben bu anın acısını senden çıkartırım,Esila.Bil istedim."dedi ve dolabından takımını çıkardıktan sonra giyinmek için banyoya girdi.
Banyoda olduğu ve beni duymayacağı için,"o anı sabırsızlıkla bekliyorum, kocacığım."dedim ve yatağı düzelttikten sonra berjere oturarak aramı beklemeye başladım.
Aram,banyodan çıktığında aynanın karşısında yakasını düzeltmeye çalışıyordu.
Usulca yanına yaklaştım ve önünde durdum.Yakasını ben düzeltmeye başladım ve gömleğinin yakasını düzeltirken,tam konuşacakken aram benden önce davranıp konuştu.
-"güzelim,akşam erken gelemeyeceğim.O yüzden beni bekleme."dedi.
-"Bir yere mi gideceksin?" dedim
merakla.
-"2 gün sonra Azra ve aslanın düğünü olduğu için erkekler arasında bir eğlence düzenleyelim dedik."dedi.
Aslında bu işime gelirdi.Şimdi arama kız kıza akşama eğlenmeye çıkacağız desem,bende geleyim derdi.O yüzden söylememek en iyisiydi.
Hem zaten akşam geç geleceklerdi.
Onlar dönene kadar biz çoktan dönmüş olurduk.
-"gidin,gidin.Bizde kızlarla konakta kendi aramızda bir şeyler yaparız."
dedim ve yakasını düzelttikten sonra geriye çekildim.
Aramla birlikte odadan çıktık ve
kahvaltı için avluya iniyorduk.
Merdivenlerden inerken arama,
"Bugün bizimle birlikte kahvaltı yapacaksın değil mi?"dedim.
Malum kaç gündür işleri yüzünden yoğundu ve doğru düzgün kahvaltı bile yapmadan erkenden çıkıyordu.
-"fazla işim olmadığı için yapacağım da,sen bensiz kahvaltını yapamıyor musun,bakayım?"dedi ve merdivenlerin sonuna geldiğimizde yanağımdan bir makas aldı.
-"ya aram ya, yapma şunu.
Sevmiyorum."dedim, dudaklarımı büzerek.
Kahvaltı masasına geldiğimizde aram, sandalyemi geriye çekip, oturmamı bekledi.Bende oturdum ve hemen yanımdaki sandalyeye de aram oturmuştu.
Şevin ve sılayla göz göze geldiğimizde gülümseyerek onlara göz kırptım ve,"günaydın."dedim.
Tabii, sadece kızlara demedim,
masadaki herkese söylemiştim.
Kahvaltımızı yaparken aramın telefonu çalıyordu.Göz ucuyla arayana baktım.Baran arıyordu.
Önüme dönerek kahvaltımı yemeye devam ettim.Akşam için sabırsızlanıyordum.Cem adrianı görecek olmam zaten apayrı beni heyecanlandırıyordu.
Aram,masadan kalkınca ona baktım ve,"nereye?"dedim.Oysa daha yeni oturmuştuk.
-"sevkiyatla ilgili bir sıkıntı çıkmış.
Bu yüzden gitmem gerek."dedi ve yanağıma bir öpücük bıraktıktan sonra herkese,"afiyet olsun."
dedikten sonra konaktan çıktı.
Bu aralar hep meşguldü.Tabii,onu da anlıyordum.İşlerini aksatamazdı.Bende kahvaltımı yaptıktan sonra masadan kalktım ve avluda bulunan berjerlerden birine oturdum.
Ardından hizmetli kızdan bir kahve istedim.
-"bana da sade ve bol köpüklü bir Türk kahvesi yapasın."diyen sultan hanıma baktım.Tam karşımdaki yere oturmuştu.
Ben onun yüzünü görmek istemediğim için her defasında ondan kaçarken o ise her defasında dibimde bitiyordu.
Ne kadar da yüzsüz bir kadındı.
Hizmetli kız,kahvelerimizi ortadaki sehpaya bıraktıktan sonra gitti ve sultan hanımla tekrar baş başa kalmıştık.
