22.B Ö L Ü M
"Gerçekler"
Okumadan önce sol alttaki yıldızı parlatırsanız sevinirim ve de bolca yorum yapmayı unutmayınız, değerli okuyucularım.
Not:değerli ve de çok kıymetli okuyucularım,ben oy sınırını sırf yeni bölümü atmak için koymuyorum,sadece emeğimin karşılığını almak istiyorum.Başka bir düşüncem yok.Eğer emeğimin karşılığını alamayacaksam neden yazmaya devam edeyim ki?Lütfen okumadan önce oy veriniz.
Oy:250
Yorum:400
Bölüm şarkısı:Sezen aksu-Küçüğüm
Sultan hanım elindeki telefonu kırarcasına tutarken sinirle sözlerine devam ediyordu."Hele bir gelinime birşey diyesin işte o vakit değil seni, tüm sülaleni nüfus haritasından silerim.Ben tüm bunları sana zorla yaptırmadım ya,sen kendi isteğinle geldin ve o macunu gelinimin vajinasına sürdün,o mor içeceği de ben yapmadım,sen yaptın!Şimdi kes zırvalamayı da kendi hayatına bak,yoksa ansızın nefesin kesilir."
Dediğinde o an zaman benim için durmuştu ve zihnimde sadece o sözler yankılanıyordu...
Duyduklarımı sindirmeye çalışıyordum fakat bu duyduklarım öyle kolay sindirilecek şeyler değildi.Bir kadın başka bir kadına nasıl böyle bir adiliği yapardı ki?
Hangi vicdana,hangi yüreğe sığardı bu? Şuan kendimi öylesine bitkin,öylesine yorgun hissediyorum ki, ayakta duracak gücüm bile yok.Duvardan destek alarak ayakta kalabiliyordum.
Elimi Göğüs kafesime koyup nefes almaya çalışıyordum.
Kısık bir sesle "şimdi değil Esila,şimdi düşemezsin."dedim ve elimi duvardan çekerek odaya girdim.Sinirden delirmek üzere değildim,çünkü şuan tam anlamıyla sinirden delirmiştim.
Bana arkası dönük olan sultan hanımı kolundan tutup kendime çevirdim.Tüm nefretimle ona bakıyordum.Ama sakin bir sesle konuşmaya başladım.
-"Az önce dediklerinizi tekrar edin,sultan hanım!"dedim ve ne kadar sakin kalabilirsem o kadar sakin kalmaya çalışıyordum.
Sultan hanım'ın eli ayağı birbirine dolanmıştı adeta,gelini tüm söylediklerini duymuş olmalıydı.Şimdi işin içinden nasıl çıkacaktı onu düşünüyordu.
Sultan hanımdan ses gelmeyince bu seferde iki kolundan tutarak onu sarstım ve yüksek bir sesle aynı kelimeleri tekrar ettim.
-"SİZE AZ ÖNCE DEDİKLERİNİZİ TEKRAR EDİN,DEDİM!"
Şuan hissettiğim tek duygu öfkeydi!
Hâlâ aklım almıyordu, nasıl bana böyle adice şeyler yapabilmişti?
Yaptığı büyü yüzünden aramla,kendi isteğimle değil de,o büyünün etkisinde kalıp birlikte olacaktım ve hem aram için hem de benim için dönülmez bir yola girmiş olacaktık.
Bir insan bunu anca düşmanına yapardı,ama ben onun geliniydim.
Buradaki insanlar acımasızdı,yüreklerinde zerre merhamet beslemiyorlardı.
Sultan hanım,ona bağırmamdan sonra irkilmişti.Sonunda ağzını açıp konuşmaya başladı.
-"ne kadarını duydun?"dedi, pervasızca.
Ona küçümseyerek bakıyordum."herşeyi öğrendim,bana yaptığınız her adiliği öğrendim."dedim ve nefretle ona baktım.
-"kızım,beni bir dinleyesin hele"
Dediğinde parmağımı ona doğrultarak "sakın bana kızım deme!"dedim ve sırtımı ona dönerek saçlarımı çekiştirdim.
Bu kadın nasıl bir kafa yapısında ki, büyücüyle iş birliği yapıp bana o iğrençlikleri yapmıştı?
Yüzümü ona dönerek "siz ruh hastasısınız,yoksa bana yaptığınız iğrençliklerin başka bir açıklaması olamaz!"dedim.
-"terbiyeni takınasın gelin! ben ne yaptıysam senin iyiliğin için yaptım."dediğinde sinirle kolunu sıkıca tuttum ve yüksek bir sesle konuşmaya başladım.
-"Bir de hâlâ utanmadan terbiyeni takın mı, diyorsunuz bana!siz ne tür bir manyaksınız.Rezilsiniz,bu kadar aşşağılık biri olduğunuzu bilmiyordum!"dedim ve tüm nefretimle yüzüne bakmaya devam ettim.O sırada seslerimizi duymuş olacaklar ki önce aram,sonra da şevin,sıla,Bawer,
Aslan,kerem ve Mahmut ağa gelmişti.
Aram kolumu tutarak sultan hanımdan ayrılmamı sağladı ve kaşlarını çatarak bana bakıyordu.
-"Esila,ne oluyor burada?"
-"ne olduğunu annene sor,o söyler"
Dedim ve aram'ın arkasında kalan sultan hanıma baktım.Etekleri tutuşmuş gibiydi,daha dursun onun rezilliğini kocası da, çocukları da öğrenecekti.
Aram annesine dönerek "ana ne olur burada anlatasın hele"dedi ve bıkkınlıkla nefes alıp verdi,genç adam yine kötü birşey olduğunu anlamıştı.Yoksa esila'nın bu denli sinirli olması normal değildi.
Sultan hanım ise suskunluğunu koruyordu.Ne söyleyecekti ki? Yaptığı şey için şimdiden pişman olmuştu ama ne yaptıysa Esila'nın iyiliği için yapmıştı, eğer bunu yapmasaydı gelininin üzerine kuma gelecekti ve kendinin yaşadığı her ızdırabı teker teker yaşayacaktı.Sultan hanım,bunun olmaması için herşeyi göze almıştı ve nitekim planı başarılı da olmuştu.
Oğlu ve gelini dün gece birlikte olmuştu.Amacına ulaştığı için rahattı,ama yine de oğlu aram'ın vereceği tepkiden korkmuyor değildi.
Diğer yandan Esila dişlerini sıkarak içindeki öfkeyi bastırmaya çalışıyordu ama nafileydi.Bu kadarı fazlaydı,hem de çok fazlaydı.Bu öğrendiklerini sindirmesi hiç kolay olmayacaktı,ya da sindirebilecek miydi işte orası meçhuldu.
Sultan hanımın suskunluğu karşısında daha da deliriyordum.
