İçeriğe geç

Asi- Bir Mardin Hikayesi

Bölüm 1 · 11 dk okuma

Asi- Bir Mardin Hikayesi

Bölüm 1

1.

Sabaha karşı, tak diye bir gürültüyle yerimde korkuyla doğruldum. Kendi kendime " Ne oluyor be! Sabahın köründe kim bu?" Diye söylendim.

Tam geri yatıyordum ki tekrar aynı ses duyulduğu sırada oflayarak yerimden kalkıp cama ilerledim. Gece gece beni uyandıran şahıs kimse ben, ona bunun hesabını sorar mıyım? Sorarım!

Camı açtığımda kimin olduğunu görmek için etrafa baktım. Ama görünürde kimse yoktu.

Tam kapatıyordum ki o sırada " Asi! Buradayım. " Diyen bir ses duydum.

Bu, Tahir'in sesiydi. Tahir, benim çocukluk aşkım.... İlk aşkım...

Heyecanla onun nerede olduğunu görmek için etrafa baktığımda yan tarafta bulunan duvarın dibinde bana gülerek el sallayan sevgilimi görünce gülümseyerek " Tahir, ne işin var senin burada?"diye sordum.

Tahir ise sadece bana eliyle " Hadi, gel. " Diyerek gelmemi işaret etti. Yok, bu delikanlı kesinlikle kafayı yedi.

Göz devirirken " Ne olur, git buradan. Babam seni, burada görürse alnının çatısından vurur." Dedim.

Ama dinleyen kim. Tahir bana " Eğer gelmezsen, ben de oraya gelirim. " dediğinde onun gözünün kara olduğunu bir kez daha anlamıştım.

Oflayarak iç çektim ve

" Tamam, bekle orada. Geliyorum." Diyerek camı kapatıp, içeriye girdim.

Sessizce parmak ucunda yürüyerek odadan çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım.

Evde çıt yoktu. İnşallah yakalanmadan dönerim. Kocaman demir kapıyı yavaşça açtım ve bir hayalet gibi hızla dışarıya çıktım.

Bir yandan da biri geliyor mu diye arkama bakıyordum. Kimsenin gelmediğini görünce de kollarını açmış beni bekleyen sevgilimin kollarına atıldım.

Tahir'e bir yandan da

" Delisin sen. Ama çok vaktim yok. Bizimkiler uyanmadan gitmem lazım." Dedim.

Tahir saçıma öpücük kondurdu. Bir süre el ele yürüdük.

Ardından da gitme vakti geldiğinde ise evin önünde durduğumuzda ona el sallayarak içeriye girdim.

Benim adım Asiye, annemin dediği gibi Asi.... Hani, adıma şarkılar yazılan, Asiye...

Ben, bu koca duvarlar olan hapishanede, kocaman bir ailede büyüdüm. Bizim buralarda erkeğin hükmü geçerdi.

Babam erkek olmuyor, diye annemin üstüne kuma getirdi. Benden başka iki kardeşim daha var... Sevmediği halde başkasıyla evlendirilmek zorunda kalan Asi...

Ama ben, onlara asla boyun eğmeyecektim. Gerekirse bu duvarları aşacak, yine de kadere boyun eğmeyecektim.

Babam bir gün beni karşısına aldı ve soğuk sesiyle " Sana, talip çıktı. Sen, yarın evleniyorsun. " dedi.

Kulaklarım doğru duyuyordu değil mi? Ben, sevmediğim bir adamla mı evlenecektim. En sonunda dayanamayıp babama " Baba, ben evlenmek istemiyorum. Sevmediğim bir adamla evlenmeyeceğim. " Dediğim sırada yüzümde patlayan sadece bir tokattı.

Babam gür salonu inleten sesiyle " Evleneceksin diyorsam evleneceksin. Ben, ne diyorsam o. Hem; onlar soylu bir aile. Soyumuzun devam etmesi için bu şart. " Dediğinde ise o an diyecek bir cevabım yoktu.

Günlerce odadan çıkmadım. Düğünden bir gece önce de Tahir gelmiş ve bana " Hadi, gel benimle. "Dedi.

