
“Ben bu zamana kadar 'güzel' diye çok şey gördüm sanıyordum Tai. Seni tanıyana kadar hiçbiri gerçek değilmiş." — 24. Bölüm Hermesinden alıntı.
hermes anlatıyor
O geceden sonra Thalia ile konuşacak vaktim olmamıştı. Olsaydı, ne diyecektim zaten? “Uyugezerliğin yerinde mi?”, “ailene danışmaya ne dersin?” Önüme gelen saçlarımı elim ile arkaya itip telefonuma baktım.
Thalia Grey.
Ne yazacağım….aklıma gelen ilk şeyi yazdım.
Hermes:
Selam, Thalia.
Ben hermes. 12-T sınıfından.
Geçen…Uyurgezerdin sanırım? Şimdi nasıl oldun?
İki dakika sonra cevap geldi.
Thalia:
Selammm! ^-^
Uyurgezerlik sorunum var çocukluğumdan beri o akşam ise kapıyı kitlemeyi unuttuğumuzdan dolayı evden çıkmışım. Şimdi bir sorun yok.
Hermes:
Anladım… geçmiş olsun. Bir dahakine daha dikkatli ol.
Thalia:
Sağolll
Ya ben sana şey soracaktım sanırım proje için falan buluşacağız, senin haberin var mı?”
Kaşlarımı çattım. Ne zamandı bu ve benim neden haberim yoktu?
Hermes:
Hayır. Bende senden öğrendim.
Thalia:
Tamamm
Görüşürüz!
Telefonu kapatıp çiçekleri sulamak için oturma odasına yöneldim.
🐈💨
Apollon anlatıyor.
Şenliklerin son günüydü. Yarın büyük bir balo ile bir hafta tatiline girecektik. Ekiptekiler Çadırlarda ki şeyleri denerken ben bir köşede oturup etli pilavımı kaşıklayarak ayran içiyordum. BUNU KESİNLİKLE DENEMELİSİNİZ ABİ HARBİDEN DİYORUM ÇOK GÜZEL OLUYOR HELE Kİ TULUMBA TATLISI VE KIRMIZI KUTUDA Kİ DONDURMA İLE. BU NEDEN SÜNNET MENÜSÜ OLDU AMK.. Neyse kaldığımız yerden devam edelim. Ayranımı içerken bana doğru gelen Jason ve Leo’yu görünce yutkunamayıp boğulacak gibi oldum. “Aman dedem! Sakın ölme! Sana özel şarkı açacaktım ben daha. Ay dur açayım.” Diyerek ses bombasını açıp şarkı açtı leo.
Ah dede vah dede sen neymişsin sen
Dillere düştüm senin yüzünden
Ah dede vah dede sen neymişsin sen
Dillere düştüm senin yüzünden
Sinirle Leo’ya baktım. “leo seni döveceğimi biliyorsun değil mi? Ne bu göt kaşıntın? Amacın ne?” Leo bana bakıp öpücük attı. “Amacım ne mi? Ah…amacım zengin koca bulmak. Canım sen zengin misinn?” Jason dirseğini leo’nun karnına geçirip gülücük attı. “Beyaz atlı prens dedik atı bizi tekmledi a..” diyerek arkadaşlarının yanına giden leo’dan bakışlarımı çekip Jason’a baktım. Elimde ki Tabağı uzatıp, “yer misin?” Diye sordum. Hayatında hiç yemek yiyen birisi görmemiş gibi bakıyordu. Başını iki yana salladı. “Teşekkür ederim ama daha yeni yedim. Buluşacağız değil mi?” Pilavımı yemeye devam ettim. “Evet. Akşam 9 Gibi. Kapının önünden sizi bekleyeceğim.” “Tamam.” Diyip uzaklaştı.
🐈💨
“Abla lütfennn…” diyerek kitap okuyan artemis’e yaklaştım. Artemis eli ile köpek kovuyor gibi yaparak müvekkilinin dosyasını incelemeye devam etti. Ondan ümidi kesip Hekate'nin yanına gittim. "Kuzen..lütfen ya!Bir günlük verin şu bodrumun anahtarını." Hekate gözlerini devirip bitki çayını içmeye devam etti.
"Ablana söyle. Ben karışmıyorum."
Şuan ne mi yapıyordum? Evin altında ki bodrum olarak kullandığımız ve ablam artemis ve kuzenim hekate’nin takıldığı yer olan dükkan’ın anahtarını onlardan almaya çalışıyordum.
