İçeriğe geç

Ashes of a Sinner

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Ashes of a Sinner

Bölüm 2

2.BÖLÜM:KIRMIZI YILDIZ

Yağan yağmurdan dolayı biriken su birikintisindeki yansımamı gördüğümde baktım o yabancıya:”Bu ben miydim?”Anlamıştım ki yıllar değiştirmişti beni,yüzüm…kan içinde,giysilerim de öyle.Çoğu kişinin görse normal bir genç diyeceği o masum yüzüme baktım,ne kadar masum denebilirse artık.Kan kokusu burnuma geldiğinde yüzümü kırıştırdım,tiksindiriciydi.Ama bu tiksinti insanlara duyduğumun yanında hafif kalırdı.Maskeli şerefsizler…elimde eğlencesine çevirdiğim bıçağı kılıfıma yerleştirdim,saatlerdir buradaydım,bu terk edilmiş mezarlıkta.Burayı her zaman ziyaret etmeye vaktim olmazdı,vaktim olduğunda da hep buradaydım,onun yanında…elimi mezar taşının üstüne koyup şevkatle okşadım.Soğuk ve ıslaktı,bu his tanıdıktı,duygusuz yüzüme bir tebessüm kondu.Mezar başında gülen gördünüz mü hiç?Görmediğiniz üzerine bahse girerim ama gülmek anormal değildir ki,bazen acıyı saklamak için de gülersin,bastırmak için de.Benimki de aynen öyleydi.Yüzüme yapışan ıslak saçlarımı yüzümden üfleyip tekrar gülümsedim,ah…annem…onu hiç tanımadım,ben çok küçükken ölmüş ama adı aklımda,mezar taşının üstündeki silik ada bakıp gülümsedim…İvy…bir cinayete kurban gitmiş,acaba şuan oğlunun da aranan bir katil olduğunu öğrenseydi ne derdi?Büyük ihtimalle reddedilirdim ve sokaklarda yaşardım,gerçi şuan da sokaklardaydım.Sokaklar tam bir cehennemdir bilir misiniz?Kasvet ve yalnızlığın kol gezdiği yerler…kanlı geçmişlerin izleri…iyi tarafları da vardı,yıldızlı geceler mesela,üstümde parlarladı tüm iştihamlarıyla.Tepede de ay… Işığıyla karanlığı aydınlatır,hem umut verir hem de ürpertir.Geleceğimi karanlıklara boğan da oydu…ah hayır şuan sadece suçluyorum asıl beni karanlığa boğan şey bir anda gelen o seslerdi, karanlıkları çağıran,onlar ısrarcılardı.Tehtidler yağdırmışlardı,bu yüzden bu haldeydim şimdi.Onları susturmak zorundaydım ve artık bana tutturulmuş olan o bıçağı geri bırakma şansım da yoktu,ya devam ederdim ya da,bam!Tam kafadan,annemin yanında başka bir mezar daha olurdu.Herkese tercih yapmaları için bir hak tanımazlar canını seviyorsan dediklerini yaparsın,eğer “eziğin tekiysen” kurallar böyledir.Gerçi en güçlüler de aynı,güçlü olsalar da zaafları vardır,onları güçsüzlerle aynı yapan.Bu zaaf genellikle kız arkadaştır ama ben size daha gerçekçi bir zaaf söyleyeyim,mesela bakışlar,çok şey anlatmazlar mı?Birine göz ucuyla bakıp binlerce şey ifade edersiniz ama çoğu kişi bunu anlamayacak kadar dangalaktır.Mesela birine bakıp “çekil yolumdan,bu benim hayatım.”demek istersin ama çoğunlukla anlamazlar,gözlerinle anlatabilirsin ama onlar anlamazlar,kelimeler bazen gereksizdir yani en azından benim için,ben hep böyle düşündüm.İnsanların benimle karşılaştıklarında gözlerinde gördüklerim hep çaresizlik ve korku olurdu,komiserlerin ise öfke.Anlamadığımı sanıyorlardı ama içten içe farkındaydım.Yağmaya devam eden yağmurun altında ben annemin mezar taşının yanına sinmiş otururken,bir anda mezar taşına saplanan samuray yıldızı ile düşüncelerimden ayrılmıştım…Raven.Yüzünü taktığı o maskeyle gizlemişti,kızıl saçları biraz dağınıktı,Katanalarını arkaya asmıştı,mavi gözleri karanlıkta parlıyordu…demiştim ya size bakışlar çok şey ifade eder ama çoğu kişi bunu anlamayacak kadar dangalaktır diye,sanırım bu durumda dangalak benim çünkü Raven’ın ifadesinden hiçbirşey anlamıyorum,tek bir duygu bile.Hep ifadesiz.Her gördüğümde o çok kasvetli.

