İçeriğe geç

Aşeka

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Aşeka

Bölüm 1

Gerçekler

Figen'den

Karşımda duran binayı baştan aşağı heyecanla süzdüm. Demek burada oturuyordu Kemal. Bina kapısından içeri girip asansöre adımladım. Asansörden içeri girdikten sonra 3. Katı tuşladım. Asansörden inip kapısının kenarında Kemal Turan yazan eve doğru adımladım.

Sık ve hızlı nefesler alırken göğüsüm inip kalkıyordu. Titreyen elimi kapı ziline yaklarştırdım, stresle bastıktan sonra elimi indirip beklemeye başladım. Kapı bir süre sonra açıldı. Açık kahve gözleri, kıvırcık kumral saçları ile benden hafif kısa bir kadın karşıladı beni. Sanırım Kemal'in karısıydı.

"Buyrun, kime bakmıştınız?" dedi nahif bir ses tonuyla. Karşısında, kucağında bebekle tanımadığı bir kadını görünce bu soruyu sorması muhtemeldi ama yine de heyecanlanmıştım.

Bir yıl aradan sonra onu görmeye hazır olup olmadığımı bilmiyordum.

"Kemal Turan'a bak-" derken sözüm arkadan buraya doğru giderek yaklaşan sesle yarıda kesilmişti.

"Kim gelmiş hayatım." onun o gün bana bağırırken ki sert sesinin karısına karşı nasıl da yumuşadığını duyunca yutkunamamıştım.

Kapıda, karısının yanında beliren bedeni, beni görünce kasılmıştı. Önce kaşlarını çattı sonra üzerimde gözlerini gezdirerek yavaşça süzdü.

"Bilmiyorum, daha önce hiç görmemiştim bu kadını. Galiba seni soruyor." dedi.

"Bebeğim iki dakika içeri geçer misin? Konuşup geliyorum hemen." dedi Kemal yumuşak bir tonda. Karısı kaşlarını çattı önce sonra da duymadığımı sandıkları bir tonda, kısk bir sesle konuşmaya başladılar.

"Neden benim yanımda konuşmuyorsun bir tanem."

"Bir aile dostumuz, kocası vefat etmişti bir şeye ihtiyacın olursa benden isteyebilirsin demiştim. Ondan gelmiştir herhalde, senin yanında istemeye utanır belki." dedi Kemal üzgün çıkarmaya çalıştığı bir sesle. Dini imanı yalan olmuştu bu adamın. Kafasında ne kadar çabuk senaryolar kurabiliyordu. Hayretler içinde ona bakmaya başladım.

"Tamam ben içerdeyim. Haklısın üzücü bir durum, utanabilir." dedi ve ardından ekledi.

"Çok iyi kalplisin biliyorsun değil mi?" Kemal iyilik meleği falandı da benim mi haberim yoktu? Egoist bir tavırla mırıldandı.

"Biliyorum bebeğim." daha sonra karısının yanağına küçük bir öpücük kondurdu. Karısı birazdan kopacak olan kıyametten habersizce içeri doğru adımladı. Kemal karısının gittiğinden tamamen emin olduktan sonra bana dönerek kısık ama sert ses tonuyla konuşmaya başladı.

"Bir daha karşıma çıkma, demedim mi ben sana!" dediğinde alayla güldün.

"Dediğini çok net hatırlıyorum. Ancak bu söylediklerin ben küçük bebeğimiz Hare'ye hamile kalmadan önceydi." Sertçe yutkunduktan sonra bakışları kucağımda olan bebeğe indi. Ardından ise bileğinde olan isimli bilekliğine. Hare yazısına uzunca baktı. Daha sonra kendine gelmek için kafasını iki yana salladı.

"Ne saçmalıyorsun sen?!" sert ses tonu karşısında irkildim. Bağırdığının farkında bile değildi. Bu iş sandığımdan kolay olacaktı sanırım. Kafamı iki yana sallayıp alayla sırıttım.

"Saçmalık falan yok ortada. Kucağımda senden bir parça olan minik bebeğimizi taşıyorum." onu sinir etmek amacıyla, cevap vermesine izin vermeden tekrar konuştum.

