"Eva." Diye ses duyunca kafamı dizlerimin arasından kaldırdım. Karşımda Batuhan'ı görünce acele ile göz yaşlarımı sildim.
Batuhan bana sarılınca sildiğim göz yaşlarım geri geldi. "İyi misin?" Diye söyledi Batuhan, hıçkırmaktan konuşamaz haldeyken hizmetçilerden biri su getirdi. Geri çekilip suyu içtim. Batuhan yanağımdaki göz yaşımı silip "Ne oldu? Anlat." Dedi, suyu masaya bırakıp Batuhan'a baktım.
"Telefon benle konuştu."
Batuhan yerdeki telefonu alıp telefona baktı. "Of Eva." Diye mırıldandı Batuhan. Bi Batuhan'a bi telefona bakıyordum. Küçücük şey benle konuştu ama beni anlamayarak bana oflanıyor.
"Güzelim, bu Siri." Diyen Batuhan'a baktım. Siri kim? Gözümü sildim. "Hı?" Deyince gülümseyerek bana her şeyi anlattı. Binevi telefon dersi aldım. Hatta inanmayacaksınız belki ama telefondan istediğimi alabilirmişim! Teknoloji gelişmiş be.
Batuhan bana bakarak "Ne almak istersin?" Dedi, istediğim her şeyi alabilirim. Acaba ne alsam? "Kalem almak istiyorum." Dedim gülümseyerek. Batuhan bana boş boş bakarken ben gülümsedim. "Vizyonsuz olma istediğini al diyorum kalem diyosun." Dedi, dediğinin üzerine göz devirdim. Cahil cahil konuşuyor. "Tamam silgi de al."
Batuhan bana bakarken tekrar göz devirdim. "Güzelim, vizyonsuzsun." Diyen Batuhan'ın alayla taklidini yaptım. "Bu arada akşam annem onlar gelecek." Dedi, en azından evde insan sesi olur. Ses önemli. "Güzel şeyler giyin." Demesinin ardından ayağa kalktım. Sanki güzel şeyler giyinmeyecektim de sen dedin diye giyinecem. Ben de biliyorum pijama ile karşılayamayacağımı. Ayağa kalkıp giyinme odasına geçtim.
Kıyafetlere bakarken Batuhan da içeri girdi. Tişörtlerden birini elime alıp Batuhan'a gösterdim. Bana tepksiz kalınca elimdeki tişörtü bırakıp yenisini aldım. Batuhan'a tekrar gösterdim ama ruhsuz Batuhan cevap verip yorumlamak yerine yanıma gelip kıyafetlerime baktı. Eline şık bir bluz alıp bana gösterdi "Bunu giy." Dedi, bi bluza bi Batuhan'a baktım. Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Eğer bunu giymezsen gece seni uyutmam."
Batuhan'a ters ters bakarken o beni umursamadan pantolon bakıyordu. Arkamı dönüp üstümdekini çıkarttım. Bluzu giyip Batuhan'a baktım. Beni tamamen unutmuş pantolon seçiyordu. "Ulan adam akıllı pantolonun yok." Dedi Batuhan, göz devirip siyah pantolonu elime aldım. "Tamam bunu giy ama en kısa zamanda kıyafet sipariş et." Dedi ve odadan çıktı. Üstümde değişip saçımı at kuyruğu yaptım.
Giyinme odasından çıkıp Batuhan'ın yanına geçtim. "Şimdiden uyarıyorum." Diyen Batuhan'ı dinlemeye başladım. Bana yaklaşıp saçımı açarken "Babam egoist adamın teki, seni aşağılarsa umursama." Cümlesini bitirirken saçımı tamamen açmıştı. Boşuna mı ben at kuyruğu yaptım? "Tamam." Deyip mutfağa geçtim. Bi bardak su içerken çalışan insanları gördüm. Benimle konuşmadıkları için bir sey demeden salona geri geçtim.
