İçeriğe geç

ASH

Bölüm 4 · 8 dk okuma

ASH

Bölüm 4

𝟑

Hümeyra Freya'dan özür dileyerek, daha sonra ona yardımcı olacağını söyledi. Freya çok önemli bir iş olmadığı için bir şey demedi ve onaylayarak işine döndü. Hümeyra hızlıca odadan çıktı ve iletişim kulesi asansörüne ilerledi. Hoparlörde uyarı birkaç kez daha tekrar ettikten sonra kapandı.

Asker asansörün kapanan kapısını eliyle tuttu. Hümeyra içeri girer girmez elini çekti. Kabine girdi, asker tuşa bastı. Terlemiş ve yorgun görünüyordu. Asker buraya kadar koşmuş olmalıydı. Brifingler zaten önemliydi ama bir askeri nefes nefese bırakacak kadar değil. Ayrıca Hümeyra askeri toplantılara katılmazdı, sadece üst yöneticiler katılıyordu.

"Bir sorun mu var?"

"Bilmem." Dedi asker kapıya bakarken, açıldığı gibi koşacaktı sanki.

Hümeyra bir şey demedi, cam kabinden üssün avlusuna baktı, hareketliydi. Birazdan öğrenirdi.

"Seni ne için istiyor?" Dedi Mert alayla.

"Ne bileyim?" Dedi Hümeyra ters ters.

"Teğmenlere podyum yürüyüşü yap diyedir." Dedi Mert sırıtarak, gevşediğinde tam gevşiyordu ama Hümeyra'nın şuan gevşekliğe hiç tahammülü yoktu.

Adamın kafasına sertçe vurdu. "Etek giydirip seni koridorda yürütmeyeyim?"

Mert ağzını kapattı. Gülümsemesi kayboldu. Yolun geri kalanında tek kelime etmedi.

Asansör kapısı yavaşça açıldı, kulenin en alt katına varmıştılar. Biraz önce Fatih'le bulundukları yer göründü.

"Biraz acele etmemiz lazım." Dedi asker koşmaya başlayarak, Hümeyra'nın arkasından geldiğinden emin oldu. Kızda ona ayak uydurarak koştu.

Toplantı salonuna geldiklerinde asker biraz geride durdu. Hümeyra içeri girdikten sonra kapılar arkasından kapandı.

Her köşede güvenlik amaçlı askerler duruyordu. Oda kasvetliydi. Zaten küllerden rüzgar görünmüyordu birde odanın ışıklandırması çok kötüydü. Ortada ahşaptan yapılmış, cilalı şık ve büyük bir masa vardı. Üssün önemli askerleri masanın etrafına oturmuştu. General masanın başındaydı. Hümeyra içeri girdiğinde konuşmalar kesildi. Masanın etrafındaki herkes ona döndü. Masanın başında General Cevdet Saygın oturuyordu. Sağ tarafında Albay Cengiz Ersoy ve Dr. Levent Aksoy, sol tarafında ise iletişim merkezi sorumlusu Derya Yalçın vardı. Masanın diğer ucunda lojistik sorumlusu Tuncay Arslan ile Araç Birliği Komutanı Koray Demir oturuyordu. En son gözleri, yemekhanede karşısında oturan yabancı askere takıldı.

General elini kızı davet edercesine yanındaki sandalyeye vururken masadakiler neden burada olduğuna anlam verememiş bakışlarla kızı izliyordu. "Hümeyra! Gel tatlım, buraya otur." Masadakilere döndü. "Hümeyra bugün bizimle olacak, sizin için bir sakıncası var mı?" Sinsi bakışları teker teker herkesin üzerinde dolaştı, bakışlarında itiraz edemeyeceklerini bilen bir ifade taşıyordu.

Hümeyra onun oturulmasını istediği sandalyeye yaklaşırken yemekhanedeki adamın reddiyle yavaşladı. Eli sandalyenin üstünde kaldı, bakışları karşısındaki adama kaydı. Sesi tanıdık geliyordu ayrıca. "Bir sivili masamıza alamayız General."

"O kadarda sivil değil aslında." Bakışları rahatsız edici bir şekilde Hümeyra'da dolaştı. Hümeyra huzursuzca ayağını hareket ettirdi ve generale bakmadı. Karşısındaki adama baktı.

"General, anlayamadım?" Asker kaşlarını çattı, sanki yanlış anlamamaya çalışıyordu. Düşüncelerini kontrol etmeye çabalıyordu.