Tekrar Artemis’e yaklaştım. “Abla lütfen ya! Söz tüm harçlığımı sana vereceğim.” Bir kaşı kalktı ve kitabını bırakıp sonunda bana baktı.
“Tüm harçlığını mı?”
“Eee…evet?”
“Pavyon açmak için biriktirdiğin parayı bile yani?”
“AMA O SAYILMAZ!”
“Gayet sayılır.”
“Ama,ama,ama….o parayı ben ilkokuldan beri biriktiriyorum….”
“Anneme söyleyeceğim seni.”
“YA ABLA YA! TAMAM VERECEĞİM O PARAYI DA!”
Gözlüğünü düzeltip beni süzdü.
“Hayret…bir gün için tüm paranı verecek bir insan değilsin. Önemli birileri mi geliyor?” Gözlerimi kaçırdım.
“Ya bilirsin..bizim ekip…bir de…” hekate devam etmemi işaret edip “bir de…” diyerek beni teşvik etti.
“Ya…bir de Jason ve arkadaşları geliyor.” Artemis ve hekate bana şaşkınlıkla baktı. Ne? Yanlış bir şey mi söylemiştim? Artemis gülümsedi. “Demek sonunda hah…” yerinden kalkıp kapının arkasında asılı çantasından cüzdanını ve anahtarı alıp getirdi. “Normalde senim gibi salak bir velete böyle bir iyilik yapmam ama Jason’u severim.” Anahtarı aldım. Artemis, cüzdanından bin tl çıkarıp bana uzattı. “Bununla adam akıllı atıştırmalık şeyler alın tamam mı?” Heyecanla başımı salladım. “TEŞŞEKĞR EDERİM EN SEVSİĞİM ABLAM!” Tam ona sarılacakken işaret parmağı ile kafamı itip beni kendisinden ızaklaştırdı. “Kardeş olmamız bana temas edebilirsin anlamına gelmez ayrıca tek ablan benim, süzme salak.” Gözlerimi devirip güle oynaya odadan çıkarken ikisinin konuşmalarını duydum. “Üvey kardeşini öz kardeşinden çok seviyor gibisin, Artemis.” Dedi Hekate. Artemis güldü. “En azından Jason, Apollo kadar mal değil.”
Canım ablam beni ne kadar sever…
Sinirle elimde ki parayı buruşturup ayakkabılarımı giyip markete gitmek için kendimi dışarıya attım.
🐈💨
Akşam olunca apartman kapısının önünde bizimkilerin gelmesini bekledim. İlk dio geldi. Gülümsedim. “Erkencisin.” Yanıma oturup saçıma ellerini geçirdi ve oynamaya başladı. “Erkenci değilim. Diğerleri geç geliyor.” Bir süre sonra herkes gelince kapıyı açtım. “Aponun hayal dünyasına hoş geldiniz!” Dedim. Leo ve Zabit hızlıca atarilerin yanına gitti. İlay da onların peşine gitti. Herkes koltuklara oturunca projenin ilk çiçeklerinden olan çiçeği konuşmaya başladık. 1-2 saat sonra hepimiz meyve suyu olmuştuk. Posedion’un gözleri sürekli benim ve Jason’un arasındaydı. söylememesi için onu ikna edememiştim ama şuan’a kadar söylememişti. İçeriye giren Hekate ile hepimiz ona baktık. “Ah..selam. Bölmüyorum değil mi?” Leo elmasından ısırık alırken “yoo, bölmüyorsun.” Dedi. Hekate gözleri tek bir kişiye bakarken yanıma oturdu. “Şey verecektim ben…şey.” İlay ona gülümsedi. “Ne verecektin?” Hekate elinde ki poşeti ve kavanozu küçük sehpaya koydu. “Teyzem Leto bunları size gönderdi. Kuruyemiş falan varmış. Birazda patlamış mısır. He birde unutmadan, Apollo bu kavanozu dedem koiosgeçen senin odanda bulmuş annemde buraya getirmemi istedi. Ah…doğru. Ders çalışıyordunuz..ben gideyim en iyisi.” Kapıdan çıkarken İlay, “bir daha gel!” Dedi ve hemen benim yanıma yaklaştı. “O kuzenin mi? Kaç yaşında? Adı ne? Sevgilisi var mı? İnstası var mı? Facebookta olur. Ya da pinterest. Ya da X…numarası var mı?” Kaşlarımı çatarak baktım. “Öncelikle…evet, kuzenim. 