İçeriğe geç

ASANSÖRÜN AŞAĞISI

Bölüm 4 · 4 dk okuma

ASANSÖRÜN AŞAĞISI

Bölüm 4

4.Bölüm

Daphne benden önce kalktı,ben korkudan olsa gerek vücudumu hissedemiyordum. Bacaklarım... Bacaklarım çok zayıflamış gibiydi. Kalkmaya çalıştıkça bacaklarıma bir ağrı saplanıyor ve bu ağrı midemi bulandırıyordu. Daphne bana 'sorunun ne' dermiş gibi baktı,ancak bir tepki veremedim. Yüzünde ilk defa bu kadar belirgin bir mimik görmüştüm. Çok kısa bir an,sonra hâlâ tehlikede olduğumuz için Daphne'ye sorunumu anlatmak için,adını kekeledim. Dilim tutulmuş gibiydi. Daphne hızlıydı ,sorunu anlamıştı:

-" Ha,evet .korkudan bayıldıktan sonra vücudun yan etki göstermeye devam ediyor olmalı." Biraz düşündü ve devam etti:

-" Cesetler ve o katil adam..." sustu ve yüzüme baktı. Ölü bedenlerdi,hepsi. Bir zamanlar hayalleri olan, buradan düştükten sonra kurtulma ümidi olan insanlardı. Onları bekleyen aileleri,arkadaşları, sevenleri,hepsini geride bırakmışlardı. Ruhları artık bu dünyada olmayan, belki de yaşasa kırık kalpleri yapıştıran, paslanmış hayalleri cilalayan kişiler... Daphne adımı seslendiğinde düşüncelerimden sıyrılıp somut dünyaya döndüm. Yüzüm ıslaktı,Daphne bana doğru yaklaşmıştı.

-"Şşt,Jasey..." dedi.

-"Ağlama." Sesinde şefkat belirmişti. Diz üstü çökerek bana daha fazla yaklaştı.

-"Eğer istersen biraz dinlen, bak; bir ses gelmiyor, şimdilik güvende olmalıyız. "

Yüzünde yumuşak bir ifade vardı,belki de bana öyle geliyordu. Konuşmak istiyordum ancak boğazım düğümleniyordu. Hıçkırıklara boğulmamak için kendimle savaşıyordum. Hıçkırıklarım durunca,loş ışıkların cızırtısı belirginleşiyordu ve sessizlik ortamı dramatikleştiriyordu.Sonra annemle babamı hatırladım. Yüzümde küçük bir tebessüm oluştuğuna eminim. Alerjisi olmasına rağmen,ben istiyorum diye eve kedi alan annem ve imza günü olmasına rağmen benimle en sevdiğim film vizyona girdiğinde sinemaya gelen babam,bu yerde hapsolduğumh bilseler; kalpleri buna dayanır mıydı ki? Yüzümdeki tebessüm solmuştu,çünkü şimdi yüzümü ellerimin arasına alarak hıçkırıklarla ağlıyordum. Düşüncelerim yeniden birbirine dolanmıştı. Ben,hayatı;her daim güzel sanıyordum. Nasıl bu kadar çocukça düşünmüştüm ki?

-" Ben çok aptalım,biliyor musun? " dedim.

-" Yaşamımda ben istemeden kötü bir şey olamayacağına inanıyordum." Daphne elini şefkatle saçlarımda gezdirmeye başladı, bana merhamet ediyor gibiydi.

-" Harika bir ailem var,isteğim yerine gelmezse üzülür diye,benim için herseyi yapan... Onlar bunu bilselerdi... Burada olduğumu bilselerdi..." boğazım yine düğümlendi.O an bir şeyler söyledi ancak yalnızca bir cümleyi anlayabilmiştim.

-"Acını anlayabiliyorum:onlara kavuşacaksın,üzülme."Bu sözcüklerle, tuhaf kadının:duygularını dışa aktarmakta sorun yaşayan merhametli biri olduğuna inandım.

Eminim ki seni suça iten sebep de benim anlayamayacağım bir şeydir şefkatli kadın.

-" Jasey, hıçkırıklarının gürültüsü bizi tehlikeye atıyor. " dedi. Haklıydı. Gürültü yapıyordum. Korkumu yenecek güce sahip değildim,hiçbir zaman olmamıştım. Düşündükçe,daha önce ne kadar işe yaramaz olduğumu hç takmadığımı farkettim. Çocuk muayenesi bölümünü seçmeye karar verdiğimde bile başarmamı ailem sağlamıştı. Ben ise kendi emeklerimle tıp fakültesini kazanmışım gibi gururla ailemin kazancını alışverişe ve lunaparklara harcamıştım. Onlara sevgi dışında bir şey vermemiştim.

