21.B Ö L Ü M
"Arzu"
"Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,bana "yaşa"der gibi gülen
senin yüzündü."
♠️
Okumadan önce sol alttaki yıldızı parlatirsaniz sevinirim ve de bolca yorum yapmayı unutmayın,sevgili okuyucularım ♥️
Yorum sınırı:350
Oy sınırı:300
Genç adam,kendine hakim olamayıp bir anlık gaflete düşerek minik karısının dudaklarını öpmeye başlamıştı ama kısa bir süre de ne yaptığını anlayıp,geri çekildi.
İkili nefes nefese kalmış bir şekilde birbirlerine bakıyorlardı.
Aram,nasıl bir açıklama yapacağını düşünürken,Esila az önce yaşadıkları anı idrak etmeye çalışıyordu.
Aram,esila'dan uzaklaşarak geriye gitmişti ve sonunda kendini toparlayıp söze girmişti.
-"Esila,bir an kendimi tutamadım ve böyle bir şey yaşandı.Özür di-"genç adam, sözünü tamamlayamadan,Esila aramı gömleğinden tutup çekerek, genç adamın dudaklarına yapıştı.
Aram,bir süre esilaya karşılık vermeden anın şokunu atlatmaya çalıştı ve kısa sürede kendine geldiğinde,eliyle karısının belini kavrayıp kendine çekti.Müthiş bir tutkuyla esilayı öpüyordu.
Keza,esilanın da aram'dan farkı yoktu.Kendini anın müthiş zevkine bırakıp arama kapılmıştı.
Kasıklarındaki ince sızı da cabasıydı.
Esila,iki eliyle de aram'ın yüzünü kavramıştı ve büyük bir arzuyla aramla öpüşüyordu.Bir yandan da kasıklarındaki ince sızı da genç kadının kendinden geçmesine neden oluyordu.
Genç kadın için muazzam bir histi.
İlk kez öpüşüyordu.Ve bu his değişik bir histi.
İstanbul'da üniversite okurken de birçok erkek, genç kadına çıkma teklifi etmişti ama genç kadın,bu tekliflerin hepsini reddetmişti.
O zamanlar kendini ilişki yaşamaya hazır bulmuyordu ama şimdi evliydi ve evlendiği adamla büyük bir arzu ve şehvetle öpüşüyordu.
Esila, öpüşürken kapalı olan gözlerini bir anlığına arama bakmak için açtığında,aram'ın kendinden geçmiş olduğunu görünce bir an önce durmaları gerektiğini anlamıştı.Şuan bir an önce durmazlarsa birazdan kendini yatakta bulacağını da farkındaydı.
Fakat kendisininde durmak istemediği bir noktadalardı.Esila,aramla öpüşürken bedeninin verdiği tepki sadece aramı istemeseydi ama şuan buna hazır değildi.Durmak zorundalardı.
Her ne kadar kendi de durmak istemesede ve zor da olsa aram'dan ayrılmıştı.
İkili nefes nefese kalmıştı ve alınlarını birbirine yaslayıp gözlerinin içine bakıyorlardı.Esila ve aram'ın nefesleri birbirine karışırken,diğer yandan da Esila ve aram'da kendilerinden geçmişlerdi.
Esila,nefes alış verişlerinin hızlanmasıyla,inip kalkan göğsünü farketmişti.Az önce yaptıkları aklına gelince yanakları kızarmaya başlamıştı.
Hâlâ arama bakmaya devam ediyordum,zaten o da bakışlarını üstümden bir an olsun ayırmıyordu.
En sonunda tüm cesaretimi toplayarak dudaklarımı aralamıştım ama tek bir kelime bile edemeden geri kapatmıştım.
Ellerim titriyordu ve göğsüm hızla inip kalkıyordu.Kendimde konuşacak cesareti bulamıyordum.
Karşımdaki adama baktığımda şehvetten koyulaşmış göz bebeklerini görebiliyordum.Daha fazlasını ister gibi gözleri hala dudaklarımdaydı.Sonunda cesaretimi az da olsa toparlayıp konuşmaya karar vermiştim.
-"Aram,bence artık durmalıyız."
-"bence durmamalıyız ve kaldığımız yerden devam etmeliyiz."dedikten sonra dudaklarımı tekrar öpecekken araya elimi koydum ve onu göğsünden iterek hızlı adımlara banyoya girdim.
Kapıyı kilitleyip,hızlıca elimi dudaklarıma götürdüm ve aynanın karşısına geçtim.Ben,az önce aramla öpüşmüştüm,hemde kendi isteğimle bunu yapmıştım.Elimi hızlıca dudağımdan çekip musluğu açarak yüzümü yıkadım.
Kendime gelmem, lazımdı.Yüzümü yıkadıktan sonra başımı kaldırıp tekrardan aynadaki yansımama baktım ve ellerimi tekrardan dudaklarıma dokundurdum.Ve o anı zihnimde canlandırdım.İster istemez gülümsemiştim.
Şuan çok farklı duygular içerisindeyim.Ne yaşadığımı ve ne hissettiğimi idrak etmiş değilim ama az önce yaşadığım andan fazlaca zevk almıştım ve kasıklarımda ki ince sızı da daha ilerisine gitmemi istiyordu ama ben kendime zor da olsa hakim olup aram'dan ayrılabilmiştim.
Diğer yandan aram haznedar'da esila'nın bir anda gitmesiyle ortada kalmıştı ve sadece arkasından bakakalmıştı.Bu anın bitmesini hiç istemesem de bitmişti
Esila'nın dudaklarında kendimi kaybetmiştim,uzun zamandır yapmak istediğimi yapmıştım ama yaşadığım hazdan dolayı daha ilerisini yaşamak istiyordum.Ama Esila'nın bir anda kendini banyoya kilitlemesiyle isteğimi gerçekleştirememiştim.
Küçük kadınım, utandığı için kendini banyoya kilitlemişti ve bu hareketleri beni daha da keyiflendiriyordu.Bu kadını sevmek bu güne kadar yaptığım en doğru şeydi.
Öte yandan da Esila hala anın şokundan çıkamamıştı.
Tekrardan aynaya baktığımda yaptığım şeyle tekrardan utanmıştım ama pişman değildim.
Şimdi ise banyodan nasıl çıkacağımı düşünüyordum.Aramı da zor durumda bıraktığımın farkındaydım, çünkü erkekliği şişmişti.Öpüşürken beni kendisine bastırdığı için bunu fazlaca hissetmiştim.
Sabaha kadar da banyoda kalamazdım,bir an önce kendimi toparlayıp buradan çıkmam lazımdı.Bir o yana,bir bu yana gidip geliyordum.Ama nafileydi.
Hâlâ aram'ın yüzüne bakacak cesareti kendimde bulamıyordum.
Fakat,sonsuza kadar da burada kalamazdım.Tüm cesaretimle elimi kapının kulpuna koyup derin bir nefes alıp verdikten sonra kilidi açtıktan sonra kapıyı da açıp banyodan çıkmıştım.
Çıkar çıkmaz yeşil gözlerim, siyah gözlerle buluşmuştu.Oturduğu yerden beni izliyordu.Bense onunla göz göze gelince nasıl davranmam gerektiğini bilmediğim için elim ayağıma dolanmıştı.
Bu yüzden aklıma gelen tek şey yatağa girip, yorganı başıma kadar çekmekti.Öyle de yapmıştım.
Hızlı adımlarla yatağa ulaşıp, yorganı başıma kadar çekmiştim.
Yatağın diğer tarafı çökünce aramın da yatağa geldiğini anlamıştım.Ne yapacağımı bilemiyordum.Aklıma arama verdiğim ceza gelmişti,şuan da onu devam ettirmeliydim.Bu sayede en azından utangaçlığım geçene kadar ondan uzak durabilirdim.
Yorganı üzerimden çektikten sonra bedenimi doğrulttum ve dik bir pozisyona getirdim.Gözlerimi aram'dan kaçırarak konuşmaya başladım.
-"Cezan hâlâ devam ediyor,aram.
Yoksa unuttun mu,Aklın nerelerde senin?"
-"az önce beni öperek aklımı başımdan aldığın için unutmuş olabilirim, güzelim."dediğinde koluna vurarak"pislik"demiştim ve tekrardan bakışlarımı aram'dan çekmiştim.
-"az önce beni öperken,pislik değildim ama karıcığım.Şimdi mi pislik oldum,çok ayıp!"dedi ve kolumdan çekerek beni kendisine yaklaştırdı.Ardından saçlarımın arasında olan dudaklarını oynatarak konuşmaya başladı.
-"sana doyamadığımın farkındasın ve senden ayrı yatmamı istiyorsun,
sence de imkansız değil mi,bu istediğin güzelim."dedi ve boynuma bir öpücük bıraktı.Bense bu yaptığıyla huylandığım için başımı yana yatırmıştım.Bu sayede arama daha fazla alan açmıştım.Bunu yapmamam gerektiğini anlamam uzun sürmedi.
Art arda boynuma öpücükler konduruyordu.
Boynuma öpücükler kondururken kokumu içine çekmeyi de ihmal etmiyordu.Bu da mayışmama sebep olduğu için gülmüştüm.
Sonrasında ise aramı kollarından tutarak kendimden uzaklaştırma-
ya çalışıyordum."Aram.."dedim ve devamını getiremedim.Resmen dilim tutulmuştu ve ben tek kelime edemiyordum.Bir yandan da hâlâ huylandığım için gülmeye devam ediyordum."Aram sana kurban olsun."dedi ve belimden tutarak beni yatağa yasladı.
O art arda boynuma öpücükler bırakmaya devam ederken bende huylandığım için resmen kahkaha atıyordum."hastayım sana,kızım"
dedi ve beni öpmeye devam etti.
"Aram,tamam yeter dur artık"kahkahalarım arasında zor da olsa konuşabilmiştim.
Aramda sonunda durup geriye çekilmişti.Bende rahat bir nefes alıp doğrulabilmiştim."Hala beni koltukta mı, yatıracaksın karıcığım"dediğinde gülümseyerek ona bakıyordum.Küçük bir çocuk gibi karşımda duruyordu.
-"peki madem,Cezanı kaldırıyorum
Artık yanımda uyumana izin veriyorum."dediğimde gozleri mutlulukla parlamıştı.Sözlerime tekrardan devam ettim."ama sakın sırnaşayım deme,yoksa hemen yataktan kovarım,seni."dedim ve arkama dönerek başımı, yastığıma yasladıktan sonra gülümseyerek gözlerimi kapatmıştım.
Gözlerimi kapatınca,zihnimde o anlar canlanmaya başlamıştı.