19 yaşında. Adı Hekate. Sevgilisi olduğunu sanmıyorum. İnstası varsa takipleşmiyorum. Facebook yaşına daha vaktimiz yok mu ya? Pint hesabı varsa muhtemelen rp yaptığı bir hesap vardır. Kitap okumayı çok seviyor. Hatta PJO mu ne öyle bir kitabın Rpsini yapan bir hesabı vardı diye hatırlıyorum. Twitter’i varsa siyasetçilere sövüyordur. Numarasını sen istesen daha mantıklı olmaz mı?” İlay yavru bir kedi misali bana bakarken kendime engel olamayıp ezberimde olan numaralardan birine sahip Hekate’nin numarasını söyledim. Leo kavonoza merakla bakıyordu. “Bu ne?” Ares ve Zeus aynı anda kahkaha attı. “Afyon Macunu.” Leo’nun gözleri heyecenla açıldı. “Ne işe yarıyor?” Hermes gözlüğünü düzelterek cevap verdi. “Osmanlı zamanından beri zevk için kullanılam bir şey. IV. Murad gibi padişahlar tarafından yasaklanmıştır. Günümüzde ise nadiren bulunur ve yapılması ağır cezalar’a neden olur. Yasal değil. Yani şuan hepimiz birer suçlu sayılıyoruz.” Zabit alkışladı. “Vay canına…bilgilendirme için sağol, hermes.” Hermes gülümseyip, “her zaman.” Dedi. Hera bir süre düşünür gibi kavanoza baktı. “Bunu yemeyeceksiniz değil mi? Onun yerine vampir köylü oynayabiliriz.” Herkes onaylayınca öğretmeninden izin isteyen bir çocuk gibi parmağımı kaldırdım. “Yönetici ben olayım mııı??” Dio bana baktı. “Ya ben olcaktım.” Nah çekip saçımı savruldum. “İlk ben dedim kudur.” Gözlerini devirip “tamam.” Dedi. Oduncu gömleğim ya… jason başını onaylar şekilde salladı. “İyi tamam sen ol.” Dedi. Ares sinsice bana baktı. “Senden korkuyorum.” Öpücük atıp “bende seni seviyorum asgımmm.” Dedim. Hızlıca bir defter alıp kağıtları ayarladım. Hepsine Köylü yazmıştım çünkü ben tam bir şerefsizdim. Herkes kağıtlarını alınca akşam oldu. “Vampir gözlerini açsın ve birini öldürsün.” Kimse gözünü açmadı. Gülümseyip bir süre bekledikten sonra “köylüler gözlerini açsın.” Dedim. Posedion, “kim öldü?” Dedi. Kim ölse…hm. “Vampir, Jason’u öldürdü.”
3 dakika geçti. Hâlâ birbirlerini suçluyorlardı. Çok az köylü kalmıştı. En sonunda dayanamayıp, “oyun bitti. Kazanan vampir.” Dedim. Hera bana şaşkınlıkla baktı. “Nasıl yani?” İşaret parmaklarımı birbirlerine dokundurup baş parmaklarımı açık bıraktım, “ya…sey. Vampir yoktu.”
Keşke demeseydim!
🐈💨
Çok şükür dövmemişlerdi beni. Ama bir güzel sövüp saymışlardı. Leo kavanoza sarılmış bana bakıyordu. “Dedeciğim lütfenn…yiyelim mi bunu? Lütfen!” Dayanamayıp başımı salladım. “Tamam lan yiyelim.”
İki saat sonra ikimizde kafayı bulmuştuk.
“
Lallallalla larallallallalla
Lallallalla larallallallalla
Lallallalla larallallallalla
Lallallalla larallallallalla la la la…”’ diye söylemeye başladım. Leo gülerek devam etti.
“Ah kalbim ben senden çok çektim
Söyle nedir bu halin
Valla sen delisin delisin
Olmaz ki böyle çarpılmaz ki
Çıldırmışsın sanki valla sen delisin.”
Alkışlayıp devam ettim. “Ne olmuş birden gördüysen onu
Ömründe ilk gördüğün erkek o mu
Aman sus sus duymasınlar sesini
Göğsümden koparır atarım seni la la la
Delisin delisin delisin
Delisin delisin.” Başımı döndürüp Jason’a baktım. “Kardeşim olmandan ilk defa hoşlandım!” Dedim.
