İçeriğe geç

Aşiret

Bölüm 6 · 11 dk okuma

Aşiret

Bölüm 6

6. Bölüm

Kalbimde sıkışan acıyla durdum. Öylece durdum veya kalakaldım mı denir bu durumda? İçimdeki ağrı hissediliyor muydu? Derin bir nefes alıp verdim. Karşımda bir kız olsa belki bunu eski sevgilisi olarak algılardım ama ne yazık ki karşımda oturan kişi erkekti.

Ben boş boş karşımdaki kişiye bakarken Batuhan yanımıza gelmişti. "Lan senin burda ne işin var?" Dedi Batuhan samimiyetle, sandalyede oturan kişi kalkıp Batuhan'a sarıldı. "Yengem ile tanışıyordum." Dedi, tanışıyor muyduk? Kaşlarımı çattım. Batuhan ile sarılmaları bitince Batuhan sandalye çekip oturdu. "Otursana." Dedi Batuhan, niye oturuyor ki o? Hem o kim? Bahsettiği erkek oturunca bana elini uzattı. "Bu arada ben Ferit Demir Kuday." Dedi, Ferit Demir Kuday. İki ismi vardı.

Uzattığı eli sıktım. "Eva Kuday." Dedim, ardından elimi hızla çektim. "Deminkini şakasına demiştim, halısaha manasında." Dedi, artık rahatça gülümseyebilirim. "Ne dedin karıma?" Dedi Batuhan, sırıtarak ona baktım. Garson masaya yemekleri koyarken "Halısahaya gelmeyince ben de Batuhan'ı çaldın falan dedim." Diye söyledi Ferit, Batuhan gülünce ben de gülümsedim. Garson gidince Batuhan Öykü'nün köftelerini küçük küçük ayırdı. "Buna ne olmuş be? Kuzen iyi misin?" Dedi Ferit. Batuhan köfteleri ayırmayı bitirince "Evlendik ya hani kardeşim." Deyip arkasına yaslandı.

Demek kuzenlerdi, bu kadar samimiyete bakılırsa baya yakın kuzenlerdi. Telefonum mesaj gelince telefona baktım.

Serpil: Etrafta seni göremiyorum!

Mesajı okuyup gülümsedim. Serpil'de mi bir şey vardı? Yoksa ilk arkadaşım olduğu için bana mı güzel geliyor? Fazla oyalanmadan Serpil'e 'Kahvaltı yapıyorum bitince arayacam.' diye mesaj çektim. Ardından kafamı telefondan kaldırıp Öykü'ye baktım. "Beğendin mi aşkım?" Dedim, Öykü bana gülümseyip kafasını olumlu anlamda sallarken Batuhan bana baktı. "Bana mı dedin?" Diye sordu, gülümseyip "Hayır." Dedim.

Önümdeki köfteyi yerken Ferit ve Batuhan'ın Kürtçe konuşmasını anlamaya çalışıyordum. Çok şanslılar, binevi melezler. Hem Türk hem Kürt. Çocukluğundan beri iki dil bilerek büyüdüler. İki yerin de örf ve adetlerini biliyorlar. Tabiki Kürt ve Türk farklıdır demiyorum sadece hoş bulduğumu diyorum.

"Eva."

Batuhan'ın ismimi seslenmesi ile kafamı kaldırıp ona baktım. "Hı?" Dedim köfteden ağzım dolu olduğu için zorla köfteyi yuttum. "Yarın akşam akrabalarım gelecekmiş eve." Dedi Batuhan, Ferit kahkaha atmaya başlayınca ona baktım. Neye güldü bu çocuk? "Akraba dediğine bakma evi doldururlar." Dedi Ferit kahkahalar içinde. Batuhan Ferit'ın omzuna vurup "Korkutma karımı." Diye söylendi.

"Önemli değil, hazırlatırım bir şeyler." Dedim, Öykü benim tabağımdaki köfteyi alınca ona baktım. "Öykü'cüm doymadıysan yine söyleyelim." Dedi Batuhan, Öykü benim tabağımdaki iki köfte, Batuhan'ın tabağından iki köfteyi alıp kendi tabağına koydu. "Ben doydum ama Ferit abi yemedi bir şey." Deyip tabağını Ferit'e uzattı. İşte kimin kardeşi ya? İyi kalpli kardeşim benim.