Aram'ın beni öpüşü ve benim onu öpüşüm, ardından az önce yatakta yaşadıklarımız birer birer zihnimde canlanmıştı,bu da ister istemez sırıtmama neden olmuştu.
Belime dolanan ellerle gözlerimi açmıştım.Zaten aram'ın rahat duracağını düşünmem hataydı.Belime doladığı ellerle beni kendine çekmişti ve başını saçlarımın arasına gömmüştü.İtiraz etmemiştim.Çünkü benimde hoşuma gidiyordu.
-"bu kokuna hastayım,sana hastayım,her zerrene hastayım ve senin her zerrene sahip olmak benim bu hayattaki en büyük şansım."dedi ve beni kendine daha sıkı çektikten sonra saçlarımı koklamaya devam etti."bana sahip olduğun için şanslı olduğun konusuna katılıyorum, çünkü her erkek benim gibi bir kıza sahip olmak ister."dedim ve sırıttım.
Şuan 'başka bir erkek' kavramını kullanarak aramı kızdırdığımın farkındaydım,zaten hızlanan nefesinden bunu rahatça anlayabiliyordum.Kolumdan tutup beni kendine çevirmişti ve göz göze gelmemizi sağlamıştı."sakin bir daha bu dudaklardan başka bir erkek lafını duymayayım, güzelim!
Sen benimsin,sadece benim!Her zerren bana ait.Eğer bunu sana hatırlatmamı istiyorsan zevkle yaparım."dedi ve gözleri dudaklarıma kaydı.
O anda yutkunarak arama baktım.
Söylediklerime pişman etmişti,beni
Yutkunduktan sonra aram'ın gözlerinin içine bakarak konuşma- ya başladım."Ne oldu,kıskandın mı?"dedim ve tepkisini ölçmek için gözlerimi bir an olsun aramdan ayırmadım,"ben seni, herkesten kıskanıyorum,güzelim.Bunu hâlâ anlamadın mı?"dediğinde gülümseyerek ona bakıyordum.
İstemsizce bu sözleri hoşuma gidiyordu."delisin"dedim ve
arkamı dönerek başımı tekrardan yastığa yasladım.Aram da belimden sarılarak tekrardan başını saçlarıma gömdü ve kokumu içine çektikten sonra kısık bir sesle"senin delinim."dedi ve saçlarımı öptü.Bense gözlerimi kapatarak uykuya dalmaya çalışıyordum.Bugün kendimi çok yorgun hissediyordum ve bir an önce güzel bir uyku çekmem gerekti.Sonunda göz kapaklarım uykuya yenik düşmüş ve kapanmıştı.
♠️
Odayı aydınlatan güneş ışığı yüzüme vurunca yüzümü buruşturarak gözlerimi araladım.
Sol yanıma baktığımda aramı görememiştim,sabah sabah nereye gitmişti ki diye düşünürken yanımdaki komodinin üzerindeki notu görmemle kafamdaki tüm soru işaretleri ortadan kalkmıştı.
Notta,"güzelim,acil bir işim çıktı,bu yüzden erken çıkmak zorunda kaldım.Beni merak etme diye bu notu buraya bırakıyorum, kahvaltını yapmayı da unutma, sağlıklı olmanı herşeyden çok istiyorum."yazıyordu.
Çocuk muydun,ben?Ne yapmam gerektiğini söylüyordu bir de,banyoya girmek için yataktan kalktığım an,karnıma saplanan ağrıyla, kalkamadan karnımı tutarak geri oturmuştum.Bacak arama baktığımda kanlarla kaplı olduğunu görmüştüm.Ah, doğru ya bugün benim regl günümdü.
İyi ki aram bugün erken çıkmıştı,beni bu halde görmesini istemiyordum.Zor da olsa ayağa kalkarak çekmeceden ped aldıktan sonra banyoya doğru ilerledim.
İşlemimi hallettikten sonra temiz kıyafetler giyindim ve ardından musluğu açarak elimi yüzümü yıkadım.
Kendimi fazla halsiz hissediyordum,zaten her regl dönemimde aynı his oluşuyordu.
Bitkinlik,halsizlik,acı çekmek ve tatlı birşeyler yeme isteği...
Yatağı toplamak için çarşafı kaldırdığımda uyuduğum tarafın,
Kanla kaplı olduğunu görmüştüm.
Hızlıca çarşafı kaldırdım ve dolabımdan yeni çarşaf çıkarıp,
yatağa serdikten sonra elimdeki beyaz çarşafları alarak odadan çıkmıştım.Bunları bir an önce yok etmeliydim.Üst katta dolanırken bir çalışan görmüştüm ve hızlı adımlarla yanına giderek elimdeki çarşafı ona vermiştim.
-"Bunu acilen yok et ve kimse görmesin,tamam mı?"dedim ve arkama bakındım.Görünür de kimse yoktu,eğer bu çarşafı sultan hanım veya kızlardan biri görürse durumu yanlış anlayabilirlerdi.
Kesinlikle hamile olduğumu falan düşünürlerdi.
-"anladım,hanımım."dediğinde minnetar bir şekilde ona bakmıştım ve ardından odama geri girmiştim.Kasıklarımda ki ağrı beni resmen öldürüyordu.Kız olmanın en zor yanlarından bir tanesi de buydu işte!
Elimi karnıma bastırdıktan sonra,
gözlerimi yumarak başımı arkaya yasladım.İlk defa bu denli bir acı çekiyordum.Daha öncesinde hiç bu denli bir ağrı yaşamamıştım.
Ayağa kalkıp,çekmeceden ağrı kesici aldım ve sürahideki suyu bardağa doldurarak hapı içtim.
Acıdan kıvranıyordum ama bu odaya tıkılı kalmak istemediğim için odamdan çıktım ve avluya inmek için merdivenlerden indim.
Avluya indiğimde şevin,sıla ve şeyda kahvaltı masasına oturmuş kahvaltılarını yapıyorlardı.Sultan hanım yoktu.Beni gördüklerinde
"Günaydın yenge"demişlerdi.Tabi şeyda hariç.Bende onlara"size de günaydın"diyerek karşılık verdim.
Karnımdaki acıya rağmen onlara gülümseyerek bakıyordum.Masaya oturarak tabağıma birşeyler doldurmaya başladım.Fakat karnımdaki ağrı şiddetini daha fazla arttırmıştı.Yemeğime ara vererek karnımı tuttum.Kızlara her ne kadar belli etmemeye çalışsam da en sonunda hissettiğim acıyla bağırmıştım.
Masaya tutunarak sandalyemi geriye ittim.O sırada sesimi duyan kızlarda endişeyle yanıma gelmişlerdi.Sıla koluma dokunarak"yenge,iyi misin?"dedi.
Hemen ardından şevin konuştu.
"Yenge,ne oldu"dedi.Bense karnımı tutarak gözlerimi sıkıca yummuştum.
Hissettiğim acının bir tarifi olamazdı,karnıma saplanan bu acıyı anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalırdı.Zorlanarak kısık bir sesle ve dişlerimi sıkarak konuşmaya çalıştım."Bilmiyorum,
Kızlar regl oldum ve ilk kez bu denli bir ağrı çekiyorum.Daha önce hiç böyle olmamıştı."dedim ve karnımdaki ellerimi daha fazla bastırdım.
-"yenge hemen arabayı hazırlatıp,hastaneye gidelim mi?pek iyi görünmüyorsun."dedi,sıla.
Sılaya yanıt veren şevin olmuştu.
-"bence de öyle yapmalıyız ama önce bir anneme haber verelim."
Bu seferde ben konuşmuştum.
-"hayır kızlar,hastaneye gitmek istemiyorum.Abartılacak birşey yok iki güne geçer ağrısı,sonuçta regl oldum.Ölümcül bir hastalığım yok."dedim ve sandalyeden kalktım
O sırada şeyda yılan dilini yine konuşturmuştu."bırakın ya,dikkat çekmek için yapıyor.Hiçbir şeyi yok."dedi ve yemeğini yemeye devam etti.Tabii ki de onu umursamamıştım.
Bir adım attığım an,ikinci adımı atamamıştım.Fakat kızları daha fazla endişelendirmek istemediğim için acımı belli etmemeye çalışarak yürümeye devam ettim.Bir an önce odama çıkmak istiyordum.
-"kızlar ben biraz odamda dinlensem iyi olacak, lütfen sizde benim için daha fazla endişelenmeyin.Ben iyiyim."dedim ve merdivenleri çıkarak odama girdim.Girer girmez yatağa uzanarak başımı yastığa gömerek delicesine bağırmıştım.Sesimi kimsenin duymasını istemiyordum.
Ağrının şiddeti arttıkça bende başımı yastığa gömerek bağırıyordum.Galiba bu acıyı hissetmemenin tek yolu uyumaktı ama ben yeni kalmıştım ve uykum hiç yoktu.Aklıma gelen fikirle çekmeceden uyku hapını çıkarıp suyla birlikte yuttum.Kısa süre sonra uykum gelmişti ve ben kendimi uykunun kollarına bırakmıştım.
♠️
Sultan hanım üst katlardaki odaların temizliğine bakarken hizmetçisi kevseri elinde beyaz bir çarşafla görünce ona seslenerek durmasını söyledi.
-"Kevser sabah sabah ne edersin,bu beyaz çarşafla diyesin hele"
Kevser, hanımına gülümseyerek baktı ve ardından sağına soluna baktı.Kimse olmadığını görünce hanımına dönerek"hanımım müjdemi isterim."dedikten sonra beyaz çarşafın kanla kirlenen yerini açarak sultan hanıma gösterdi ve ardından hızlıca kapattı.
-"bu çarşafı bana gelin hanım verdi.Ne demek istediğimi siz anladınız."
Sultan hanım,bir iki dakika sadece çarşafa bakakaldı ardından yüzünden güller açmıştı.Bu çarşaf demek oluyor ki büyücü kadının verdiği o karışım ve sürdüğü macun işe yaramıştı.Gelini kendini dün gece oğluna teslim etmişti.Artık tam anlamıyla aram haznedarın karısı,Esila Haznedar olmuştu.
Sultan hanım bu habere çok sevinmişti,öyle ki sevinci içine sığmadı için zılgıt çalarak dışa vurmak istiyordu ama şuan bunu yapmasının sırası değildi.Kevsere dönerek "tamam kevser,de hayde çarşafı götüresin."dedikten sonra aşağı inmek için merdivenlere yöneldi ama sıla ve şevin'in kendisini durdurmasıyla merdivenlere adım atamadan durmuştu.
-"ne bu telaş, arkanızdan kovalayan mı var?"dedi ve sabır çekti.
