İçeriğe geç

ASAP

Bölüm 1 · 2 dk okuma

ASAP

Bölüm 1

1-EN KISA ZAMANDA, ORADA

İtiraf ''ediyorum sana itiraf ediyorum

Başladı yaralı aşklara maruz kalma

Masumum, dışarıdan daha masumum

Maalesef, bunun için sana mecburum''

..

Kendimi tamamen şarkıya kaptırmıştım. Otobüste olduğumuzu tamamen unutmuş, hoplaya zıplaya şarkıya eşlik ediyorduk.

''Ölene kadar aşık olamazsın

Birisi onu çıkaramazsın

Sen o tür oyunlara katlanamazsın

Senin bir kalbin var''

Yüzüme gelen saçlarımı elimle geriye taradım. Benimle birlikte diğer kızlar da durunca hoca bu boşluğu fırsat bilip müziği kapattı.

'Yeter bu kadar, birazdan ineceğiz zaten.' Hocanın sözleriyle birlikte başımı çevirip cama baktım. Yol kenarları Kayın ağaçlarıyla doluydu. Ormana gelmiştik sonunda.

'Dinleyin çocuklar, kamp yerine araç sokmak yasakmış. Aracı gölün üst tarafında bırakacağız. Kamp alanı ise gölün hemen yanında. Biz biraz daha geriye kamp kuralım.'

Kamp alanında herhangi bir tesis olmadığını daha önceden öğrenmiştik. Bu yüzden biraz gergin olsam da üstesinden geliriz diye düşünüyorum. Zaten orada tek başımıza da olmayacağız. Olur da bir şey olursa diğer gruplardan yardım isteyebilirdik.

' Ormanın girişinde telefon çekiyor ama kamp alanında ve ormanın içinde telefon çekmiyormuş. Arama yapmanız gerektiği zaman ormanın girişine gelmeniz gerekiyor.'

Şoförün sözleri üzerine herkesin morali çöktü. On dakikalık bir konuşma için bile dakikalarca yürümemiz gerekecekti.

'Bir süre telefonunu kullanamayacaksın gibi görünüyor, bunun için çok üzgünüm Alper.' Sahte bir üzüntüyle Alper'e baktı hoca.

Arif hocayı duymazdan gelse de Alper'in moralinin bozulduğu belliydi. Bir telefon bağımlısı için on gün telefon kullanamayacak olmak cehennem gibi olsa gerek. Kampa da zorla getirilmişti zaten.

' Hocam, çocuğun duygularıyla oynamayın lütfen, siz onun ne çektiğini anlayamazsınız.'

Alper'in sağ tarafında durdu Arda;

' Simge Hoca yanınızda olduğu için sizin telefon kullanmanıza gerek yok tabii..'

Sol taraftaki yerini aldı Arman.

Hocanın yüzü kıpkırmızı olmuştu. İkizler her zamanki gibi laflarını sakınmadan söyleyivermişlerdi.

'Sizi veletler! Utanmıyor musunuz hocanızla böyle konuşmaya?!'

Büyük bir arsızlıkla başlarını iki yana salladılar. Hocanın kızarmış yüzüne bakıp güldüler. Ama onlar konuşamadan şoför araya girdi.

'Geldik hocam, arabayı şu araya çekeyim mi? Göle daha yakın gibi görünüyor.'

Kafamızı şoförün gösterdiği yere çevirdik. İki Karaçamın arasında genişçe bir boşluk vardı. Önümüzde ise Tortul Gölü tüm ihtişamıyla duruyordu.

'Herkes çantasını ve eşyalarını alsın, çadırları biz getiririz.' Arif hoca ve Mert hoca peş peşe arabadan indiler. Çantamı sırtlayıp Selen'in yanına yürüdüm.

'Biz yürüyelim bence, çadırlar için düz bir alan bakalım.'

Onu onaylayıp peşine takıldım. Yavaş adımlarla aşağı inmeye başladık. Yaz mevsimi yeni geldiği için alanın çok kalabalık olmasını beklemiyordum. Ama çadır sayısı beklediğimden daha azdı.

Göl kenarına geldiğimizde etrafımıza bakınmaya başladık.

Gölün yola yakın kısmındaki çadır sayısı daha fazlaydı. Çoğu kampçı yaktıkları ateşin yanında oturuyordu, bazıları ise göl kenarına kurulmuş balık tutuyorlardı. Hava güneşli olsa da burası birazcık serindi.

'Ecem, neden dik dik bakıyorlar sence ?' Kafamı çevirdiğimde bize bakan kampçıların bazılarıyla göz göze geldim. Rahatsız olmuş bir şekilde bize bakıyorlardı.

İki taraftan da sarılmış gibiydik. Arkamızda göl önümüzde ise geldiğimiz yol vardı. Selen'in elini tutup yürümeye başladım. Bizi izlediklerinin oldukça farkında olsam da görmezden gelip yürümeye devam ettim.

'Bir şeyler ters gibi hissediyorum...' Selen yavaşça kafasını salladı. Aracın önüne geldiğimizde durup geriye baktım. Hala bize bakıyorlardı.

...

Bölüm sonu

3 yorum