Yaklaşık bir saat sonra Batuhan'ın ailesi yani annesi ve babası gelmişti. Batuhan babası için egoist dese de annesinin bakışları daha kötüydü. Sanki ben mide bulandırıcı bir şeymişim gibi bana bakıp duruyordu. Masaya oturunca herkes yemek yemeye başladı. O sırada yemeğe bakan annesi sonunda bana bakmaktan vaz geçip yemeğe bakmıştı. Ne kadar sinir bozucu bir kadın! Yemeğimi yerken bir yandan Batuhan ve babasının konuşmasını dinliyordum. Babası ona işleri yanlış yaptığını falan anlatıyordu ama Batuhan ağzını açıp bir şey demedi. Galiba saygıdan bir sey demedi. Anladığım kadarıyla Batuhan ailesine benzemiyordu onların aksine saygılı, nerde ne yapacağını bilen biriydi. Bunların genlerini taşıdığına inanmacak seviyedeyim.
"Eva." Diyen kişi Batuhan'ın babasıydı. Babası ve annesi diye hitap ediyorum çünkü kocamın annesinin ve babasının isminlerini bilmiyorum. "Efendim?" Dedim, elimdeki bardağı masaya koyup gülümserken "Birden bire ne kadar şanslı olduğunun farkındasın öyle değil mi?" Dedi, kendi egosunu mu tazeliyor? Batuhan bana bakışlarıyla 'aldırma.' der gibiydi. "Ne manada? Anlamadım." Dedim, kusura bakma Batuhan ama ben geldiğim yerde susmayı aptallıktır diye öğrendim. "Anlayacak kadar zeki değilsin demek ki." Dedi Batuhan'ın annesi, hah işte ben de bu kadının bana laf atmasını bekliyorum. "Kocamın parası olmasa bunları rüyanda dahi görmezdin." Diye devam etti annesi. İnsanın kendinde övecek bir şey bulamayıp yanındaki övmesi ne kadar acı..
"Aksine, sizden zeki olacağım ki kocamın parası ile hava atmıyorum, siz beni zorla buraya alsanız da almasaydınız da ben okuyup kendi ayaklarımın üstünde dururdum." Dedim, zorla kelimesine baskı yapmıştım. Batuhan bana bakıp gülümserken "Karım haklı, hatta istediğin okula seni anında aldırabilirim diye teklif sundum ama o kabul etmedi." Dedi, demin babasının onca dediklerine susan Batuhan şuan ailesine beni mi savunuyor? Bu çok tatlı!
"Kusura bakmayın ama ben karımı kendime dahi ezdirtmem, onunla konuşurken saygı çerçevesine dikkat edin."
Batuhan bunu derken son derece netti. Babası ve annesi ona boş boş bakıyordu. Ulan be Batuhan, seni öpmemek için kendimi tutuyorum!
Batuhan'ın babası konuyu dağıtmak amaçlı "Sen ne okumak istiyorsun?" Diye sordu, bardağımdan suyumu içerken "Dış görünüşe önem verilmeyen bir meslek seçersin umarım." Dedi annesi gülerek, bu kocasının parası ile hava atan kadın demin benim dış görünüşümü falan mı aşağladı? "Ne alaka anne?" Dedi Batuhan, bardağı yerine koyup dikkatle annesine baktım. "Çirkin de ondan." Dedi, tamam senin güzellik anlayışına uymuyor olabilirim ama birden denilince kalp kırılıyor. Kalbimi göz ardı ederek "Hiçbirimiz çirkin değiliz sadece yargılayıcı bir toplumda doğduk." Dedim, ardından babasına bakıp "İç mimar olmak istiyorum." Dedim.
Annesi ve babasına karşı içimdeki nefret adeta içimde bir yük gibi oturmuştu. Özellikle annesine olan nefretim daha fazlaydı. Hiç böyle hayal etmemiştim onları. Sonuçta beni eşya gibi satın alan onlar. Tamam beni sevmelerine gerek yok ama bu kadar saçma davranışları sinirimi bozuyordu. Demek ki neymiş? Hayallerle yaşayanı gerçekler üzerimiş. Derin bir nefes alıp verdim. Neyse ki ben onların istese de istemese de gelinleriydim.