O anın şokuyla ne diyeceğimi bilemiyordum. Tahir'e baktım ve " Nereye gidiyoruz, eğer bulurlarsa ikimizi de öldürürler. " Dedim.

Herkes düğün telaşına düştüğü için etrafta kimse yoktu. Tahir de elimden tutarak beni az ötede bekleyen arabaya bindirdi.

Araba hareket ettiğinde ise o an derin bir oh çektim. Onlar fark edene kadar biz çoktan kaçmış olurduk.

Arabaya bindiğimiz sırada Tahir hemen arabayı çalıştırdı. Yolda giderken göz ucuyla Tahir'e baktım. Yoldan gözlerini ayırmıyordu.

Derin bir nefes alarak

" Nereye gidiyoruz?" Diye sordum.

Tahir de yoldan çevirdiği bakışlarla bana baktığında ise " İstanbul'a gidiyoruz sevgilim. Sağ olsun yakın dostum Ali bize yardım etti. Bizi asla bulamazlar. " Dediğinde o an rahatlıkla gülümsedim.

O an gözlerim şok içinde kocaman açıldı. Ben, İstanbul'u hiç görmedim. Hep gitmek istemiştim ama babam denilen o adam izin vermedi.

Bir yandan içimde yeni bir şehir görecek olmanın mutluluğunu yaşarken diğer yandan da hiç tanımadığım, bilmediğim yeni bir hayata adım atmanın korkusu vardı.

Tahir bir anda elimi elinin içine aldı ve bana gülümseyerek bakarken

" Yarın, ilk işimiz nikah kıymak olacak. Ondan sonra sonsuza kadar benimsin." Dedi.

Tahir bu halimi anlamış olacak ki çenemi kaldırıp ona bakmak için kendisine çevirdi.

Gözlerimde ki korkuyu görmüş olacak ki bana endişeyle " Ne oldu?" Diye sordu.

Derin bir nefes alarak sadece " Korkuyorum." Dedim. Tahir de " Korkma. Sana bir şey olmasına asla izin vermem. Hadi, gül biraz. " Dediğinde zoraki gülmeye çalıştım.

Daha gidecek uzun bir yolumuz olduğu için sonunda uyuyakalmıştım.

Bu sırada babam etrafta olmadığımı anlayınca anneme baktı ve " Kız nerede kaç saattir, git şuna bak." Dediğinde annem de el mahkum başını sallayarak merdivenlerden yukarıya çıkarak odamın önüne geldiğinde kapıyı çaldı ve " Asi, kızım. Orada mısın? Hadi gel de gidelim. Düğün başlayacak. Bak, baban kızıyor. Herkes seni bekliyor." Dedi.

Ses gelmediği için tekrar kapıyı çaldı. Bir süre bekledikten sonra da kendi kendine " Allah, Allah. " Diyerek kapıyı açarak odaya girdi.

Ama oda boştu. O, panikle

"Asi, neredesin?" Diyerek tuvalete de göz attı.

O an koca avluda yankılan annemin çığlık sesi oldu. Herkes korkuyla ne olduğunu merak ederek eve bakıyordu.

Annem korkuyla merdivenlerden inerken bir yandan da " Bey, bey. Bilsen ne oldu. Ah başımıza gelenler." Diyerek söylendi.

Babam da sinirle ona bakarak " Ne oldu, hanım? Dövünmeyi bırak ta doğru düzgün anlat." Dediğinde annem de dizlerine vurarak bir yandan da " Asi. Ah, Asi'm. Ben, sana dedim ama değil mi böyle olmaz dedim. Etme, eyleme. Kız o, adamı sevmiyor. Bak, ne oldu görüyor musun? Kızımız kaçtı sonunda. " Diyerek ağıt yaktı.

Babamın o an yüz ifadesi insanı korkutan cinstendi. Kendi kendine " Ne demek ulan! Kaçmış, kimle? " diye bağırdı.

Ardından da kapıda duran adamlara baktı ve " Gidin, her taşın altına bakın. O, kız ve o iti bulmadan gelmeyin. Gerekirse ikisini de gebertin." Diyerek başıyla gitmeleri için işaret etti.