-"anne,yengem.. yengem çok kötü masada kahvaltı yaparken bir anda karnına ağrı girdi.Yengem regl olduğunu söyledi ama ilk kez bu denli acı çekiyormuş.Ne yapalım bize bir tavsiye ver,sen en iyisini bilirsin."dedi, şevin.
-"sen ne dersin böyle şevin, Esila şimdi nasıl iyi mi?Ne diye onu yalnız bıraktınız.Eğer esilaya birşey olursa abinize nasıl hesap veririz,hiç düşündünüz mü?"
-"anne,biz de biliyoruz ama yengem uyku ilacı alıp uyuyacağını söyledi.
O yüzden rahatsız etmek istemedik.
-"öyleyse siz işinizin başına dönün ben bir hal çaresine bakarım."dedi ve düşünceli bir şekilde Gelininin odasına baktı.Ya o karışımların bir yan etkisiyse bu diye düşünüyordu.
Gelininin durumunu kızlarından öğrenen sultan hanım,hızlıca odasına girip, büyücü kadını aradı.
-"büyücü kadın,biz seninle böyle konuşmamıştık.Hani yan etkisi yoktu.Gelinim şuan regl olmuş ama ilk kez böyle bir acı çekermiş.
Sürdüğün macunla alakalı değildir,değil mi?"
-"hanım ağam,ben yan etkisi yoktu demiş idim amma gelin hanımın, vücudu hassas olmalı ki,böyle birşey oldu.Vücudu sürdüğüm macuna dayanacak kadar güçlü değilmiş demek ki,bunun sorumlusu ben değilim.Bunu yapmamı siz istediniz."
-"ben istedim amma sonuçlarının bu şekilde olacağını tahmin etmemiştim.Üstelik dün gece birlikte olmuşlar,macun işe yaramış amma sabahına bu denli acı yaşatacağından hiç bahsetmemiştin.Eğer gelinime birşey olursa seni kendi ellerimle öldürürüm,bilesin.Şimdi kes zırvalamayı da bir çare yok mudur onu de hele?"
-"bir ilaç vardır eğer ki onu içerse, sürdüğüm macun ve içirdiğin o karışımın etkisi tamamen yok olacak,istersen hemen getireyim hanımım."
-"iyi bari hemen getir."dedi ve çağrıyı sonlandırdı,sultan hanım.
Artık o mor renkli karışımı içirmesine gerek yoktu, çünkü dün gece oğluyla gelinin birlikte olduğunu bu sabah gördüğü kanlı çarşafla anlamıştı.
Sultan hanım,üst kata çıkarak, gelininin odasına girdi.Odaya girdiğinde esila'nın uyuduğunu görünce ses etmeden geri çıktı.
Avluya inip, büyücü kadını beklemeye başladı.Konaktan kimsenin o kadını görmemesi lazımdı.
Bir süre sonra büyücü kadın,kapıda belirince sultan hanım oturduğu yerden kalkarak büyücü kadına doğru ilerledi.
Büyücü kadın, çantasından ilacı çıkarıp, sultan hanıma uzattı ve şunları söyledi."hanımım,bu ilacı gelin hanıma içirince hiçbir ağrısı kalmayacaktır."dedi.Sultan hanımda eline aldığı ilacı inceledikten sonra büyücü kadına bakarak"iyi,hayde sende gidesin.Ödemeni başka vakit yaparım.Şimdi kimse görmesin seni."dedi ve büyücü kadını yolladıktan sonra tekrardan avluda bulunan berjere oturdu.
Esila'nın uyanmasını bekleyecekti.
♠️
Tüm bu olaylar olurken aram haznedar çok önemli bir işin ortasındaydı.Sabahın erken saatlerinde aldığı haberle aniden konaktan çıkmak durumunda kalmıştı.
Çünkü, şirketinde bulunan bir çalışanı yurt dışındaki düşmanlarının ajanıydı ve bunu öğrendiğinde tüm adamlarına o adamı bulmaları emrini vermişti.
Adamları da kısa sürede bu ajanı bulup,anında aram haznedara haber vermişlerdi.
Şimdi ise bu adam mahzende kilitliydi.Herkes bu adama cezasını vermesi için aram haznedarı bekliyorlardı.Bir süre sonra ise aram haznedar mekana giriş yapmıştı.Patronlarının bu sinirli halinden herkes çekiniyordu.Zira sinirli hali tek değil,her hali karşısında titremelerine neden oluyordu.
Aram Haznedar,sabah aldığı haberle bir hışımla konaktan çıkıp passatına binmişti ve şimdi de o herifi tuttukları yere gelmişti.
Cezasını kendi elleriyle verecekti.
Bu şirketten bilgi çalmanın ve aram haznedara ihanetin bedeli ağırdı,hem de çok ağır!
Bunun bir örneği de Mardin meydanında annesinin gözü önünde zalimce öldürdüğü merwandı.
Şimdi ise merwana yaptığının daha beterini bu adama yapacaktı.
Çünkü fazlasıyla hakediyordu.
Bu adam yüzünden milyonlarca dolar zarara uğramıştı.
Elbette bu benim için hiçbir şeydi ama bana ihanet etmesi asla affedemeyeceğim bir noktaydı ve de bunun cezasını en ağır şekilde canıyla ödeyecekti.O adamı tuttukları mahzene girdikten sonra ellerimi cebime katarak zavallı halini izledim.Ne sanıyordu hem bana ihanet edecekti,hem de cezasız kalacağını düşünüp,rahat rahat yurt dışına kaçacağını mı, düşünüyordu?
Ona doğru bir adım attığım an yalvarmaya başlamıştı."abi..abi yalvarırım affet.Yapmak zorundaydım.Kızım hasta,çok hasta..tedavisi için para gerekti."dedi ve gülerek ona baktım.
-"cık cık cık...biliyor musun,bu yalan çok eskidi.Senden önce yüzlercesi aynı yalanı uydurdu ama bil bakalım sonları nasıl oldu?"dedim ve saçlarından çekerek eğdiği başını kaldırdım.
Ardından baran'ın uzattığı tepsiden en keskin olan ve sık kullandığım bıçağı alarak,karnına sapladım.Sapladığım an çığlık atmıştı.Bu ses keyfimi daha da arttırmıştı.Tekrar bıçağı sapladım ve ard arda saplamaya devam ettim.
Bıçağı barana vererek siyah eldivenlerimi taktım ve baltayı alarak sol koluna sapladım.Bu sefer ki çığlığı daha zevk vericiydi.
-"bana ihanet edenlerin sonu 40 parçaya ayrılmak oldu."dedim ve diğer koluna da baltayı sapladım.
İki kolunu da kestiğim için yere yığılmıştı.Geri kalan uzuvlarını halletmeleri için adamlarıma emir vermiştim.Yerdeki cesede tiksinircesine bakarken bir adamım telefonumu getirerek kardeşim şevinin aradığını söylemişlerdi.
Elimdeki baltayı barana verdikten sonra kanlarla kaplı olan eldivenimi de çıkarıp barana verdim.Telefonumu alarak mahzenden çıktıktan sonra telefonu açıp"söyle şevin"dedim ve cebimden mendil çıkararak yüzüme bulaşan kan lekelerini sildim.
-"abi, önemli olmasa aramazdım ama yengem her ne kadar bunu bilmeni istemesen de ben bilmen gerektiğini düşünüyorum."deyince yüzümü silmeyi bırakıp,pür dikkat şevini dinlemeye başladım.
-"ne oldu,Esila iyi mi?"
-"iyi değil abi,hemde hiç iyi değil."
Dediğini duyunca telefonu sıkıca kavrayıp dişlerimi sıktım.Esilama ne olmuştu?Oysa dün gece hiçbir şeyi yoktu.Yüksek bir sesle"Neyi var esila'nın,şevin?adam akıllı anlat şunu"dedim.
-"sabah hepimiz birlikte kahvaltı yapıyorduk ama yengem bir anda karnını tutarak bağırmaya başladı.Bizde koşarak yanına gittik,ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk.Yengeme hastaneye gidelim dedik ama istemedi."
-"onu dinlemeyip hastaneye götürmeliydiniz, şevin! Ya kötü birşeyi varsa hemen konağa geliyorum."
-"hayır abi gelmene gerek yok yengem sadece her kızın,her ay olduğu şeyden oldu.O yüzden biraz ağrısı var."dediğinde ne demek istediğini anlamıştım.Derin bir nefes alarak rahatlamıştım.
-"tamam,anladım.Yine de ona çok iyi bakın, birşeyini eksik etmeyin."dedim ve telefonu kapatarak diğer işlerimi halletmeye gittim.Bugünüm çok yoğun geçecekti.Tabi birtanem esilamı da unutmayacaktım.Onun için kafamda birşeyler vardı.
Siyah Passatıma binip şirketime doğru yola çıktım,daha katılacağım tonlarca toplantı vardı.
♠️
Diğer yandan Esila,tüm bu olanlardan habersiz yatağında uyuyordu.Arkasından çevrilen planları bilmeden,hakkında uygulanan kararları bilmeden herşeyden habersiz uyuyordu.
3 saatlik bir uykudan sonra uyku ilacının etkisi geçtiği için yavaş yavaş gözleri aralanıyordu.Kollarını iki yana açarak esnedikten sonra yavaşça doğrulup belini yatağın başlığına yasladı.
Karnında hala aynı ağrı vardı.Keşke uyanmasaydım diye düşünüyordu.Bu ağrıdan kurtulacağı zamanı dört gözle bekliyordu,genç kadın.
Yataktan kalkmak için ayaklarını sağa çevirip aşağıya sarkıttıktan sonra komodinin üzerinde dev çikolata sepetini görünce gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Uyanır uyanmaz bu manzarayla karşılacağını hiç düşünmemişti.
Peki bu dev çikolata sepetini buraya koyan kimdi?
Bu soruyu şimdilik kenara bırakıp çikolata sepetine uzandı ve içini incelemeye başladı.İçinde çeşit çeşit çikolatalar,şekerlemeler ve çikolatalı sütler vardı.
Şuan en çok ihtiyacı olan şey galiba karşısındaki çikolatalardı.
Çikolataları çocukluğundan beri çok severdi ve ne zamandır çikolata yemediğinin farkında bile değildi.Heyecanla sepetten bir çikolata aldı ve paketini açtıktan sonra keyifle ısırdı.En sevdiği sütlü çikolatandı.Bir ısırık daha aldıktan sonra keyifle başını iki yana salladı.
Bir ısırık daha aldıktan sonra sepetteki beyaz kağıt,genç kadının gözüne çarpmıştı.Çikolatayı yemeye devam ederken kağıdı alıp açtı ve üzerinde yazanları okudu.