"Baksana babası ne kadar da tatlı." diyerek dudak büzdüm.

"Beni bu yalanlarla kandırabileceğini mi sanıyorsun aptal kadın?" dediğinde cesurca gülümsedim. Hemen ardından sonucun ne olduğunu bilmeme rağmen bir teklifte bulundum.

"DNA testi yaptırmaya ne dersin?" emin çıkan ses tonumla sertçe yutkunduğunu hareket eden adem elmasından anlamıştım. Koridordan gelen karısıyla munzurca gülümseyerek konuştum.

"Karın bebeğimizin haberini duyunca çok sevinecek olmalı." dediğimde tehdit eden bir tonda fısıldadı.

"Sakın! Şimdi buradan siktir olup gidiyor ve bir daha karşıma çıkmıyorsun anladın mı?!" dediğinde karısı gelmişti. Kadın kaşlarını çatarak konuşmaya başladı.

"Hayatım bu kadın neden hala burda?" dediğinde sesinde yatan tehdidi anlamam zor olmamıştı. Hey! Ben burdayım ve sizi duyabiliyorum.

"O da şimdi gidiyordu." dedikten sonra evet dememi neredeyse yalvaran bakıslarıyla bana bir soru yöneltti.

"Değil mi Figen? Tam da gidiyordun sen." Yoo gitmiyordum hala burdaydım.

"Aslında buraya sizlere bir takım gerçekleri anlatmaya gelmiştim." dediğimde merakla sordu.

"Nasıl bir gerçek?" dedi fakat artık saatlerdir kucağımda olan Hare daha fazla ağırlaşmaya başlamış gibi hissediyordum.

"Müsaitseniz içeride konuşsak olur mu? Malûm kucağımda bebekle çok yol kat ettiğim için biraz zor oluyor." dediğimde kadın apar topar yeni hatırlamış gibi konuştu.

"Pardon. Bu günler de biraz dalgınım da, çok yorulmuş olmalısınız. Buyrun içeri geçin." dedi. Ayakkabılarımı çıkarırken merak ettiğim soruyu sordum.

"Adınız neydi?"

"Aysun." dediğinde memnunca gülümsedim.

"Sizin adınız da Figen sanırım." diyince kafa sallayarak yanıtladım.

"Evet." dedim. Adımı az önce Kemal'in bana hitap şeklinden anlamış olmalıdı.

Ayakkabılarımı çıkardıktan sonra minik hareketlerle içeri adımladım. Koridorda ilerlerken eliyle hafifçe sağ taraftaki kapıyı göstererek oturacağımız odayı belirterek konuştu

"Salon şu tarafta." sonra kapıyı açıp içeri adımladığında hemen arkasından yürüyordum. Kemal'in öldürücü bakışlarını sırtımda hissetmiştim ama koltuğa oturmak için onun olduğu tarafa döndüğümde bundan emin olmuştum.

"Buyrun. Ne gibi bir gerçekten bahsedeceksiniz merak ediyorum." dediğinde sırıttım.

"Kucağımdaki bebeğin babası ile ilgili gerçekler." dediğimde kafa sallayarak konuştu.

"Eşinizin öldüğünü söylemişti Kemal." dediğinde küçük bir kahkaha attım.

"Ben hiç evlenmedim Aysun hanım." dediğimde bakışlarında ki merakı görmüştüm.

"Kucağımda ki minik bebeğin babası Kemal." dediğimde gözleri büyüdü, daha sonra hızlı hızlı konuşmaya başladı.

"Kemal ne diyor bu kadın?!" diye bağırdığında Kemal hemen inkar etmeye başlamıştı.

"Yok öyle birşey hayatım. Huzurumuzu bozmaya gelmiş bu kadın." dediğinde munzurca gülümseyip gerçekleri anlatmaya başladım.

"Bundan bir yıl önceydi." derin bir nefes alıp devam ettim.

"Canım çok sıkkındı, annemi kaybetmiştim. Kafamı dağıtmak amacıyla bir gece mekanına gitmiştim."

