Şimdiki Zaman
Sanki kalbimin içinde özgür kalmak isteyen bir kuş vardı. Ne yazık ki ben o kuşu kafesten dışarıya çıkaramıyordum. Sonucunu düşünmeden yapmak istediğim tek şey bu olabilirdi. Ona elimi uzattım. Bana bakarken "Ayağa kalk." Diye konuştum. Batuhan elimden tutup ayağa kalktı. "Önümde diz çökme." Dedim. Batuhan bana bomboş bir ifadeyle bakarken ona yaklaştım.
"Sen diz çökecek bir adam değilsin."
"Ama sen diz çöktürecek bir kadınsın." İstemsizce gülümsedim.
İki elimi de yanaklarına koyup yavaşça okşadım. Batuhan'ın dudağına yaklaşarak "Seninle gerçekten evlenirim Batuhan Kuday." Dedim, ardından dudağını öptüm. Batuhan dudaklarıma karşılık verirken ellerini belime doladı. Belimi okşamaya başlayınca alt dudağını acımayacak şekilde hafifçe ısırdım.
Batuhan geri çekilip "Eva Kuday, yapma yanarız." Diye fısıldadı. Kendimi tutmayıp kafamı eğip gülmeye başladım. Batuhan beni kendine çekip sıkıca sarıldı. Ellerimi boynuna sarıp ona karşılık verdim.
"Abla?" Geriye çekilip arkamı döndüm. Öykü bize bakıyordu. Ne zaman geldi ki? Yalandan öksürüp kendimi toparladım. Öykü yanıma gelip "Özür dilerim." Dediğinde gülümsedim. Öykü bacaklarıma sarılırken "Ablacım sorun değil." Diye konuştum. Öykü geri çekilip bana bakarken gülümsemeye devam ettim. Batuhan'ın boğaz temizleme sesiyle ona baktım. Gözleriyle elindeki yüzüğü gösterdi. Elinden yüzüğü alıp parmağıma taktım. "Hangisini beğenirsin bilemedim, evde iki iç tane daha var." Batuhan'a baktığımda bana ciddi ciddi bakıyordu.
"Sen hediye ettikten sonra oyuncak yüzüğü bile beğenirim."
Batuhan yanağımdan öpünce sırıtmaya başladım. Kalbimdeki kuş tamamen özgürdü. Sanki yıllarca bu anı beklemiş gibiydi. Ona gülümserken "Ben salona geçeceğim." Diyen Öykü'yü duydum. "Pekala, biz de az sonra geleceğiz." Dedim. Öykü yanımızdan ayrılınca Batuhan'a tekrardan dönüp baktım.
Batuhan beni kendine çekip sıkıca sarılınca ona karşılık verdim. "İyi ki geldin." Dedi, hafifçe kafamı geriye çekip boynundan öptüm. Batuhan tamamen geri çekilince "Hamileyken tekrardan beraber olamıyor muyuz ya?" Diye sordu, kaşlarımı yalandan çatıp omzuna vurdum. "Saçmalama istersen."
Çocuk gibi omuzlarını yukarıya kaldırıp aşağıya indirdi. "Haksızlık bu." Tabi çocuğu kendisi taşımıyor ya, anlamıyor. "Haksızlık falan yok." Dedim. Batuhan bana 'hıhı kesin' der gibi bakarken ben tekrardan güldüm.
Herkesin yanında ciddi olan adamın benim yanımda çocuk gibi hakaretleri olması çok tatlıydı. Bu yönünü sadece ben görüyorum ve her gördüğümde ona tekrardan aşık oluyordum. Gerçekten, iyi ki geldin hayatıma.
Cumartesi
Dün Ferit ve Serpil yorgun oldukları için evden çıkmamıştık. Bu gün ise Öykü'yü bahane ederek lunaparka gittik. Yusuf da yanımıza gelmişti. Hep beraber eğlenirken Batuhan'a gelen telefonla bütün eğlencemiz son bulmuştu. Tam olarak kim aradı bilmiyorum ama iş ile ilgiliydi. Zaten Ferit de duyunca sinirlenmişti.