Zaten Öykü sürekli böyle, eskiden de bi tabak ayarlayıp sokak kedilerine falan verirdi. Bu davranışını her canlıya uygulaması çok tatlı. Nasıl bu çocukta annem ve babamın geni var halen daha hayret ediyorum. "Öykü çok teşekkür ederim." Dedi Ferit, Öykü gülümseyip eliyle Ferit'e öpücük attı. Lan yoksa çocuğa yavşıyon mu? Ben de iyi kalbinden bahsettim Öykü. Meğer ekmeğindeymiş küçük hanım.

Yemekler bitince Öykü Ferit'in elini tutup arabaya kadar öyle gitti. Batuhan arabayı eve doğru sürerken Öykü ve Ferit arkada oturuyordu. "Ferit ile baba tarafından mı kuzensiniz?" Diye sordum. Çok geçmeden "Evet." Dedi, küçükken yani anaokulunda 'Benim ikinci ismim var.' diyerek hava atıyordum. İşte aptal zamanlarım..

Eve gelince Öykü ile arabadan indik ardından Ferit ve Batuhan ise iş yerlerine gittiler. Öykü'yle beraber eve girince "Çok güzel!" Dedi Öykü, gülümsedim. Salona geçip Serpil'i aradım. Çok geçmeden telefonu açınca bi çığlık sesi duydum. "Bebeğim! Sonunda!" Diye bağıran Serpil'den başkası değildi. Gülümseyip koltuğa oturdum. "Naber?" Dedim, Öykü önüme gelip aldığı barbie kutusunu açarken ben de onu izledim. "Ya kızım sen nerdesin? Kahvaltıdan sonra arayacam dedin galiba kahvaltıda bütün mutfağı yedin." Diye söylendi Serpil, Serpil'in göz devireceğimi görmeyeceğini bile bile göz devirdim. "Ya sabah kabus gördüm, Öykü'yü yani kardeşimi almaya gittim o telaşla. Ardından Batuhan'la falan kahvaltı yapmaya gittik anca eve vardım." Dedim, çok da güzel tane tane anlattım.

"Kabus mu? Gün doğmadan neler doğar derlerdi de inanmazdım." Dedi Serpil alayla ardından devam etti. "Gelmeyecek misin?" Dedi, gitsem Öykü burada durabilir miydi ki? Yani ilk defa buraya geldi ve onu tek bırakmak istemiyorum. Öykü'yü alıp gitsem çok saçma olur. En mantıklısı bu gün Öykü ile ilgilenmekti. "Hayır, Öykü ile ilgileneceğim ama istersen sen gel hem Öykü ile tanışmış olursun." Dedim, Öykü kendi ismini duyunca kafasını oyuncağından kaldırıp bana baktı. "Öykü Hazretleri ile tanışmak onur verici olsa da eğitimden sonra alışveriş yapmaya gidicem tabi eve geçmeden kısa sürelik uğramaya çalışırım." Dedi Serpil, koltuktan kalkıp Öykü'nün yanına oturdum. "Beklerim." Dedim ardından Serpil derse gireceğini dedi ve telefonu kapattı.

Öykü'nün bi bebeğini alıp onunla beraber oynamaya başladım. Her şey çok normal ilerlerken Öykü bebeklerden birini annem birini babam yaptığını dedi. Fazla zaman geçmede iki bebeği kavga ettirmeye başladı. "Öykü napıyosun?" Diye sordum, Öykü annem diye gösterdiği o bebeği bırakıp eline küçük bir bebek aldı. "Bu ben." Dedi Öykü, bir şey demeden sessizce onu izledim. "Bu evde Eva ismi geçmeyecek demedim mi?" Diye bağırdı Öykü ardından babam diye gösterdiği o bebekle kendi bebeğine vurdu. "Öykü ne oluyor?" Dedim, kaşlarım otomatikmen çatılmıştı. Öykü'nün elinden bebekleri alıp baktım. "Babam sana hiç vurdu mu?" Dedim, Öykü bana bakıp ayağa kalktı. Bir şey demeden bana sarıldı.

Öykü'yü kucağıma alıp koltuğa oturttum. Öykü'nün yanına oturup "Güzelim konuşalım mı biraz?" Diye sordum, olanlar gayet açıktı ama belki bir umut yapmamıştır. "Konuşalım abla." Dedi Öykü, gülümseyip elini tuttum. "Babam sana vuruyor muydu?" Dedim, Öykü kafasını olumlu anlamda salladı. Karaktersiz, şerefsiz. Nasıl bir çocuğa el kaldırabilirsin ya? "Ama elinde büyük şişe oluyodu o zaman vuruyodu." Dedi, şişe dediği içki mi? İçkiyi içiyor ve öyle çocuğa mı vuruyor? Kafamdan aşağı kaynar sular döküldü derler ya tam olarak onu yaşıyordum. "Öykü ben özür dilerim, seni orada yalnız bıraktığım için." Diyebildim, keşke yapacaklarını tahmin edip Öykü'yü buraya daha önce alsaydım. Gerçekten iğrenç insanlar. Eskiden yiyecek yemeğimiz az diye ben herkesten az yerdim yemeğimin yarısını Öykü'ye verirdim. Ben Öykü'yü kendimden sakınırken nasıl vurabiliyor? Cidden aklım almıyor.