Bana o adiliği yaptıktan sonra tek yaptığı şey susmaktı, böylesi kolayına geliyordu tabi!
-"konuşsanıza,neden susuyorsunuz?Ne o,yoksa yaptığınız adiliği söylemeye yüzünüz yok mu?"dedim.Bu sözlerimden sonra aram hızlıca bana döndü ve "Esila,neyden bahsediyorsun?Anlatacak mısın artık!"dedi ve kaşlarını çatarak bana bakmaya devam etti.
Bana yaptıklarını ben değil,bizzat
sultan hanım anlatacaktı.Herseyi teker teker eksiksiz bir şekilde buradaki herkese anlatacaktı.
Aram'ın arkasında kalan sultan hanımın yanına gidip bir hışımla kolunu tuttum ve bağırmaya başladım.
-"Konuşsana,neden susuyorsun,neden! Anlat hadi herkese,bana yaptığın o adice şeyi anlat,SUSMA!"dedim.
Bawer yanıma gelerek sertçe kolumu tuttu ve beni sultan hanımdan uzaklaştırdı.Ardından parmağını bana doğrultarak sinirli bir ifadeyle konuşmaya başladı.
-"sen ne yaptığını sanıyorsun?Haddini bil,benim anneme bu şekilde davranamazsın!"dedi ve ardından arama dönerek "karına sahip çık aram,yoksa elimden bir kaza çıkacak"dediğinde gözlerim dolmaya başladı.
Ben böyleydim,işte.Çocukluğumdan beri yüksek sesten korkardım.Bu da babamın bana hediye ettiği bir travmaydı! Sinirli bir şekilde biriyle tartışırken bile ağlardım.
İster istemez gözlerim doluyordu ve ben buna engel olamıyordum.
Haksızlığa uğradığım her an gözlerim dolmaya başlardı.Bu benim elimde olan birşey değildi ama bawerin bana bağırmasını sineye çekecek değildim.Ona cevap vermek için dudaklarımı oynatacağım an,aramın sesini duydum.
-"Karıma sahip çıkıp çıkmamam sana kalmadı Bawer!Sende kelimelerine dikkat et,benim karımla bu şekilde konuşamazsın.
Daha ne olduğunu bile bilmiyoruz,
Eğer Esila haksızsa gerekeni yaparım zaten!" Dedi ve yanıma gelerek belimden tuttu ve beni kendisine çekti.
Kardeşi karşısında beni korumuştu.Bu kalabalığın içinde beni seven ve değer veren tek kişiydi.Aram benim şansımdı,bunu geçte olsa anlamıştım.Şuan bu kalabalığın içinde kendimi o kadar yalnız hissediyordum ki,ama aramın sesini duyunca yalnız olmadığımı farketmiştim.
Yalnız değildim,o vardı...
Fakat yine de kendimi kimseye karşı ezdirmeyecektim.Aram'ın elini belimden çekerek bawerin karşısına dikildim.
-"Had bilmesi gereken bir kişi varsa o da senin annendir, yaptıklarını öğrenince de benimle bu şekilde konuşabilecek misin,çok merak ediyorum!"dedim ve odadaki herkese göz gezdirdikten sonra son olarak sultan hanıma bakmıştım.
-"Artık susmayı bırakın da, yaptığınız herşeyi anlatın,bu kadarcık bile cesaretiniz yok mu?"
Dedim.
Bu sefer konuşan Mahmut ağa olmuştu.Herkesi geride bırakarak sultan hanım'ın tam karşısında durduktan sonra konuşmaya başladı.
-"Her ne olduysa anlatasın, sultan!"dedi,bariton sesiyle.
Sultan hanım ise artık susamayacağını anladığı için konuşmak zorunda kaldı.Mahmut ağadan hep korkardı ve korkmaya da devam ediyordu.
-"ağam,ben bir hata ettim ama ne ettiysem gelinim için ettim."dedi.
-"o halde ne ettiysen derhal anlatasın, herşeyi duyduktan sonra gelininin iyiliği için mi yoksa, kötülüğü için mi yaptığını anlarız."dedi,Mahmut ağa.
Sultan hanım,kapana sıkıştığını ve artık herşeyi anlatması gerektiğini biliyordu.Sözlerine en başından başlamıştı.
O sırada herkes pür dikkat sultan hanımı dinliyordu.En çokta aram ne olduğunu merak ediyordu,odaya girdiğinde esila'nın annesine bağırdığını görünce sinirlenmişti ama mutlaka birşey olmuştu ki,Esila bu denli öfkelenmişti.
-"ağam bilirsin,aram ve Esila 2 ayı aşkındır evliler ve aşiretimiz bir varis bekler.Fakat Esila bir türlü arama yanaşmazdı,hep kaçmayı tercih ediyordu.Eğer ki 3.aya kadar hamile kalamasa aşiret kuma diye tutturacaktı bende bunun olmaması için son çare olarak birşey yaptım."dedi ve devamını getiremedi.Bunu nasıl söyleyeceğini bilmiyordu.
Esila ise bu duyduklarından sonra alnını sıvazlayıp gözlerini sıkıca yumdu.Kuma getirecekler ne demekti?Daha 3.ayda hamile kalmamı nasıl beklerlerdi,aklım almıyordu.
Bu nasıl bir zihniyetti?
Sultan hanım konuştukça göğüs kafesim daralıyordu.Her sözünde bu odadan çıkıp gitmek istiyordum ama hayır, yaptığı rezilliği herkes öğrenecekti.Son ana kadar bu odadan çıkmayacaktım.
Sultan hanım,sözlerine devam etti.
-"sonrasında bir büyücü kadınla anlaştım."dediğinde aram'ın koluna tutunarak ayakta kalmaya çalışıyordum.Tekrar bu sözleri duymaya hazır değildim.
Aram, annesinin sözlerini dinlerken esila'nın koluna dokunmasıyla gözleri karısına kaydı.Belli ki bundan sonra duyacakları hiç iyi şeyler değildi.
-"büyücü kadın,bir macun hazırladı ve onu esilaya sürdü.Sonrasında bana mor bir içecek verdi.Bunlar esila'nın aramı istemesi içindi."dedi.
Sultan hanım'ın söylediklerinden sonra herkes şoka girmişti.En başta da aram!
Bawer ise esilaya söyledikleri için çoktan pişman olmuştu.Annesi nasıl böyle birşey yapabilmişti?
Şevin ve sıla ise annelerinin yaptıklarını duyduktan sonra ellerini ağızlarına götürerek dehşetle annelerine bakıyorlardı.
Aslan ve keremde aynı şekilde annelerinin sözlerinden sonra şoka girmişlerdi ve çok sinirlenmişlerdi.
Fakat en sinirli olan aram haznedar'dı! Karısına yapılanları öğrenince annesine tiksintiyle bakıyordu.Ne ara bu denli acımasız,vicdansız birine dönüşmüştü anlayamıyordu.