Batuhan ve Ferit bizden bir kaç adım ileride konuşurken ben Öykü'ye bakıyordum. Atlıkarıncaya binmişti. Serpil yanımda dururken "Acaba ne oldu?" Diye sordu merakla. İç çekerek "Bilmiyorum." Dedim. Öykü atlıkarıncadan inince yanına gidip elini tuttum. Beraber Serpil'in yanına geçtiğimizde Batuhan onlar da yanımıza geldi.
"Bir kafeye geçip oturalım mı?" Diye sordu Ferit. "Olur." Diyen kişi Serpil'di. Batuhan ve Ferit önden gidiyorlardı. İkisi de sinirliydi ama neden sinirli olduklarını bilmiyorum.
Birer kafeye geçtiğimizde Ferit hepimize içecek sipariş etmişti. Entirikan bir içecek getirmiş olsalar da içmeye çalıştım. "Ne oluyor?" Diye sordum. Batuhan masaya yaklaşınca "Dava açılmış." Dedi, kaşlarımı hafifçe çattım. "Ne davası?" Diye sordum. Batuhan sinirle nefes vererek arkasına yaslandı. Strese girmiş olacak ki hafifçe kafasını yukarıya kaldırarak alt dudağını ısırmaya başladı. "Yiğit Türkiye'de olmadığımızı nereden duyduysa, ev yaptıracağımız arazinin topraklarında sorun olduğuna dair dava açtırmış."
Bu Yiğit neden sürekli bulaşıyor? Götüne çivi mi battı da yerinde duramıyor? "Türkiye'ye dönsek size ayıp olur mu?" Diye sordu Ferit. Yusuf'a baktım, sessizce duruyordu. "Hayır, gidelim." Dedim, Batuhan kafasını bana çevirip masum bir şekilde baktı. Gözlerinde suçluluk hissiyatı vardı. Ağzını oynatarak 'özür dilerim.' demeye çalıştı. Ona karşılık vererek ben de ağzımı oynatarak 'seni seviyorum.' dedim. Batuhan bana gülümseyince ben de gülümsedim.
Kafeden kalkınca Yusuf ile vedalaştık. Ardından hızlı adımlarla eve geçtik. Neyse ki valizden kıyafetleri çıkarmamıştık. Bir kaç kıyafet dolaptaydı onları da katlayıp valize geri koydum. Odanın kapısı açılınca kafamı çevirip baktım. Batuhan odaya girip yatağa oturdu. Ona baktığımda bana halen saha aynı simayla bakıyordu. Kendini suçluyordu. "Senin suçun değil." Dedim. Batuhan ise benim dediğimi duymamış gibi yaparak iç çekti.
"Öykü neredeyse ağlayacaktı." Diye konuştu. Tamam Öykü üzülmüş olabilir ama o daha çocuk. İşlerinizi anlayamaz ki. "Öykü'nün gönlünü birer çikolata ile alabilirsin." Dedim. Batuhan gülümserken ben de gülümsedim.
Salondan "Hadi gidelim!" Diye bir ses gelmişti. Uçak bileti almadan nasıl gideceğiz? Öykü benim elimi tuttuğunda beraber evden çıktık.
Hava limanına geldiğimizde Batuhan hepimize bilet almak için önden gitmişti. Biz ise onun arkasında bekliyorduk. Batuhan bize dönüp "Aynı uçakta beş kişilik yer yokmuş." Diye söyledi. Ferit ensesini kaşırken "Sizin işiniz var ilk uçakla siz gidin." Dedim. Batuhan kaşlarını olumsuz anlamda yukarıya kaldırdı.
"Siz önden gidin." Ferit'in sesiyle ona baktım. "Ama sizin işiniz var." Dedim. Batuhan bana bakıp "İşimiz olsa da önceliğimiz sizsiniz." Dedi. Gülümserken Batuhan tekrardan bilet almak için sıraya girdi. Serpil yanımda "Kayboluruz diye söylediler." Diye fısıldadı. Serpil'e döndüm, haklı olabilirdi. Ben kaybolurdum ama Serpil burayı az çok biliyor. O nasıl kaybolacak?
