İçeriğe geç

Asi- Bir Mardin Hikayesi

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Asi- Bir Mardin Hikayesi

Bölüm 4

4.

Polis, Mahir'in arabasına yavaş yavaş yaklaştığı sırada ise Mahir'in kalbi korkudan küt küt atıyordu.

Polisler onu bulmuş olabilir miydi? Bu kadar erken olması Mahir için beklenmedik bir olaydı. Elleri stresten terlemeye başlamıştı bile.

Polisin anlamasından korktuğu için kendi kendine

" Sakin, ol hiç bir şey olmayacak. Belki de her zaman olan bir çevirmedir. " Diyerek kendi kendini teselli etti.

Polis, tam arabanın yanına gelmişti ki Mahir adamına baktı ve " Gaza bas. Hemen uzaklaşalım buradan. " Dedi.

Adamı da başını salladı ve gaza bastı. Araba onlara gelen polis memuruna çarpsa da durmadan oradan hızla uzaklaştı.

Çarptıkları polis memuru ise yerde kanlar içinde yatıyordu. Bunu gören diğer polis memurları ise hemen kaçan arabayı yakalamak için harekete geçtiler.

Mahir yolda giderken ara ara gelen giden var mı diye arkasına bakıyordu. O sırada aracı kullanan şöförü dikiz aynasından onları takip eden polis aracını fark edince Mahir'e baktı ve " Abi, takip ediliyoruz. Ne yapalım?" Diye sordu.

Mahir de bunun üzerine başını yavaşça dikkat çekmemeye özen göstererek arka cama çevirdi. Gerçekten de arkasında arka arkaya takip ediliyorlardı. Polis araçlarının mavi ışıkları yanıp sönüyordu.

Mahir sinirle " Allah kahretsin. " Diyerek önüne döndü. Bir süre ne yapacağını düşündü.

Bu sırada ise polis arabasının "47MK 1980. Lütfen sağa çek. Tekrar ediyorum, lütfen sağa çek. " Diye anons ediyordu.

Ama bu, hiç bir işe yaramadı. Aksine Mahir'in içinde olan arabanın daha da hızlanmasına sebep oldu.

Polis memuru bir kaç kez daha arabanın durması için anons etti.

En sonunda arka tarafın camından çıkan bir silah Mahir'in arabasının tekerleklerine ateş etmesi sonucu Mahir'in arabası trafikte bir sağa bir sola yalpalamaya başladı.

Eğer duruma el konulmazsa her an bir felaketin gelmesi demekti.

Mahir'in pes etmeye niyeti yoktu. O sırada canı yandığı sırada elini acıyan bacağına götürdü.

Elini geri çektiğinde ise bütün kanla kaplanmıştı. Bacağından ince ince kan sızıyordu. Muhtemelen kurşunlardan biri bacağına isabet etmişti. Bu kadar süre ne kadar dayabilirdi bilmiyordu.

Canı yandığı için ağzından küçük bir inilti kaçtığı sırada ise şoförü de dikiz aynasından ona baktı ve

" Mahir bey iyi misiniz? Yaralandınız mı?" Diye sordu.

Mahir de bunun üzerine

şöförüne baktı ve

" Ben iyiyim. Hemen Yan yola sap. " Dediğinde şöförü de " Ama Mahir bey. " Diyecekti ki Mahir de sinirle " Sana ne dediysem onu yap. " Diye bağırdı.

Şoför de bunun üzerine sadece başıyla onaylayarak arabayı son anda yan tarafta bulunan kavşağa kırdı.

Böylece polislerden kurtulmuş oldular. Polisler ise bunun üzerine yanlış yola girmişti.

Komiser sinirle " Allah kahretsin! Yanlış yola girdik. Hemen dön şuradan çabuk." Diye yüksek sesle bağırdığı sırada ise polis memuru da arabayı tekrar aynı yöne döndürdü.

Mahir de polislerden kurtulmak için arabayı tenha bir yere çektirmişti. Arabasının camından geldikleri yola bakıyordu.

O sırada uzaktan polis arabasının yanıp sönen sirenleri gözüktü. Polis arabaları Mahir'lerin girdiği yola girmişti.

Mahir'in kaçma ihtimaline karşılık da kocaman yolun ortasında durmuşlardı.

Komiser arabadan inmiş, ciddi bir yüz ifadesiyle etrafa göz atıyordu. O sırada yanına gelen polis memuruna baktı ve " Herhangi bir haber var mı? Adamı buldunuz mu?" Diye sordu.

Polis de komisere baktı ve

" Giriş ve çıkışlar temiz. Herhangi bir hareketlilik yok. Aksine arabayı gören görgü tanığı yok. "diyerek bilgi verdi.

Mahir daha fazla dayanamayıp arabanın kapısını açtı ve aksayan bacağıyla arabadan indi. Bunu gören şoför de arabadan inerek ona doğru geldi.

Mahir'in koluna girerek onu yürütmeye başladı. Birlikte oradan ayrıldılar. Şoförü ise hala hastaneye gitmekte ısrarcıydı.

Yolda giderken Mahir'e baktı ve " Mahir bey, inat etmeyin. Gelin hastaneye gidelim. Eğer gitmezsek kan kaybından ölürsünüz." Dedi.

Mahir de şöföre baktı ve

" Az aşağıda bizi bekleyen başka bir araba var. Ona binip benim mekana gideceğiz. Sen yolda giderken doktora haber ver. Eve gelsin. " Dediğinde şöförü de daha fazla ısrar etmedi.

Aradan bir kaç dakika geçmişti ki polis memuru telaşla " Komiserim! " Diyerek komiserin yanına geldi.