-"güzelim,duydum ki kadınların her ay olduğu şeyden olmuşsun,şuan yanında olup sana doyasıya sarılmayı her ne kadar çok istesemde maalesef ki olamıyorum.Sana bunları yolluyorum çünkü çikolata yediğinde mutlu olduğunu biliyorum.Her ısırığında beni hatırla."
Yazıyordu ve bende son noktaya kadar sırıtarak okumuştum.Son cümlesi de çok manidardı.Keyifle çikolatamdan bir ısırık daha aldım.Aram,beni gerçekten seviyordu.Bunu her defasında dile getiriyordu ve kara gözlerine bakınca bile bana olan aşkını hissedebiliyordum.Bana dokunurken sanki incitmekten korkarmışçasına dokunuyordu.
Artık arama karşı olan hislerim hoşlantıdan ilerisi gibiydi.Şuan bende hislerimden pek emin değildim ama emin olduğum tek bir şey vardı o da aramı özlediğimdi.
Ona alışıyordum ve beni kendine fena bağlamıştı.Onun herşeyin seviyordum.Bana bakarken aşkla bakan gözleri,bana dokunurken çok hassas davranması ve de saçlarıma olan zaafı beni fazlasıyla etkiliyordu.
Çikolatamdan bir ısırık daha aldıktan sonra kapım tıklatılmıştı.
-"kızım uyandın mı?Müsaitsen geleyim."diyen kişi sultan hanımdı.
Elimdeki çikolatayı sepete koyduktan sonra"gelebilirsiniz, sultan hanım"dedim ve sepeti komodinin üzerine koydum.O sırada sultan hanım içeri girmişti ve yanıma gelerek"nasılsın, kızım daha iyi oldun mu?"dedi ve bende onu "sabahki kadar ağrım yok ama hâlâ acı çekiyorum."dedim.
Sultan hanım,elindeki ilacı bana vererek sürahiden su doldurdu ve bana dönerek suyu uzattı."kızım,
bu ilacı içince hiçbir şeyin kalmaz,evelAllah"dediğinde bana uzattığı suyu alarak getirdiği ilacı içtim.Şuan bu ağrıdan kurtulmak için dünyada ki tüm ilaçları içebilirdim.
-"on dakikaya etkisini gösterir, kızım."dedi ve odadan çıktı.Bende elimdeki bardağı bir kenara bırakıp, çikolata yemeye devam ettim.Karnımda varlığını sürdüren ağrı bile şuan çikolata yememe engel olamazdı.Arama benim için yaptığı bu güzellik için akşam ona kendimce ödülünü verecektim.
Zihnim tekrardan dün geceye gitmişti.O anlar aklıma gelince yüzümdeki gülümsemeyi engelleyemiyordum.Bir süre sonra ağrımda geçmişti.Sultan hanım'ın verdiği ilaç gerçekten de işe yaramıştı.Yataktan kalkıp giysi dolabıma ilerledim.Dün ablama, bugün yanına geleceğim hakkında söz vermiştim.
Zaten fazlasıyla geç kalmıştım,bir an önce yanına gitsem iyi olacaktı.
Siyah bir gömlek ve siyah bir pantalon seçtikten sonra giyinmeye başladım.Ardından saçlarımı at kuyruğu yapıp yüzüme sadece krem sürdükten sonra çantamı da alarak odadan çıktım.

(Esila'nın kombini)
Ben merdivenlerden inerken,aslan da çıkıyordu.Beni görünce gülümseyerek"yenge nasılsın daha iyi oldun mu?"dedi.Ben de "iyiyim de sen nerden öğrendin?"dedim.
Sabah kahvaltıya indiğimde aslan yoktu, dolayısıyla da beni o halde görmemişti.
-"abim senin iyi olmadığını duyunca delirdi, resmen.Yurt dışından gelen ve çok önemli konuklarımızla toplantımız vardı ama abim illa iptal ettir,benim karımın yanına gitmem gerek dedi.Valla zar zor ikna ettim.Yoksa bilmem kaç milyar dolar zarara girecektik."dediğinde şaşırarak ona bakmıştım.
Alt tarafı karnım ağrıyordu.Bunun için bu kadar endişelenmesine ne yalan söyleyeyim çok mutlu olmuştum.Beni önemsemesi ve söz konusu ben olduğumda gözü gerçekten de hiçbir şeyi görmüyordu.Onun sayesinde ilk kez kendimi değerli hissediyordum.
Çünkü daha öncesinde ne babam,ne de abilerim bana değer verip, önemsemişlerdi.Ben bu duyguyu ilk kez aramda tatmıştım.
-"fazla abartmış ama ben iyiyim.
Neyse o zaman ben seni daha fazla tutmayayım.İşlerin vardır benimde gitmem gereken bir yer var."dedim ve merdiven basamaklarından inmeye devam ettim.O sırada aslan arkamdan seslenmişti.
-"Gideceğin yere ben bırakayım istersen,zaten bir dosya alıp çıkacaktım."dediğinde aslında pek fena bir fikir olmadığını düşünerek
"Olur."dedim.Aslan da"o zaman beni arabamda bekle yenge,odamdan dosyayı alıp hemen geliyorum."dedi ve gitti.Bende merdivenleri indim ve konaktan çıktım.Konağın önünde duran arabaya binerek aslanı beklemeye başladım.
Kısa bir süre sonra aslan gelmişti ve hemen arabayı çalıştırıp sürmeye başladı."Nereye gideceksin, yenge?"dedi ve arabayı sağa döndürdü. "Ablamın yanına gideceğim."diyerek aslanı yanıtlamıştım.Nedense bir anda heyecanlanmış gibiydi.
Konağın önüne geldiğimizde aslana dönerek"beni bıraktığın için teşekkür ederim,aslan."dedim ve arabadan indim.Tekrardan buradaydım.Sürüklenerek çıkarıldığım bu eve kendi ayaklarımla gelmiştim.İstemsizce o anlar zihnimde dolaşmaya başlamıştı.
Ben bu evden..evimden sürüklenerek çıkmayı hak etmemiştim.Hemde hiç haketmemiştim.Gözlerimden akan yaşı sildim ve kapıyı çaldım.Nazife teyze açmıştı.Beni görünce yüzünde güller açmıştı adeta."Hoşgeldin, kızım."dedi.Bende bir adım atarak konağa girdim ve Nazife teyzeye sarıldım.
Çocukluğumdan beri bu evin her işiyle Nazife teyze ilgilenirdi.Beni de pek severdi,tabi bende onu.
"Hoşbulduk nazoş, nasılsın ben yokken hiç iyi değilsindir, biliyorum."dedim ve yanağına bir öpücük bıraktım."Hele bir durasın, deli kız gelir gelmez beni öpücüklere boğdun."dediğinde dudağımı büzerek ondan ayrılmıştım."Ne yapayım,çok özlemişim seni.Ee ablam nerede?"
Dedim ve etrafa bakındım.Ortalıkta kimse yoktu.
Konak fazla sessizdi."Azra odasındadır kızım."dedi ve işlerini halletmek için mutfağa girdi.Bende merdivenleri ikişer ikişer çıkarak ablamın odasına girdim.Kapıyı açarak içeriye bakındım ve ablamı pencere kenarında basının pencerenin pervazına yaslamış şekilde öylece dışarıyı izlerken gördüm.Benim gelişimi fark etmemişti, bile.
Kapıyı sessizce kapatarak, sessiz ve yavaş adımlarla yanına kadar ilerledim ve tam arkasında durdum.Onu kollarından tutup sarsarak"ne bu halin, geldiğimi bile farketmedin?"dedim ve sorgulayıcı bir ifadeyle azraya baktım.Sanki kaç gündür uyumuyor gibi görünüyordu ve bu yuzden göz torbaları belirginleşmişti.İşte şimdi daha fazla endişelenmeye başlamıştım.
Azra ablam,kolumdan tutarak beni berjere oturttu."senin haberin yok mu?"dedi.Bense ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.Kaşlarımı çatarak"neyden haberim yok mu?"dedim.Ablam elini alnına götürüp sıvazladıktan sonra tekrar bana bakarak konuşmaya başladı.
-"peki o zaman anlatacağım ama aşırı tepki vermenden ve delice işlere kalkışmandan korkuyorum.Önce bana sakin kalacağına dair söz ver."dedi ve iki elimi de tutarak tekrar konuşmaya başladı.Bense hiçbir tepki vermeden ablama bakıyordum.
Birşey olmuştu ve her ne olduysa kötü birşey olduğu aşikardı.Ablam
beni sarsarak "söz ver dedim,sana"dedi ve bende "söz"
demekle yetindim.Merakla ablamın anlatacaklarını bekliyordum.
Ablam nefes alıp verdikten sonra gözlerimin içine bakarak her ne olmuşsa o olayı anlatmaya başladı.
-"dün akşam buraya aram geldi."
Dediği an şaşırarak söze girdim.
-"ama neden,neden geldi?"dedim ve içime dolan sıkıntıyla ablamı dinlemeye devam ettim.Aram'ın adı geçmişti ve ben aram'ın kötü
birşey yapmış olmasından ölesiye korkuyordum.Ona bu kadar güvenmişken ve bağlanmışken olumsuz bir hareket yapmış olmasını asla istemiyordum ve her ne yapmışsa bu konunun beni de ilgilendirdiği kesindi.Zaten ablamın gözlerindeki hüzünle de iyi birşey yapmadığı belliydi.
Ablam,ellerimi tutmaya devam ederek sözlerine devam etti.
"Bende ilk başta neden gelmediğini anlamadım ama sonrasında ağirle kavga etti, daha doğrusu aram ağire dayak attı.Sonrasında babam araya girdi."dedi ve devam etmedi.Başını eğdi ve yutkundu sonrasında eğdiği başını tekrar kaldırıp gözlerini gözlerime sabitledi.Bense ona sonrasını anlat der gibi bakıyordum.
-"Sonrasında babam herkesi kovdu avluda aramla başbaşa kaldılar.
Bende onları yukarıdan izliyordum.Sonra aram babama "sen nasıl benim karıma el kaldırırsın dedi, tartıştılar.Aram delirmiş gibiydi.Ben bile yukarıda olmama rağmen bakışlarından korktum."dediğinde tekrar söze başlamadan önce ben söze girdim
-"bu muydu anlatacakların abla?
Ne var ki bunlarda,az bile yapmış bunlara"dedim.Duyduklarımdan sonra içimdeki endişeler birer birer dağılmıştı.Gülümseyerek derin bir "oh" çektim ve uzun zamandır tuttuğum nefesimi rahatlıkla verdim.
O sırada ablam koluma dokunarak
"Esila daha anlatacaklarım bitmedi."dediğinde yüzümdeki gülümseme solmuş yerini tekrardan endişeli bir tavır almıştı.Ablama dönerek "abla sende ne anlayacaksan hemen anlat, taksit taksit anlatma,eridim burada"dedim.