“Ash…Ash…Ash,yine buradasın.Tek başına.”Eline başka bir tane samuray yıldızı aldı ve onu elinde oyuncu bir ifadeyle çevirmeye başladı.

“Patron buna sinirlenir,biliyorsun değil mi?”Onu dinlemedim benim aklım annemin sapladığı o samuray yıldızındaydı,onu nazikçe mezar taşından çıkardım ve Raven’ın kafasına isabet almaya çalışarak yıldızı geri fırlattım fakat son anda kenara çekilerek attığım o yıldızdan kurtulmuştu.

“Sakin ol şampiyon,alt tarafı bir yıldız.”

“Kapa çeneni Raven.”

“Her zamanki gibi sinir bozucusun.”diye mırıldandı ardında da yanıma çöküp oturdu.

“Bu aptal mezarda çok vakit geçiriyorsun.”cevap vermediğimde de cümlesini devam ettirdi:

“Burası zaten resmen terk edilmiş,bakımsız.”Haklıydı,mezarlık terk edilmiş gibi bir şeydi,buraya her geldiğimde bir tek ben oluyordum,bir de beni olur olmadık zamanda basan Raven tabii ve yine haklıydı mezarlık çok bakımsızdı,yabani otlar mezarların her tarafını sarmıştı,çiçeklerin de sulanmadığına oldukça emindim,her buraya olan ziyaretimde bir çiçek daha soluyordu zaten,anneminkinin üstüne ekilmiş olan çiçekler ise solalı çok olmuştu.Başları öne eğilmişti,yenilgiyi kabullenmiş gibi,şimdi de yavaş yavaş toprağa karışacaklardı çürüyüp bu doğanın dengesiydi.

“İsme dikkatlice bak.”dedim tozlanmış mezar taşındaki tozlara üfleyerek,toz tanecikleri anında havaya karışmış ardından da karanlık olduğunda üşüşen ateşböcekleri gibi havada süzülmeye başlamışlardı.

“Ivy…senin yakının falan mı,hım?”Evet,Raven’a annemin bir suikastçi tarafından öldürüldüğü hikayesini anlatmamıştım,Anlatmayı da düşünmüyordum,bunu anlatırsam tam bir “süt çocuğu” olduğumu söyleyerek benimle dalga geçecek kadar salaktı çünkü.

“Evet,yakınım.”diye mırıldandım.

“İşte bu ilginçmiş.”dedi eline aldığı başka bir keskin samuray yıldızını incelerken.

“Peki kim o kız kardeşin falan mı?”diye devam etti cümlesine.

“Hayır.”

“O zaman kim?”dedi saatlerce bakıştığı o samuray yıldızını ağaçlardan birine doğru fırlatırken,bir hışımla attığı o yıldız hızla ağacın kabuğunun içine doğru saplanmış ve birkaç tane yaprağın da düşüp hışırtılar çıkarmasını sağlamıştı.

“Bir yakınım?”dedim hala ağaçtan düşmekte olan yaprakları izleyedururken.