"O gizlemesi gerekenleri iyi gizler, ona güvenebilirsiniz. Daha fazla oyalanmayalım." Dedi General dudak kenarında belli belirsiz bir gülümsemeyle ve Hümeyra otursun diye işaret verdi. Hümeyra sakince oturdu. Kendini fazlalık gibi hissetti, tuhaf bakışları hissedebiliyordu. Ama umursamadı, bu bakışlara alışıktı.

General ayağa kalktı konuşmak için. "Bugün toplanmamızın sebebi dışarıya önemli bir göreve çıkmayı düşünmemizdir. Bunun için özel bir ekip toplayacağız." General yavaş adımlarla masanın etrafında dolaştı, botları ağır adımlarla ilerledi ve tok bir ses çıkardı. Adımları Hümeyra'nın arkasından geçerken yavaşladı. Diğer sandalyelerin arkasına elini sürttüğü gibi Hümeyra'nın koltuğundan da parmaklarını geçirdi. Hümeyra'nın sandalyesinin arkasından geçerken parmaklarını koltuğun kenarında gezdirdi. Hareketi boynuna değecek kadar yakındı. Kimse fark etmedi.

"Bu görev diğerlerinden daha farklı o yüzden sağlam bir ekiple çıkacağız ve bende size eşlik edeceğim. Hem bizim için önemli bir şeyi alacağız hemde üssümüzü daha yaşanılır kılacağız. Ayrıca enfekteler bölgeye yaklaşmakta, temizlememiz lazım." Kendi koltuğunun arkasında durdu ve ellerini üzerine koydu. "Hepiniz ayrı ayrı görevlerinizi biliyorsunuz. Birlikte hareket edeceğiz, bölge dışına çıkacağız. Geçici olarak yerleşeceğiz ve hareket halinde olmaya çalışacağız."

Odadaki tek gürültü generale aitti. Diğer herkes bakışlarıyla onu takip ediyordu. Hümeyra henüz tanımadığı askere baktı. Onun aklına takılan ses tonuydu, bir yerden tanıdık geliyordu gerçekten de.

"Binbaşım, yanımızda gelecek askerleri size bırakıyorum. Siz ayarlayabilirsiniz, size güveniyorum."

Hümeyra karşısındaki binbaşıyı yeniden süzdü. Üste onu daha önce hiç görmemesinin bir sebebi olmalıydı.

General Albay'a döndü. "Üssü biz görevdeyken senin kontrolüne bırakıyorum Cengiz." Doktora döndü. "Levent sen bizimle geliyorsun, Cemre burada kalıyor."

Tuncay Arslan önündeki dosyanın ucuyla dalgınca oynuyordu, gözlüğü yüzünden düşecek gibiydi. "Arslan lojistik belgelerinin raporunu Hümeyra'ya ver ve göreve giderken kullanacağımız envanteri ayarla."

Dik bir şekilde oturmuş dikkatlice konuşmayı takip eden kadına döndü. "Derya ekibini hazırla, üsle İletişimi kaybetmememiz lazım, ayrıca bizi uzaktan takip edeceksiniz."

Kadın kafasıyla onayladı. Hümeyra bir keresinde onların ekranlardan askerlere yardımcı olduğunu izlemişti, korkunç denilebilirdi. Dijital olan her şeyin kilidini çözebiliyorlar ve bir sonraki hamleyi herkesten önce görüyorlardı. Derya'nın masasındaki ekranlarda onlarca kamera aynı anda akıyordu. Birkaç tuşa bastığında görüntüler değişiyor, üs çevresi harita üzerinde anlık işaretleniyordu. Uzaktan kontrol ettikleri silahları bile vardı. Hümeyra hep ne kadar havalı olduklarını düşünmüştü.

"Koray araçları hazırla, ekipteki kişi sayısına ve envantere göre." Yerine oturdu. "Öncelikle görev bölgesini netleştirmemiz gerekiyor. Son keşif ekibinin verdiği bilgiler ne kadar güncel?"

Derya başını ekrandan kaldırmadan cevap verdi. "Yaklaşık on dört saat önce alındı. Sonrasında sinyal kesildi."

Binbaşı başını hafifçe salladı. "On dört saat, bu bölgede uzun bir süre."