Çünkü ablam konuşurken resmen ağzının içine bakıyordum.O derece stresli ve gergin bir bekleyiş içerisindeyim."Aram, bizi Mardin'den sürgün etti,Esila."
Dediğinde sanki zaman benim için durmuştu.Zihnimde sürekli ablamın söylediği "aram,bizi Mardin'e sürgün etti,Esila." Sözleri yankılanıyordu.
Gözlerim sadece bir yere takılı kalmış ve ablamın az önceki sözleri aklıma geliyordu.Aram böyle önemli bir kararı özellikle benim ailemle ilgili olan kararı, nasıl bana danışmadan alırdı? Onun için sözlerimin önemi hiç yok muydu?Oysa kendisi her seferinde bana ne kadar değer verdiğini ve önemsediğini dile getiriyordu.
Şimdi ise duyduklarım beni şoke etmişti.Ablamın beni sarsmasıyla kendime gelip, gözlerimi sabitlediğim yerden alıp ablama çevirdim."Esila, biliyorum haberin yoktu ama aram nasıl böyle bir karar alır?Seni çok sevdiğini ve önemsediğini bende biliyorum ve de sana zarar verdiği için kendince babamı bu şekilde cezalandırıyor ama babamla birlikte bizi de yaptığının farkında değil.Ben düşündüm ki-"Burada ablamın sözünü kesmiştim.
Ayağa kalkarak başımı avuçlarım arasına aldım.Benim ailem ile ilgili olan bir konu söz konusuyken nasıl bana sormadan kolayca karar verebilmişti,anlamakta güçlük çekiyordum.
Ablama dönerek "Eğer gerçekten bana değer verseydi,bu tür bir konu da hemde ailem söz konusuyken benden habersiz sürgün kararı vermezdi, üstelik dün akşam bana hiç bundan bahsetmedi.Belli ki benden gizlemeye karar verdi ve siz sürgün edildikten sonra haberim olacaktı."dedim ve sinirle nefesimi soludum.
Ablamda ayağa kalktı ve bana sıkıca sarıldı.
-"Esila aram'ın gözü döndü artık ama onu bu kararından vazgeçirecek tek kişi sensin.Seni dinler,bizim Mardin'den başka gidecek yerimiz yok."dedi ve benden ayrıldı.
-"zaten sürgün edilmenize asla izin vermem hatta hemen şuanda ofisine gidiyorum.Bu yaptığının hesabını bana vermek zorunda!"dedim ve koltuğa bıraktığım çantamıda alıp odadan çıktım.
Sinirli ve hızlı adımlarla merdivenleri inerken asir ağa'nın sesini duymuştum.Sesini duymamla adımlarım duraksadı ve merdiven korkuluklarına sıkıca tutundum.Sesi bile bana yaşattığı eziyetleri hatırlatıyordu.Ondan ölesiye nefret ediyordum.
-"Kızım hele durasın"dediğinde hala ona bakmamıştım.Onu görmeye hazır değildim,ona bakınca bana yaşattıkları tek tek zihnimde canlanıyordu.Yine de duygularıma ihanet ederek ona döndüm ve bakışlarımı ona yönelttim.
Bana olan bakışları sanki bana muhtaç bir şekilde gibiydi.Asir ağayı ilk kez bu halde görüyordum.Ona artık asir ağa diyordum çünkü benim babam değildi.Beni döverek ve zorla o konağa attığından beri ne ben onun kızıydım,ne de o benim babamdı!
O merdiven basamaklarının başında dururken ben ortasındaydım.Tekrardan konuşmaya başlamıştı.
-"seninle önemli bir mesele konuşmam gerek,odama gelesin."dedi ve odasına doğru ilerledi.Şuan o odaya gitmek için kendimce tek bir sebep aradım ama bulamadım.Yine de indiğim merdivenleri geri çıkarak odasına doğru ilerledim.
Belki de onunla içimde kalan yüzleşmeyi yaşamak için peşinden gittim.Bugünden sonra asla bir daha bu konağa gelmeyecektim.Kendime bu sözü vermiştim.Çünkü bu konağı görünce ve bu merdivenleri görünce sürüklenerek bu konaktan çıkarıldığım aklıma geliyordu.
Ve bu his beni öldürüp bitiriyordu.
Kendime bu işkenceyi yapmaya hakkımın olmadığını biliyordum ve bugünden sonra bu konağa ayak bile basmayacaktım.Asir ağa'nın peşinden odaya girdim ama girdiğim an bu odada kemerle dakikalarca dövüldüğüm anlar zihnimde canlandı.
Alnımı sıvazlayarak gözlerimi kapadım.Bir an önce kendime gelmem gerekiyordu ama öyle kolay değildi.Asir ağa'nın sert sesini duymamla zihnimdeki tüm düşünceler birer birer dağılmıştı.
-"oturasın kızım."dedi.
Bense acı bir tebessümle ona baktım.Bana yaptıklarından sonra hala bana "kızım" diyebilmesi yüzsüzlükten başka birşey değildi.
Beni acımasızca dövdükten sonra o konağa atıp gittiğinde kızı değildim ama şuan kızı mıydım?
Garip...
-"Beni haznedar konağına attığında Mahmut ağaya 'bu kız artık benim kızım değil' diyen sen değil miydin, asir ağa?Şimdi işin düşünce kızın mı oldum?"dedim ve tam karşısında durdum.
Sustu öylece sustu,tek kelime etmedi,edemedi.Öyle ki yüzüme bile bakamadı.Bir an acaba pişman olmuş mudur diye düşündüm ama hızlıca bu düşüncemden vazgeçtim.
Pişman değildi,böyle bir adam asla pişmanlık duymazdı.
-"sana ve azraya onca ettiklerimden sonra su geldiğim durum yüzünden yüzünüze bile bakamam, bilirim sende seninle hangi mesele hakkında konuşmak istediğimi bilirsin."dediğinde duygusuzca ona baktım.
Asir ağa sadece çıkarı için benimle bu şekilde konuşuyordu ve zaten son sözleriyle bunu ispatlamıştı.
Yüzümde tek bir ifade bile olmadan ruhsuzca ve donuk bir ifadeyle ona baktım ve konuşmaya başladım.
-"için rahat olsun, sürgün falan edilmeyeceksiniz.Bugün aramla konuşacağım."dedim ve ayağa kalktım.Asir ağa uzun zamandır benden kaçırdığı gözlerini bu söylediklerimden sonra bana yöneltmişti.
İşte şimdi keyfi yerine gelmişti.
Çünkü istediğini almıştı.
-"buna izin vermeyeceğini bilirdim kızım"dedikten sonra o da ayağa kalktı ve bana yaklaşarak sarılmaya çalıştı.Bense onun bana sarılmasını engelledim ve bir adım geriye gittim.
-"Bunu senin için yapmıyorum,asir ağa! Sadece ablam için yapıyorum.Üstelik bana yaşattığın onca şeyden sonra hangi yüzle bana sarılmaya çalışırsın asir ağa?Buna izin vereceğimi sanman da ayrı komik"dedim ve duygusuzca ona bakmaya devam ettim.
-"affedesin beni kızım,o zamanlar sinirle hareket ettim,eğer seni o konağa geri götürmeseydim hem abin öldürülecekti hemde biz sürgün edilecektik.Mahmut ağa beni bunlarla tehdit etti.Bizim için yapmak zorundaydım."dediğinde önce dediklerini sindirmeye çalışarak yutkundum.
Mahmut ağa,daha geçen benden özür dilemişti ve ben onun gerçekten pişman olduğunu düşünüyordum.Meğerse sadece yalandan samimi görünmeye çalışıyormuş.Benim o konağa sürüklenerek ve dayak yiyerek getirilmemde onunda payı vardı.
Bugün üst üste öğrendiğim gerçekler aklımı esir almıştı ve ben artık düşünme yetimi kaybetmiştim.Duyduklarımdan sonra sinirlerim daha da artmıştı.
Gözlerimde dolmaya başlayalı uzun zaman olmuştu.
Dolu gözlerimle karşımdaki adama bakarak yüksek sesle konuşmaya başladım.
-"Tüm bunlar beni bu odada.."dedim ve elimle beni kemerle dövdüğü yeri işaret ettim.
"Tam burada kemerle dakikalarca dövüp ve sürükleyerek bu konaktan çıkarman anlamına mı geliyordu,baba!"dedim ve gözyaşlarımı serbest bıraktım.
Baba demiştim çünkü yüzleşmem gereken kişi asir ağa değildi,Babamdı!
-"Neden baba neden?Soruyorum sana neden?Çocukluğumdan beri bana şiddet uyguladın,ya sen sırf sokakta erkeklerle seksek oynadım diye beni odaya kapatıp, dövdün baba!Benim suçum neydi? 14 yaşında olup her çocuğun yaptığı gibi oyun oynamak mıydı?"dedim,gür bir sesle.
Babamın karşımda tek yaptığı susmak ve başını eğmekti ama ben susmasını ya da başını eğmesini istemiyordum.Gözlerimin içine bakarak bana neden bunca zaman bu eziyetleri çektirdiğini söylemesini istiyordum.
-"konuşsana, neden susuyorsun baba?"dedim ve bir umut konuşmasının bekledim.Fakat yine konuşmadı ve söylediklerime sağır olmayı tercih etti.Bense çabalarımın boşa olduğunu anlayıp gözyaşlarımı sildim.Madem bir daha bu konağa gelmemeye ve babamla görüşmemeye karar vermiştim o yüzden bugün susmayacaktım.
İçimde kalan herşeyi babamın yüzüne haykıracaktım.
-"Biliyor musun,hep bir ümitle beni sevmeni bekledim.Beni görünce kızım diyip,bana sarılmanı ve şefkatle saçımı okşamanı ümit ettim.Hatta o gün sana boşanmak istiyorum dediğimde bile son ana kadar umudum vardı.Babam beni anlar dedim,arkamda durur dedim ama aptalmışım.Hemde çok aptalmışım.Keşke baba..keşke beni sevseydin,senden çok şey istemedim ki,sadece şefkat ve değer göstermeni istedim.Her kız çocuğu babasından bunu ister,bende her kız çocuğunun istediğini istedim."
Dedim ve odadan çıkmak için kapıya yöneldim.Elim bir süre kapı kolunda kaldı,derin bir nefes aldıktan sonra son sözlerimi de söylemek için son kez ona baktım.
-"Hayatımda düştüğümde kaldıracak bir babam olmadı,Hiç
'babam' halleder diyemedim.Her mutlu olduğum zamanda mutluluğumu söndürmeyi başardın baba,sen benim en güzel duygularımın katilisin.Sen bana kıydın ama ben sana kıymayacağım baba..."dedim ve kolu indirerek kapıyı açtım.