Şarkının nakaratını söyleyip ağzı ile baloncuk yapmaya çalışan leo dışında herkes donakaldı. “Ne?” Diyebildi, hera. Hermes bile ilk defa böyle bakıyordu. Jason tutkundu. “Apollo ile ben…üvey kardeşiz.” Zeus sinirle bana baktı. “Bizim neden bundan haberimiz yok?” Dio da onı onaylar şekilde başını salladı. “Haberimiz olması gerekmez miydi?” Utanarak baktım. “Korktum! Abi, korktum. Nasıl söylerdim ki bunu..? Babam ben 10 aylık anne sütüne muhtaç bir bebekken gidip başkasını hamile bıraktı mı deseydim?! Ne derdim? Çocuktum o zaman! Çekindim söylemeye! Bir daha…bir daha da söyleyemedim.” Hera ağlayarak bana sarıldı. “Keşke söyleseydin, kardeşim. Bir şey olmazdı. Biz her zaman senin yanındayız biliyorsun değil mi?” Zeusta gelip bana sarıldı. “Önemli değil be, kanka. Sorun yok. Sen iyi ol yeter.” Gülümseyip dans etmeye başladım. “O ZAMAN ĞARTY!!!” Yerde uzanıp neler oluyor hayatta söyleyen leo’nun üstüne atladım.
🐈💨
Yazarın anlatımıyla.
Bunalmıştı, Zeus. Kalabalık küçük ortamlardan nefret ederdi. Ayrıca o neşeli ortam ona göre değildi. Sigarasını içerken ışıkları açık olan pencereleri sayıyordu. “Ne o? Karadeniz de gemilerin mi battı?” Zeus arkasında ki sesi hemen tanıdı. Aresti. “Yok be kardeşim. Her zamanki halim.” Ares, onun yanına oturdu. Belli ki onunda bir derdi vardı. İkisi de aynı anda “ilk kim anlatsın?” Dedi. Ve aynı anda güldüler. Sigarasını söndürüp ayakkabısı ile onu çiğmeyen zeus, “ilk sen anlat.” Dedi. Ares derin bir nefes verdi. “Abi. Aşık oldum. Ama..kızın sevgilisi var hani.” Tam o sırada aresin telefonuna bildirim geldi.
@Denizguzeliafro, bir gönderi paylaştı.
Ares hafifçe güldü. “İyi insan lafın üstüne işte…” diyerek fotoğrafı açıp zeusunda görebileceği şekilde telefonu tuttu.

Ares, kırıldığını belli etmemeye çalıştı. Hepha ile Afrodit’i yan yana gördüğü zaman kanı kıpırdıyordu.
Zeus, ilk defa ikinci sigarasını yaktı. “Hiç üzülmüyor musun? Ya da Hephaistos’un yerine olmak istemiyor musun?” Dedi. Ares bir süre düşündü. “Üzülüyorum. Ondan hoşlanıyorum ama o benim sevgilim değil. Sevgilisi var ve buna saygı duyuyorum. Sırf bana açmadı diye bir çiçeğe küsemem değil mi?” Haklıydı, Ares. Sırf bir çiçek ona açmadı diye çiçeğe küsemezdi. Zeus başını salladı. Ares ise kolunu zeus’un omzuna koydu. “İyi misin lan? Anlatma sırası sende.” Zeus’un gözleei hafifçe doldu ama ağlamadı. “Biliyorsun. Hera.” Ares anlayışla başını salladı. Bilirdi tabii. Bilmez olur muydu? Ekipte ki herkes bilirdi. Ares telefonunda şarkıyı açıp eşlik etti.
“Ayin gibi bu aşk
Ayin gibi bu ayrılık
Ayin gibi beklemek
Ve seni gizlemek..”
Zeus devam etti.
“Sen de yenik düşme
Sabrını yitirme
Korkma, ölmezsin daha çok istedin diye.”
Müslüm Baba ile aynı anda söyledi ikisi de.
“Bir ömür yetmez ki
Sana doymaya, ah be sevgilim
Bir hayat yetmez ki
Bir kıyısından başlasak aşkın bari..”
İki arkadaş beraber dertleştiler. Bazen bazı dertler anlatılınca insan rahatlardı. Ares ve Zeus o gece Müslüm Gürses söylerken, çok rahatlamışlardı.