Esila ise sadece aram'dan destek aldığı için ayakta durabiliyordu.
Eğer ki, şuan aramın kolundan destek almıyor olsaydı,tekrar duyduğu bu sözlerden sonra yere çökmüş olurdu.
Arkasında güçsüz,bitkin bir kadın bıraktığını bilmeden aram,sinirle annesinin yanına gitti ve annesine bağırmaya başladı.
-"Ana sen bunu nasıl edersin?Bu yaptığın şeytanın bile aklına gelmezdi.Benim karıma nasıl böyle birşey yaparsın?Dua edesin,anamsın yoksa.."dedi ve elini saçlarının arasından geçirdi.
Diğer yandan Esila,aram'ın gitmesiyle bir an afallamıştı.Zar zor kendini ayakta tutuyordu ve şuan odada büyük bir curcuna vardı.Şevin,sıla,aslan,Bawer,
kerem hepsi bir ağızdan annelerinden hesap soruyordu.Ben gerilerinde kalmıştım.
-"insanda biraz insaf olur ana,insaf!"dedi,kerem.
-"senden asla böyle birşey beklemezdim,ana!Yazık değil mi kıza?"dedi,Bawer.
-"bir gram bile merhametin olsaydı,sen yengeme bu iğrençlikleri yapmazdın,anne!"dedi,sıla.
Şevinde "sılanın dediklerine katılıyorum"dedi.
Mahmut ağa ise 30 yıllık karısının yüzüne bile bakmıyordu,bu nasıl bir vicdansızlıktı, karısı bunu nasıl yapabilmişti? Hâlâ aklı almıyordu.
Aram tekrardan konuşmaya başladı.
-"Hâlâ aklım almaz,bu nasıl iştir ana?"dedi.
Sultan hanım ise bu tepkilerin geleceğini biliyordu.Ne deseler haklı olduklarını da biliyordu.
Kendisine söylenenler karşısında tek kelime etmedi,yüzlerine bile bakamadı.Şimdi yaptığı şeyin pişmanlığını en ağır şekilde yaşıyordu.
Şuan odada büyük bir curcuna vardı ve ben hiçbir şey duyamıyordum.Sanki tüm algılarım kapanmıştı ve kulağıma gelen tek ses boğuk bir uğultuydu.
Göğüs kafesimi tutarak nefes almaya çalışıyordum ama olmuyordu.Nefes alıyordum ama ben boğulduğumu hissediyordum.
Bugün öğrendiğim onca şeyden sonra bu son öğrendiğim ağır gelmişti.
Bundan sonra öğrendiğim bu gerçeklerle nasıl yaşayacağımı asla bilmiyordum.Boğazıma bir yumru oturmuştu ve bu canımı aşırı acıtıyordu.Elimle göğüs kafesimi vurarak nefes almaya çalıştım ama olmuyordu.
Ayaklarım daha fazla beni taşıyayacak gücü bulamadığı için yere çökmüştüm.Ellerimle boğazımı tutarak nefes almaya çalışıyordum.Ağzımı sonuna kadar açarak öksürmeye başladım.
Bu yaşadığım sinir krizi miydi yoksa panik atak mıydı,hiç bilmiyordum ama bildiğim tek birşey vardı o da nefes alamıyor oluşumdu.Öte yandan şuan konuşulanları da duyamıyordum.
Sadece boğuk bir uğultu çalınıyordu,kulaklarıma o kadar.
Yüzümün sıcaklığından, yüzümün Kıpkırmızı olduğunu biliyordum.
Bu yaşadıklarıma kalbim de
Dayanamamıştı.
Oysa daha 19 yaşındaydım.
Tüm bunları hakedecek kadar ne yapmışım ki?Yaşadığım 19 yılda da hep acı çekmiştim ve hâlâ acılar peşimi bırakmıyordu.
Neden hayat mutlu olmama izin vermiyordu?
Esila tüm bunları yaşarken diğer herkes sultan hanıma kızıyordu.Kimse onun arka tarafta neler yaşadığını bilmiyordu.Sıla yengesine bakınmak için sırtını döndüğünde yengesini yere çökmüş şekilde ve boğazını tutarken gördüğünde gözleri korkuyla açıldı ve koşarak yengesinin yanına ilerledi.
Sıla,esila'nın yüzünü avuçları arasına aldı ve yüzünü yukarıya kaldırdı.Yengesinin beyaz teni kıpkırmızı olmuştu,sıla yüzünü abisine dönerek adeta çığlık atarcasına abisine seslendi.
-"ABİİ,ÇABUK GEL YENGEME BİRŞEYLER OLUYOR!"dedi ve yüzünü tekrardan yengesine döndü.
Sıla'nın sesini duyan aram bir hışımla yanına gitti ve esilayı yere çökmüş şekilde ve kalbini tutarak görünce kalbinde hissettiği acı tarif edilemezdi ve bu acı gitgide şiddetini artırıyordu.
Esila'nın belinden ve kolundan tutarak kendine çekti ve "iyi misin,birtanem?"dedi ve karısının alnına bir öpücük bıraktı.
Hemen ardından sılaya dönerek
"Hemen su getir"dedi ve esilaya dönerek "sakin ol birtanem,nefes al ve ver."dedi.O sırada Esila ise nefes alıp vermeye çalışıyordu ama kendini boğuluyormuş gibi hissediyordu.Yaşadıkları çok ağırdı, küçük bedenine fazla gelmişti tüm bunlar.
Aram,sılanın getirdiği suyu esilaya içirdikten sonra esila'nın sırtını sıvazlamaya başladı.Herkes ikilinin etrafına toplanmıştı.
Esila suyu içtikten sonra kendini daha iyi hissetmeye başlıyordu.
Göğüs kafesini tutarak düzenli bir şekilde nefes alıp vermeye başladı.
Aram ise büyük bir endişeyle karısına bakıyordu ve bir an olsun gözlerini esila'dan ayırmıyordu.
Esilayı o halde görünce aklı gitmiş gibi olmuştu ama şimdi esila'nın biraz daha iyi olmasıyla biraz rahatlayabilmişti.
-"Birtanem hastaneye gidelim mi?"
Dedi ve esila'nın saçlarına bir öpücük daha bıraktı.Genç adamın bu sarı saçlara zaafı vardı.Bu kadının herşeyine ölüp bitiyordu ve onu kötü bir halde görünce deliriyordu.
Esila,suyu içtikten sonra bardağı sılaya verip bakışlarını arama yöneltti ve "hastaneye gitmek istemiyorum aram,bir anlığına olmuş birşeydi.Hem bak, geçti bile"
Dedi ve yüzüne sahte bir tebessüm yerleştirdi.
