Mina'nın Ağzından
"Kazanın sebebi sen değilsin, Rüzgar" dedi Yağız. Nasıl davranıcağımı nasıl tepki vereceğimi bilemedim sanki başımdan aşağı kaynar sular döküldü en güvendiğim insan sırtımdan vurmuştu beni ağzımdan çıkan ilk kelime "Ne" oldu gözlerimin dolduğunu hissettim.Gözyaşlarımı serbest bırakırken Yağız bana doğru geldi ve hiç tereddüt etmeden sarıldı onun sarılmasıyla birlikte daha fazla ağlamaya başladım. Yağız saçlarımı okşuyordu bir yandan geçicek diyordu kafamı kaldırdım "Rüzgar bana bunu nasıl yapar ya en güvendiğim kişiydi o" Yağız bana baktı "Güven zayıflıktır Mina" dedi haklıydı güven zayıflıktı.
Geri çekildim gözyaşlarımı sildim ve kalkmaya çalıştım Yağız durdurdu "Nereye Mina bu halde" dedi endişeli bakışlarıyla "Bırak beni Yağız o pisliğe haddini bildiricem" serumu çıkarmaya çalıştım Yağız tekrar kollarımdan tuttu "Lütfen Mina tam olarak iyi olmadan gitmen iyi olmaz o pisliğin sağı solu belli olmaz her şeyi yapabilir sen iyi ol bizzat ben getiricem yanına" dedi haklıydı o pisliğin sağı solu belli olmazdı zaten kariyerim bozulmuştu orda onun darbeleriyle daha kötü olup kariyerimi tamamen bitirmek istemiyordum.
"Haklısın ama ben burda durmak istemiyorum en azından doktorlarla konuşsan evime gitsem" Yağız koltuğa oturdu "Baban konuşmaya gitmişti" dedi babam tahmin etmişti pek haz almazdım hastanelerden buralarda pek iyi anılarım yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı içeri babam ve bir tane doktor geldi. Doktor yanıma geldi ve kontrollerimi yaptı "Bu gecede seni misafir edelim yarın taburcu ederiz" dedi teşekkür ettim ve çıktı. Babam yanıma geldi "Kızım nasıl oldun" dedi ellerini tuttum "İyim babam çok yoruldun sen git dinlen akşam gelirsin olurmu Yağız yanımda zaten" Babam bir bana birde Yağız'a baktı "Peki ben gidip uyusam iyi olur" dedi ve toparlanıp çıktı.
Bir süre sessiz kaldık sessizliği bozan Yağız oldu "Ağrın var mı?" dedi gözlerimi açtım "Şuanlık yok serumlar işe yaradı" koltuğa oturdu "Tamam o zaman bence biraz uyu dinlenirsin ben burdayım zaten" dedi "Haklısın" dedim ve gözlerimi kapattım ve derin bir uykuya daldım.
Bir gün sonra
Gözlerimi açtım karşımda babam ve Yağız duruyordu babam "Günaydın prenses" dedi "Günaydın baba" dedim ve gülümsedim. "Çıkıyoruz demi" dedim heyecanla Yağız atladı evet "Evet çıkıyorsun sizi eve ben bırakayım sorun olmassa" Babam Yağız'a döndü "Gerek yok oğlum bir daha zahmet etme" Yağız "Yok sorun değil ne zahmeti bırakırım." dedi. "Tamam o zaman ben sizi dışarda bekliyorum" dedi babam ve çıktı.