“Pekala,söylemeyeceğini bilmeliydim.”diye mırıldandı ardından da cebinden çıkardığı farklı bir samuray yıldızını ağacın kabuğuna fırlattı.

“O aptal samuray yıldızların biterse savunmasız kalacaksın Raven.”Güldü,içimden bir ürperti dalgasının geçtiğini hissettim.Raven’ın ilk defa kahkaha attığını duyuyordum ama bu kahkahanın da mutlu değil alaycı olduğunun farkındaydım.

“Ah…biliyor musun Ash,babam bu samuray yıldızını ilk bana verdiğinde şunu demişti:’Onu korunmak için değil korumak için kullanacaksın Raven.’tekrar alaycı bir kahkaha attıktan sonra sözüne devam etti:

“Ve şimdi verdiklerinin hepsi koru dediklerinin kanıyla kaplı…ne ironik!”Bir tane daha yıldızı ağaç kabuğuna sapladı.Evet,size Raven’ın kasvetli olduğunu söylemiştim…geçmişi de öyle,sanırım geçmişi hakkında en çok şeyi ben biliyorum,benim bildiğim de çok kısa bir şeyden ibaret,tek bildiğim:Raven’ın aslında bir asker olması gerektiği ve bu yüzden babasının ona samuray yıldızı verdiği ama Raven suikastçi olmayı seçtiği,her cinayetinde o “samuray yıldızlarını” kullanıyordu ki bence tam bir vakit kaybıydı,sırtına astığı o katanaları samuray yıldızından çok daha iyi kullandığına çok kez şahit olmuştum ama samuray yıldızlarını katanaya tercih etmesinin sebebini bana hiçbir zaman söylemedi.Belki de babasının hatırasını korumaya çalışıyordu.

“Hala onları kullanıyor olman ironik Raven,daha iyi kullandığın şeyler varken.”Düşünceli bir şekilde ağaca bakmayı sürdürdü,içten içe kendisiyle çeliştiğini biliyordum.

“Her alet ustası kadar keskindir,neyi kullandığının önemi yok.Asıl savaşı içinde verirsin.”dedi.

“Ah,içinde bir savaş verdiğini biliyorum hem de çok kanlı bir tane.”dedim mırıldanarak,bir süre sustuktan sonra ise devam ettim:

“Ve bunu saklamaya çalışıyorsun ama dediklerin seni ele veriyor.”Sözlerimin üstüne derin bir çekti,dediğim gibi onun hiç daha önce duygularının yüzünde bu kadar net okunduğuna şahit olmamıştım,bakışlarının da…mavi gözleri kederliydi,bu apaçık ortadaydı.

“Bazı şeyleri anlayamazsın,şansını zorlama küçük.”Küçük demesi her zaman sinirimi bozardı,sanki beni aşağılıyormuş gibi hissettirirdi.Her dediğinde onu boğazlayasım gelirdi, “lakaplar” hoşuma gitmiyor çünkü,lakaplar insanları “ötekileştirmek için” taktığın isimlerdir ve emin olun ben öteki demeye cüret edebileceğiniz kişilerden değilim.

“Küçük dediğin o kadar küçük değil bunu unutma Raven.”Bir süre duraksadıktan sonra devam ettim:

“Hatta o küçük yakında seni geçecek.”sırıttım,onun cevabını bekliyordum.

“Geçmeyi deneyebilirsin ama körelmiş bir bıçak ve hiç gelişmeyen deneyiminle bunu asla yapamazsın.”Yıldızlardan birini bana doğrultup söze devam etti:

“Kısaca:Dene.”

“Tabii,o “körelmiş bıçağımı” sana doğrultmaktan çekinmeyeceğimi bilmelisin.”Gerilimin etrafta kol gezdiğini hissettim Raven ve benim aramda…yağmurun altında ıslanmış…bu terk edilmiş adeta lanetli mezarda ikimizdik,biz tam olarak kimdik?

Bölüm sonu

2 yorum