Hayır,geçmemişti ve asla da geçmeyecekti.Sırf onu üzmek istemediğim için bu sözleri sarf ediyordum.Bu yaşadıklarımda onun bir suçu yoktu.Onu suçlamaya da hakkım yoktu,annesinin günahını ona yükleyemezdim.
Beni bu kadar güzel seven,koruyan adama annesinin suçunu atıp,onu günah keçisi ilan edemezdim.Eski Esila olsaydım bunu yapardım,
Çünkü o zamanlar arama karşı en ufak bir sevgim yoktu,sadece nefret ediyordum.
Şimdi ise ondan hoşlanıyordum ve hatta belki de aşık bile olmuştum.
Benim aram'dan başka kimsem kalmamıştı,onu da kaybedemezdim.
Aram'ı daha fazla üzgün görmek istemediğim için elini tutarak "iyiyim, merak etme."dedim ve elinden destek alıp ayağa kalktım.
Tüm nefretimle karşımdaki kadına bakıyordum.Daha fazla bu konakta durursam kendim için hiç iyi olmayacaktı.
Nefes almaya ihtiyacım vardı,bu yüzden de huzur bulmak için her zaman gittiğim göl kenarına gidecektim.
Daha fazla karşımdaki kadına bakmayıp,arkamı dönerek odadan çıkmak için bir iki adım atmıştım ki,aram kolumdan tutarak beni durdurdu.
-"nereye güzelim?"dedi ve endişeyle bana baktı.Kara gözlerine baktığımda beni kaybetme korkusunu iliklerime kadar hissediyordum.Haklı olarak bu öğrendiklerimden sonra ondan gideceğimi düşünmüştü ama onu asla bırakamazdım ki,o artık benim hayatımın bir parçası olmuştu.
Ne o bensiz yaşayabilirdi,ne de ben onsuz yaşayabilirdim.Çünkü artık sadece birbirimize aittik.
Aram'ın elini tutarak konuşmaya başladım."Sadece biraz nefes almak istiyorum.Bu yüzden de bu konaktan uzaklaşmam gerek,aram"dedim ve beni anlamasını dileyerek gözlerinin içine baktım.
-"Nereye gidiyorsan bende geleyim seninle,birlikte gidelim olmaz mı güzelim?"dedi ve sağ elini yanağıma koyarak okşadı.Bu yaptığıyla gözümü kapatıp gülümsedim ve yanağımdaki elini de tutarak "yalnız kalmak istiyorum,aram.Beni de anla lütfen.Peşimden gelme ve peşime adam da takma lütfen.Biraz nefes almaya ihtiyacım var, anlıyorsun değil mi?"dedim.
Aram, başını sallayarak beni onayladıktan sonra rahatlayarak odadan çıktım ve hızlı adımlarla merdivenleri indikten sonra konaktan çıktım.Bir an önce göl kenarına varmak istiyordum.
Zaten buraya pek uzak değildi.
Mardin sokaklarında yürürken,benden gözlerini alamayan insanları farketmiştim.
Sanki ilk kez bir insan görüyorlardı.Sonunda dar sokaklardan kurtulup ormanlık alana giriş yapmıştım.Buranın kokusu bile beni rahatlatıyordu.
Gölün akıntısının sesleri şimdiden kulaklarıma çalınmıştı.Fakat duyduğum tek ses gölün akıntısının sesi değildi.Bir kız çocuğunun seslerini de duyuyordum.Sesin nerden geldiğini anlamak için adımlarımı daha da hızlandırdıktan sonra buraya geldiğimde hep oturduğum yerde oturan küçük bir kız çocuğu görmüştüm.
Bu durum şaşırmama sebep olsa da, etrafıma bakınıp anne veya babasının burada olup olmadığına baktım ama etrafta kimse yoktu.
Ne yani,buraya tek başına mı gelmişti?Hem de bu yaşta?
Onu korkutmamak için yavaş ve sessiz adımlarla ona doğru ilerledim.Daha yakınına gelince deftere birşeyler yazdığını görmüştüm.Tam önünde durarak dizlerimi çöktüm ve onunla göz teması kurdum.
Beni görünce korkmamıştı.Bana gülümseyerek bakıyordu istemsizce bende ona karşılık vererek gülümsemiştim ve ona "annen ve baban nerede ufaklık ve tek başına ne yapıyorsun burada?"
Dedim.
Küçük kız,bu dediklerimden sonra başını eğdi ve defterine birşeyler yazmaya devam etti.Neden üzülmüştü ki?Yoksa bilmeden onu incitmiş miydim? anne ve babası ölmüş müydü yoksa?
-"neden susuyorsun, küçük kız yoksa bilmeden seni kırdım mı?"
Dedim ve üzüntüyle ona baktım.
Sözlerimden sonra eğdiği başını kaldırıp "hayır yaşıyorlar."dediğinde rahatlamıştım ama neden burada tek başındaydı onu anlayamıyordum.
-"peki neden burada tek başınasın?"dedim.O da elindeki kalemi ve defteri göstererek "bunlar için buradayım.Annem ve babam okumamı istemiyorlar ama ben okulumu çok seviyorum ve ileride avukat olup benim gibi kızların hakkını savunmak istiyorum."dediğinde gururla ona baktım.
Ona baktığımda kendi çocukluğumu görmüştüm.Bende çocukken böyleydim.Babamın şiddetlerine ve engellemelerine rağmen bir şekilde okumuştum ve mesleğimi elime almam için son bir senem kalmıştı.Mardine geldiğimden beri okulumu unutmuştum resmen,ama normaldi.
Mardin'e geldiğimden beri yaşamadığım şey kalmamıştı ve ben bunca şey arasından okulumu düşünecek zamanı kendimde bir türlü bulamadım.Küçük kızı dinledikten sonra gururla ona bakıyordum.
Şunu çok iyi biliyordum ki,okuyup kendi hayatını kurmak isteyen ve kimseye muhtaç olmadan yaşamak isteyen milyonlarca kız vardı.Sadece Mardin'de değil, ülkenin her şehrinde bizim gibi binlerce kız vardı.
Fakat bazen okumak sizi bu iğrenç zihniyetten kurtaramıyordu,tıpkı beni kurtaramadığı gibi...
Ama hayat her şeyiyle garip bir yoldu.Başlarda aram'dan nefret edip,her defasında ondan kaçmaya çalışırken şimdi ona sığınıyordum.
Beni kimse onun kadar sevmemişti,değer göstermemişti.
Ben bir çok ilkimi onda yaşadım,aram bana iyi geliyordu,hemde çok iyi geliyordu.
Bu okul mevzusunu bir an önce aramla konuşmam gerekti.Çünkü 2 hafta sonra üniversiteler açılacaktı ve benim acilen naklimi aldırmam gerekti.