Kahvemden bir yudum aldım ve telefonumla oyalanmaya başladım.
Sultan hanımı görmezden geliyordum,çünkü bana yaptıkları asla affedilir değildi.
-"hep böyle mi olacağız,gelin."dedi, sultan hanım.
Başımı telefondan kaldırıp, sultan hanıma çevirdim ve elimdeki kahve fincanını sehpaya bıraktım.
-"nasıl olmalıyız?"dedim.
-"bilirim, büyük hata ettim amma neden yaptığımı da sana anlattım.
Senin kötülüğünü düşünür müyüm ben hiç?"dediğinde içimden sabır çektim.
-"ne olursa olsun,bu iğrençliği yapmamanız gerekirdi.Siz benim neler hissettiğimi hiç düşündünüz mü?"dedim.
-"düşündüm,düşündüm amma bunu yapmam gerekti.Hiç değilse aşiret en azından gerçek anlamda karı koca olduğunuzu biliyor.Yani kuma meselesi kapandı."dediğinde bir hışımla ayağa kalktım.
Nasıl da rahattı?Hiç utanması da yoktu.
-"En iyisi bu konuyu artık kapatalım.Daha fazla bu konu hakkında konuşmaya devam edersek hiç iyi şeyler olmayacak, sultan hanım!"dedim ve terasa çıkmak için yukarıya çıktım.
Terasa geldiğimde şevin ve sılayı da burada görmem iyi olmuştu.
Yanlarına giderek oturdum.
-"Ne yapıyorsunuz bakayım,siz burada tek başınıza?"dedim ve hafif rüzgar estiği için savrulan saçlarımı düzelttim.
-"hiç yenge öyle oturuyorduk."dedi, şevin ve sılaya sus der gibi bir bakış attı.Bu hareketine anlam veremedim.
-"ne fısıldaşıyorsunuz öyle gizli gizli.."dedim.
Sıla şevine bakarak,"valla söyleyeceğim,şevin abla."dedi ve bana baktı.
-"yenge bizim arka bahçede abimlerin bizim için yaptırdığı bir salıncak var ama şevin ablam,o salıncağa gitmeme izin vermiyor."
Dedi,sıla.
-"neden izin vermiyorsun, şevin?"
dedim,şevine bakarak.
-"yenge havaya baksana, şimdi soğuk alacak.Sonra hasta olup herkese bulaştıracak.Üstelik 2 gün sonra düğünümüz var."dediğinde aslında ona hak vermiştim.
Fakat havanın kapalı olması, salıncağa binemeyeceğimiz anlamına gelmiyordu.
Ayağa kalktım ve kızlara bakarak
"Hadi bakalım kalkın, dediğiniz o yere gidiyoruz."dedim.
Sıla gülümseyerek ayağa kalktı ve koluma girerek beni yönlendirmeye başladı.Şevinde hemen arkamızdan geliyordu.
Arka bahçeye geldiğimizde şaşkınlıkla etrafa bakıyordum.
Daha önce burayı hiç görmemiştim.
Çok güzel görünüyordu.
-"burası çok güzelmiş."dedim ve
etrafı incelemeye devam ettim.
-"öyledir."dedi,şevin.
Sıla bir anda kolumdan tutarak beni salıncağın yanına götürmüştü.
Oturma yeri tahtadan yapılmıştı ve ipleri ağacın dallarına bağlanmıştı.
-"ilk sen bin yenge."dedi,sıla.
Valla hiçte hayır diyemeyecektim.
-"olur."dedim ve salıncağa bindim.
Ellerimi ipin iki yanına katarak sallanmaya başladım.Küçükken salıncağa binmeyi çok severdim.
Uzun zamandır da salıncağa binmemiştim.Rüzgarın esmesiyle saçlarım uçuşuyordu ve salıncakta sallanmak çok güzel hissettirmişti.
Bira daha sallandıktan sonra salıncağı durdurdum ve indim.
Benden sonra sıla binmişti,bende onlar sallanırken bahçeyi geziyordum.