"Abla ben seni çok seviyorum."

Öykü bana sarılınca sinirle dolan gözlerim ve kendimi suçlamımı tutamadım. Birden ağlamaya başladım. Ardından geri çekilip gözümü sildim. "Bundan sonra hep burada kalmak ister misin?" Diye sordum, Öykü kocaman gülümseyip "Hep yanımda mı olacaksın?" Dedi, kafamı onaylarcasına salladım. "İsterim ablacım!" Diye bağırdı Öykü. Öykü'ye tekrar sarıldım. "Abla oyun oynayabilir miyim?" Dedi, sarılmayı kesip "Tabiki de oynayabilirsin ablacım." Dedim, Öykü koltuktan kalkıp yere oturdu ardından oyuncakları ile oynamaya başladı.

Salondan çıkıp Batuhan'ı aradım. Çok geçmeden telefonu açtı. "Efendim güzelim?" Diye bir ses gelince telefonu kulağımdan uzaklaştırıp ekrana baktım. Batuhan yazıyor ama bi inanasım gelmedi. Telefonu kulağıma götürüp "Batuhan, sen misin?" Dedim, telefondan gülme sesi gelince kaşlarımı çattım. "Evet karıcım, babamın yanındayım." Dedi, demek şerefsizlik yapıyor. "Öykü bundan sonra bizimle kalsa sorun olmaz değil mi?" Dedim, göz ucu ile kapıdan Öykü'ye baktım. Oyuncaklar ile güzelcene oynuyordu. "Tabi ki ama özel bi nedeni var mı?" Dedi, ben şimdi babamın yaptığını nasıl diyeceğim ki? O yaparken utanmıyor ama ben derken utanıyorum.

"Babam galiba Öykü'ye vuruyormuş." Dedim, Batuhan'ın öksürük sesi geldi. Boğuldu galiba çocuk. "Ne saçmalıyorsun sen Eva?" Dedi Batuhan, sesinden belli oluyordu sinirlendiği. "Öykü ile konuştum, bana dediği kadarı ile vuruyormuş." Dedim, demin baba dediğime bakmayın sadece biyolojik olarak babam yoksa aramızda bir bağ kalmadı. Beni satmasını geç Öykü benim kırmızı çizgim. Kimse ama kimse Öykü'ye dokunamaz.

"Şimdi siktim ecdadını!"

Batuhan sinirle bağırınca afalladım. "Alo?" Diye söyledim ama telefonu kapatmıştı bile. Tekrar aramak yerine Öykü'nün yanına geçtim. "Abla Batuhan abi beni istemiyor mu?" Diye soran Öykü'den başkası değildi. "Aksine senin için oda yaptıracak, seni çok istiyor." Dedim, Öykü gülümseyip "Ben de onu istiyorum, çok iyi bi abi." Dedi, gülümseyerek Öykü'yü izlemeye başladım. Çok geçmeden kapı çalınca çalışanlardan biri kapıya baktı. Batuhan gelir diye tahmin etmiştim ama Serpil gelmişti. "Senin eğitimin ne zaman bitti?" Diye sordum, Serpil elindeki çikolatayı Öykü'ye verip koltuğa oturdu. "Erken bıraktılar, alışverişe gidecektim ama dedim ki 'Bizimkiler ile gideyim' yani müsaitseniz gidelim mi?" Diye sordu Serpil, Öykü çikolatası o yerken "Olur." Dedim.

Üstüme bir şeyler alıp çok geçmeden üçümüz beraber çıktık. Çıkmadan önce ne olur ne olmaz diye Batuhan'a evden çıktığımı haber veririm. Hep beraber yeni açılan bir mağazaya gittik. Serpil tek tek kıyafet denerken onu bekliyorduk. Öykü stil danışmanı gibi 'bu olmadı, bu oldu' falan deyip duruyordu. Serpil'in işi bitince Öykü'ye bir kaç kıyafet seçtik. Ardından parayı ödeyip çıktık.