Komiser heyecanla polis memuruna baktı ve " Evet, bu sefer bana güzel bir haber ver. Hadi koçum!" Dediğinde polis memuru da bunun üzerine başını evet anlamında sallayarak

" Dediğiniz gibi güzel bir haber komiserim. Takip ettiğimiz 47Mk1980 nolu plakalı aracı az ötede terk edilmiş bir halde bulduk. " Dedi.

Komiser memnun olmuş bir halde " Hadi, hemen gidelim." Diyerek telaşla önden ilerledi.

Denilen yere geldikleri sırada ise komiser terk edilmiş siyah film camlı olan mercedese baktı ve " Araç bu mu?" Diye sordu.

Polis memuru da komiseri başıyla onaylayarak " Evet, komiserim. Diğer ekip arkadaşlar da aracı inceledi. Aracın içinde birine ait kan izine rastlandı. Kime ait olduğunu tespit etmek için örnek alınıp incelenmek için lavabotura götürülecek. " Diyerek bilgi verdi.

Mahir de arabaya binmiş ve yola koyulmuştu. Yolda giderken can acısından kıvranıyordu.

Eve geldiklerinde ise araba durdu. O sırada evin önünde bulunan adamları arabayı görünce hemen arabaya doğru gelmeye başladı.

Mahir'i zar zor arabadan indirdikten sonra da iki adam koluna girerek eve doğru yürümeye başladı.

Eve girdiler. Mahir'i salonda bulunan kocaman koltuklardan birine yatırdılar. Adamlardan biri de koltukta yatan Mahir'e baktı ve " Abi, doktor yoldaymış. Birazdan burada olur. " Dediğinde Mahir de zar zor başını salladı. Adalet buydu ya. İnsan ne ekerse onu biçiyordu.

Mahir de sevdiği kadın için elini kana bulamıştı. Tahir denen o adamı gözünü kırpmadan vurmuştu. Gerçi yine olsa yine yapardı. Ama şimdi de onun bedelini ödüyordu. Belki de Asi'nin ahı tutmuştu.

O günden beri de onun o çaresiz hali gözünün önünden gitmiyordu. Sahi Asi neredeydi? Kaç gündür onu ne aramış ne de sormuştu.

Hiç mi merak etmemişti.

Öte taraftan da Tahir günden güne iyileşiyordu. Ailesi bir an olsun yanından ayrılmıyordu. Ailesi haberi alınca heyecanla Tahir'in odasına girmişti.

Tahir'in annesi oğlunu o halde görünce hemen onun yanına koşmuştu. Oğlunun o güzel yüzünü defalarca öpüp koklamıştı.

" Ah, benim güzel oğlum. Seni o halde görünce ömrümden ömür gitti. Keşke dedim, oğlumun yerine o yatakta ben olsaydım. Yeter ki sana bir şey olmasın. " Diyerek sitem etmişti.

Tahir de bunun üzerine annesinin elinin üzerine ufak bir öpücük kondurdu ve " Korkma ana. Ben iyiyim. " Dedi.

O sırada gözü Asi'ye takıldığında ise Asi'nin bu anı dolu gözlerle izlediğini gördü. Onun da gözleri Tahir' i bulunca Asi de gözyaşı içinde ona gülümsedi. Bir süre öylece kaldılar.

Pansuman için gelen hemşire de odaya girdiğinde bu anı görünce " Burası çok kalabalık. Lütfen boşaltalım. Hastayı daha fazla yormayalım." Diyerek onları uyardı.

Bunun üzerine hepsi odadan çıktı. Akşama doğru da doktor odaya gelmiş Tahir'e müjdeli haberi vermişti.Tahir artık eve çıkabilcekti.

Mahir'in haber ettiği doktor da çoktan Mahir'in evine gelmişti. Elinde tuttuğu çantadan gerekli malzemeleri alarak Mahir'in yarasına müdahale etmeye başladı.

Mahir ara ara acıdan dişlerini sıksa da direnmek zorundaydı. Bu, ilk kez olmuyordu. Daha önce de kaç defa yaralanmıştı.

Doktor işini bitirince Mahir'in adamı da onu yolcu etmek için kapıya doğru ilerledi.

Doktor evden çıkarken de adama baktı ve " Ben, Mahir beyin yarasına müdahale ettim. Ama bu evde olacak şey değil. Yara her an mikrop kapabilir. O yüzden de en yakın zamanda acilen hastaneye gitmesi gerek. " Dedi.Ardından da evden ayrıldı.

Bu sırada adamı da kapıyı kapatıp içeriye girdi. Mahir'in yanına geldiğinde beti benzi atmıştı. Mahir'e baktı ve "Abi, bilmen gereken önemli bir konu var. " Dedi.

Bunu gören Mahir de zar zor "Ne oldu oğlum? Söylesene?" Diye sordu.

Adamı da başı öne eğik titrek bir sesle Mahir'e " Abi, bu hastanede olan adam. Tahir Korkmaz. Gözlerini açmış. Yakında hastaneden çıkar diyorlar. " Dediğinde Mahir de şok olmuştu.

24 saat sonra...

Polis memuru komiserin odasına telaşla girdiğinde komiser önünde duran dosyalardan başını kaldırıp polis memuruna baktı ve

" Evet, sonuçlar çıktı mı?" Diye sordu.

Polis memuru da başını evet anlamında sallayarak " Evet komiserim. Aracın içinde kurumuş kanın kime ait olduğu ortaya çıktı. " Dedi.

Komiser de heyecanla polis memuruna baktı ve " Kime aitmiş?" Diye sordu.

Polis memuru da komisere baktı ve o can alıcı cevabı verdi. " Sonuçlara göre kan örneği Tahir Korkmaza ait komiserim." Dedi.

Komiser o an bir şeyden emindi. Artık bundan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.