"Okulunu bitirip bizim orada çalışmaya başlarsın." Dedi Batuhan'ın babası. En kısa zamanda bunların isimleri öğrenmeyi kafama not ettim. "Hem okutuyoruz hem de bizim kollarımız arasında olacaksın." Diye söylendi babası, senin kolun sende kalsın. Ben tek başıma hallederim. "Limanlar gemiler sığınsın diye yapılır ama gemiler limanlara sığınmak için üretilmez." Dedi Batuhan, ardından masadan kalktı. "İçeri geçelim mi? Kahve içelim." Dedi, herkes onaylayınca salona geçtik.
Yemek odası olması ve ordan salona geçmek çok tuhaf değil mi? Onu bunu bırakın, giyisi odam var ve yarısından çoğu boş. Ne bileyim ya, çoğu oda gereksiz fazla. Tamam biliyorum artık zenginim ve buna alışmam lazım fakat ev dokuz artı iki. Neden böyle büyük hiçbir fikrim yok. Mesela bir oda tamamen boş ve kitli. Yani sorduğumda boş demişti. Her neyse, alışık değilim o yüzden tuhaf geliyor.
Ortamda yine rahatsız edici bi sessizlik olunca lavaboya gitmek için ayağa kalktım. Aslında lavaboya değil balkona çıkış hava alacaktım ama onlara dert yana kadar benim ömrüm biterdi. Üst kattaki balkona çıkıp derin bir nefes aldım. Gökyüzü eşliğinde nefesimi bıraktım. Küçükken gökyüzündeki yıldızları ölen kişilerin parlaklığı sanardım. İnsanlar ne kadar iyilik yaparsa öldükten sonra yıldızı o kadar parlar. Aptal düşüncelere kapılan salak bi çocuktum. Hoş halen daha aynıyım o cümlede değişen tek kelime çocuk yerine gençti.
İsmimi seslendiğini duyunca arkama dönüp baktım. Annesi neden buraya gelmişti ki? "Amacın ne?" Dedi, ellerimi göğüsümün orada bağladım. "Buraya gelen sizsiniz. Asıl amacı olan siz olmalısınız, değil mi?" Dedim, cümlemin ardından kaşlarını çattı. "Oğlumu kendine aşık edip bize karşı mı kullanacaksın?" Dedi, tabi bunu derken hafif bağırdı. Sakin olmam lazım.
"Önce benimle konusurken ses tonuna dikkat et ayretten tekrar ediyorum: Beni eşya gibi alan oğlunuz ile evlendiren sizsiniz. Oğlunuz bana aşık olursa bunun sorumlusu da sizsiniz."
Lafımı bitirmemle sinirle salona indim. Batuhan'ın yanına oturdum. Annesi yanımıza gelince tekli koltuğa oturup bana ters ters bakmayan başladı. O bakışlar hiç eksik olmamıştı ama her neyse. "Eva, yarın istersen ön hazırlık okuluna başlayabilirsin." Dedi Batuhan, ona baktım. Ön hazırlık okulu ne? Kaşlarımı yukarı kaldırdım. "Yani üniversite öncesi hazırlık yaz için. Parayla okuyorsun." Dedi Batuhan.
Evde yalnız kalıp üniversiteyi mi bekleyeyim yoksa üniversite hazırlık okuyayıp zaman mı geçireyim?
Çarşamba
Akşamki konuşmadan sonra erken olan üniversiteyi kabul etmiştim. Dün yemekte Batuhan 'İstediğin okula seni anında aldırabilirim diye teklif sundum ama o kabul etmedi.' Demişti benim hakkımda ama şuan üniversiteye hazırlanıyorum. İşte böyle tükürdüğümüzü yalıyoruz ama gururumla yapıyorum. Bir de ben seçmedim kendileri teklif etti. Kendimi avutmam bitince saçımı örmeye başladım. Eskiden Öykü'nün saçını örerken kendiminkini de örebiliyordum artık. Öykü 5 yaşındaki kardeşim, umarım onu tekrar görebilirim.
Saçımı balıksırtı örüp yemek masasına ilerledim. Batuhan oturup çoktan kahvaltı yaparken ben de oturup kahvaltı yapmaya başladım. "Seni okula ben bırakıp ben alacam." Dedi Batuhan, gülümsedim. "Ben giderdim." Dedim Batuhan bana keskin bir bakış attı. "Lafımı ikiletme Eva." Deyip kahvaltısını yapmaya devam etti.
