Zorbamıza Zorbalanacak Bir Kız Çıktı
Bölüm 4: Yakınlaşma Hatası
Okulun üstüne gri bir sabah çökmüştü.
Derin sınıfa girdiğinde ilk fark ettiği şey Aras’ın boş sıraya yaslanmış olmasıydı. Her zamanki gibi etrafında birkaç kişi vardı ama o bugün daha sessizdi.
Gözleri direkt Derin’e kaydı.
Derin bakışlarını kaçırmadı.
İkisi de bunu artık alışkanlık haline getirmişti.
Sanki konuşmadan anlaşan iki insan gibi.
Ama bunu kabul etmek ikisi için de tehlikeliydi.
⸻
İpek, Derin’in yanına çökerek çantasını açtı.
— Bugün kötü bir şey olacak.
— Neden?
— İçime doğdu.
— Senin içinin doğduğunu hiç görmedim.
— Görürsün.
Tam o sırada öğretmen sınıfa girdi.
— Bugün proje sunumları var.
Sınıfta bir anda uğultu yükseldi.
Derin yavaşça başını sıraya vurdu.
Aras ise sandalyede geriye yaslanıp sırıttı.
— Hazır mısın?
Derin dişlerini sıktı.
— Hayır.
— Ben de.
— Sen neden değilsin?
— Çünkü seninle sunum yapmak riskli.
Derin gözlerini devirdi.
— Ben mi riskliyim?
— Evet.
— Sen tam bir felaketsin.
Aras gülümsedi.
— Ama yakışıklı bir felaket.
Derin cevap vermedi.
Çünkü cevap verirse kavga uzayacaktı.
Ve nedense… artık kavga etmek bile eskisi kadar sinir bozucu gelmiyordu.
⸻
Sunum sırası onlara geldiğinde sınıf sessizleşti.
Aras ve Derin tahtanın önünde duruyordu.
Derin anlatmaya başladı.
Net, sakin, düzgün.
Aras ise ilk kez gerçekten onu dinliyordu.
Normalde dalga geçerdi.
Ama şimdi bakışı değişmişti.
Derin bunu fark etti.
— Ne bakıyorsun?
Aras fısıldadı:
— İyi anlatıyorsun.
Derin bir an durdu.
Sonra hemen toparladı.
— Biliyorum.
Sınıftan hafif kahkaha geldi.
Sunum bittiğinde öğretmen başını salladı.
— Çok iyi.
Sınıf alkışladı.
Ama Aras’ın alkışı biraz daha uzundu.
Derin bunu fark etti.
Ve bu farkındalık… içini garip bir şekilde ısıttı.
⸻
Teneffüste İpek Derin’i kolundan çekti.
— SEN NE YAPTIN?!
— Ne yaptım?
— Aras sana bakıyordu!
— Normal bakıyordu.
— HAYIR.
— İpek abartıyorsun.
İpek gözlerini kıstı.
— Ben aşk uzmanıyım.
— Sen hiçbir şey uzmanı değilsin.
— SUSTURAMAZSIN GERÇEĞİ!
Derin konuşmayı bitirmek için yürümeye başladı.
Ama tam o sırada Aras önüne çıktı.
Elinde iki tane içecek vardı.
— Al.
Derin baktı.
— Ne bu?
— Sana aldım.
— Neden?
Aras omuz silkti.
— Susadığını söyledin geçen gün.
Derin bir an dondu.
— Ben öyle bir şey demedim.
— Dedin.
— Demedim.
— Dedin.
— Kanıt?
Aras gülümsedi.
— Hatırlıyorum.
Derin içeceği aldı.
— Teşekkür ederim.
Aras şaşırdı.
Çünkü bu kelimeyi Derin’den nadiren duyardı.
— Rica ederim.
Bir an sessizlik oldu.
Normalden daha uzun.
İpek uzaktan bakıyordu ve resmen içten içe çığlık atıyordu.
⸻
Okul çıkışı hava yağmaya başlamıştı.
Derin şemsiyesini açmaya çalışırken Aras yanına geldi.
— Bir dakika.
— Ne var?
Aras şemsiyenin altına hafifçe eğildi.
— Beraber gidelim.
Derin gözlerini kırpıştırdı.
— Neden?
Aras omuz silkti.
— Islanmayalım.
Derin birkaç saniye baktı.
Sonra başını salladı.
— Tamam.
Şemsiyenin altında yürümeye başladılar.
Çok yakın değillerdi ama… yeterince yakındılar.
Yağmur sesi arka planda çalıyordu.
İkisi de konuşmuyordu.
Ama bu sessizlik ilk defa rahatsız edici değildi.
Derin bir an Aras’a baktı.
Aras da tam o anda ona bakıyordu.
İkisi de hızla gözlerini kaçırdı.
Aynı anda.
İpek uzaktan onları izleyip kendi kendine fısıldadı:
— Bunlar bitti…
⸻
O gece Aras mesaj attı.
Aras:
“Şemsiye küçükmüş.”
Derin hemen cevap verdi.
Derin:
“Sen büyüksün diye problem oldu.”
Aras güldü.
Aras:
“Yani benimle yürümek sorun değil?”
Derin yazıyı uzun süre gördü.
Sonra cevap geldi.
Derin:
“Hayır.”
Aras telefonu elinden bıraktı.
Gülümsedi.
Ve ilk kez bunu inkâr etmedi:
Bu artık sadece “zorbalık” hikâyesi değildi. 🤍🌧️✨📚