Batuhan yanımıza geri geldiğinde elinde yine bilet yoktu. "Bu sefer ne oldu?" Dedi Ferit hafif sinirle. "İlk uçakta iki, ikinci uçakta üç kişilik yer varmış." Batuhan bilgilendirme yaptıktan sonra Öykü Ferit'in yanına geçti. "Ben Ferit ile gideceğim." Dedi. Batuhan onay almak için bana bakınca kafamı hafifçe aşağıya yukarıya salladım.
Tekrar bilet almaya gidince "Umarım bu sefer alır." Dedi Ferit.
Batuhan biletlerle beraber yanımıza gelince Serpil ve bana biletlerimizi uzattı. "Siz geçin, bizimki bir saat sonra kalkacak." Dedi. Uzattığı bileti alıp Öykü'ye baktım. Eğilip "Uslu dur tamam mı?" Diye sordum, kafasını onaylarcasına sallarken Ferit'in elini tuttu. Bitmedi bu kızın Ferit aşkı.
"Bana emanet, rahat ol yenge." Dedi Ferit, gülümseyerek ayağa kalktım. Serpil'i takip ederek sapasağlam uçağa giriş yaptım. Koltuğuma oturunca aklıma soru takıldı. Nasıl Öykü bensiz uçağa binebiliyor? "Öykü'nün uçağa binmesi için benim yanımda olması lazım değil mi?" Diye sordum. Serpil kemerini bağlarken "Halletmişlerdir bir şekilde." Dedi.
Kemerimi takmaya çalışırken Serpil beni fark etmiş olacak ki benim kemerimi taktı. "Teşekkür ederim." Dedim. Serpil gülümseyince ben de gülümsedim. Uçak kalkmıştı. Ben pencereden gökyüzünü izlerken birden midem bulanmaya başladı. Hayır ya, bari şimdi bulanma. Kemerimi açıp ayağa kalktım. "Nereye?" Diye sordu Serpil. Kusmamak için elimle ağzımı kapatırken ona cevap veremeden hızla en arkada olan lavaboya geçtim.
İçeriye girmemle kustum. Mide bulantım artarken lavabonun içerisine Serpil girdi. Bileğindeki lastikle saçımı arkadan bağladı. "İyi misin?" Diye sordu. Kafamı olumsuz anlamda salladım. Serpil sifonu çekince ben de duvara yaslandım. Musluğu açıp elini ıslattı. Ardından ıslak elini benim yüzüme sürdü. Yüzümü ıslatırken derin nefes alıp verdim.
"Acaba düşük hapını ağzıma attım diye mi?" Diye sordum. Serpil yüzümü ıslatmaya devam ederken "Onlar vitamin hapıydı." Dedi. Ben Serpil'e bakarken Serpil durup bana bakmaya başladı. "Yani değiştirmiş olabilirim ama şuan konumuz bu değil." Dedi.
Tekrardan kusma hissiyatı gelince lavaboya yaklaştım. Kusmayınca geri çekildim. "İstersen yerimize geçelim." Dedi, Serpil ile beraber yerimize geçince Serpil kemerimi taktı.
Uçak inene kadar bir daha kusmamıştım ama mide bulantım devam ediyordu. Uçaktan indikten sonra bir adam yanımıza gelip "Beni Batuhan Bey yolladı, sizi almaya geldim." Dedi. Elimizdeki valizleri alıp arabanın arkasına koydu. Bize kapıyı açınca arabaya geçtik.
Arabayı çalıştırınca mide bulantım azalsın diye yolu izlemeye başladım. "İyisin dimi?" Diye sordu Serpil. "Evet." Diye cevap verdim. Yollar tanıdık gelmeyince kaşlarımı çattım. "Bizim ev buradan değil." Diye sesli konuştum. Arabayı kullanan adam "Batuhan Bey nerenin konumunu attıysa oraya götürüyorum efendim." Dedi.
Çok geçmeden arabayı durdurunca arabadan indik. İlk göz göze geldiğim kişi Yiğit oldu. "Hoş geldiniz." Dedi, arabayı süren adama baktığımda Yiğit'in yanına geçti. "İkisini de üst kattaki odaya götürelim." Demesiyle yanıma iki adam gelip kolumdan tuttu. "Bırak!" Bağırmalarım çaresiz kalsa da ben yine de bağırıyordum.