Düğün de böylece iptal oldu. Mahir, benim zorla evlenmek zorunda bırakıldığım adam babama baktı ve " Bu, ne demektir Harun baba. Biz, böyle mi anlaştık. " Diye hesap sordu.

Babam ise onların karşısında ne diyeceğini bilemeden iki büklüm olmuş bir vaziyette öylece duruyordu.

Gece bütün ahalinin beni aramasıyla geçmişti. Sabaha kadar taş taş üstünde kalmamış, her yeri didik aramışlardı.

Sabaha karşı

Tahir'in saçımı okşayarak sıcacık " Hayatım, geldik. " Diyen sesiyle gözlerimi açtığımda etrafıma şok içinde baktım.

Kocaman, masmavi denizi görünce o an Mardin'den çok uzakta olduğumuzu anladım.

Sonunda başarmıştık işte olmuştu. Tahir'e baktım ve

" Kurtulduk mu yani? Bitti değil mi?" Diye sordum.

Tahir de cevap olarak sadece başını sallamakla yetindi. Kocaman köprüden geçti ve yola devam etti.

Şehir dışında bulunan kocaman orman içinde sıra sıra evlerin olduğu bir yerde araba durduğunda ise merakla bir karşımda bulunan eve bir de Tahir'e baktım ve " Burası mı?" Diye sordum

Tahir de " Evet, hadi gel." Diyerek arabadan indi. Ben de peşinden inerek eve doğru yürümeye başladım.

Ara ara bir kaç ev daha vardı. Ama sanki o an bizden başka kimse yoktu. Sadece cır cır böceklerinin sesi ve ara ara havlayan köpek sesi duyuluyordu.

Tahir cebinden çıkardığı anahtarla evin kapısını açtı ve eve girdi. Benim gelmemi beklerken ben de çoktan eve girmiştim bile..

Tahir kapıyı kapattığı sırada ben de evi incelemekle meşgüldum. Ev küçük, şirin bir evdi. Sadece iki odası bulunuyordu. Tahta camlardan karşıda bulunan kocaman orman görünüyordu.

Tahir yanıma geldi ve bana sımsıkı sarılarak " Şimdilik bu gece idare edeceğiz. Yarın bakarız artık. " Dedi.

Bir süre öylece durduk. Ardından da Tahir kendini geri çektiğinde bana baktı ve " Aç mısın?" Diye sordu. Ona bakarak sadece başımı salladım.

Tahir de bana bakarak

" Tamam, ben gidip bir bakayım. Yiyecek bir şeyler var mı?" Diye sordu.

Ardından da mutfağa giderek buzdolabına bakmaya başladı. Ev küçüktü ama sadece bize aitti. Benim ve Tahir'e....

O an gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. Her yer huzur kokuyordu. Öyle ki annemin ve babamın kavga etme sesi yoktu. Babamın annemi dövdüğü, annemin ağladığı zamanlar yoktu.

Gözlerimi açtığımda Tahir'i yemek yaparken buldum. Hemen yanına giderek onu izlemeye başladım.

Bir süre sonra da evin önünde bulunan kocaman masada yemek yerken bir ara Tahir'e baktım ve " Bizim yokluğumuzu fark ettiler mi acaba?" Diye sordum.

Tahir cevap vermeden bana bakarken ben de o anlar aklıma geldiğinde ise zoraki gülümseyerek " Kesin babam çok kızmıştır. Sinirini her zaman ki gibi annemden çıkartır. Ah, canım annem. Bazen babam bana vurmasın diye önüme geçerdi. " Dediğim sırada o an gözümden bir damla yaş süzüldü.

Tahir de bu halimi görünce bir anda elimi tuttu ve bana baktı. Ona zoraki gülümseyerek hemen aceleyle göz yaşımı sildim.

Yemekten sonra da birbirimize sarılarak öylece ormana bakıyorduk. Uykumuz gelince yatağa giderek yattık.O gece de öyle bitmişti.

Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Sabahleyin de erkenden kalkıp salona indim.

Tahir de bir süre sonra yanıma gelerek bana baktı ve " Hazır mısın? Bugün büyük gün. " Dediğinde heyecanla ona bakarak başımı salladım.