Hızlıca odadan çıktım ve bir an önce bu konaktan çıkmak için avluya indim.Yürürken bir yandan da gözyaşlarımı siliyordum.
Kapıdan dışarıya adım atacağım anda annemin bana seslenmesiyle durdum ve hızlıca arkama döndüm.
-"kızım,beni görmeden hemen gidecek misin?Bir bilsen seni ne kadar özledim."dedi ve özlemle bana baktı.
Bu sözleri bana samimi gelmiyordu çünkü babam beni bu konaktan sürükleyerek çıkardığında annemden yardım istemiştim ama o en iyi yaptığı şeyi yapıp,her zamanki gibi kaçmıştı.Beni cellatımın eline bırakıp öylece gitmişti.Bu anıları zihnimden söküp atamazdı.Bende beni bırakıp gittiğini asla unutamazdım.
-"senin Esila diye bir kızın yok delal hanım!"dedim ve öfkeli bakışlarımı anneme yönelttim.Babama öfkeli olduğum kadar anneme de öfkeliydim ve ne bu dünya da ne de öbür dünyada onları affetmeyecektim.
-"kızım o nasıl sözdür,ben senin annenim."dediğinde gür bir kahkaha patlattım.Artık sinirden gülüyordum.Gülmeme son verip öfkeli halime geri dönmüştüm.
-"Babam beni bu konaktan sürükleyerek çıkarırken sana söylediklerimi hatırlıyorsun değil mi?Beni kurtar demiştim,o konağa götürmesine izin verme demiştim.
Ve eğer bu seferde beni yüz üstü bırakırsan seni bir daha asla affetmeyeceğimi de söylemiştim."
-"kızım benim elimden birşey gelmezdi ki, babanı durdurmaya benim gücüm yeter mi sanıyorsun?"dedi.
-"bırak artık bu lafları,delal hanım! Eğer isteseydin bak altını çize çize söylüyorum.Eğer gerçekten beni kurtarmayı isteseydin ne yapar eder,beni kurtarırdın ama işine gelmedi, tabi!Oğlunun ölmesini istemediğin için benim gitmemi tercih ettin.Aslında iyi oldu biliyor musun?Bu sayede gerçek yüzünü öğrenmiş oldum."dedim ve dolu gözlerle anneme baktım.
Şuan gözyaşlarımla çetin bir savaş halindeydim ve akmalarına asla izin vermiyordum.Bu konaktan çıktıktan sonra istediğim kadar ağlayabilirdim ama şuan sırası değildi.
-"kızım ağir de,sende benim evladımsınız.Hangi anne evladının ölmesini ister,ölmenizdense bu hayatı yaşamanızı istedim.En azından yaşıyorsunuz ve nefes aldığınızı biliyorum,bu bana yeter"
-"merak etme artık beni düşünmene gerek yok, çünkü artık ne ben senin kızınım,ne de sen benim annemsin!"dedim ve arkama bile bakmadan konaktan çıktım.
Dışarıya adımımı attığım an derin bir nefes alıp verdim.
Çocukluğumun geçtiği bu konaktan bir daha gelmemek üzere çıkmıştım.Bu konakta mutluluktan çok hüzün duygusunu yaşadım,yaşattılar...
Bu öğrendiklerimden sonra ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
Düşünme yetimi kaybedeli çoktan olmuştu.Çıktığım konağa son kez baktıktan sonra sırtımı dönerek yürümeye başladım.Gözyaşlarımı ise artık serbest bırakmıştım.
Gözyaşlarım akmaya devam ederken az önce öğrendiklerim zihnimde dolaşıyordu.Ya ben çok safdım ya da onlar çok akıllıydı.
İlk ihtimal daha ağır basıyordu.
Yürüyordum, attığım adımların nerede sonlanacağanı bilmeden öylece yürüyordum.
Herkese çok öfkeliydim.Anneme,
Babama,Mahmut ağaya,Aram'a...
En çokta aram'a öfkeliydim.
Arkamdan çevirdiği işler beni büyük hayal kırıklığına uğramıştı ve verdiği sürgün kararını neden benden gizlediğine dair ondan hesap soracaktım ve büyük ihtimalle sinirimi ondan çıkaracaktım.
Gözyaşlarımı silerek kendimden emin adımlarla hızla yürümeye başladım.Yoldan bir taksi çevirip,
bindim ve gideceğimiz adresi söyledim.Aram'a gidecektim ve büyük ihtimalle şuanda şirketinde olmalıydı.Yol boyunca başımı pencereye yaşayarak dışarıyı izledim.Ne ağlıyordum ne de başka bir duygu hissini yaşıyordum.
Ruhsuzca,sadece dışarıyı izledim.
Kafamda birden fazla cevapsız sorular dolaşıyordu ve tüm bunların cevabını bana sadece aram verebilirdi.Bende bu yüzden şirketine gidiyordum.
Taksi, gösterişli ve büyük bir şirketin önünde durdu.Taksiciye parasını verip taksiden indim ve şirketi incelemeye başladım.
Devasa büyüklükte bir şirketti ve sadece siyah renkten oluşuyordu.
Şirketin adresini sıladan öğrenmiştim.Daha fazla dışarda durmayıp içeri girdim.
Girişte danışmanlık alanı vardı ve birçok çalışan bulunuyordu.
Aram'ın odası büyük ihtimalle üst kattaydı.Bu yüzden asansöre binmek için koridorda ilerlerken bir çalışan tarafından durdurulmuştum.
-"Hanımefendi,kiminle görüşmek için geldiniz.Biliyorsunuz ki burası özel bir şirket öylece elinizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz."dediğinde içimden sabır çekerek sakin kalmaya çalıştım.Zaten yeteri kadar sinirliydim ve şuan alakasız bir kişiye patlamak istemiyordum.
Sakinliğimi koruyarak konuşmaya başladım."Karşında Esila Haznedar var, sandığının aksine bu şirkete elimi kolumu sallayarak
girebilirim."dedim.
-"Beni mâzur görün,Esila hanım.
Affedin bilemedim,buyrun patronumuzun odası bir üst katta sağdaki koridordan dönerseniz asansör görüş alanınıza girecektirBu arada tekrardan özür dilerim."dedi ve görev yerine geri gitti.
Bende tarif ettiği yolu izleyerek asansöre bindim ve üst kata çıkmak için düğmeye bastım.Bir üst kata çıktığımızda asansörden çıkarak etrafima bakındım.Bu şirket fazla büyüktü ve onlarca oda vardı.Etrafa bir göz gezdirdikten sonra bir çalışanı durdurarak "pardon,acaba aram Haznedar'ın odası ne tarafta biliyor musun?"dedim.Sonrasında karşı taraftan cevap gelmişti.
-"Önünüzdeki koridorun sonuna kadar ilerlediğinizde sağ ve sol koridor olarak ikiye ayrıldığını göreceksiniz.Sol koridora girdiğinizde aram beyin odasını görürsünüz."dedi ve elindeki dosyayla hızlı adımlarla uzaklaştı,genç bir kadındı.
Dediği gibi koridorde ilerliyordum ama bu şirkette adamdan çok kadın vardı ve neredeyse tüm kadınlar mini etek giyiniyordu.Bir de benim giyimime laf ediyordu,içimden 'dağ ayısı işte'dedim ve sol tarafa döndüm.
Beni gören herkes dikkatlice ve beni süzerek bakıyorlardı.Bu durum tuhafıma gitmişti.Belli ki benim kim olduğumu biliyorlardı.
Biraz daha ilerledikten sonra üstünde aram haznedar yazan kapıyı görünce sakin bir şekilde yürümeye devam ettim.Fakat bu sakinliğim sadece odasına girene kadar sürecekti.Kapıyı açacağım esnada bir kadın çalışan tarafından durdurulmuştum.
Kolumdan tutarak kapının önüne geçmişti.
-"hanımefendi randevunuz yoksa giremezsiniz.Aram bey bu konu da çok hassas,randevunuz var mı?"dediğinde ilk işim karşımdaki kadını incelemek oldu.Giydiği mini etekle uzun bacakları gün yüzüne çıkmıştı ve dudakları da botokslu olduğunu fazlasıyla belli ediyordu.
Saçları benim gibi sarıydı ama onun ki yapaydı.Saçını sarıya boyattığı bariz belli oluyordu.
Benim saçlarım doğuştan sarıydı.Asla bir boyatma işlemi yapmamıştım.Her neyse neden şuan bunları düşünüyordum ki?
Sanırım kafayı yemiştim.
-"ne saçmalıyorsun sen?Çekil önümden zaten sinirliyim, emin ol sinirimi senden çıkarmamı istemezsin."dedim ve kolumdaki elini çektim.Ardından onu ardımda bırakarak tekrardan kapıyı açmak için kapı koluna dokundum ama o kadın tekrardan kolumu tutarak beni durdurmuştu.
Gözlerimi kapatarak nefes alıp verdikten sonra sakin bir ses tonuyla "kolumu bırak"dedim.
Fakat eli hala kolumdaydı."Defolup gidin lütfen!Burası bir şirket öylece girip çıkamazsınız,bu kadar da cahil olunmaz ki, söylediklerimden hiçbir şey anlamadınız mı,yoksa sağır mısınız?"dediği an sakin
kalmam artık imkansız bir hale dönüşmüştü.
Kolumu ondan kurtardıktan sonra ani bir refleksle onu kolundan tuttum ve yanına giderek kulağına eğildim."sen daha cahil görmemişsin, kızım."dedikten hemen sonra onu sertçe iterek yere yapışmasını sağladım.
Hemen ardından birkaç adımda kapıya ulaşarak,kapı kulpunu indirdikten sonra bir hışımla içeri girdim.Daha doğrusu kapıyı çarparak daldım.İçeriye bu şekilde girdiğimi gören aram,hızlıca ayağa kalkmıştı.Kaşlarını çatarak bana bakıyordu.Bense öfkeli bir şekilde yeşil gözlerimi kara gözlerine sabitlemiştim.
Hemen arkamdan o kadın girmişti.
-"Aram bey,engellemeye çalıştım ama hanımefendi zorla içeri girdi.Üstelik onu durdurmaya çalışırken kolumdan tutup beni yere itti."demişti.Bens umursamayarak sadece aram'a bakıyordum.Aram ise öfkeli olduğumu anlamıştı ve benden gözlerini ayırmadan konuşmaya başladı.
-"Tamam,sen kapıyı kapat ve çık,Ece!"dedi ve kadında kapıyı kapatarak odadan çıktı.