1Yıl Önce

Annem...

Bu hayattaki her şeyim. Onu kaybettim. Bir trafik kazası sonucu ellerimden kayıp gitmişti. Önümdeki bardağı tek dikişte bitirip masaya sertçe bıraktım. Yavaştan sarhoş olduğumu hissedebiliyordum. Oturduğum L koltukta iyice yayılmıştım. O sırada çapraz masamda oturan adamın bu tarafa baktığını fark ettim. Gözlerim sarhoşluktan bulandığı için yumup tekrar açtığımda karşımda gördüğüm kişinin gençlik aşkım Kemal olduğuna emin olmuştum. İçki bardağını doldurup ona doğru kaldırdığımda, o da bana karşı bardağını aynı harekletle kaldırmıştı.

Ayağa kalktığında ne yapacağını merak ettiğim için dikkatle onu inceliyordum. Benim oturduğum masaya doğru doğru geliyordu. Hafifçe yana doğru kayıp, L koltuğun köşesini boş bıraktım. İyice buraya yaklaştığında gelip boş bıraktığım köşeye bacaklarımız değecek şekilde oturdu. Biraz daha yaklaşıp fısıldadı.

"Figen." dediğinde yavaşça mırıldandım.

"Hmm." iyice dibime girip kulağımın arkasına küçük bir öpücük kondurdu.

"Çok güzelsin." dediğinde iyice dudağıma yaklaşmıştı.

"Öyleyim." dedikten hemen sonra dudaklarına yapışmıştım. İyice derinleşen öpüşmemizle birlikte onu koltuğa yaslayıp kucağına çıkmıştım. Alınlarımız birbirine değiyorken, nefes almak için birbirimizden ayrılmıştık.

"Seni görmeyeli uzun zaman ol-" cevabımın yarıda kalmasının sebebi dudağıma kapanan dudaklar olmuştu. Üzerimde ki deri ceket yavaşça omuzlarımdan düşmüştü. Açıkta kalan boynuma doğru öpücüklerini sıraladığında kendimi ona bastırmıştım. Kısık sesle inleyerek konuşmuştu.

"Sonum olacaksın." dedikten sonra tekrar dudaklarıma yapışmıştı.

Kucağında benle ayağa kalktı. Ceketimi koluna asıp, çıkışa ilerledi. Mekandan çıkıp siyah lüks bir arabaya yaklaşıp ön yolcu koltuğunun kapısını açıp beni oturtup kapıyı kapattı. Sürücü koltuğuna oturup bana yaklaştı.

"Evin nerede?" diye fısıldadı. Bir süre düşünüp cevap verdiğimde, arabayı çalıştırıp eve doğru sürmeye başladı. O sırada sırıtarak onu süzüyordum. Yıllar onu değiştirmişti. Omuzları genişlemiş, gömleğinden bile belli olan kasları olmuşmuştu.

Evin önünde durduğumuzda arabadan indi. Bende kapımı açıp indiğimde çoktan önümüme gelmişti bile. Dudaklarıma kapanıp kucağına aldığında evin kapısına doğru adımlıyordu. Koluna astığı ceketimden anahtarı aldı, kapıyı açıp içeri adımladı. Kapıyı kapattıktan sonra beni kapıya yasladığında tekrar dudaklarıma yapışmıştı. Bedenimizi kapıdan ayırıp sarhoşluğun verdiği savsaklıkla yatak odasına doğru yürüdü. Kapıyı açıp odadan içeriye girdi. Beni kucağından bırakıp, yatağa oturtturdu. Hafifçe omuzlarımdan tutarak geriye doğru yatağa uzandırdı. Daha sonra dirseklerini kollarımın iki yanına koyarak üzerime eğilip dudaklarımızı birleştirdi.

Üzerimizdeki kıyafetler tek tek yere düşmüş, biz bu gece tüm benliğimizle birbirimizin olmuştuk. Hiçbir şeyi umursama£dan, geçmişi geride bırakarak birlikte olmuştuk. Sabah olacaklardan bir haber mutlulukla uykuya dalmıştım.

Bölüm sonu

1 yorum