Yiğit'in dediğini yapmışlardı. Birer odaya getirmişlerdi. O kadarı ile kalsalar iyi, sandalyeye oturup elimi ve ayaklarımı bağlamışlardı. Serpil ise yanımdaki sandalyede "Hamile o, bırak onu!" Diye bağırıyordu. Adamlar bizi duymazlıktan gelirken çoktan odadan çıkmışlardı.
Serpil bana bakıp "İyi misin?" Tarzında sorular sorsa da ben ona cevap veremedim. Yoğunlaşan karın ağırım sonucunda gözlerimi yumdum. Serpil Yiğit denen o şerefsize bağırmaya devam ediyordu. Belki gelir de bizi çözer diye umut etmişti ama öyle bir şey olmayacağını ikimiz de biliyorduk.
Kapının açılma sesiyle gözlerimi açıp kapıya baktım. Yiğit içeriye girmişti. "Hoş geldiniz sevgili misafirlerim." Diye alayla konuştu. "Şu ipleri çöz, Eva hamile." Bunu diyen Serpil'di. Yiğit ise dudak bükerek "Hadi ya, bilmiyordum." Dedi, yine sesinde alay vardı.
Sinirle ve stresle karışan bir nefes verdim. "Ne istiyorsan söyle sonra bırak." Yiğit kafasını bana çevirdi. Benim önüme gelerek "Merak etme, kadınlara ve çocuklara zarar vermem ama sana izletmek istediğim bir şey var." Diye konuştu. Göz devirmemek için kendimi tutarken "İzlet." Dedim.
Yiğit araka cebinden telefonu alıp telefona bakmaya başladı. Sinirle onu izlerken Yiğit telefonu bana doğru çevirdi. Batuhan vardı, elinde ise silah. Çok geçmeden kareye Ferit de geldi. "Yiğit Demer." Diye bir ses geldi, ses çok tanıdıktı. Batuhan silahı uzattı. Silahı uzattığı kişi tarafından bu video kaydedilmişti. Bu nedenle o adamın yüzünü göremiyordum. "Vuracak cesaret yok sende." Bir dakika, bu bizim yanımıza gelen sarışın erkeğin sesi miydi? Caner'di ismi galiba.
Ferit'in arkadan "Hayır." Diye bağırma sesini umursamadan Batuhan tetiği çekti. Batuhan'ın beyaz gömleğine kan gelince gözlerimi kıstım. "Lan bi dur!" Diye bağırdı Ferit. "En sonunda Yiğit'in kafasına sıkacam." Diyerek tekrardan tetiği çekti Batuhan. Yiğit telefonu çekince yüzüne baktım. "Bu kadarı yeterli her halde?" Dedi.
Kaşlarım çatılmıştı, Batuhan adam mı öldürdü? Yok artık daha neler? "Nereden ulaştın bu videoya?" Diye sordum. Yiğit'in alaylı gülüşü kulağımı çınlatmıştı. "Caner'in gömleğindeki mini kamerayı görmemeleri onların hatası."
Ciddi ciddi birini öldürmüştü. Serpil'e baktığımda benim kadar şaşırmamış olduğunu gördüm. "Sen biliyo muydun?" Diye sordum. Serpil alt dudağını yalayıp "Yani, Caner'i bilmiyordum ama adam öldürdüklerini biliyordum." Dedi. Dünyam başıma yıkılmış gibiydi. Kuş tekrardan kafese girmişti. Bir daha çıkmayacak şekilde.
İçeriye hafif esmer, olukça güzel bir kız girdi. "Abi ne oluyor?" Diye sordu Yiğit'e bakarak. Yiğit telefonu cebine koyup "Batuhan'ın karısını ve arkadaşını misafir ediyoruz." Diye açıklama yaptı. Kız gülümseyerek "Eva sen misin?" Diye sordu Serpil'e bakıyordu. "Neden sorduğuna bağlı." Dedi Serpil, bu kızın beni korumaya çalışması çok tatlıydı ama şuan sana zarar gelmesini hiç istemiyorum.