Tüm bu düşüncelerden sıyrılmamı sağlayan küçük kızın sesiydi.
-"Biliyor musun,ben seni tanıyorum.Sen aram ağanın gelinisin.Seni beyaz bir gelinlik içinde görmüştüm,prensesler gibiydin."dedi ve masum gülüşüyle bana bana bakıyordu.
Bu sözlerinden sonra yüzümdeki gülümseme daha yayılmıştı.Bu kız çok tatlı ve masumdu.Tıpkı benim çocukluğum gibiydi.Yanına oturup saçlarını okşadım ve "merak etme,bundan sonra istediğin gibi okuluna gidip derslerini yapabileceksin ve büyüdüğünde çok güzel bir avukat olacaksın."dedim ve yanağına minik bir öpücük bıraktım.
Küçük kız,bana dönerek büyük bir mutlulukla "gerçekten mi? Ama nasıl olacak,annem ve babam okumamı istemiyorlar."dedi ve yüzündeki gülümsemesi bir anda soldu.
Nasıl bir zihniyetleri vardı ki, bunların?Cahiliye devrini geride bırakalı binlerce yıllar olmuştu.
Fakat bu insanların zihniyeti bir türlü değişmemişti.Babam da bunlardan biriydi.
Elimi küçük kızın yanağına koyarak okşamaya başladım ve
"Sen bunlar için üzülme,eğer aram ağa bir karar vermişse kimse buna karşı gelemez."dedim.
Sözlerimden sonra küçük kızın gözleri mutlulukla parladı ve bana sıkıca sarıldı.Bende kollarımla onu sıkıca sardım.Bundan sonra mardindeki hiçbir kız çocuğunun hayallerinin ellerinden alınmasına izin vermeyecektim.Küçükken benim sesimi kimse duymamıştı ama ben buradaki masum,savunmasız kız çocuklarının sesi olacaktım.
-"sen nerede yaşıyorsun ufaklık?"
-"buraya gelmeden 2 sokak önde oturuyorum.Buraya gelirken oradan geçmişsindir sarı prenses"
Dediğinde kahkahama engel olamadım.
-"neden sarı prenses dedin bana?"
-"çünkü saçların çok güzel, tıpkı bir prenses gibisin."dediğinde yanağına bir öpücük bıraktım ve "sende çok güzelsin,miniğim.Hadi bakalım artık evine git,ben herşeyi halledeceğim."dedim.
Küçük kızda defterini ve kalemini toplayıp ayağa kalktı ve evine doğru yürüdü.Gözden kaybolana kadar onu izliyordum.Yarı yola geldiğinde sırtını dönüp bana el salladı ve bende ona el salladım ardından koşarak uzaklaştı.
Arkasından gülümseyerek bakıyordum.Onunla konuşurken resmen tüm dertlerimi unutmuştum.Çocukları çok seviyordum ve onlarla zaman geçirmek bana iyi geliyordu.
Ayağa kalkıp ağacın yanına oturacağım sırada gölün yanı başında saçları sarı ve beline kadar uzanan bir kız çocuğunu gördüm.Çocukken her buraya gelişimde söylediğim şarkıyı söylüyordu.
Bu durum tuhafıma gitmişti, yanına ilerleyince o kızın kendim olduğunu anlamıştım.
Bendim, küçük esilaydı.
Galiba bu sefer cidden aklımı yitirmiştim.Yoksa böyle birşey nasıl mümkün olabilirdi ki?
Yanına gittiğimde beni farketmemişti ve minik ayaklarını göle sokarak o şarkıyı söylemeye devam ediyordu.
Bir küçücük aslancık varmış
Bir küçücük aslancık varmış
Kırlarda ko-ko-koşar oynarmış
Kırlarda ko-ko-koşar oynarmış
Babası onu pek çok severmiş
Babası onu pek çok severmiş
Onu pür dikkat dinliyordum.İstemsizce gözlerim dolmaya başladı.Bu şarkı benim kanayan yaramdı.Küçük esilaya dokunmak için elimi uzatmıştım ki aniden bakışlarını bana çevirip kaşlarını çatarak ve sinirli bir şekilde bana baktı.Bu bakışlarından korktuğum için elimi geri çektim.Yüzü ve kolları morluklara doluydu.
Bana "Geçmişine ihanet etme!"demişti.Anlamsızca ona bakarken tekrar bu sözleri söylemişti.
"Geçmişine ihanet etme,Esila Avşin!"
Ona dokunmak için elimi uzattığım an yok olmuştu.Hemen ayağa kalkıp etrafima bakındım.Fakat kimse yoktu, halüsinasyon görmüş olmalıydım,diye düşünüyordum ama hayır gerçekti.Buradaydı ve sesini duymuştum.
Peki neden bana "geçmişine ihanet etme,Esila Avşin!"demişti.Aklım allak bullak olmuştu.Saçlarımı çekiştirerek gözlerimi kapadım ve yere çöktüm.Ne oluyordu bana?
Bu insanlar el birliğiyle beni delirtmişlerdi.
Peki neden bana "Esila Avşin" demişti.Ben artık "Esila Haznedar" olmuştum.Tüm bu sorularla kendimi yiyip bitiriyordum.Ben geçmişime ihanet falan etmiyordum.Hâlâ eski esilaydım,yoksa değil miydim?
Başımı gökyüzüne çevirerek "Allah'ım bana yardım et."dedim ve ayağa kalkıp kendimi toparlamaya çalışıyordum.Gözyaşlarımı silerek
Ağacın gövdesine yaslandım.
Neden küçüklüğümü görmüştüm ve bana o sözleri sarf etmişti.Düşünmekten beynim çatlayacaktı.Üstelik yüzü ve kolları yara doluydu.Büyük ihtimal babamın beni dövdüğü bir gündü ve bende buraya gelmiştim.O şarkıyı da o yüzden söylüyordum.
Peki ama neden bir anda küçüklüğümü görmüştüm ve bana o sözleri söylemişti?
Bu sorunun cevabını asla çözemeyeceğimi bildiğim için şimdilik bu konuyu düşünmeyi bıraktım.Dikkatimi sadece akıp giden göle verdim.Sesi huzur vericiydi.Göle bakarken istemsizce bende o şarkıyı söylemeye başlamıştım.
Bir küçücük aslancık varmış
Bir küçücük aslancık varmış
Kırlarda ko-ko-koşar oynarmış
Kırlarda ko-ko-koşar oynarmış
Babası onu pek çok severmiş
Babası onu pek çok severmiş
Son satırları söylerken gözyaşlarıma engel olamamıştım.
Babam neden beni sevmemişti ki?
Şimdi düşünüyorum da babam eğer beni sevmiş olsaydı,belki de şuan tüm bunları yaşamamış olacaktım ve İstanbul da üniversiteme devam ediyor olacaktım.
