İçeriğe geç

ASANSÖRÜN AŞAĞISI

Bölüm 2 · 3 dk okuma

ASANSÖRÜN AŞAĞISI

Bölüm 2

2. Bölüm

Dümdüz yolda bir kaç dakika koştuk... Bu arada havada anlam veremediğim o tuhaf ve iğrenç koku da artıyordu. Koşmayı bırakmadan, Daphne'ye böyle bir kokuyu daha önce alıp almadığını sordum. İlk defa böyle havayı kokladığını , kaynağını ise merak ettiğini bağırarak söyledi. Acaba burada şehirin atıklarının toplandığı bir yer falan mı bulunuyordu?

Biraz sonra yolumuz 6'ya ayrıldığı için durmak ve düşünmek zorunda kaldık.

-Şimdi ne halt yiyeceğiz?! " deyiverdim.

- Anlaşılan yanlış yola gelmişiz,Jasey. Hadi çıkış yoluna! " Hızla geriye döndük ve ters yöne koştuk. Koştuk, koştuk , koştuk... Direklerin,farelerin önünden ve yanlarından hızla geçtik. Asansör boşluğunun durduğu yere geldik ve koşmaya devam ettik. Yol git gide genişliyordu ve karşımızda 3'e ayrılarak beni darlıyordu. Aniden durup Daphne'ye baktım. Ne düşündüğünü tahmin edebiliyordum . Bunu dile getirdi de:

-“ Farklı yönlere gidelim. Eğer 2'den fazla yola çıkan bir yol ile karşılaşırsak, buraya dönüp bir diğerimizin gelmesini bekleyelim . Ne dersin?” Bu yer beni yeterince korkutuyordu,bir de yalnız başıma mı kalacaktım yani? Ya yolum tüm farelerin biriktiği bir alana çıkarsa! Daphne yüzümden ne düşündüğümü anlamış olacak ki fikrini değiştirdi:

-Her neyse,beraber olursak daha iyi. Her canlı,her daim bir diğer canlının yardımına muhtaçtır." dedi.Sonra da en soldaki yol ile koşmaya devam ettik.

Karşımıza her defasında yeni yollar çıktığı için çıkışa giden yolu bulmamız için hiçbir işaret olmamasına öylesine çok sıkılıyordum ki... Bu sıkıntı anlatılamazdı bir kere. Hayatımda ilk defa bu kadar kötü hissediyordum,ilk defa bu kadar kötü bir gün yaşıyordum. İnce bluzumu geçip derime , koştukça daha fazla vuran soğuk ve her dakika artan o kötü koku... Diğer insanlarla iletişime geçmemi sağlayan tek cihaz bile şu anda gereksizdi. Bir çıkışın hâlen bulunmayışı, umudumu yavaş yavaş söndürüyor, midemi bulandırıyor ve kafamı karıştırıyordu. Koku dayanılmaz bir hâl aldığında durup dizlerimin üstüne eğilerek Daphne'ye baktım. Nefes nefeseydik . Konuşmaya çalıştıkça öksürüyor, havadaki bayatlık nefes almamı zorlaştırıyordu. Bir taraftan farelerin iğrenç sesleri geliyordu.

-Bu koku da nesi böyle?" dedi yüzü ekşimiş vaziyette Daphne. Ağır adımlarla ağzımdan nefes almaya çalışarak kokunun en yoğun olduğu yola doğru ilerlemeye başladım. Farelerin sesi artıyordu. Karşıma çıkan görüntüyü ilk bakışta anlayamadım. Daha dikkatli bakınca ise donup kaldım.

Daphne'nin bana seslenişi ile kendime geldim ve derhâl ters yöne doğru tüm gücümle koşmaya başladım. O korkunç görüntü gözlerimin önünden gitmiyordu. Gözlerimi sımsıkı kapatıp çığlık attıkça görüntü aklımda daha da netleşiyor, diğer düşüncelerimi örtüyordu. Gözlerimi açtım ve geldiğimiz yolu hatırlamaya çalıştım. Lanet olsun, düşüncelerimi toparlayamıyordum! Durdum ve sakin kalmaya çalıştım ancak olmuyordu. Bu yerde; yaşama hakkımız güvende değildi. Ben bunları düşünürken Daphne bana yetişti ve kolumdan tuttu. Nefes nefese konuştu;

-Neden bu kadar çok korktun?" Titriyordum. Dayanamayıp köşeye kustum. Loş ışıklar sinirlerimi daha da bozuyordu. Daphne bana seslendi :

- Orada ne vardı?" Tüm gücümü toplayıp cevap verdim .

- Parçalanmış , farelere yem olmuş kanlı cesetler .

_ _ _ _

Daphne sayesinde şimdi daha sakindim . Kütüphane binasının öğle arasına girme saatiydi ve şimdi gerçek anlamda burada mahsur kalmıştık. Bir çıkış yolu bulamadığımız gibi asansörle geldiğimiz yönü de kaybetmiştik. Daphne hâlâ bir kurtuluşun olduğuna inanıyordu . Ama eğer öyleyse onca cesetin burada olmaması gerekmez miydi? Üşüyordum. Korkuyordum. Ama yaşama umudum tükenmemişti. Solda cesetler vardı. Sağ tarafta da aynı koku olduğuna göre orada da durum aynıydı. O hâlde asansör boşluğundan sesimizi duyurmak zorundaydık. Tüm cesaretimi topladım ve kalktım. Daphne'yle birlikte tüm yollardan geçmeye başladık.Sonra yorulduk ve dinlenmek için durduk .Harekete geçmek üzereyken, dikkatimizi ilerideki yollardan birinden gelen ayak seslerine çevirdik. Bu sesler beni çok sevindirmişti. Demek sonunda bizi kurtarmaya gelmişlerdi. Sevinçle sesin geldiği yola yöneliyordum ki, Daphne'nin beni kolumdan tutup kendine doğru, en sağdaki yola çekmesiyle şaşkına döndüm. Daphne sus işareti yaptı ve ortadaki yoldan çıkıp bize sırtı dönük şekilde ilerleyen adama baktı. Loş ışıkların altında beyazımsı, yırtık bir gömlek giymiş adamın üstü başı kırmızımsı - kahverengi lekelerle ve noktalarla dolu idi . Elinde parlak bir balta ve siyah bir poşetle , hırçınca yürüyordu. Korkudan nefes dahi alamadım.

Bir bu eksikti !

Bölüm sonu

1 yorum

  • Şu ana kadar konusu falan güzel, ayrıca kalemin de ayrı bir güzel ♥️

    1Yanıt