Kahvaltı işi bitince arabaya geçtik. Sanki babam beni okula bırakıyor gibi his vardı içimde. Kendi düşündüğüm şeye gülerken "Ne oldu?" Dedi Batuhan, arabayı çalıştırıp sürmeye başladı. "Yok bir şey." Deyip yolu izledim. "Bu akşam kargo gelir." Dedi, dün Batuhan bana kıyafet sipariş ettiğini söyledi. Cevap vermek yerine gülümsedim.
Okula varınca arabanın kapısını açtı. Tam arabadan çıkacakken Batuhan bana kart uzattı. "Canın falan bir şey çekerse bundan harca şifresi 1108." Dedi, gülümseyip kartı aldım. Koca gibi koca. Teşekkür edip arabadan çıktım. Bahçeye doğru ilerledim, arkama baktığımda Batuhan halen daha orada duruyordu. Gitmesi için ona işaret ettim ama o halen daha duruyordu. Ben gülümserken biri bana çarpınca ona baktım. "Kusura bakma, ilk gün ya çok heyecanlıyım." Dedi kız, gülümseyip "Önemli değil." Dedim, kız bana elini uzattı "Serpil Urdemir ben." Dedi, kızın uzattığı eli sıkıp "Eva Kuday, memnun oldum." Dedim, kız da memnun olduğunu derken arkamı dönüp arabaya baktım. Batuhan giderken önüme döndüm.
"Kuday Apartmanları'nı duymuştum. Baban falan mı?" Dedi, kafamı olumsuz anlamda sallayıp "Kocam." Dedim, kız şaka yaptığımı sanıp kahkaha attı. Ciddi bir yüz ifadesi ile kıza baktım. Kız bana bakıp gülmeyi kesince "Sen ciddisin." Dedi ve devam etti "Sen kaç yaşındasın ki? Genç gözüküyorsun."
Bi an ne diyeceğimi bilmedim. Ne demem lazım ki şuan? Ailem tarafından para karşılığında tanımadığım birine satıldım o da beni okutuyor mu demem lazım? Yada yaşımı fazla mı göstermem lazım? Durduğum yerde öylece kalakaldım.
"Her neyse ya. Okulu gezelim mi?" Dedi, utandığımı anlamış olması lazım ki bunu söyledi. Böyle ince düşünceli kişilere bayılıyorum. "Olur." Dedim, ardından Serpil gülümseyerek "Ama ben de burada yeniyim kaybolabiliriz." Dedi, dediğine güldüm.
Serpil ile beraber okulu gezmiştik hatta şansa Serpil'in sınıfını bulduk. Sınıflarımız ayrıydı çünkü o hukuk için hazırlanıyordu ben ise iç mimarlık için. Kafeteryayı bulup orada oturmaya karar verdik. Sürekli kahkaha attığımız için insanlar bize 'Bunlar mal mı?' Bakışı atıyordu. Serpil'i yeni tanısam da sanki senelerdir tanıyor gibiydim. "Sonra bana bakıp 'Serpil sen bu değilsin!' Diye bağırmıştı." Dedi Serpil, dediğine kahkaha attım. Çok eğlenceli ve komik birisi, ilk arkadaşımın böyle biri olması çok güzel.
"Eva Kuday! Lütfen müdürün odasına geçin!" Diye bir anons gelince Serpil ile birbirimize baktık. Neyse ki okulu gezerken müdürün odasını görmüştük. Ayağa kalkıp müdürün odasına gittik. Serpil dışarıda beklerken ben kapıyı çalıp içeri girdim. "Eva ben." Dedim, müdür kafasını kaldırıp bana bakmazken "İç mimarlıkta öğrenci sayısı dolmuş seni başka bir bölüme atacağım." Dedi, itiraz etmek için ağzımı açacakken "Çıkabilirsin." Dedi, bir şey demeden odadan çıktım.