Bende hazırlanmak için ayaklandım başım döndü düşüyordum. Yağız hemen yanıma koştu yanıma koluma girdi "Dikkat etsene düşüyordun" dedi. Beni koltuğa oturttu "Ne giyiniceksin söyle ben getireyim" dedi düşündüm "Bilmiyorum ki siyah tişört ve eşortman altımı getirirmisin" hemen valize gitti giyeceklerimi aldı birde hırka aldı getirdi "Hırkayıda giyin üşütüp hasta olmanı istemem" dedi gülümsedi bende gülümsedim ona bakıyorum "Ha pardon ben çıkayım sen giyin yardıma ihtiyacın olursa seslen hemen gelirim" dedi "Tamam" dedim ve çıktı. Üstümü giyindim zar zor olsa Yağız'a bağırdım "Yağızzzz giyindim gelebilirsin" Yağız içeri girdi "Hırkayı giyinmemişsin" dedi "Giyinemedim yardım edermisin" gülümsedim "tabi yardım ederim" dedi yanıma gelip sanki tek dokunuşla kırılabilecek cam gibi narin davrandi hırkayı giyindikten sonra fermuarı çekti bana baktı "Hazırsınız hanımefendi isterseniz çıkalım" dedi gülümsedi "Hazırım beyefendi bir an önce bu yerden çıkalım lütfen" kalkıp koluna girdim ve odadan çıktık. "Oh be sonunda şu odadan çıktım" derin bir nefes aldım.
Yağız bana döndü "İstersen arka kapıdan çıkalım magazin hep öndedir" dedi "Yok gerek yok önden çıkabiliriz sorulara cevap veririm hem" gülümsedi "Peki sen nasıl istersen" asansöre ilerledik ve en alt kata indik Yağız'ında dediği gibi kapıda birkaç magazinci vardı kapıya geldik herkes kameraya almaya başladı ben yanlış anlaşılmasın diye Yağız'ın kolundan çıkarttım elimi ama Yağız şaşırtıcı bir hamle ile sıkıca elimi kavradı ve dışarıya çıktık.
Magazincilerden bir tanesi direk düşündüğüm şeyi sordu "Yağız bey ile çok yakınsınız acaba aranızda arkadaşlıktan başka birşey mi var?" diye sordu bende hemen "Hayır Yağız benim sadece arkadaşım en zor zamanımda yanımda oldu ve şu saçma dedikodularınıza son verin öyle birşey olsa ben söylerdim" dedim ve gülümsedim başka bir magazinci "Rüzgar beyi hiç görmedik yanınızda acaba aranıza buzlarmı girdi?" başımdan aşağı kaynar sular döküldü "Zamanı gelince nedenini anlayacaksınız bugünlük bu kadar soru yeter hepinize teşekkürler" dedim ve seri adımlarla Yağız ile oradan uzaklaştık.
Arabaya geldik ön koltuğa bindirdi beni ve babamın kantinden gelmesini bekledik. Yağız yan koltuğa oturdu bana bakara "Sağ koltuk prensesi" dedi göz kırpttı. Bende göz kırpmasına karşılık bende göz kırpttım ve güldüm. Bir süre sonra babam geldi "Yağız oğlum senide uğraştırdık ne gerek vardı" dedi. BABA NE OĞLU NELER DİYORSUN SEN diye bağırasım gelmişti ama içimde tuttum Yağız "Ne zahmeti hiç sorun değil benim için" dedi gülümsedi yol boyunca evin önüne geldik araba durdu. Yağız indi direk kapımı açtı elini uzattı destek almam için elini tuttum ve kapının önüne geldik babam anahtarla kapıyı açtı Yağız'a döndü "Oğlum gel istersen bir çay iç o kadar uğraştın bizimle" dedi Yağız "Yok teşekkürler ben geçeyim annemler merak etmiştir" dedi babamda "İyi peki ben içerdeyim sende gelirsin kızım" dedi bende "Tamam" dedim babam içeri girdi.
Yağız'a döndüm "Herşey için çok teşekkürler gerçekten hakkın ödenmez iyi ki varsın" dedim gülümsedim Yağız'da "Ne demek iyileştikten sonra bir yemeğe çıksak ödersin hakkını" dedi göz kırpttı sonra "Bu arada sende iyi ki varsın" dedi gülümsedim "Tekrar teşekkürler kendine iyi bak" dedim oda "Sende" dedi ve bir anda sarıldı şaşırdım ama bende ona karşılık verdim çok güzel kokuyordu geri çekildim ve el sallıyarak içeri girdim.