Hepsi babamın suçuydu,ablamında benimde hayatımı mahvetmişti.
Gözlerimi kapatarak başımı dizlerime yasladım.Sesli bir şekilde ağlamaya başlamıştım.
Yaşadıklarıma ağladım.
Babam'ın beni sevmeyişine ağladım.
Annemin beni yok saymasına ağladım.
En çokta küçük Esila için ağladım.
Yaşadığı acıları hatırlayınca daha da sesli ağlamaya başladım.
Küçük Esila,sırf özgür olmak istediği için mahsene kapatalıp,günlerce aç bırakılmıştı.
Yaşıtları gibi sokakta oynamak istediği için zalimce dövülmüştü.
Nasıl dayanmıştı o narin, küçük bedeni tüm bu acılara?
Nasıl göğüs germişti, tüm bu yaşadıklarına?
Başımı dizlerimden kaldırıp geriye yasladım ve gökyüzünü izliyordum
Etrafta tek bir ses yoktu.Sadece gölün sesi ve kuş cıvıldamaları vardı.Sonsuza kadar burada durabilirdim.
Gökyüzüne bakarken dudaklarım kendiliğinden sezen aksu'nun o eşsiz şarkısını mırıldanmaya başladı.
Ne kadar az yol almışım,ne kadar az
Yolun başındaymışım,meğer.
Elimde yalandan, kocaman rengarenk geçici oyuncak zaferler.
Küçüğüm daha çok, küçüğüm bu yüzden bütün korkularım.
Gururum bu yüzden,bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım.
Küçüğüm daha çok küçüğüm, bu yüzden sonsuz endişem.
Bu şarkı beni anlatıyordu.Buruk bir tebessümle son sözlerini de söyledim.
Küçüğüm daha çok küçüğüm...
Yanı başımda hissettiğim adım sesleriyle başımı kaldırıp adım seslerinin nereden geldiğine bakındım.Aramı görünce başımı yana çevirerek elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim.Beni bu halde görmesini istemiyordum.
Gözyaşlarımı sildikten sonra ona dönüp "sana gelme demiştim."Dedim ve hala gözyaşı dökmeme lanet ettim.Durduramıyordum bu gözyaşlarımı,benden bağımsız akıyorlardı.
Başımı tekrardan yana çevirip ağladığımı görmemesi için gözyaşlarımı sildim.
-"seni yalnız bırakmayacağımı bilmen gerekiyordu."dedi ve adımlarını önümde sonlandırdı.
Hâlâ ona bakmıyordum.Aram,
Hemen yanı başıma oturmuştu.
Biliyordum,beni yalnız bırakmayacağını ve peşimden geldiğini biliyordum.
Aniden kolumdan tutup beni kendine çevirdi ve ağladığımı görünce kaşlarını çattı.
Sustu,tek kelime etmedi.Bende susuyordum.Aram'ın gözlerinin içine baktığımda onunda üzgün olduğunu görüyordum.Konuşmak istiyordu ama nedense susuyordu.
Elini yanağıma değdirerek akan gözyaşlarımı sildi ve ardından ilk olarak gözlerime bir buse kondurdu."Bu gözlerde artık gözyaşı istemiyorum."dedi ve sonrasında yanaklarıma bir buse kondurdu."Yeşil gözlerinden akan yaşların narin,yanaklarında süzülmesini istemiyorum."
Dediğinde anın etkisiyle gözlerimi kapatmıştım.
Ardından dudağımın kenarına bir buse kondurdu.
"Yeşil gözlerinden akan yaşların bu dudakların kenarından geçip yere düşmesini istemiyorum."
Dedi ve tekrardan dudağımın kenarına bir buse bıraktı.
Dokunuşları şefkatliydi ve beni böyle öpmesi gülümsememe sebep olmuştu.Son olarakta alnıma öpücük bırakmıştı.Dudakları tenimden ayrıldığında gözlerim açılmıştı.
Elleri nazikçe belimi kavradı ve beni kendine yasladı ve elleri saçıma yöneldi.Şefkatle saçlarımı okşuyordu.
Aram,saçlarımı okşayarak "şşşt,ağlama."dedi ve saçlarıma ard arda öpücükler bıraktı.Fakat yapabileceğim birşey yoktu, gözyaşlarım benden bağımsız akıyorlardı.
Aram ise esilayı bu halde görmeye dayanamıyordu,esilayı ağlarken gördüğünde her defasında kalbinin acıdığını hissediyordu.
-"Yeşil gözlerinden akan her damla benim kalbime saplanan bir hançer gibi,güzelim.Sakın bir daha seni bu halde görmeyeyim."dediğinde başımı kaldırarak ona baktım.
Şuan ona bakarken ne hissediyordum?
Sadece ona sığınmak ve omzunda sayısız gözyaşı dökmek istiyordum.
Bir yanımda dudaklarına kapanıp,arsızca onunla öpüşmek istiyordu.
Kendini bir boşlukta hissediyordum.O boşluktan da çıkamıyordum.Şuan sevilmeye ihtiyacı vardım.Bir anlığına gözlerim aramın dudaklarına kaydı.
şuan içimden geleni yapıp arama uzanarak dudaklarımı,aramın dudaklarıyla birleştirdim.Diğer yandan aram ise bir anlığına afallasa da sonrasında beni belimden tutarak kucağına oturttu ve dudaklarımda arsızca hüküm sürmeye başladı.
Şuan arama ihtiyacım vardı,onun sevgisini hissetmeye ihtiyacım vardı.Onunlayken kendimi mutlu hissediyordum.Onun dudaklarını seviyordum ve her daim,dudaklarımda hissetmek istiyordum.Ben onunlayken tamdım.
Aram'dan
Annemin yaptıklarından sonra esila'nın benden uzaklaşacağını düşünüyordum ama Esila bu sefer benden kaçmamıştı aksine bana sığınmıştı ve kendini bana teslim etmişti.
Onu öperken nazik olmaya çalışıyordum ama esila ensemde elini gezdirirken nazik kalmam imkansızdı.Dudaklarıma değen tuzlu suyla esilanın gözyaşlarını akıttığını anlamıştım.
O benimle yanarken,ben de onunla yanıyordum.
Şuan genç kadının tek isteği arama sığınmaktı ve öyle de yapmıştı.
Aram,alt dudağımı ısırınca istemsizce inlemiştim.Aram'a göre fazla acemiydim.O ise rahatça dudaklarımda hüküm sürüyordu.
Dudaklarımı öpmeyi bırakıp,boynuma yöneldi ve boynumu öpmeye başladı.Bu öpüşleri kendimden geçmeme neden oluyordu.
Boynumdan sonra gerdanlığıma yöneldi.Hem emiyor,hem de öpüyordu.Bu da kendimden geçmemi sağlıyordu.Gerdanlığım
dan sonra dudakları yavaşça aşağıya kayıyordu.Gömleğimin ilk iki düğmesi açıktı ve aram göğüslerime doğru ilerliyordu.