"Benim."
Kız dönüp bana baktı. Yüzünde oluşan gülümseme hafifçe solmuştu. Elini yumruk yapıp ağzına götürdü. Eline doğru yalandan iki kere öksürdü. Yiğit "Size iyi sohbetler." Diyerek odadan çıkınca Yiğit'in kardeşi kapıya yönelip kapıyı kapattı. Ardından önüme gelip bana baktı. "Benden sonra kalite baya düşmüş ya." Dedi, ne kalitesi? Ne saçmalıyor bu? Hem abisi ne ki bu ne olacak?
Serpil araya girerek "Bensu musun sen?" Dedi sorgulayıcı bir ifadeyle. Kız Serpil'e bakıp "Evet, Ferit'in eski sevgilisi olan Serpil misin yoksa?" Dedi. Hani sadece flört olmuşları? Hem bunlar birbirini nereden tanıyor? Serpil bana bakıp "Bensu Batuhan'ın eski sevgilisi." Diye açıklama yaptı. Demek saçma laf atması buradan geliyor.
Bensu arkada duran bir sandalyeyi alıp önümüze getirdi. Sandalyeye oturup bacak bacak üstüne attı. "Nasılsın Eva'cım?" Diye sordu, alay mı ediyor bu? Yoksa gerçekten mi sordu anlayamıyorum. Ona cevap vermek yerine derin bir nefes alıp vermeyi tercih ettim. "Ciddiyim, hamileymişsin. Nasıl geçiyor hamilelik?" Saçma iyi niyetini aptallığına mı vursam ne yapsam?
"Kocamın eski sevgilisiyle bu konuları konuşacağımı falan mı sanıyorsun?"
"İki ay sonra kocan kalmaya devam edecek mi acaba?" Bu nereden biliyordu bu olayı? Benim cevap vermeme müsaade etmeden tekrardan konuştu: "Emel annem onlar nasıl? Pek sevmemişler seni."
Gerçekler ile olmuyorsa, yalanları dahil ederim. Hafifçe güldüm. "Emel annen mi? Ne yani eski sevgilini unutmadın mı?" Diye alayla konuştum. Onun bana söz hakkı vermediği gibi bu sefer de ben ona söz hakkı vermedim. "Hem beni 'Güzel gelinim' diye seven biri neden beni sevmesin ki Bensu'cuk?"
Serpil'in gülme sesi geldi. Bensu Serpil'e bakarak "Sen neye gülüyorsun acaba? Ferit seni terk etmedi mi?" Diye sordu. Serpil ise kendinden emin bir şekilde "Öncelikle biz hiçbir zaman sevgili olmadık ama konuşmayı kim bitirdi diye soruyorsan ben bitirdim." Yavaş ve taze taze olayı anlattı.
Bensu yavaştan sinirlenmeye başlamıştı. Yiğit'in sinirini kocam bozun, ben kız kardeşi ile ilgilenirim. Hem kocam demişken, onun insan öldürdüğünü de unutmadım. Ondan soğuyamıyor olabilirim ama bu yaptığı iğrenç bir şey. "Eva sen biliyor musun iki ay mevzusunu?" Diye soran Bensu'yla beraber kafamdaki kara bulutlar gitmişti.
"Ayaklı gazete gibisin, her şey de haberin var ama eksik biliyorsun. Biz o iki ay mevzusunu kapattık."
Karın ağırım tekrardan başladı. Gözlerim yavaş yavaş kararıyor gibiydi. "O zaman Batuhan neden bana 'Şu kızdan kurtulduktan sonra beraber gidelim buradan.' diye mesaj attı?" Cevap veremedim çünkü karın ağırım fazlasıyla şiddetlendi.
Serpil "Kanıtla." Derken Bensu telefonundan mesajı gösterdi. Gözlerim artık tamamen kararıyordu. Gözlerimi kapattım. "Eva?" Serpil'in sesiydi. Zorla nefes veriyordum. Biri ellerim çözüyordu ama ben ona bakmak için gözümü açabilecek güçte değildim.
Artık gözlerimi tamamen kapattım.
