İçeriğe geç

Aşiret

Bölüm 8 · 7 dk okuma

Aşiret

Bölüm 8

8. Bölüm

Kapının çalması ile gözlerimi araladım. Batuhan'ı beklerken salonda uyuyakalmıştım. Ayağa kalkıp kapıya doğru geçtim. Kapıyı açıp karşımda duran Ferit ve Batuhan'a baktım. "Yenge bu mal kıskançlıktan içti biraz." Dedi Ferit, istemsizce gülümsedim. Kapının önünden çekildim içeri girebilmeleri için. "Ben bunu odaya çıkarayım." Dedi Ferit, Ferit'in önünden gidip odayı gösterdim. Ferit Batuhan'ı odaya çıkarınca odadan çıkıp bana baktı. "Yenge bu fazla içki içince saçmalıyor, haberin olsun." Dedi, kafamı olumlu anlamda salladım.

Ferit evden gidince odaya geçtim. Batuhan yatakta oturmuş bana bakıyordu. "Sen niye uyumadın?" Diye sordu, yatağa oturup "Seni bekledim." Diye cevap verdim. Batuhan gülümseyip yatağa uzandı. "Yatma üstünü değişelim." Dediğimde gözlerini kapatıp "Uyudum bile." Dedi. Çocuk gibi davranıyor ve nedense bu hoşuma gidiyor. Giyinme odasına gidip Batuhan'ın pijamasını bulmaya çalıştım. Bu adamın pijması mı yok? Uyurken bile gömlekle uyuyor deseler inanırım.

Birer eşofman ve tişört bulup tekrar odaya geçtim. Batuhan uzanmış gözlerini çoktan kapatmıştı bile. "Ya kalksana." Diye söyledim ama umursamadan yatmaya devam ediyordu. Bu çocuğun da ayık halinden betermiş sarhos hali. Batuhan'ın pantolonunu çıkarıp eşofmanı giydirdim. Batuhan üstündeki gömleği çıkartırken ben üstüne çekince ona baktım. "Eva çok güzelsin." Dedi Batuhan, büyük ihtimalle sarhoş diye şuan ne dediğinin farkında bile değil ama yine de içimde kelebekler uçmadı desem yalan olurdu. Batuhan elini belime sarınca gözleri dudaklarıma kaydı. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete. "Keşke böyle tanışmasaydık." Dedi, derin bir nefes alıp verdikten sonra "Keşke." dedim.

Batuhan'ın üstünden kalkıp gömleğinin düğmelerini açtım. "Hadi kalk da üstünü değişelim." Dedim, Batuhan yatağa oturunca gömleğini çıkarıp tişört giydirdim. Batuhan halen daha dudağıma bakmaya devam edince "Yapma." Diye söyledim. Batuhan bana yaklaşınca "Neyi?" Diye sordu. Bu çocuk sarhoş olunca bi sapıklaşıyo. Geri çekilip yatağa geçtim. "Hadi uyuyalım." Dedim, Batuhan yatağın içine girince üstüne yorganı çekti. "Sarılsana karıcım." Dedi Batuhan, gülümseyip ciddi mi diye baktım. Batuhan bana bakıp "Hadi." Deyince Batuhan'a sarıldım.

Cuma

Öykü'nün yatağa gelip zıplaması ile gözümü açtım. "Abla uyan!" Diye bağırıyordu kulağımın dibinde. "Uyandım." Diye mırıldandım. "Batuhan abi, kazandım!" Diye bağırarak odadan çıktı Öykü. Ne olduğunu anlamadığım için yataktan kalkıp salona geçtim. Öykü Batuhan'ın kucağına oturmuş telefona bakıyorlardı. Ne ara geldi buraya? "Ne oluyo?" Dedim tekli koltuğa otururken. "Öykü seni uyandırabilirsa ona oyuncak alacam diye anlaştık." Dedi Batuhan, Öykü telefondan bir şey gösterip "Bunu isterim." Deyince ayağa kalkıp lavaboya gittim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra tekrar salona indim.

"Eva kaç yaşındasın sen?" Diye sordu Batuhan, koltuğa geçip "On sekiz." Diye cevap verdim. Batuhan kafasını kaldırıp bana bakınca "Reşit olduğunu gibi mi evlendirdiler?" Dedi, kafamı onlaylarcasına salladım. "Yarın Yusuf gelecek." Dedi, bir şey demeden gülümsedim. "Batuhan abi neden ablama ismiyle sesleniyon?" Diye sordu Öykü.

Batuhan gülerek önce bana sonra Öykü'ye baktı. "Sanada isminle sesleniyorum ufaklık, niye şaşırdın?" Diye sordu. Öykü bilmiş bir edayla saçlarını geriye atıp, Batuhan'a baktı. "Akıllım siz evlisiniz. Evli insanlar ismiyle seslenmez, güzel sözler söyler." Dedi ve Batuhan'ın kucağından kalkıp mutfağa doğru yürüdü.