Bir kısım tamamıyla güllerle doluydu.Diğer kısım ise lalelerle doluydu.Çeşit çeşit çiçekler ekilmişti.
Kırmızı gülleri görünce eğilerek,
gülü kökünden koparmadan kokusunu içime çektim.Mis gibi kokuyordu.
Kızlarla yaklaşık bir 3 saat kadar bu bahçede kalmıştık.Şimdi ise geri dönüyorduk.
-"2 saat sonra hazırlanmaya başlayın.Bu arada aldığım elbiselerden başka bir şey giymeyin, lütfen."dedim.
-"tamam ama annem bizi o kıyafetlerle görürse sana bir şey demez ama bizim bacaklarımızı kırar."dedi,şevin.
-"fazla abartıyorsunuz bence,
kendinizi biraz rahat bırakın.Siz de
göreceksiniz hiçbir şey olmayacak."dedim.
Ardından onlar odalarına girdikten sonra bende odama girdim ve telefonumu alarak ablamı aradım.
-"Efendim Esila."
-"ne yapıyorsun abla?"dedim.
-"hiç,annemle çeyizimi düzenliyoruz."dedi.
-"akşamı unutmadın değil mi?"
dedim.
-"merak etme,unutmadım ama beni daha fazla oyalamaya devam edersen işimi erken bitiremeyeceğim ve akşam gidemeyebiliriz."dedi.
-"tamam,o zaman.Kapatıyorum sana kolay gelsin."dedim ve telefonu kapattım.Ardından ayağa kalkarak giysi dolabıma ilerledim.
Dün aldığım kırmızı elbiseyi çıkardım ve yatağın üzerine bıraktım.Ardından elbiseye uygun ayakkabı seçmeye başladım.
Platin renginde bir ayakkabı seçtim ve onu da elbisemin yanına koydum.Ardından hazırlanmaya başladım.Çünkü benim hazırlanmam biraz uzun sürüyordu
İlk olarak elbisemi giydim ve sonrasında makyaj masama oturarak saçlarıma şekil vermeye başladım.Uçlarını hafif dalgalandırdım ve ardından makyaj yapmaya başladım.
Elbisem kırmızı renkte olduğu için dudaklarıma fazla canlı olmayan bir kırmızı ruj sürdüm.Makyajım bittikten sonra topuklu ayakkabılarımı da giyindim ve son olarak parfüm sıktım.
Aynadan kendime baktığımda fazla iddialı göründüğümü farkettim.
Acaba rujumu başka bir renk mi yapsaydım diye düşünüyordum ama sonrasında boşverdim.

(Esila'nın elbisesi)
Elbise kısaydı ama bedenime tam olmuştu ve kendime de çok yakıştırmıştım.Saate baktığımda
19.00 olduğunu görünce kızları almak için odadan çıkacaktım ama
bu halde çıkarsam sultan hanımın dilinden kurtulamazdım.
Bu yüzden üzerime bir kaban aldım.Ardından çantamı da alarak odadan çıktım.Kızların odasının önüne geldiğimde ilk olarak kapıyı tıklattım.
"Gel"dediklerini duyunca kapıyı açarak içeriye girdim.Ardından kapıyı kapattım ve kızların yanına gittim.Onlar için seçtiğim elbiselerin içinde muazzam görünüyorlardı.
-"kızlar çok güzel olmuşsunuz."
dedim.
-"bende çok beğendim.İlk kez böyle bir kıyafet giydiğim için kendimi farklı hissediyorum."dedi,sıla.
-"ilk kez giydiğin için normal tabii ki."dedim ve şevine dönerek,"eee
Sende beğendin mi?"dedim.
-"beğendim ama konaktan nasıl çıkacağız onu düşünüyorum."
dediğinde gülümseyerek,"onu da düşündüm merak etme."dedim.
-"kabanlarınız varsa hemen üzerinize geçirin,çünkü artık çıkmamız gerek konser 20:00'da başlayacak."dedim.