Sakinleşmeye başlamıştım. Sonra Daphne bir ses duymus olacak ki elini saçlarımdan çekip beni kolumdan tuttu.

-" Şşt!" önümüzde ayrılan yollara göz gezdiriyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken ben de bir ses duydum ve öndeki yollara döndüm. Kanım çekiliyor gibi hissediyordum. Dikkatimi karşıdaki yollara verdiğim sırada en baştaki yoldan bir hareketlenme görmem ile bacaklarıma gelen güç beni ayağa kaldırdı .Gelenlerin birbirini kovalayan fareler olduğunu farkedince rahat bir nefes aldım.Tam o anda gözlerim bir çift karanlık,delici gözlerle buluştu. Boğulacakmış gibi oldum! Daphne kolumu sıkıca kavramıştı ve beni geriye doğru çekmeye başladı.Adam görüş alanımdan çıkarken bile yüzündeki, gömleğindeki kan izleriyle dehşete düşüyordum.Daphne beni çekti ve hızla koşmaya başladı.

-" Kaç,Jasey!"

Korku gücün tamamını kullanmamımızı sağlar.

Bacaklarıma gelen güç sayesinde normalden daha hızlı koşmaya başladım .Kendimde olduğumu farkettiğinden olacak,Daphne kolumu bıraktı. Neredeyse aynı hızda koşuyorduk! Kendimi ebelemece oyunundaymışım gibi hissederek, gerçeklikten çıkıyor ve korkmuyordum. Arkamızda küfürler yağdırarak bizi kovalayan adamın haykırışları uzaklaşıyordu. Tam o anda ceset kokularını yeniden almaya başladım. Gözüme gelen görüntüler ile kendimi kaybettim ve tökezledim.O an koşan adamın haykırışları adamın yaklaştığını kanıtlıyordu.

Bileğimi burkmuştum . Adam mesafeyi kapatmak üzereydi. Sekerek koşmaya çalıştım ancak adam mesafeyi iyice azaltmıştı,çok geçti , arkamdan uzanan elin rüzgarını hissedebiliyordum. Her şey donmuş gibi hissettim . Bu kadar erken... Daphne'nin çığlığını duydum. Adamın parmağı saçıma dokunduğu an kolumda;aniden bir acı hissettim.Daphne'nin elleriydi bu acının sebebi. Kadın son anda kolumu çok sıkıca kavramıştı. Sonra beni hızla ileri doğru çekti . Bileğimin ağrısını unutmuştum, Daphen koştukça ben de onu takip ediyorudm.Tökezleyerek,katilin pis parmaklarında bir kaç saç teli bırakarak kaçabilmiştim! Adam şoku atlattıktan sonra :

-" Kahretsin,bir dahaki sefer bana baltam da eşlik edecek ucube ! İnan bana , şimdi olduğu kadar şanslı olmayacaksın..." diye haykırdı. Peşimizden gelmeyi bırakmıştı. Ben son sözlerini düşünürken ceset kokusu da artıyordu.Daphne'ye baktım. Gayet sakin bir şekilde koşuyordu. Benimse midem bulanıyor ve basım dönüyordu. Ancak koşmayı bırakmamıştık. Yollardan ilkine girip orayı geçtik. Dümdüz,geniş yolda ilerlerken,uzaktan bir silüet göründü ve durduk. Silüet,katilin silüeti olamayacak kadar zayıf görünümlüydü. Etrafında dönüyormuş gibi görünen silüet kafasını bize çevirdi ve bize doğru hızla koşmaya başladı. Bir taraftan da bağırıyordu. O bize yaklaştıkça dedikleri anlaşılıyordu:

- "Hey! Size diyorum! Hey!" Gelen çelimsiz bir orta yaşlı idi. Kaçmalı mıydım? Bu çelimsiz,orta yaşlı adam,o seri katilin işbirlikçisi olabilir miydi? Yoksa bizim gibi buraya mahsur kalmış,masum bir adam mıydı? Adam yaklaşıyordu! Bordo,oversize eşofmanı koşarken oluşan rüzgar ile dalgalanıyordu ve kıvırcık saçları uçuşuyordu.Ne yapacağıma karar veremediğim için Daphne'nin ne yaptığına odaklandım. Daphne'ye baktığımda,yüzünde tuhaf bir ifade ile adamın bize yaklaşmasını izliyordu. Daha önce hiç görmediğim bir ifade ile.

- "Yoksa hayal kırıklığına mı uğradın,Jasey?" dedi anlam veremediğim bir ses tonu ile. Aniden bağırdı:

-"Kaç,kaç,kaç!"

Bölüm sonu

1 yorum