"Şurada güzel bir kafe var, geçelim mi?" Diye sordu Serpil, Öykü bana bakıp "Dondurma da yerim." Diye ısrarlamaya başladı. Öykü böyle ısrar edince dayanamayıp kabul ettim. Kafeye gidince boş bir yer bulup oturduk. Öykü'ye çilekli dondurma sipariş edince Serpil bana "Buranın wafflesi çok güzel." Diye söylenerek zorla waffle sipariş ettirdi. Biz muhabbet ederken Serpil bana bakıp "Ya bu çapraz masadaki var ya." Diye söylendi, çaktırmadan o masaya bakmaya çalıştım. 2 erkek vardı, biri esmer biri sarışın. "Ya şu sarı saçlı sana bahsettiğim 'Ben yakışıklı mıyım?' diye başımın etini yiyen." Diye söyledi Serpil, istemsizce kahkaha attim.

Serpil bana bıkkın bıkkın bakarken garson geldi. Masaya meyve tabağı koyunca garsona baktım. Ne ara böyle bir sey sipariş ettik? "İlerideki beyefendi size yolladı." Dedi garson, ardından bir şey demeden gitti. Serpil gözlerini kapatıp "İlerideki beyefendi dediği kesin o sarı çocuk." Dedi, Serpil derin bir nefes alıp verirken ben gülmemi tutmak için dudağımı içe doğru büzdüm. Serpil hafifçe elini kaldırıp garsonu çağırırken ben de Öykü'nün ağzını ıslak mendil ile siliyordum. Garson gelince "Bunu kim yolladıysa ona geri götürebilir misiniz?" Dedi, meyve tabağını göstererek. Garson gülümseyip meyve tabağını eline aldı. "Tam tahmin ettiğim gibi, sarı yollamış." Diye söyledi sinirle Serpil, Öykü Serpil'in o haline gülerken ben de gülmeye başladım.

Serpil birden gözlerini kocaman açtı. "Bu mal buraya geliyor." Dedi, ciddi mi diye kafamı çevirip baktım. Cidden geliyordu. Bu ne münasebet? Kapasitesiz. Masaya bir sandalye çekip yanımıza oturdu. "Neden kabul etmedin?" Diye sordu sarı, Öykü'yü kendi tarafıma çekip tip tip çocuğa baktım. "Ben senin adını dahi bilmiyorum, iki muhabbet ettik diye sen kendini bir şey mi sanıyorsun acaba?" Diye tek nefeste söyleyen Serpil'i şuan ayakta alkışlamak istesem de yapmaya üşeniyorum. Hem rezil olamam, değil mi?

"Caner ben." Dedi sarı papatya, ardından Öykü'ye bakıp "Selam güzelim." Dedi, Öykü Caner isimli o sarı papatyaya dil çıkarıp "Serpil abla ve ablam seni sevmiyo bu yüzden ben de seni sevmiyorum." Diye söyledi, bu değer gülen Serpil oldu. Çocuk bile anladı ama bu halen daha bizimle beraber oturuyor. Şaka gibi! "Yok öyle bir şey." Dedi Caner, mal lan bu. "Hem ablanla daha tanışmadık." Dedi Caner, tanışmamız mi lazım? Bu çocuktaki bu özgüven ne? Caner masadaki elimi tutunca hızla elimi çektim. "Ne yapıyorsun be!?" Diye bağırdım, Öykü hızla Caner'in elini ısırınca Caner çığlık atmaya başladı. "Öykü dur!" Diye Öykü'yü çeken Serpil'e baktım. "Bırak ısırsın." Diye söylendim.

Peki sonuç ne mi oldu? Kafeden atıldık. Serpil çıkarken 'En çok ben geldim buraya!' diye bağırmayı da ihmal etmedi. Kafeden çıktıktan sonra eve kadar Öykü'nün Caner'in elini ısırmasını konuşup kahkaha attık. "En azından bi daha yaklaşmaz." Diye söyledi Serpil, Öykü gülümseyerek "Ben yine ısırırım, siz merak etmeyin." Dedi, afacan kardeşimin olması da ayrı bir tatlıymış.

Günün sonunda eve geçmiştik. Kapının zilini çaldım. Çalışanlardan biri kapıyı açınca "Hoş geldiniz efendim, Batuhan Bey de evde." Dedi, eve ne ara geldi? Haber verseydi ben de eve erken gelirdim. "Hoş bulduk." Deyip içeri geçtik. Salona geçtim ama Batuhan'ı göremedim. "Öykü üstümü değişeyim, sonra senin üstünü de değiştirecez taman mı?" Dedim, Öykü kafasını onaylayınca oyalanmadan giyinme odasına geçtim. Batuhan'ı görünce bi an affaladım. Üstündeki gömleği açmış başka bi gömlek arıyordu. Acun siyah giymeyi bırakınca bu çocuk da gömlek giymeyi bırakacak, inanıyorum.