Elimde fazlalık olan çantamı koltuğa fırlatarak aram'ın üzerine yürüdüm.Sonrasında öfkeli bir sesle"Sen nasıl bana sormadan böyle bir karar alırsın?"Dedim.
-"Esila ne anlatmaya çalışıyorsun bilmiyorum ama umuyorum ki az önceki davranışlarının bir açıklaması vardır."dediğinde gülümseyerek arama baktım.Galiba bilerek saf ayağına yatıyordu.
-"Benim var ama senin ailemi sürgün etme kararını alman hakkına bir açıklaman var mı orası meçhul,aram!"
Aram,şimdi karısının neden bu davranışlarda bulunduğunun farkına varmıştı.Dün gece bu kararını esilaya açıklayacaktı fakat bir türlü fırsatını bulamadığı için söyleyememişti.Karısının öfkesini bakışlarından bile hissediyordu,keza az önce eceye yaptıkları da ortadaydı.
Aram, esila'nın yüzünü avuçları içerisine alarak konuşmaya başladı."Güzelim,bak-" Esila,aram'a sözlerini tamamlama fırsatı vermeden söze girdi ve yüzünü aram'ın avuçları arasından kurtardı.
-"bana güzelim deme ve sakın bir daha bana dokunma!"dedi,genç kadın.
Aram ise bu sözlerin ağırlığı altında edildiğini hissetti.Nasıl yapabilirdi ki bunları?Aram,esilasından uzak kalamazdı
Artık!Esila bu sözlere çok geç kalmıştı,keza önceden söylemiş olsa bile aram, esilasından uzak kalamazdı.
-"Esila şuan kendi içinde neler düşünüyorsun bilmiyorum ama bir dinle beni, birtanem."dedi ve ümitle karısına baktı.
-"neyini dinleyeceğim ya ben senin?
Benden nasıl bu kararı sakladığını mı ya da bana sormadan benim ailem hakkında böyle bir karar vermeni mi?"dedi,genç kadın.
Böylece genç adamın ümitlerini yerle bir etti.
Genç adam,kendini nasıl açıklayacağını düşünürken,diğer yandan genç kadın bilinmezlikler içinde kendini boğuluyormuş gibi hissediyordu.
Esila,büyük hayal kırıklığına uğramıştı.En güvendiği hatta ablasından sonra tek güvendiği kişi arkasından iş çevirmişti.
Bir yani bağırıp çağırmak isterken,diğer yanı bir köşeye oturup sadece susmak istiyordu.
Yorgundu hemde fazlasıyla yorgundu.Bugün öğrendikleri genç kadının narin bedenine ve ruhuna fazla gelmişti.Oysa daha 19 yaşındaydı ve şimdiden başına bu olaylar gelmişti.
-"ben sana güvenmiştim.."devamını getiremedim ve yutkundum.Dolan gözlerimle arama bakıyordum.Bir yanım şuan ona delicesine sarılmak ve sığınmak isterken,bir yanım hem ona kırgındı,hem de öfkeliydi.Bense ne yapacağımı bilemeyerek ortada kalmıştım.
Yutkunduktan sonra sözlerime devam ettim."Ben sana sığınmıştım,çünkü senin gözlerinde şefkati,sevgiyi görmüştüm.Ama yanılmışım."dedim ve gözyaşlarımı serbest bıraktım.O anda aram hızlı adımlarla yanıma gelerek beni kolları arasına aldı.
Çaresizce onun kollarında ağlamaya devam ettim.Saçlarıma öpücükler bıraktığını hissedebiliyordum.Yine ona sığınmıştım çünkü ondan başka kimsem yoktu.
-"hiçbir şey düşündüğün gibi değil,birtanem."dedi ve saçlarımın kokusunu içine çektikten sonra bir öpücük bıraktı.Bunu yapmasını seviyordum çünkü iyi hissetmeme neden oluyordu.
Umarım hiçbir şey düşündüğüm gibi değildir,dedim içimden.Çünkü arama zorda olsa güvenmiş ve ona sığınmıştım.Şimdi ise büyük bir çıkmazın içindeydim,tek düşündüğüm tüm duyduklarımın bir kabustan ibaret olmasıydı.
Aram beni bir anda kucağına almıştı.Odasındaki geniş bir koltuğa oturduktan sonra beni de kucağına yerleştirmişti.Şuan küçük bir kız çocuğu gibi kucağında duruyordum.İtiraz edecek kadar gücüm yoktu çünkü öğrendiklerim tüm gücü tüketip,yok etmişti.
Sadece başımı aram'ın omzuna yasladım ve her zaman ki gibi ona sığındım.Göz kapaklarım bana ihanet ediyormuşçasına kapanırken, başımı iyice aram'ın boyun girintisine yaklaştırdıktan sonra ellerimi boynuna doladım ve
mırıltılı çıkan sesimle "anlat,o zaman herşeyi"dedim.
Aram duyduğu bu cevapla, kucağındaki minik karısına bakarak memnun olmuşçasına gülümsedi ve konuşmaya başladı.
-"o adamın sana şiddet uyguladığını öğrenince zaten delirmiştim ama o akşam sinirimi sana belli etmemeye çalıştım.Ertesi gün direkt sana zarar veren o adamın konağına gittim.Yüzünü gördüğüm an onu parçalara ayırmak istedim ama kendimi kontrol ettim."dedi.
Gözlerim kapalı olmasına rağmen onu dinliyordum.'parçalara ayırmak istedim' kısmı herhalde öylesine söylenmiş bir sözdü diye düşünerek sözlerine devam etmesini bekledim.
-"ben sana dokunmaya bile kıyarken,o herif sana neler yapmıştı,bu yaptıklarını cezasız bırakacak değildim.O yüzden ona sürgün cezasını verdim eğer senin baban olmasaydı,onu oracıkta öldürürdüm."dedi,genç adam büyük bir öfkeyle.
Öyle ki öfkesi sesinin tonundan bile belli oluyordu.Aram,sürgün cezasını ceza olarak görmüyordu.Çünkü kendinden sakındığına zarar veren herifin kırk parçaya ayrılarak ölmesi gerekti fakat bunu yapamıyordu.
Esila bu duyduklarından sonra gözlerini açarak başını aram'ın omzundan kaldırmadan söze girdi.
-"seni anlıyorum ama sen bu verdiğin kararla ablamı da sürgün etmiş oldun,ablamın benim için ne kadar önemli olduğunun sende farkındasın.Bu yüzden önce bana söylemen gerekliydi."
-"bunu da düşündüm zaten senin endişelenmene gerek yok."dediğinde genç kadın başını kaldırarak bakışlarını arama yöneltti.
-"nasıl yani?"dedi ve merakla aram'ın cevap vermesini bekledi.
-"aslan,azraya gönlünü vermiş.Bende düşündüm ki Azra,aslanla evlenir ve burada kalır ama baban,annen ve abilerin sürgün edilecek."dedi,sakin bir sesle.
Esila ise bu duyduklarından sonra tekrar sinirlenmeye başlamıştı.
Ne demek Azra,aslanla evlensin ve burada kalsın?
Benim ablam bir mâl mıydı,hemen sahiplensinler?
-"benimle dalga geçiyorsun herhalde,aram!"dedim ve öfkeyle ona baktım.O ise donuk bir ifadeyle bana bakıyordu ve dalga geçer gibi bir hali yoktu.
-"Böyle bir konuda neden seninle dalga geçeyim,Esila?"dediğinde kucağından kalkmak için hareketlendiğim an belimden tutarak kalkmamı engelledi.
-"benim ablam sokakta ki bir hayvan değil,onu sahiplenesiniz!
Bundan sonra ablam hakkında söylediklerine dikkat et,aram!"
Dedim ve bakışlarımı ondan kaçırdım.Şuan yüzüne bakmak istemiyordum,zaten yeterince sinirliydim.
-"güzelim, kötü bir şey demedim ki,aslan azrayı gerçekten seviyor.Azra'nın adı geçince bile gözleri parlıyor.Sen şuan beni yargılamadan infaz ediyorsun."
Dediğinde yavaşça bakışlarımı ona yönelttim.Bir nevi haklıydı,demek aslan'ın geçen benle konuşacağı ama bir türlü vakit bulamadığımız o konu,benim ablam azraydı!
Fakat yine de bu kararı ablama bırakacaktım.Eğer o da gerçekten bunu isterse benim laf etmeye hakkım yoktu.
-"biraz haklı olabilirsin ama yine de bu sürgün kararını iptal etmeni istiyorum.Babam Mardin'de doğdu ve burada büyüdü.Başka şehirlerde yaşayamaz."dedim ve aramı ikna etmeye çalıştım.
-"unut bunu, böyle birşey olmayacak.Benim karıma kimse zarar veremez,zarar verenin sonu bellidir.Ayrıca sana bunca şeyi yaşatan adama mı merhamet ediyorsun,Esila?"dedi ve kararlı bir ifadeyle kara gözlerini bana yöneltti.
Bu dediklerinden sonra aram'ın kucağından kalkıp karşısına dikildim."Evet belki o bana kıydı ama ben ona kıymayacağım.Asla da affetmeyeceğim onu ama Mardin'den gitmesini istemiyorum.
Annemde babamda Mardin'de kalacaklar,aram!"dedim, tüm sakinliğimi korumaya çalışarak.
Aram ise karşısında kendisine diklenen karısına hayranlıkla bakıyordu.Bu kadın her haliyle muhteşem olmayı nasıl başarabiliyordu,akla hayale sığmayan birşeydi.
Aram'da ayağa kalkıp, esila'nın tam karşısında durdu.Şuan esilayı ciddiye aldığıda pek söylenemezdi.
-"ben kararımı verdim ve asla da dönmeyeceğim,o yüzden o güzel ağzını boşuna yorma,birtanem."
Dedi ve esila'nın iki yanağınıda avuçları içerisine aldı.
Esila ise anında geriye çekilip yüksek bir sesle konuşmaya başladı.Ses telleri büyük ihtimalle yarına kadar iflas etmiş olacaktı ama genç kadının umrunda değildi
-"benim sözlerimin bir değeri yok mu gözünde?Doğru yok! beni babam sevmemiş,sen niye sevesin ki?"dedim ve öfkeli bakışlarımı arama yönelttim.
Aram işittiği sözlerden sonra sakin kalmaya çalışıyordu ama bu pek mümkün görünmüyor gibiydi.Sırtını dönerek alnını sıvazladı ve nefesini verdikten sonra tekrardan esilaya döndü.
-"bana herşeyi de ama sakın sana olan aşkımı sorgulama,Esila!Bunu sakın yapma,senin o şerefsiz baban benim kadınıma,benim olana zarar verdi,eğer senin baban olmasaydı tek kurşunla leşini sererdim,o herifin!Bu ceza hiçbir şey.Sana değer vermeseydim,tüm bunları yapardım."dedi.