Serpil'in sorularına cevap vermek yerine telefonumdan Batuhan 'ı aradım. Çok geçmeden telefonu açtı. "Efendim?" Dedi Batuhan, yutkunup "Müdürle bi sorun old-" Derken Batuhan sözümü kesti. "Geliyorum." Dedi ve telefonu yüzüme kapattı. Serpil bana boş boş bakarken "İç mimarlıkta yer kalmamış." Dedim, kaşlarını alayla çatıp "Parasını veriyorsunuz bu ne saçmalık?" Dedi, duvara yaslanıp Batuhan'ı bekledim.
Dakikalar geçince Serpil ders için fakültesine geçmişti ben ise halen daha bekliyordum. Telefonu aldım, Batuhan'a mesaj atacakken Batuhan'ın gelmesi bir oldu. "Ne oldu?" Dedi, telefonu cebime koyup "İç mimarlıkta yer kalmamış." Dedim, boş bir anons yapılırken Batuhan müdürün odasına girdi. Yalnız konuşmaları için dışarıda bekleyecektim ama konuşmaları herkes duymaya başladı çünkü anons halen daha açıktı. "Orhan! Ben buraya boşuna mı para ödüyorum!?" Diye anonstan Batuhan'ın bağırma dedi geldi.
"Estağfurullah Batuhan Bey, bi sorun mu var?"
Gelen ses o kadar masumdu ki sanırsın beni başka bölüme atmamış gibiydi. "Sorun benim karımın kendi istediği bölümde okuyamaması!" Diye bağırdı Batuhan , ulan be bütün okul kavganızı duyuyor. "Karınız mı?" Dedi müdür, içeri girdiğimde Batuhan masaya elini vurdu. Müdür ise ayakta duruyordu. "Eva, yani karım istediği bölümde okumazsa buraya yaptığım yardımı çekerim." Dedi Batuhan, müdür bana bakıp tekrar Batuhan'a baktı. "Tamam, seni iç mimara alıyorum." Dedi müdür ulan alacak yer varsa neden bizi uğraştırıyorsun?
Batuhan sinirle odadan çıkarken "Bu arada anonsu kapatın." Dedim, Batuhan geri dönüp elimden tutarak beni odadan çıkardı. Of erkek ya!
Bahçeye çıkınca elimi bırakıp bana baktı "Bir şey olursa tekrar ara beni." Dedi, gülümseyip kafamı olumlu anlamda salladım. Batuhan'a sarıldım "Teşekkür ederim." Deyip geri çekildim. Batuhan bana masumca bakarken "Bunu yapma." Dedi, kaşlarımı yukarı kaldırıp "Özür dilerim." Dedim, kaşlarımı normal haline getirip gözlerine baktım. "Özür dileme sadece ne yapacağımı şaşırıyorum." Dedi, ardından Batuhan'a telefon gelince "Görüşürüz." Deyip yanağımdan öptü. Bana sarılma diyene bak.
Batuhan gidince okula girmek için arkamı döndüm ama Serpil'in bana bakışlarını gördüm. Koşarak yanıma geldi "Oha! Çok yakışıyorsunuz!" Diyen Serpil'e gülümsedim.
Okulun bitişinde Batuhan beni eve bırakmıştı ve ardından gitmişti. Çok canım sıkılınca Serpil'i aramıştım ve bize davet etmiştim. Serpil gelene kadar kendime kıyafet sipariş ediyordum. İşte arkadaşlar, zenginlik budur.
Mutfağa geçip "Arkadaşım gelecek, kahve yapabilir misiniz?" Dedim, çalışan kişilerden biri bana bakıp "Tabiki efendim, yanına bir şeyler de koyalım mı?" Dedi, bunu güzel dilde dese de 'siktir git kendin yap' der gibi anladım. "Olur, kafanıza göre halledin." Deyip mutfaktan çıktım. Zil sesini duyunca salona geçtim.
Serpil yanıma gelirken bi an kapıyı kim açtı diye soracaktım. Neyse ki çalışan kişiler açıyor. "Hos geldin!" Dedim gülümseyerek. "Hoş buldum!" Dedi Serpil, birbirimize sarılıp geri çekildik. Misafir gelince neden sarılıyoruz? Halen daha anlamadım. Serpil oturunca ben de oturdum. "Eviniz çok tatlı!" Dedi sevinçle, bu kızın neşesi hiç bitmiyor mu? Kibarca teşekkür ettim.