Hümeyra adama baktı, sessizce gözlemledi. Sarıya yakın sakallarının hafifçe uzadığını ve gözlerinin biraz yorgun baktığını gördü. Yorgunluğunu fark etmek için dikkatli bakmak gerekiyordu çünkü ciddiyeti arkasında gizleniyordu.

Hümeyra'nın bakışlarını fark eden General masanın altından ayağını hafifçe ama kızın hissedebileceği şekilde sürttü. Hümeyra'nın bakışları generale kaydı, her zamanki temasları olduğunu düşünüp önemsemedi.

Hümeyra konuşmakta kararsız kaldı, dudakları aralandı ve biran durdu. Sonra tekrar dudakları aralandı. "Bence yanımıza kaç kişi alabileceğimizi konuşmamız gerekiyor. Gereğinden kalabalık hareket edersek dikkat çekeriz, az kişiyle gidersek geri dönemeyiz."

Binbaşının bakışları kıza döndü, onun fikir belirtmesini beklemiyordu. "Az kişiyle gidersek kaybımız az olur."

General Cevdet dirseklerini masaya yaslayıp ellerini çenesinde birleştirdi. "Bence ne kadar çok kişi olursak o kadar iyi." Dedi ciddi bir ifadeyle Binbaşına bakarken. Sırıtmıyordu sanki aralarında ufak bir gerilim oluşmuştu.

"Yanılıyorsunuz..." dedi asker başını iki yana sallarken.

Cevdet sözünü böldü. "Yanılıyor muyum? Ben senden daha rütbeliyim Yaman." Rahatsız bir tonda söyledi.

Yaman alaycı bir şekilde güldü. Şimdi herkes biraz gergindi. Kafasını hiç kaldırmayan Tuncay bile dikkatle konuşmayı takip ediyordu. "Rütbesiz şüphem yok efendim, ama siz sahayı tam bilmiyorsunuz. Bilmemektede haklısınız tabii bütün gün masa başında yönetiyorsunuz. Sahadaki ekibin geniş olması enfekte sayısını arttırır."

"Enfekte olabilecek potansiyeldeyse ekibiniz, o kadarda sahada güçlü değilsinizdir."

"Ekibim yok General."

"O zaman ben ölmeyecek bir ekip toplarım. Anlaşılan siz asker seçmekte pek iyi değilsiniz."

Yaman'ın dudağının kenarları alayla kıvrıldı. "Peki, siz bilirsiniz ama ben sözlerimin arkasındayım. Madem küçük bir ekiple sahada korkuyorsunuz.." Son sözlerini mırıldandı.

Hümeyra'da hafifçe güldü, birisinin bu herifle uğraşması gerekiyordu. Bu anları gördüğü için Allah'a binlerce şükrediyordu.

General sessiz kaldı, söyleyeceği sözleri toparlayamamıştı anlaşılan. "Çıkabilirsiniz, istenen tüm verileri Hümeyra'ya verebilirsiniz."

Herkes ayağa kalktı. Yaman hiç istifini bozmadan ağırlığını koruyarak yürüdü ve ilk o çıktı. Ardından güvenlik dahil herkes odadan ayrıldı. Hümeyra tam çıkacakken arkasından o tanıdık sesi duydu.

"Sen kal."

Hümeyra geriye dönüp General'e baktı. General koltuğunda oturuyor huzursuz bir şekilde kıza bakıyordu. Hümeyra resmen onu ilk kez böyle görüyordu. O iğrenç, sinsi sırıtışı yoktu suratında ve sanırım kız bundan zevk alıyordu.

Sırf onun bu hâllerini görmek için onunla kalmaktan çekinmemişti. Kapılar kapanınca ona doğru yürüdü.

"Gel buraya tatlım.." Cevdet mırıldandı, koltuğuna yayılmıştı. Kız yaklaştığında onu üzerine çekti.

"Bir sorun mu var?" Dedi Hümeyra bilmesine rağmen, bilerek yapıyordu. Yaşlı adama baktı.

"Şu binbaşı," Elini kızın belinde ve sırtında gezdirdi. Sarı saçlarının uçlarıyla oynadı. "Çok sinirimi bozuyor."

"İlk kez farkettim onu. Neden sinirini bozuyor ki?" Dokunuşlarından rahatsız olduğunu belli etmemeye çalıştı.