Şevin ve sıla kabanlarını giyindikten sonra odadan çıktık ve aşağıya indik.Konaktan tam çıkacağımız sırada sultan hanım'ın sesini duyduk.
-"akşam akşam nereye gidersiniz böyle?"dediğinde hepimiz aynı anda ona döndük.
-"kız kıza eğlenelim dedik.Hem ablamda gelecek ayrıca aram'dan izin aldım."dedim.
Sultan hanım,önce birkaç dakika bize baktı ve sonra,"iyi,gidin amma çok geç gelmeyin."dediğinde bende
"Tamam."dedim ve konaktan çıktık.
Konağın önünde bizi bekleyen taksiye bindik ve ablamı almak için yola çıktık.
Konağın arabalarıyla da gidebilirdik ama hemen arama haber vereceklerini bildiğim için taksiyle gitmeyi tercih ettim.
Ablamı da aldıktan sonra konserin verileceği mekana doğru yola çıktık.Konsere on dakika kala yetişmiştik.
Taksiden indikten sonra adama ücretini ödedim ve kızlarla birlikte
mekana girdik.Mekanın kapısından girerken kapıdaki görevli bana dikkatle bakmıştı.
Rahatsız olmadım desem yalan olurdu ama onu umursamayarak bizim için ayırttığım yere geldik.
Bu mekanda sandalyeler yoktu sadece ortalara katılmış uzun boylu sehpalar vardı.
Çünkü konser verilecekti ve herkesin sığabilmesi için sandalyeleri kaldırmaları gerekti.
Kabanımı çıkararak görevliye verdim ve kızların kabanlarını da verdim.Şevin ve sıla pek rahat görünmüyorlardı.
Tam onlarla konuşacakken anons yapılınca sustum ve Cem adrianın sahneye çıkmasını bekledim.Mekan fazla kalabalıktı ve birçoğu bize bakıyordu.
Hayır anlamıyorum yani,neye bakıyorsunuz?İlk kez mi gördünüz?
Belki de aram haznedarın eşi olduğumu bildikleri için böyle bakıyorlardı.
Cem Adrian sahneye çıkınca,
kafamdaki tüm düşünceleri silerek sadece ona odaklandım.
Onu daha yakından görmek için en önden yer ayırtmıştım.
Cem Adrian sahneye çıktığında ilk olarak herkese,"öncelikle
hoşgeldiniz."demişti.Çok
sıcakkanlıydı.
Ardından,"bir hafta boyunca ekibimle bir şey üzerinde düşündük ve o düşündüğümüz şeyi burada yapmaya karar verdik."
dediğinde merakla onu dinliyordum.
-"buradaki görevliler tarafından hepinize içinde sayılar yazan, kağıtlar dağıtılacak ve aranızdan bir şanslı kişi benimle sahneye çıkıp şarkı söyleyecek."dediğinde herkes,"ooo"demeye başlamıştı.
Doğrusu bende heyecanlanmıştım.
"Ay ben çıkarsam hayatta söylemem."diyen şevine gülerek bakıyordum.
-"o zaman hakkını bana devredebilirsin,şevin."dedim.
-"seve seve yaparım."dedi,o da.
Dediği gibi görevliler herkese kağıtları dağıtmaya başlamıştı.
Sıra bana geldiğinde rastgele bir kağıt seçmiştim ve sonrasında Cem Adrian tekrardan konuşmaya başlamıştı.
-"lütfen kağıtlarınızı şimdi açmayın.Birazdan bir sayı söylenecek ve o zaman herkes kağıdını açmaya başlayabilir.Eğer söylenen sayı,sizin kağıdınızdaki sayıysa benimle sahneye çıkma hakkını kazanmış olacaksınız."
Heyecanla bekliyordum.Ablama dönerek,"inşallah ben çıkarım."
dedim.
Cem Adrianla sahneye çıkmak hayal gibi bir şeydi,benim için.
Düşüncesi bile heyecanlanma sebep oluyordu.
Kısa süre sonra,cem adrian tekrardan konuşmaya başlamıştı.
-"evet,şimdi de sayıyı söylüyoruz."