🐈💨
Yine aynı zaman dilimi içerisindelerdi. Apo, kendini kötü hissedip, leo ile twerk attığı için en son dio onu apartmanın içerisine, merdivenlerin yanında ki oturma kısmına götürmüştü. Dionysus, apartmanın duvarlarında ki çizimleri incelerken, Apollon ise Dionysus’un dudaklarında ki çizgileri inceliyordu. “Dio…” dedi sersem sesiyle. Bu ses, insana kredi bile çektirirdi. Dionysus ona bakıp gülümsedi. “Efendim?” Apollon dudağını ısırdı ve dio’nun gözlerine baktı. “Seni öpeyim mi?” Dio güldü. “Macunun etkisindesin. O yüzden olmaz.” Apollon dudaklarını büzüp, “Lütfen…” dedi. “Siktir. Şöyle bakarsan ben sana kıyamam ki…” Apollon güldü. “Bana kıyama, Dio..”
Dudakları birleştiğinde dünyadaki tüm gürültü kesildi. Bir süre öyle kaldıktan sonra nefes nefese ayrıldılar. “Oha. Öpüştük.” Dedi Apollon, şaşkınlıkla. Dionysus onun bu şaşkınlığına sevgiye bakıp güldü. “Evet. İkinci defa öpüştük.” Apollon, başını Dionysus’un göğsüne koyup gözlerini kapadı. “Bu son olmasın…”
Olmayacaktı.
🐈💨
Hera anlatıyor.
Ekibin çoğu farklı köşelere gidince ilaçlarımı içmek için çantamı aradım. Zayıflama ilaçlarımı hastaneden çıktıktan sonra bile kullanmıştım. Güzellik benim için sağlıktan önemliydi. Tam ilacı yutacakken, elimi tutan bir el ile hap yere düştü.
Zeus.
Sinirle ona baktım. “Napıyorsun ya?!” Dedim hafif bağırarak. Bu son ilacımdı. İçmem gerekiyordu. Lanet olsun. “İlaçları artık bırakıyorsun.” Ne? Böyle bir şey asla yapmayacaktım. “Neden bunu yapayım?” Dedim. Elimi canımı acıtmayacak bir şekilde daha sıkıca tutup kendine çekti. “Çünkü, sevgilime yani sahte sevgilime bir şey olsun istemiyorum. Bunu ayrıca arkadaşın olarak diyorum, hera.” Elimi çekip omzuna vurdum. “Eğer gerçekten sevgilim olsaydın şuan seni sosyal medyalarımda linçlettirdim!” Göz kırptı. “Eğer gerçekten sevgilim olsaydın seve seve beni linçletmeni isterdim, Kraliçem.”
Bu adam beni sinir ediyordu!
🐈💨
Balo günü gelmişti. Zeus siyah bir takım elbise giyip kravatını lacivert saten takmıştı. Benimde elbisem lacivert satendi. Çok uyumluyduk. Balo salonuna girince herkesi gözden geçirdim. Bizim ekipten mükemmeli sadece 11-m de kilerdi. Annabeth ve Percy bir köşede beraber gülüşüyorlardı. Bugün kimseyi zorbalamayacaktım. Şarkının başlamasıyla zeus ile dans etmeye başladım. “Güzel dans edemiyorsun.” Dedim sitemle. “Kusura bakmayın, kraliçem. Bu konuda profesyonel olan sizsiniz. Ben köy çocuğum dans falan bilmem. Senin yüzünden öğrendim zaten bunu da.” Gözlerimi devirdim. “Uf tamam zeus ya.”
🐈💨
Jason anlatıyor.
Herkes birbiri ile dans ederken bir köşede oturup su içiyordum. Asitli şeyler tercih etmezdim. Zaten kola ve fantayı zabit ile leo kafalarına dikiyordu. Gerek duymuyordum. Önümde belirlem pembe elbiseli kıza baktım. Adı sanırım Piper idi. “Bir sorun mu var?” Dedim gayet kibar bir sesle. Başını salladı. “Partnerim yok. Benimle dans eder misin?” Şaşkınlıkla ona baktım. Kimse bana dans etmeyi teklif etmezdi genelde. Gülümseyip başımı sallayıp yerimden kalktım ve onunla dans etmeye başladım.
Sanırım bu gece herkes çok mutluydu.