"Sürekli bölge dışı çalışıyor, aslında daha çok bir ajan. Sürekli enfektelerle olmak onu aptallaştırıyor sanırım." Küçümsercesine dudakları kıvrıldı. "Senin neden dikkatini çekti canım?" Dedi sert bir şekilde. Parmaklarını kızın tenin sapladı. Diğer eliyle hafifçe onun saçlarını çekti.

"Dikkatimi çekmedi, ilk kez gördüm sadece. O yüzden. Ya sen? Sen neden beni toplantıya aldın?"

Bunu sorduğu için kahkaha attı. Kız anlamayarak adama baktı. "Sence operasyon için mi seni çağırdım güzelim? Güzel vücudun dışında pek işe yaramıyorsun." Hümeyra adamı boğmamak için tepkisiz kalmayı denedi. General kızın yanağını okşadı ve parmaklarını kızın dudağının üzerinden geçirdi. "Aslında kendini kötü hissetme canım, senin görevinde önemli. Bu yaşlı ve çok çalışan komutanı birisi rahatlatmalı öyle değil mi?"

Hümeyra zorlukla tebessüm etti. Onu faydasız görmüştü...

"Ben olmazsam bu üs ayakta duramaz." Kendi kendine söylüyordu daha çok. Eğilip kızın boynuna öpücükler kondururken arada bir mırıldanıyordu.

"Öyle." Tam tersini düşünüyordu.

"Eski karım.. tam bir rezaletti. Resmen sevişirken onu kaldıramıyordum." Kıkırdadı. "Ve sonuç olarak şişko bir enfekte olarak karşımıza çıkıyor. O gün onu hiç çekinmeden öldürdüm. Ama tanrı bu mükemmel komutana lütuf olarak seni gönderdi. Mükemmelsin..." Bir kez daha öptü kızı. Parmakları kızın saçlarına dolandı. "Bilseydim daha erken kıyameti dilerdim."

Hümeyra tiksindi, bir kez daha ama çok derinden tiksindi bu adamdan. Pisliğin teki nasıl bir kadın hakkında böyle konuşabiliyordu? Nasıl karısı hakkında böyle konuşabilirdi? Çok.. çok rahatsız ediciydi. Adam kızın dudaklarına yaklaştığında hemen geri çekildi.

"Ne oldu?" Dedi adam tam tatmin olurken bozulmasından huzursuz olarak.

"Şey, aklıma geldi de bana 3. Seviye kart verir misin?" Biraz daha özel alanlara giriş iznini açıyordu.

"3. Level mi?" Adam kaşlarını çattı. "Ne yapacaksın?"

"Hiç, sadece merak ediyorum. Çok gizli tutuluyor, ilgimi çekti." Hümeyra flörtöz bir şekilde adama yaklaştı. Elini adamın uyluğuna koydu.

Adamın ciddiyeti dağıldı, alayla güldü. "Peki, meraklı küçük bebeğim. Madem gezmek istiyorsun, al bakalım." Hümeyra'nın güzel ve fazlasıyla aptal olmasına güvenerek umursamazca cebinden bir kart çıkardı. Kıza uzattı.

Hümeyra tam kartı alacakken kartı çekti. "Ama benden başka bir şeye ilgi duyman pek hoşuma gitmiyor güzelim."

"Kıskanıyor musun yoksa?"

Cevdet güler.

"Merak etme. Seni bırakıp eski püskü koridorları gezecek değilim." Yaklaştı ve adamı öptü. Adam öpücüğün derinliğinde kaybolurken elinden kartı çekip aldı. Bir süre sonra uzaklaştı ve ayağa kalktı.

"Bu gece gelme, dinlenmeni istiyorum. Görevde sızlanma." Kız ayağa kalktığında kalçasına hafifçe vurdu.

Hümeyra kapıya yönelirken adama havadan bir öpücük attı. "Teşekkür ederim canım." Kapıdan çıkar çıkmaz suratı sertleşti. Karşıdaki askeri çalışma odasında masaya yaslanmış bir askerin gösterdiği ekranı incelerken sigara içen Yaman'la göz göze geldi. Çok kısa sürdü. Hümeyra sağ koridora yöneldi.

Bir süre sonra arkadan adım sesleri geldi.

Hümeyra hızını kesmedi.

Arkasındaki bot sesleri de kesilmedi.

Biri onu takip ediyordu.

"Dilaver!" Hümeyra durmadı.

Ses ikinci kez geldi. "Dilaver!"

Bu sefer ses daha yakından geldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.