Bir sey demeden sessizce Batuhan'ı izledim. Batuhan arkasını dönüp bana bakınca kendime gelip başka tarafa baktım. "Beni mi dikizliyordun sen?" Diye sordu, kafamı olumsuz anlamda sallayıp "Ne münasebet?" Dedim, ardından pijamalarımı aramaya başladım. "Resmen dikizledin beni." Dedi, Batuhan'a baktığımda bir eliyle kasını bir eliyle göğüsün kapatmıştı. "Namusuma göz diktin." Dedi, kahkaha atıp duruma ayak uydurmaya çalıştım. "Evliyiz biz kendine gel." Dedim, Batuhan ellerini serbest bırakıp kahkaha attı.

İkimiz de gülmeyi kesince ben aradığım pijamayı buldum. "Öykü burada mı?" Dedi Batuhan, ne ara gömlek giydi bu adam? "Evet salonda." Dedim, gülümseyip üstüne ceket giydi. "Ben Öykü'nün yanına gidiyorum." Deyip odadan çıktı. Batuhan çıkınca ben de üstümü değişip saçımı taradım. At kuyruğu yapıp salona geçtim.

Batuhan Öykü'nün üstünü mü değişmişti? Hem de gömlek mi giydirmişti? "Çocuğa gömlek mi giydirdin?" Dedim, Batuhan sırıtan yüzüyle bana bakıp "Ee güzel olmadı mı?" Dedi, Öykü bir yanda gülüyor Batuhan bir yanda sırıtıyor. Kimse de gece gece ne gömleği bu demiyor. "Öykü'nün uyku saati geliyor." Dedim, Öykü mızmızlanmaya başlarken koltuğa oturdum. "Babam konusunda ne yaptın?" Dedim, Batuhan'ın gülüm suratı birden düştü. Elindeki oyuncağı bırakıp ciddi bir şekilde bana baktı. "Dava açıyoruz." Dedi, ne davası açıyor? Kaşlarımı çattım. "Yani bizim apartmanda kalmak için benim ismimi kullanmış, bizim bardan içkileri de benim adıma alıyormuş. Bunlar bizi batırmaz ama Öykü'yü onların elinden almak için ilk bu davayı açmam lazım." Dedi, zaten ona o kadar para verdin bir de beleş mi yaşamaya çalışıyor? Keşke başka biri babam olsaydı.

"Bu gün sarı çocuk geldi." Dedi Öykü, şuan bunun sırası mı Öykü? Batuhan gülümseyerek "Sarı çocuk kim Öykü?" Diye sordu ardından alayla devam etti "Vallahi sevgili yapmana izin vermem." Dedi, Öykü gülerek ayağa kalktı. "Ben Ferit ile evlenecem." Dedi, Batuhan ile aynı anda kahkaha attık. Ulan Öykü az bi yavaş ol ablacım. "Peki sarı kim?" Diye sordu Batuhan , Öykü Batuhan'ın yanına oturup "Bilmiyorum, ablamın elini tuttu. Ben de elini ısırdım." Dedi, uyku saati de geldi bu çocuk niye bu kadar çok konuşuyor? Batuhan bana dönüp kaşlarını çattı. "Kim bu sarı?" Diye sordu, ne diyecem? Serpil'in arkadaşı mı diyecem? Yoksa Serpil de sevmiyor öyle geldi mi diyecem?

"Tanımıyorum, Serpil ile bi kere muhabbet etmişler. Masaya geldi." Dedim, Batuhan alt dudağını yaladıktan sonra kaşlarını yukarı kaldırdı. "Bi de masaya geldi? Ve benim karımın elini tutma cesaretinde bulundu." Dedi, kafamı onaylarcasına salladım. "İsmi ne bunun?" Dedi, Öykü bana gülümseyerek bakarken "Caner, Serpil ile eğitim yerinden tanışıyorlar." Dedim, Batuhan ayağa kalkıp hızla salondan çıktı.

Ayağa kalkıp arkasından baktım. Evden çıkmıştı bile. Salona geri döndüğümde "Uykum var." Diyen Öykü'ye baktım. Ortalığı karıştır sonra uykum var diye söylen…

Bölüm sonu

2 yorum