Esila,aramı bir yandan haklı bulsa da,haksız olduğu yanlarda vardı.
Asir ağa'yı en iyi kızı Esila tanıyordu ve eğer Mardin'den sürgün edilirse asir ağa yaşayamazdı.Esila bunun fazlasıyla farkındaydı.
-"aram sende haklısın ama beni de anla lütfen.Ne babamın bana yaşattıklarını ne de annemin beni yüzüstü bıraktığını asla unutamam.Yine de Mardin'de kalsınlar istiyorum,bu benim saflığımın göstergesidir ama lütfen sürgün kararından vazgeç."dedi ve yavaş adımlarla aram'ın yanına ilerledi.
Esila,bir sekilde aramı bu kararından vazgeçirmeliydi ve bunun için her yolu deneyecekti.
Şimdi aramla tartışmamalıydı.
O yüzden daha sakin kalıp aramı ikna etmenin peşindeydi.
Aram'ın yanına geldiğinde iki eliyle aram'ın yüzünü kavradı ve çok az olan sakallarını okşamaya başladı.Aram,minik karısının bu ruh değişikliğini bir türlü anlayamıyordu.Az önce bağırıp çağırırken şimdi ise sakindi.
Aram, esila'nın ellerini teninde hissettiği an gözlerini kapamıştı.
Bu kadının bir dokunuşuna bile ölüp biterken,esila nasıl olurda onu sevmediğini söylerdi.
Aram, yüzündeki elleri tutarak avuç içlerini öptü.Diğer yandan Esila'da kendi içinde pişmanlık duyuyordu.Böyle seven bir adama nasıl olur da o sözleri sarfetmişti,
kendi bile kendine hayret ediyordu.
Esila sakin bir sesle ve aram'ın yüzünü okşamaya devam ederek konuşmaya başladı.
-"Özür dilerim,bir anlık sinirle söyledim."dedim ve yanağına bir öpücük bıraktım.Ardından hızlıca geri çekildim ve sırtımı aram döndüm.Biraz utanmıştım.
Aldığı öpücükle kendinden geçen aram ise karısının hareketlerini izlemekle kalmıştı.Sonrasında kendine geldiğinde,esilaya bakarken dudakları yana kıvrıldı.
Sırtı dönük olan karısının yanına gidip,ona arkadan sarıldı ve sağ yanağına bir öpücük bıraktı.
-"Demek benim karım,bana cilve yapmaya da başlamış."dedi ve boyun girintime başını yasladı.
Bende bu andan yararlanmak için söze girdim."sürgün kararı iptal değil mi,aram?"dedim ve ümitle cevabını bekledim.
-"bir şartla iptal ederim."dediğinde yüz yüze gelmek için ona doğru döndüm ve karnımdaki ellerini belime yerleştirmişti.Şartının ne olduğunu merak ettiğim için "ne şartı?"dedim ve onu dinlemeye başladım.
-"Dün gece yaptığın gibi beni öpersen,kararımdan vazgeçerim, güzelim."dedi ve arsızca gözlerini dudaklarımda gezdirdi ve gezdirmeye devam ediyordu.
Fırsatını buldu ya,hemen değerlendirmesi lazım.Göğsüne vurarak "daha önce pislik olduğunu söylemiş miydim?"dedim ve çemkirerek ona baktım.
-"hem de her defasında"dedi ve dudaklarıma bakmaya devam etti.
Bunu mecbur kaldığım için değil sırf istediğim için yapacaktım.Eğer istemeseydim asla yapmazdım.
Elimi boynuna doladıktan sonra ona yaklaşarak onu öpmeye başladım.Anında karşılık vermeye başlamıştı.
Hıncımızı birbirimizden çıkarırcasına öpüşüyorduk.Belimi iyice kavrayıp beni daha çok kendine yaklaştırdı.Onunla öpüşmek içimde kelebeklerin uçmasına neden oluyordu ve acayip derecede iyi hissediyordum.
Dudaklarımı dudaklarından ayırarak bu öpüşmeye son veren ben olmuştum.Çünkü arama kalsa sabaha kadar beni bırakmazdı o derece doyumsuz biriydi.
-"istediğini yaptım,sende benim istediğimi yaparsın umarım."
-"beni öperken hiçte istemiyormuş gibi değildin, karıcığım.Diğer konuya gelecek olursak beni öpmeseydin bile sırf o yeşil gözlerinde hüzün görmemek için kararımdan vazgeçecektim."
Pislik ya,beni kandırmıştı ama bende Esilaysam bunun bedelini ödetecektim.Bir iki adım geriye giderek "demek beni kandırdın,aram haznedar!"dedim ve erkekliğine tekme attım.Belli ki hâlâ benimle uğraşmaması gerektiğini öğrenmemişti.
Aram acıyla kıvranırken ben keyifle gülümsüyordum.Koltuğa fırlattığım çantamı alıp çıkmak için kapıya yöneldiğim anda aram'ın birşeyler mırıldandığını duyunca durdum ve ona döndüm.
-"nereye gidiyorsun,önce tekme at sonra kaç öyle kolay mı sanıyorsun?"
-"evet bak hemde çok kolay"dedim ve kapıyı açarak odadan çıktım.
Keyifle gülerken yürümeye devam ettim.Çok geçmeden aram'ın sesini duymuştum.Hemen arkamdan geliyordu.
-"Dursana deli kız"demişti ama ben onu umursamayarak yürümeye devam ediyordum.Asansöre binerek aram gelmeden önce asansörün kapanması için düğmeye bastım ama aram son anda araya elini koyarak kapanmasını engelledi.
Kapı yeniden açıldığında asansöre binerek yanımda yerini almıştı.
-"çok inatçısın ve bu inadın sabrımı zorlamaya başladı Esila,haberin olsun."
-"asıl sen inatçısın ve sen benim sabrımı zorlamaya başladın."
Dedim ve ona bakmamaya devam ettim.Asansör açılınca hızlıca içinden çıktım ve çıkış kapısına yöneldim.Aramda arkamdan geliyordu.
Şans bu sefer benden yanıydı ki,hemen karşıma taksi çıkmıştı.
Hızlı adımlarla taksiye ilerleyip binmek için kapısını açtım fakat aram açtığım gibi kapıyı kapatmıştı.
-"ne yaptığını sanıyorsun aram?"
-"asıl sen yaptığını sanıyorsun Esila?Daha fazla sabrımı zorlama da arabaya bin."dediğinde bende ona bu şekilde cevap vermiştim.
"Zaten şuan izin verirsen arabaya binip yoluma gideceğim."dedim ve taksinin kapısını tekrar açtım ve aram kapıyı sertçe kapattı.
-"siktirtme bana şimdi yolunu,bin dedim şu arabaya!"dedi,sert bir sesle.
Esila da çevredeki insanlara daha fazla rezil olmamak için taksiden uzaklaşıp aram'ın arabasına bindi.Hemen ardından aramda şoför koltuğuna oturdu ve arabayı çalıştırdı.
Esila,yan koltuğa binen arama yüzünü somurtarak bakıyordu.
-"Bakma şöyle"diyen arama aldırış etmeden hâlâ bakmaya devam ediyordu."Şu inadından bir vazgeçebilsen belki de hiç tartışmayacaktık,bu yüzden somurtmayı bırak"dedi,genç adam.
-"inatçı olan ben değilim,sensin.
Şimdi daha fazla seninle tartışmak istemediğim için susuyorum."dedi ve başını yana çevirdi.Konak şirkete fazla uzak olmadığı için yol çabucak bitmişti.Aram,esilaya dönerek"sen konağa gir,benim kısa bir telefon görüşmem var."dedi.
Esila ise gözlerini devirdikten sonra arama baktı ve onu umursamadığını göstermek için"bundan banane"dedi ve arabadan inip konağa girdi.
Aram giden karısının arkasından gülümseyerek bakıyordu.Kendince trip atıyordu,Esila.Fakat bu tripleri arama işlemezdi.Aram telefonunu cebinden çıkarıp baranı aradı.Sabah ki adamı halledip,etmediklerini soracaktı.
Diğer yandan ise Esila çoktan konağa girmiş,bir an önce odasına ulaşmak için merdivenlerden çıkıyordu.O sırada sultan hanım'ın fısıldayarak telefonla konuştuğunu görmüştü ama pek umursamayarak geçip gidecekken sultan hanımın ağzından kendi ismini duyunca adımlarını durdurdu ve kapı pervazında durarak sultan hanımı dinlemeye başladı.
-"Bana bak büyücü kadın,sen kimsin de beni tehdit edersin.Zaten yeterince para kopardın benden, hâlâ ne diye para isteyip durursun,bundan sonra sana bir kuruş bile koklatmam."dediğinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Sultan hanım büyücü kadın demişti ama kimdi bu kadın?Ayrıca sultan hanım'ın büyücülerle ne işi olabilirdi ki?Tüm bunları düşünürken sultan hanım tekrar konuşmaya başlamıştı.
-"Hele bir gelinime birşey diyesin işte o vakit değil seni, tüm sülaleni nüfus haritasından silerim.Ben tüm bunları sana zorla yaptırmadım ya,sen kendi isteğinle geldin ve o macunu gelinimin vajinasına sürdün,o mor içeceği de ben yapmadım,sen yaptın!Şimdi kes zırvalamayı da kendi hayatına bak,yoksa ansızın nefesin kesilir."
Dediğinde o an zaman benim için durmuştu ve zihnimde sadece o sözler yankılanıyordu...

BÖLÜM SONU
Lütfen bol yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın🤍
HERKESE TEKRARDAN MERHABA SEVGİLİ OKUYUCULARIM🤍
VEE YİNE SONU BOMBA BİR YERDE BİTEN YENİ BÖLÜMLE KARŞINIZDAYIM.
BANA BÖLÜM SONU CANAVARI MI DENMELİ YOKSA?😅
ŞİMDİ DE BÖLÜM DEĞERLENDİRMESİNE GEÇELİM🤪
Bölüm Değerlendirmesi
-Bölüm nasıldı?
-EsAr ilk öpüşme hakkında görüşleriniz?
-Esilanın sürgün kararını öğrendiğinden sonra verdiği tepkilerde haklı mıydı?
-peki son sahne nasıldı?
- arkasından çevrilen oyunları üst üste öğrenen Esila,bu son öğrendiğiyle de
nasıl bir reaksiyon alacak sizce ?
Yeni bölümde görüşmek üzere
Canlarım 💜💞
Sağlıcakla kalın 🤍🌹
YAZAR
-Busra_hatsy✍️