Yağız'ın Ağzından
Arabaya bindim ve arabayı çalıştırdım az önce sarılmıştık ve aşırı güzel hissettirmişti saçları çok güzel kokuyordu aynı papatya gibi. Yüzümde sırıtış ile evin yolunu tuttum. Eve geldim arabayı park edip içeri girdim evde kimse yoktu masanın üzerinde not vardı notu okudum yazlığa gitmişler telefona baktım bir sürü mesaj ve arama vardı. Efe'den bir sürü mesaj gelmişti
Arıza
-Kanka Mina ile fotoğraflarınız çıkmış
-Olum nerdesin herkes sizi konuşuyor
-Kanka instagramda gündem oldunuz
-Ulan Yağız maden sevgiliydiniz bana niye demedin
-LAN TWİTTERDA ADINIZA HASHTAG BAŞLATILMIŞ
-OLM TAKİPÇİN ARTIYOR LAN NE OLUYOR
-KANKA FAN HESABI AÇILIYOR İKİNİZİN ADINA
-Tabi ünlü oldun bakmıyorsun mesajlara
Ben
-Ne ünlüsü ne fan sayfası ne hashtagi ne diyorsun oğlum
-Şimdi girdim eve ne oluyor bir sürü takipçi gelmiş
-OLUM BU SAYFALAR NE LAN MİNYA SONSUZ DİYE
-TİKTOK ÇİFTLERİNE DÖNDÜK HERKES EDİT YAPIYOR OLUM
Arıza
-Ya magazin sayfaları sizin el ele fotoğraflarınızı paylaşmış
-Ama Mina'nın açıklamasını şimdi verdiler
-Bende sevinmiştim yengem oldu diye
Ben
-Ne yengesi olm saçma saçma konuşma
Arıza
-Seviyon demi lan bakışlarından belli
Ben
-Yok be ne sevmesi kanka saçmalama allah aşkına
Arıza
-Belli bakışlarından neyse ben gideyim biraz daha sizin editlerden izliyeyim
-Aşırı sarıyor lksflkadladladslş
Ben
-Salaksın sen
Gerçekten adımıza açılan bir sürü sayfa vardı bir yandan hoşuma gitmedide değil bazılarının editleri çok güzeldi. Ne diyorum ben ya diye düşünüp günün yorgunluğunu atmak için kendimi duşa attım. Duş aldıktan sonra üzerimi giyindim ve yorganın altına girip reels izlemeye başladım. Bir süre sonra Mina'ya çiçek göndermeye karar verdim ve papatya söyledim üzerinede "Güne en sevdiğin çiçekle başla istedim. Belki bunaldığın anlarda yüzünü güldürebilirim." yazdırdım ve yarın sabah gitmesini söyledim. Telefona bakarken çok uykum geldiğini fark ettim ve kendimi derin bir uykunun ellerine bıraktım.
Mina'nın Ağzından
Sabah gözlerimi açtım yanımda kocaman bir buket papatya duruyordu kim gönderdi diye düşünürken üstündeki notu açtım notta "Güne en sevdiğin çiçekle başla istedim. Belki bunaldığın anlarda yüzünü güldürebilirim." yazıyordu gerçekten yüzümü güldürmüştü gönderen kişide Yağız 'dı hemen telefonu aldım ve resimini çekip Yağız'ı etiketleyip paylaştım aramak istemiyordum çünkü büyük ihtimalle şuan uyuyordu dün çok yorulmuştu. Ayağa kalkıp koltuk değnekleri ile banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım sonra kahvaltı için aşağı indim. Babam uyanmış kahvaltıyı hazırlamış beni bekliyordu babam beni görünce "Günaydın birtanem" dedi ve sandalyemi çekip beni oturttu bende ona gülümsedim kahvaltıyı yaparken kapı çaldı Yağız geldi diye düşündüm babam kapıyı açtı ve kapıda gülümsemesi ile beliren biri vardı Rüzgar.
Selam ballarrııımm biliyorum bölüm atmayalı uzun zaman oldu bunun için sizden çok özür diliyoruuumm umarım bölümü seversiniz hepinizi kocaman öpüyorum diğer bölümde görüşmek üzereee
Yorum yapıp oylamayı unutmayınnn