Bu yaptığıyla başımı geriye yaslamıştım ve bu saye de ona daha fazla alan açmıştım.Fakat o işi burada yapamazdık.Aramı durdurmak için başımı öne getirip onu göğsünden tutarak durdurdum.
-"Burada olmaz."dedim ve şehvetten koyulaşmış kara gözlerine baktım.Aram, başını yana çevirip ağzından bir küfür savurdu ve bakışlarını bana yöneltti.
-"önce beni baştan çıkar,sonra burada olmaz de,bence gayette güzel olur."dedi ve bakışlarını dudaklarıma yöneltti.
-"Ben mi seni baştan çıkardım?Ne yapmışım ki,sadece ufak bir öpücük bıraktım,
dudaklarına."dedim ve
kucağından kalktım.Sonrasında ona bakarak sırıttım.
-"senin her dokunuşunda eriyip bittiğimi bilmene rağmen beni öptün,bu gayette yeterli bir sebep."
Dedi ve ayağa kalkarak bana doğru adımlar atmaya başladı.
Yüzümdeki gülüş sönmüştü,bana doğru gelirken yutkunarak aram'a baktım.Bu adam gerçekten azmıştı.
Bunun sebebi ise bendim.Bana yaklaştıkça bende geri adım atıyordum.Bir an önce buradan gitmeliydin,yoksa aram gerçekten o işi burada yapmayı planlıyordu.
Hızla koşmaya başladım.Arkama bakındığımda aram 'da peşimden geliyordu.Hem koşup hem de gülüyordum.Adam resmen azmıştı.
Ona bakmak için tekrardan arkama bakındığımda bana çok yaklaştığını görmüştüm.
Bir anda ayağım sert bir cisme çarpmıştı ve ben dengemi kaybedip yere kapaklandığımı zannederek gözlerimi sıkıca kapadım.Ayağım sert bir cisme çarptığı an aram son anda kolumdan tutmuştu ama ikimizde yere kapaklanmıştık.
Aram,bir elini başımın altına katmıştı ve diğer elini de belime yerleştirmişti.Bu sayede belim ve basım sertçe yere değmemişti.
Aram,üzerimdeydi ve ben koştuğum için nefes nefese kalmıştım.Göğüs kafesim hızla inip kalkıyordu.Şuan ikimiz tek kelime etmeden nefes nefese kalmış bir şekilde birbirimize bakıyorduk.
Sonunda nefes alışverişlerim düzene girince konuşmaya başladım.
-"üzerimden ne zaman kalkmayı düşünüyorsun?"dedim.
Sözlerimden sonra aram, üzerimden kalkmıştı.Bende doğrularak rahat bir nefes almıştım.
-"Ben olmasam,yere kapaklanacaktın.Bundan sonra benden kaçmaman gerektiğini anlamışsındır,umarım."dediğinde saçlarımı düzeltmeyi bırakarak ona döndüm.
-"tutmasaydın o zaman.Bıraksaydın beni,aram."
Dedim ve bakışlarımı ondan çekip önüme döndüm.
Aram,elini saçıma götürerek saçımda kalan yaprak parçasını çekmişti ve saçlarıma bir öpücük bıraktı.Dudakları saçımdayken birşeyler mırıldanmaya başladı.
-"Seni asla bırakmam, güzelim.Nereye gidersen git,bil ki sana bir nefes kadar yakınım."
Dedi.
Bu sözleri gülümsememe neden olmuştu.Bakışlarımı ona yönelterek "beni hiç bırakma aram,hep benimle ol."dedim ve başımı omzuna yasladım.
Şunu anlamıştım ki, aramı seviyordum hemde canımdan vazgeçecek kadar çok seviyordum.
Ama bu itirafı bir türlü yapamıyordum.Onun ismini duyunca bile kalp atışlarım hızlanıyordu.
-"birgün senden uzak durmamı istesen bile asla senden uzak duramam.Seni bırakmam."dedi.
Şimdi neden bu sözleri söylemişti ki?Şunu biliyordum ki,bu saatten sonra aramsız yaşayamazdım ve ondan asla gitmezdim.
Onsuz ben bir hiçtim.Onunlayken kendi benliğime kavuşmuştum.
-"artık gidelim mi?"dedim.
Aram'da başını sallayarak onay verdikten sonra ikimizde ayağa kalktık.Arabaya bindiğimizde aklıma bir saat önce karşılaştığım küçük kız gelmişti.
Bu konuyu hemen şimdi aramla konuşmam gerekti.Aram arabayı çalıştırdıktan sonra konağa doğru sürüyordu.
-"Aram,sana birşey söylemek istiyorum."
-"söyle birtanem."
-"sen gelmeden önce küçük bir kızla karşılaştım.Başta onu orada tek başına görünce garipsemiştim ama meğersem ders çalışmak için gelmiş.Ailesi okumasına karşı olduğu için tek başına onca yolu gelip tek başına göl kenarında ders çalışıyormuş."
-"hallederim,sen canını sıkma, Birtanem."dediğinde mutlulukla ona baktım.
-"Ama daha ne istediğimi söylemedim ki?Nereden anladın?"
-"çünkü o kızı anlatırken gururla ve gözlerin parlayarak anlatıyordun."dedi.
Bende ona teşekkür etmek için ona doğru uzanıp, yanağına bir öpücük bıraktım.
-"iyi ki varsın."dedim ve gülümseyerek ona bakmaya devam ettim.
-"Beni öpmen için illa birşey mi yapmam gerek esila?O zaman ne istiyorsan söyle hepsini yapmaya hazırım."dediğinde sesli bir şekilde gülmüştüm.
Ona baktığımda onun da yüzünde bir gülümseme vardı.Gülümseyince ayrı bir yakışıklı oluyordu.Başımı geriye yaslayarak yandan onu incelemeye başladım.
Sakalları yeni yeni çıkmaya başlamıştı.Kaşları daima çatıktı ama sadece bana bakarken kaşlarını çatmıyordu.Gözlerim direksiyondaki ellerine kaydı.
Elleri çok güzeldi.Nasıl desem,damarları belli oluyordu ve parmakları uzundu.
Bakışlarımı tekrardan yüzüne yönelttim.Bu adam kusursuz gibi birşeydi.Saçları da siyahın en koyu tonuydu.İçimde hep saçlarıyla oynama isteği vardı.Ama bir türlü yapamıyordum.Bu seferde dudaklarına bakıyordum.
O sırada aram'ın sesini duymamla tüm dikkatim dağılmıştı.
-"Bana öyle bakma,tüm dikkatimi dağıtıyorsun."demişti.
-"nasıl bakmayayım?"dedim ve ona bakmaya devam ettim.