Dedi ve elindeki zarfı açarak içindeki sayı kartını çıkardı.
Kartta 11 yazıyordu.Heyecanla kendi kağıdımı açtım ve gördüğüm sayıyla gözlerime inanamadım.
11 yazıyordu.Ben çıkmıştım.
Ablama ve kızlara dönerek,"ben çıktım."dedim,heyecanla.
-"evet,11 kime çıktı?"diyen cem Adriana dönerek,"ben çıktım."
dedim ve elimdeki kağıdı gösterdim.
Cem Adrian sahneden inerek yanıma gelmeye başladığında ne yapacağımı ve nasıl hareket edeceğimi bilemez haldeydim.
Galiba heyecandan bayılacaktım.
Cem Adrian,yanıma geldi ve elimdeki kağıda baktı ardından elini bana uzatarak,"Tebrikler."
dedi.Elini tutmamı istiyordu.
Bende ona elimi uzattım ve,"teşekkür ederim."dedim.
Ardından cem adrian,elimden tutarak beni sahneye çıkarttı.
Binlerce insanın içinde cem adrianla sahneye çıkacaksınız deseler,yok artık derdim ama şuan gerçekten cem adrianla sahnedeydim.
Cem Adrian bana dönerek,"hangi şarkıyı söylememizi istersin?"dedi
ğinde bu anın gerçek olduğunu daha iyi kavrayabildim.
-"derinlerde"dedim,bu şarkısını çok sık dinlerdim.
Cem Adrian arkadaki müzisyenlere işaret vererek çalmaya başlamalarını söyledi ve bana mikrofon verildi.
-"aynı anda başlıyoruz."dedi ve müziğin girişiyle şarkıyı söylemeye başladık.
"Bana düşlerimi geri ver
Gerisi hep sende kalsın.
Bana son kez öyle gülüver.
Yüreğim de sende kalsın."
"Bana hatıradır ateşin
Yanarım,yanarım.
Seni başka kimse bulamaz
Kayıbım."dedik ve araya müziğin girmesiyle durduk.
Ardından biraz zaman geçtikten sonra kaldığımız yerden devam ettik.
"Ezberimde yüzün silmek
Öyle kolay mı?
Kaderimde bir düğüm
Çözmek öyle kolay mı?"dediğimde gözlerimin önüne aram'ın silüeti geldi.Benim kalbim artık tamamen ona aitti.
"Bana hatıradır ateşin,
Yanarım, yanarım.
Seni başka kimse bulamaz
Kayıbım."dedik ve şarkıyı sonlandırdığımızda herkes alkışlamaya başladı.
-"sesin tıpkı senin gibi harika."
diyen cem Adriana baktım. Mikrofonla söylediği için herkes duymuştu.Bu da biraz utanmama sebep olmuştu.
-"bu güzel iltifatınız için teşekkür ederim."dedim.
Ardından sahneden inmem için elimden tutarak yardım etmişti.
Tekrardan ona teşekkür ettim ve sahneden indim.
Fakat o sırada aramla karşılaşacağımı düşünmüyordum.
Sadece o değildi,aslan da yanındaydı.boku yedin Esila
Aram az önce cem adrianla şarkı söylediğimizi ve cem adrianın bana olan sözlerini de duymuş olmalıydı.
İyi de nereden haberi olmuştu ki?
Onu görünce duraksamıştım ama şimdi adımlarıma devam ediyordum.Ablamla göz göze geldiğimde ikimizde içimizden,
"Boku yedik."dediğimize yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım.
Yanlarına gittiğimde aram,aniden kolumdan tutup beni yürütmeye başladı.Tabii,sıkıca tutmamıştı.
-"bari kabanımı alsaydım, içeride kaldı."dediğimde aram kolumu bırakıp,bir adama kabanımı getirmesini söyledi ve ardından öfkeli bakışlarını bana yöneltti.
-"bana kızlarla konakta olacağını söylemiştin ama şimdi bakıyorum ki,karım böyle mekanlarda takılıyor."dediğinde,sesi biraz