Kahveler gelince "Kahve gördüm aklıma geldi. Bu gün ne oldu biliyon mu?" Dedi Serpil, bilsem sormazsın her halde. Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Ya tam çıkıyodum biri yanıma geldi. Bi yavşak tavırlar falan." Dedi, tek kaşımı kaldırdım. O sırada Serpil kahvesinden bir yudum alıp konuşmaya devam etti: "Ya bi de diyo 'Sence yakışıklı mıyım?' falan. Orada diyemedim 'Götüme benziyon.' diye ama çok sinirlendim."
Ağzıma birer çikolata attım. "Bi de salmadı beni ya!" Diye cırladı Serpil, bi an cırlayınca boşluğuma geldi ve kahkaha attım. Serpil bana göz devirince "Yakışıklı mıyım sence?" Dedim alayla, Serpil üstüme yastık atınca kahkaha atmaya devam ettim.
Serpil ile konuşmaya devam ederken kapı tekrar çaldı. Batuhan bu saatte gelmez her halde? Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. "Kargonuz gelmiş." Dedi çalışanlardan biri, yanlış anlamayın benimle konuşmadıkları için isimlerini bilmiyorum yoksa asla mesleklerini küçümsemiyorum aksine saygı duyuyorum.
Kargo Batuhan adınaydı ama karısı olduğum için imzalayıp aldım. Çalışan kadınla beraber 4 kutuyu salona doğru götürdük. "Bu ne?" Dedi Serpil, bilmem manasında omuzlarımı yukarı kaldırıp aşağı indirdim. Tam kutuyu açacakken tekrar kapı çaldı.
Çalışanlardan biri tekrar kargo geldiğini deyince kaşlarımı çattım. Tekrar kapıya gidip kargoyu almak için imza attım yine aynı büyüklükte bi kutuydu. Salona götürüp Serpil'e baktım. "Ne ki bunlar?" Diye sordu Serpil. Elime bi maket bıçağı alırken çalışanlardan biri gelip "Sizin kesici eşya almanız yasak." Diye söyledi. Elimdeki maket bıçağını alıp kendi açtı kutuyu. İstemsizce göz devirmeyi de ihmal etmedim.
İlk kutudan kıyafetler çıkmıştı. Elime alıp baktım, bebek kıyafetleri mi bunlar? Serpil bana bakıp kahkaha attı. "Galiba kocan sana bi mesaj veriyo." Dedi, Serpil'in gülmesine karşılık ben de güldüm. Bi kutu neden bebek kıyafeti almış ki? Kutuya az daha baktım içinde sadece bebek değil çocuk kıyafetleri de vardı.
Diğer kutuda erkek kıyafetleri vardı galiba kendine almıştı ama neden kendine bu kadar çok kıyafet alsın ki? Neyse canım. Kendi parası. Yanındaki kutuda kadın kıyafetleri vardı, bana aldığı kıyafetler mi bunlar? Az daha karıştırdım kutuları.
Ben kutuları karıştırırken Serpil'e babasından telefon geldi ve acele ile evden gitti. Galiba babasının tansiyonu çıkmış, acele ile konuştu diye pek anlamadım. Yarın sorarım.
Kutunun içinde ayakkabı falan da vardı. Tam diğer kutuya bakacakken telefonum çalınca telefona baktım. Telefonu açıp "Efendim?" Dedim. Bi elimle kutulara bakmaya devam ediyordum.
"Eva, eve geliyorum bir şey ister misin?" Diye sordu Batuhan. Biraz düşündükten sonra "Hayır." Dedim, arından kutudaki battaniyeyi gördüm. "Bu arada kutuların geldi. Çocuk kıyafeti, battaniye falan var." Dedim, kutuları bi kenara bırakıp koltuğa oturdum. "Sonunda, gelince açıklarım sana zaten az kaldı." Dedi Batuhan, arından tekrardan az geldiğini deyip telefonu kapattı.