Giderken "Abla acıktım ben." Diye seslenmeyi de ihmal etmemişti. Resmen büyümüş de küçülmüş. Batuhan ve ben şaşkınca bir süre birbirimize baktık, bakışlarını ilk kaçıran ben oldum.

"Ben kahvaltı hazırlayım." Diye mırıldandım. Evde çalışan kişiler nedensizce yoktu. Mutfağa gideceğim sırada, kolumda hissettiğim elle duraksadım. Batuhan yanıma gelmiş, kolumu tutuyordu. Tek kaşımı 'noldu' anlamında kaldırdım. Batuhan yüzüme düşen saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı.

"Kahvaltıdan sonra lunaparka gideceğiz, ona göre hazırlan E-" Deyip duraksadı ve yarım ağız gülerek konuşmaya devam etti. "Güzel karım." Bakışlarındaki yoğun ifadeyle zorla yutkundum. Yanaklarım domates gibi olmuştu kesin. "Neden lunaparka gideceğiz?" Diye sordum titreyen sesimle. Batuhan omuz silkti ve çenesiyle mutfağın olduğu tarafı işaret etti. "Öykü çok ısrar etti, kıramadım." Bişey demeden kolumu kurtarıp, mutfağa yöneldim. Güzel bi kahvaltı hazırlamıştım. Ben hazırlarken, Öykü ve Batuhan oyun oynamış ve beni izlemişlerdi.

Kahvaltıdan sonra hızlıca Öykü'yü hazırlayıp, Batuhan'ın yanına gönderdim. Tabi hazırlarken pembe montunu giydirmedim diye bana triplenmeyi de ihmal etmedi. Hazırlandıktan sonra aynadaki aksime baktım. Gayet güzel görünüyordum, üzerimdeki elbise biraz kısaydı ama havalar sıcak olduğu için önemsemedim.

Evden çıkınca arabaya bindik. Batuhan araba kullanırken telefonu çalmıştı. Telefon açıp kulağına yaklaştırdı. Batuhan konuşurken bir yandan da araba sürüyordu. Bir süre sonra telefonu kapatıp sadece yola odaklandı. "Akrabalarım gelecek demiştim ya yarın Yusuf'un geleceğini öğrenmişler. Hep beraber geleceklermiş haber verdiler." Dedi Batuhan, gülümseyip "Tamamdır." Diye söyledim.

Lunaparka gelince Batuhan arabayı otoparka park etti. Hepimiz arabadan inip lunaparka geçtik. Eva benim yerime Batuhan elini tutunca boş boş ona baktım. Bu çocuk da benden çok seviyor herkesi. Batuhan eğilip Öykü ile göz göze geldi. "Önce ne bilmek istersin küçük hanım?" Diye sordu. Öykü etrafa bakmanın ardından Batuhan'a bakıp "Şuna!" Diyerek eliyle atlı karıncayı işaret etti. "Ama pembe olanına bilmek istiyorum." Dedi Öykü. Batuhan gülümseyip "Siz isterseniz de bilmez olur musunuz hanımefendi?" Dedi, az ileriye gidip jeton aldı. Tekrar yanınıza geldiğimde elinde bir sürü jeton vardı.

Öykü ve Batuhan önden gidince ben de arkalarından yürüyordum. Batuhan Öykü'yü atlıkarınca bildirince ellerimi göğsümün orada bağlayıp Öykü'yü izledim. Batuhan yanıma gelince "Senin moralin mi bozuk?" Diye sordu, anlamaz bir şekilde kaşlarım yukarı kaldırıp "Hayır, neden?" Dedim, Batuhan ama daha dikkatli bir şekilde bakınca kaşlarımı normal haline getirdim. "Lunaparka geldiğimize memnun değilmiş gelirsin." Dedi, gülümseyip "Aksine Öykü için sevindim ama eğitim'den geri kalıyorum. Bugün giderim diye düşünüyordum." Dedim. Batuhan kolunu omzuma attı. "Eğitim bir yere kaçmıyor Eva." Dedi tüm samimiyetiyle.

Öykü bize bağırıp dikkat çekmeye çalışınca Öykü'ye bakıp "Aferim!" Diye tezahürat yaptım. "Dün neden o kadar içki içtin?" Dedim, Batuhan kolun omuzumdan çekip "Çok içmedim ki." Dedi, alaylı bir şekilde ona bakıp "Ama sarhoş olmuştun." Dedim, Batuhan kafasını Öykü'den çevirip bana baktı. "O kadar da sarhoş değildim." Dedi, bunun üzerine kahkaha attım. Batuhan ise bana yaklaşıp "Yaptığım şeyler hatırlıyorum karıcığım." Dedi, karıcığım kelimesini vurgulamıştı. Ardından dudaklarıma bakıp sırıttı. Diğer tarafa dönüp Öykü'ye baktım.