Evden çıkıp belediyeye gitmek için arabaya bindik. Tahir önceden her şeyi ayarlamıştı. Geriye bir tek nikah kıymak kalmıştı.

Bugünden itibaren Tahir'in eşi olarak yeni bir hayata başlayacaktım. Arabaya bindiğimiz sırada yola koyulduk.

Öte yandan ise annemler de benden gelecek iyi bir haberi bekliyordu. Hiç biri sabaha kadar uyumamıştı.

Salonda oturdukları sırada ise adamlardan biri babamın yanına geldi ve kulağına eğilerek bir şeyler söyledi.

Babam da sadece başını sallayarak ayağa kalktı. Annem ona merakla baktı ve " Nereye bey?" Diye sordu.

Babam da anneme döndü ve

" Asi'yi bulduk. Onu, alıp geleceğim. " diyerek kapıdan çıktı. Tabi ki de sağ salim getirmeyecekti. Sadece annem rahat etsin diye öyle demişti.

Arabaya bineceği sırada Mahir de koşarak babamın yanına geldi ve " Babacığım, izin verin de bu işi ben üstleneyim. Sonuçta namus benimdir." Diye sordu.

Babam bir süre cevap vermeden öylece durdu. Ardından da başını salladı.

Mahir de memnun olmuş olacak ki kısa bir baş selamı verdikten sonra da hemen aceleyle arabasına bindi ve yola koyuldular.

Biz ise her şeyden habersiz çoktan belediyenin önüne gelmiştik. Araba durduğunda ise heyecanla arabadan indim.

Bir süre yerimde durup belediyeye baktım. Heyecandan içim içime sığmıyordu.

Tahir yanıma geldi ve elimi sımsıkı tutarak bana başıyla hadi, diyerek içeriye girmemiz için işaret etti.

Ben de derin bir nefes aldım ve başımı salladım. Ardından da birlikte içeriye girdik.

Kocaman, salona girdiğimde ise her şey hazırdı ve bizi bekliyorlardı. Tahir nikah memuruyla el sıkıştıktan sonra da yerimize oturduk.Nikah başlamıştı.

Her şey yolunda gidiyordu. Ama bu güzel anın bozulacağını, gelinliğimin beyaz değil de kana bulanacağını nereden bilebilirdim.

Tam " Evet." Diyordum ki o an göğü yaran bir kurşun sesi duyuldu. Herkes korkuyla oradan oraya koşmaya başladı.

O an anlamıştım, sonumun geldiğini.. Kapıdan giren elind e silah olan bu, hayatımın kabusu olan adamı tanıyordum.

Öfkeli gözlerle bir bana bir de Mahir'e bakıyordu. Korkuyla

"Mahir." Dedim.

Bizi nasıl bulmuştu. Tahir de pis pis gülerek başını sallayarak " Mahir ya! Ulan benden kaçabileceğinizi mi sandınız? Sen, benim olanı benden nasıl alırsın?" Diyerek Mahir 'e silahı doğrulttu.

Korkuyla başımı iki yana sallayarak " Mahir , yapma. " Dediğim sırada ise Tahir de öfkeyle " Nereden senin oluyor. Ben, çocukluğumdan beri bu kıza sevdalıyım.. Asıl sen benim elimden aldın onu. Şimdi bu, arkanda duran adamları da topla ve git buradan. Haydi." Diyerek bağırdı.

Tahir ise o an öfkeyle havaya bir el sıktı. Korkuyla yere eğilerek kulaklarımı kapamış ve başımı ellerim arasına almıştım.

Mahir ise bana bakarak" Asi, buraya gel." Dediğinde o an donup kaldım.

Ne cevap verebiliyorum, ne de bir adım atabiliyordum. Mahir bir kez daha "Asi." Diye bağırdığı sırada o anın şokuyla yerimde sıçradım.

Tahir bana bakarak başını iki yana sallayarak " Yapma, sadece blöf yapıyor. Dinleme onu.'"Dedi.