Söylediklerimden sonra arabayı bir anda durdurdu ve bakışlarını bana çevirerek "in"dedi
-"ne?"dedim ve anlamsızca ona baktım.Neden in demişti ki?
Sözlerimden sonra önüne dönmüştü ve yan tarafa bakıyordu.Bende onun baktığı tarafa baktığımda konağa geldiğimizi görmüştüm.
Neden "in" dediğini şimdi anlamıştım.Bende salak gibi beni arabadan kovduğunu sanmıştım.
Aram indikten sonra bende indim.
Birkaç adım attıktan sonra adımlarım durmuştu.Nasıl girecektim ki?O kadını her gördüğümde bana yaptıkları aklıma gelecekti.Ben bunları unutup nasıl hiç yaşanmamış gibi hayatıma devam edebilirdim?
Aram, arkasından gelmediğimi anladığında arkasına dönerek bana bakmıştı.Yanıma gelerek elimi tuttuktan sonra "herşey için özür dilerim, Birtanem.Tüm bunların hiç yaşanmamış olmasını dilerdim fakat maalesef ki yaşandı ve benim elimden hiçbir şey gelmedi.Özür dilerim."dediğinde elimdeki elinin üzerini tutarak
-"özür dilemesi gereken sen değilsin,aram.Özür dilemesi gereken o kadın."dedim.
Bu sefer kaçmayacaktım.
Acılarımın üzerine giderek onlarla savaşacaktım.Bana tüm bunları yapan kadından bana yaşattığı herşey için teker teker hesap soracaktım.Günden güne onu bitirecektim ve vicdan azabıyla başbaşa bırakacaktım.
Aram'ın elini daha sıkı tutarak onunla birlikte konağa girdim.
Avlu da kimse yoktu.Konakta sessizlik hakimdi.Aram bana dönerek "güzelim,babamla konuşmam gereken bir konu var.
Sende odamıza çık,bende birazdan geliyorum."dediğinde "tamam"diyerek merdivenleri çıkmaya başladım.
Odama girdiğimde ilk işim banyoya girip elimi yüzümü yıkamak olmuştu.Bu sayede kendime gelmiştim.Havluyla yüzümü kuruladıktan sonra banyodan çıktım ve çantama yönelerek telefonumu çıkarttım.
Ekranıma düşen bildirimlerle ablamın 10 kere beni aradığını gördüm.Kesin yine birşeyler olmuştu yoksa neden on defa arasın ki? Hızlıca rehberime girerek ablamın numarasına tıkladım ve onu aradım.
Biraz çaldıktan sonra açmıştı.
Hemen söze girmiştim.
-"Abla ne oldu?on defa aramışsın,çok merak ettim.Telefonum yanımda olmadığı için görmedim."
-"sorun değil,Esila.Eğer müsaitsen seninle önemli bir konu hakkında görüşmek istiyordum."
-"müsaitim tabiki abla"
-"tamam o zaman hemen geliyorum."
-"bekliyorum."dedim ve telefonu kapattım.
Kesinlikle birşey olmuştu,yoksa ablam neden ısrarla benimle görüşmek istesin ki,diye düşünüyordum.Telefonu yatağa fırlatarak berjere oturdum ve alnımı ovalamaya başladım.
Bugün yaşadıklarımı düşününce başıma bir ağrı girmişti.Sultan hanım, büyücüye özel bölgeme macun sürdüğünü söylemişti ama bunu ne zaman yapmıştı ki?
Uyurken yapsaydı farkına varırdım.Başımı ellerimin arasına alarak iyice düşünmeye başladım.
Aklıma geçen gün sultan hanımın odasına gittiğim ve oradaki kokudan rahatsız olduğum gelmişti.Sonrasında odama çıktığımda hatırladığım kadarıyla bayılmıştım.Kesinlikle bayılmamın o kokuyla bir bağlantısı vardı.
Hâlâ aklım almıyordu,bir kadın başka bir kadına nasıl böyle bir iğrençliği yapardı ki?
Kapımın tıklatılmasıyla başımı ellerimin arasından çekip "gel" dedim.Gelene baktığımda ablam olduğunu gördüm.Ayağa kalkarak hızlıca yanına ilerleyip ona sarıldım.
-"kötü birşey olmadı değil mi?"dedim.
Birbirimizden ayrıldıktan sonra ablamı kolundan tutarak berjere oturttum.
-"iyi misin?"dedim ve merakla ona baktım.
-"ben iyiyim ama sen pek iyi gibi değilsin, Esila.Bitkin görünüyorsun."
-"normaldir,bugün başıma gelmeyen kalmadı sonuçta."dedim.
-"ne demek başıma gelmeyen şey kalmadı,Esila?"dedi ve sorar gözlerle bana baktı.
Bende herşeyi anlatmaya başladım.
-"konağa geldiğimde sultan hanımı biriyle konuşurken gördüm.Sonrasında onu dinlemeye başladım.Meğersem ben aramla birlikte olayım diye bir büyücüyle anlaşmış sonra da.."dedim ve duraksadım.
-"Sonra ne Esila?"
-"sonra beni bayıltıp özel bölgeme macun gibi birşey sürmüşler ve bana her gün mor renginde bir içecek içiriyordu.Ben de mal gibi her defasında içiyordum.
Sorgulamıyordum bile"
Dediğimde ablam bana şaşkınlıkla bakıyordu.
-"sen ciddi misin?"dediğinde başımı sallamıştım.Ablam bir hışımla ayağa kalktı ve "ben o kadına haddini bildirmezsem yerimde duramam."dedi ve odadan çıkmak için adım attığı an kolundan tutarak onu durdurmuştum.
-"hayır abla,onunla ben ilgileniceğim.Lütfen sen karışma,bu benim meselem."dedim.
-"nasıl istersen kardeşim ama sana yaptığı iğrençlikleri o kadının yanına bırakma."dedi.
-"merak etme,bırakmam.Eee sen ne diyecektin?"dedim ve tekrar berjere oturduk.
Ablam elimi tutarak ve yüzündeki gülümsemeyle konuşmaya başladı.
-"bugün aslan bana,beni sevdiğini söyledi."dediğinde ablamın yüzündeki gülümsemeyi şimdi anlamıştım.Ama ben buna mutlu olmamıştım.Elimi ablamın elinden çektim ve somurtarak ona bakıyordum.
-"Sevinmemiş gibisin."dediğinde bende ona "sende çok sevinmiş gibisin."dedim.
-"Esila anlamıyorum neden böyle yaptığını?Aslan benim kurtuluşum olabilir.Hem beni sevdiğini söylerken samimi görünüyordu."
-"aynı zamanda hayatının mahvoluş sebebi de olabilir,abla."dedim.
-"hayatım daha ne kadar mahvolacak