Demek ki çoğu şeyi hatırlıyor. Hatta hepsini hatırlıyor olabilir mi? Yani bana güzelsin dediğinde gerçekten beni güzel buluyor. Aklımdaki düşünceler çoğalınca gülümsedim. "Abla inemiyorum!" Diye bağıran Öykü aklımdaki düşüncelere hemen son vermişti. Öykü'nün yanına gidip atlı karıncanın üstünden kucağıma aldım. Öykü'yü Batuhan'ın yanına götürünce kucağımdan indirdim.

"Şimdi ne bilmek istersin küçük hanım?" Diye sordu Batuhan, Öykü otuz iki dişi ile gülümseyerek eliyle dönme dolabı gösterdi. "Ama siz de gelir misiniz?" Diye sordu, Batuhan bana bakınca "Fark etmez." Dedim, Batuhan gülümseyip "Sen istersin de gelmez miyiz prenses?" Dedi, Batuhan daha bana prenses falan demedi. Ne yapsam? Öykü'yü mü kıskansam? Hep beraber dönme dolaba geçtik tabii ki de Öykü Batuhan'ın yanına oturdu. Kendi öz abisi olsa bu kadar seveceğimi zannetmiyorum.

Dönme dolap çalışmaya başlayınca manzarayı izledim. Üstten bakınca o kadar sakin gözüküyor ki. Sanki kimsenin derdi yokmuş gibi. Üsteyken kimse aşağı inmek istemiyor gibi. Tuhaf ama huzur veriyor. "Abla ben hep sizinle kalacağım değil mi?" Diye sordu Öykü, bunu sorarken biraz telaşlanmıştı. Eve dönmek istemediği gözlerinden belli. Keşke onu daha önceden yanıma alsaydım. "Tabii ki de bir tanem bu da soru mu?" Dedim, Batuhan gülümseyip "İstersen lunaparktan sonra sana oda bakmaya gidebiliriz." Dedi, Batuhan'ı bunu demesi ardından Öykü'nün gözleri doldu. "Abicim ne oldu?" Dedi Batuhan , Öykü'nün gözlerinden yaş akarken "Yani ben sizinle kalmayacak mıyım? Başka bir odada mı kalacam?" Dedi, istemsizce kahkaha attım. Batuhan ise gülüp Öykü'nün saçını okşadı. "Hayır küçük hanım, bizim evdeki istediğin bi odada kalacaksın." Dedi.

Öykü bi bana bir Batuhan'a bakıyordu. Elinin tersi ile gözyaşını silip "Ama ben oda bakacaksınız." Dedi, Batuhan bu sefer Öykü'nün elini tutup "Abicim demek istediğim o değildi. Zaten bizim evde istediğin bir odada kalacaksın ama lunaparktan sonra senin odana yatak, dolap bakmaya gidelim diyorum." Diye tane tane söyledi. Öykü gülümseyip "Anladım." Dedi. Dönme dolap en üste çıkınca durdu. Etrafı izlerken dönme dolaba birleri binince tekrardan hareket etmeye başladı. "Yusuf saat kaçta gelecek?" Diye sordum, Batuhan bana bakıp gülümsedi. Galiba ailesi hakkında soru sormam hoşuna gitti. "Bilmiyorum güzelim ama geçe kalmaz." Deyince gülümseyip arkama yaslandım. "Yusuf kim?" Diye sordu Öykü, Batuhan Öykü'ye bakıp "Kardeşim." Diye cevap verdi.

Bir süre sonra dönme dolaptan indik. Öykü çocuklar için olan mini uçak gibi bir şey görünce ona binmek istediğini söyledi. Öykü uçağa binince biz de Batuhan ile pamuk şeker almaya gittik. Pamuk şekeri aldıktan sonra Batuhan'a yemesi için ısrar etmeye başladım fakat yemeyince daha fazla ısrar etmek yerine geri dönüp Öykü'nün yanına gittik. Öykü bıraktığımız uçaklarda bulamayınca kaşlarımı çattım. "Öykü nerde?" Diye sordum telaşla. Batuhan ile Öykü'yü aramaya başladık. Neyse ki çok geçmeden Öykü'yü Batuhan gibi giyinen bir adamın yanında gördüm. Tamamen takım elbiseli olan o adamın elini tutuyordu. Batuhan görür görmez hızla yanına doğru gidiyordu tabii giderken. "Yiğit!" Diye bağırdı.

Bölüm sonu

2 yorum