Tahir de " Sen, sus." Dedikten sonra da bana baktı ve " Son kez söylüyorum. Geliyor musun gelmiyor musun? Eğer kalırsan bu, senin için hiç iyi olmaz." Diyerek açıkça beni tehdit etti.

Tam ayağa kalkarak Tahir'e baktım ve " Özür dilerim." Dedikten sonra adım atıyordum ki Tahir o an kolumdan yakaladı.

O sırada ise bir kurşun sesi duyuldu. Hayatımı mahveden, benim beyazımı siyaha, gündüzü geceye, yazı kışa çeviren bir kurşun sesi.

Daha ben ne olduğunu anlayamadan Tahir yerinde sendeledi. Merakla kaşlarımı çatarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.

Tahir yere yığılırken bile gözleri bir an olsun benim gözlerimden ayrılmadı

Tahir kollarımın arasına düştü. O an ilk önce elime kırmızı sıcak bir sıvı geldi. Hayır hayır! Ne olur Allah'ım. Bu, olmasın..

Başımı kaldırıp Mahir'e baktığımda ise onun silahını Tahir'e hala doğrulttuğunu gördüm

" Ne yaptın sen? Sen, ne yaptın?" Diye bağırdım.

O an yere yığıldım ve

korkuyla " Tahir. " Diye bağırdm ve ona sımsıkı sarıldım. O an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.

Bir yandan da Tahir can çekişiyordu. Bana bakarak zar zor elini kaldırdı ve " Ağlama. Benim, güzel Asim." Dedi.

Ona bakarak " Tahir, dayan. Bak, ambulans gelecek. Ne olur beni bırakma." Diye bağırdım.

O an etrafta bulunan insanlara da " Yardım edin." Diyerek yardım istedim. Ama kimse yardım etmiyordu.

Tahir'e baktığımda ise gözleri yavaş yavaş kapandığını gördüm. Korkuyla " Hayır, hayır Tahir. Aç gözlerini. Beni bırakma. Tahir." Dediğim sırada ise Tahir'in başı yana düştü

O gün benden sadece sevdiğim adamı almadı. Benden mutluluğu huzuru, aşkı da aldı. Geriye sadece bundan sonra intikam almak için yaşayan bir Asi kaldı.

Hani derler ya, " Oysa herkes öldürür sevdiğini...." diye.

Mahir bir kurşunla Tahir'i öldürmemişti. Beni de öldürmüştü.

O an bir şarkı çalmaya başladı. " Oy, Asiye. Asiye.Tütün koydum testiye.."

O an beni Tahir'den söküp alırken bir yemin ettim. Ben, Asiye. Bekleyin beni, intikam için geliyorum....

Bölüm sonu

19 yorum

  • Mahir bir kurşunla Tahir'i öldürmemişti. Beni de öldürmüştü. Mahir şimdi boku yedi işte. İçeride Mahir'i Mahire yapsınlar da görsün. :D

  • Babam gür salonu inleten sesiyle " Evleneceksin diyorsam evleneceksin. Ben, ne diyorsam o. Hem; onlar soylu bir aile. Soyumuzun devam etmesi için bu şart. " Bu soyumuzun devam etmesi lazım saçmalığına çok şaşıyorum ya. Sanki bana İngiliz Kraliyet ailesi. Kıçında don yok köyde tezek yakıyor, biz soylu bir aileyiz. :D

  • Benim adım Asiye, annemin dediği gibi Asi.... Hani, adıma şarkılar yazılan, Asiye... İlk satırlarda adının gerçekten Asi olduğunu sanmıştım, eh iyiymiş bari. :)

  • Kaçalım, iki satır sonra İstanbul ya da her neresiyse oradalar. Bulalım, iki satır sonra onlar da bulmuş.

  • Bazı yazım hataları, nokta virgül filan yer yer rahatsız etti okurken, yayımlaya basmadan hızlı bir kontrol etsen...

  • Okurken arkadan açtım gerçekten güzel oldu fpodvjpüsd

  • Asiye (Asi) karakterini tanıyarak girdiğimize göre bölüme şarkı seçeceksen Oy Asiye olsun. Kurtlar Vadisi versiyonu da güzeldir ama ben Kazım Koyuncu öneririm