10-15 dakikaya Batuhan gelince ona baktım. Bana bakıp gülümsedi "Senin kıyafetleri şirkete söylemişim. Al bakalım." Dedi elindeki poşetleri vererek. Poşetleri alıp gülümsedim. Ya canım bu kadara ne gerek var? Neyse daha çok al. "Teşekkür ederim." Dedim. Ben poşetin içine bakarken o kutulara baktı.
"Bunlar niye?" Dedim kutuları işaret ederek. Batuhan kutunun içine bakıp tek tek inceliyordu. "Kıyafet almayacak kadar durumu olamayan kişiye yolluyorum." Dedi, gülümseyip ona baktım. Ne kadar tatlı düşünüyor! İşte benim kocam.
Batuhan yırtık olan kıyafeti kenara koyup diğerlerini tekrar kutuya koydu. Ona yardım edip yırtık gelenleri ayırdık ama sadece 2 tane yırtık gelmişti. Yırtık gelen iki tanesi için Batuhan aldığı yeri arayıp söylemişti. İşimiz tamamen bitince yemek yedik arından bana misafir yarın geleceğini ve bizde kalacağını söyledi.
"Batuhan."
"Efendim Eva?"
Önüme duran bardaktan bir yudum su içip geri koydum. "Neden benle evlendin?" Dedim, elini masaya koyup "Özgür olmak için." Dedi, özgür olmak mı? Evlilik sorumluluk değil mi? Nasıl özgür oldu ki? "Sen neden benle evlendin?" Dedi, acı bir tebessümle "Ailem sana satmış, benim evlilikten falan haberim yoktu." Dedim, Batuhan kaşlarını çatıp bana baktı. "Sen kendi isteğinle gelmedin mi?" Dedi ve konuşma devam etti:
"Yani ben seninle evlenmek için ailene para verdiler ama sen istiyorsun sanıyordum."
İstemsizce gözlerim doldu. Aklıma düğünden önceki gün geldi. Babama beni bırakmayın diye çığlık çığlığa ağladığım gün. Annem ben ağlarken tanıma gelip 'Eva seni kurtarıyoruz.' demişti. Kurtulmak isteyen yoktu ama ağlama sesimi umursayan da yoktu.
Babam normalde sakin biridir ama sinirlenince ondan sinirlisi yoktur o gün ağlıyorum diye bana el kaldırmıştı. Bana küfür edip evden kovmuştu. Babamın bana böyle davranmasında anlamıştım. Bana çocukluğumdan beri baktılar ama bakmak ile aile olunmuyor.
Sabah yani düğün gecesi beni evlendirmesinler diye kaçmıştım ama mahalledeki esnaf hemen yerimi söylemişti. Zorla o gelinliği giydirmişlerdi. Daha 18 yaşında gelinlik giydim. Bu cümleyi kaldıracak kadar gücüm yoktu ama yaşadım.
"İyi misin?" Diyen Batuhan'a baktım. Gözümü silip kafamı onaylarcasına salladım. Batuhan oturduğum sandalyeyi tutup kendine çekince ona baktım. "Benden rahatsız oluyorsan eve gelmem hatta istersen boşanırız." Dedi, eve gelmeyince yine kimse ile konuşmacaktım. Boşanınca ne yapacaktım ki? Beni satan ailemin yanına mi dönecektim? "Senden rahatsız olmuyorum." Dedim, gülümseyip elini yanağıma koydu. Yanağımı okşarken "Belki seni büyüten ailen gibi olamam ama elimden geldikçe ailen olmaya çalışacam." Dedi, gülümseyip ona sarıldım. O da bana sarıldı. Bi an dayanamayıp omzunda ağlayacaktım ama kendimi tuttum.
Geri çekilince "İlk hafta neden gelmedin?" Dedim, ayağa kalkınca ben de ayağa kalktım. "Senin eve alışmanı bekledim." Dedi, çok ince düşünceli biri. Kendisi kadar kalbi de çok güzel. Batuhan üst kata çıkarken ben de üst kata çıktım. Kilitli odanın kapısına geçip kapıyı açtı. "Burayı benim için çok özel. Bu yüzden sana göstermek istedim."
