İçeriğe geç

Artık Prenses Değil

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Artık Prenses Değil

Bölüm 2

Doğum Günü Sabahı

Günün ilk ışıklarıyla uyandım, amacım ortalık tenhayken arkadaşımı ziyaret etmekti. Daha yüzümü yıkayamadan kapı çaldı. Harika, bu planlarımın suya düştüğünü gösteriyordu

Arkam dönük şekilde "Gelebilirsiniz."diye seslendim. Sarayda asla kapınızı çalanın kim olduğunu bilemezdiniz, o yüzden kendinizi sağlama almak iyiydi.

Kapı açıldı, tanıdık bir ses "Doğum gününüz kutlu olsun, leydim!" diye seslendi. Yavaşça sese doğru döndüm. "Teşekkür ederim." Gelen Li-iria'ydı. Elinde küçük mavi bir mücevher kutusu duruyordu. Bana doğru uzattı.

"Gerek yoktu ama düşünmen çok hoş." dedim kutuyu açarken. İçinden gümüş bir kolye çıktı. Pencereden bolca gelen ışığa doğru kaldırdım. Küçük bir yıldız.

Kolyeyi boynuma takarken "Neden bu kadar erken kalktınız?" diye şüpheyle sordu. "Hiç." dedim ikna edici bir şekilde gülümseyerek.

Noah'ın kaçırılmasından sonra asla aramız eskisi gibi olmadı.

Bunu söylemek kolaydı.

Zor olan, ne zaman değiştiğimizi hatırlamaktı.

Çocukken doğum günlerimiz aynı güne denk geldiği için ikimizin de kutlaması birlikte yapılırdı. Annem bunun daha eğlenceli olduğunu söylerdi. Babamsa her yıl pastanın üzerine aynı sayıda mum koydurmanın saçma olduğunu söyleyip yine de iki ayrı pasta hazırlatırdı.

Noah mumları üflemeyi severdi.

Ben ise dilek tutmayı.

Her yıl birbirimizin dileğini öğrenmeye çalışır, sonra da gerçekten duyduğumuzu iddia ederek birbirimizi kandırırdık.

Bir keresinde Noah dileğinin ne olduğunu söylememişti.

Ben de bütün gün peşinden ayrılmayıp durmadan sormuştum.

Sonunda dayanamayıp kulağıma eğilmiş ve fısıldamıştı.

"Benim yerime senin tahta geçmeni diledim."

Sonra onu kaçırdılar.

İnsanların bazı şeylerin değiştiğini anlaması için büyük bir olay yaşaması gerekmez. Bazen bir insan geri döner ve siz onunla konuşurken, eskiden aranızda olmayan bir mesafenin artık orada olduğunu fark edersiniz.

Noah döndüğünde ben onu eskisi gibi karşılamaya hazırdım. Hiçbir şey olmamış, yaşananlar ormanda yürürken düşüp dizini yaralaman gibi normalmiş gibi.

O ise bana öyle bakmıyordu.

Aslında bana bakamıyordu.

İlk başlarda bunun geçeceğini düşündüm. Yaşadıklarının ardından zamana ihtiyacı olduğunu sandım. Ona çocukluğumuzdan bahsedersem hatırlayacağını, eski şakalarımızı yaparsam güleceğini, yanında oturursam eskisi gibi rahat edeceğini düşündüm.

Yanılmışım.

Onun içi aynıydı belki ama dışı aynı değildi. Benimse içim değişmişti.

Bir süre sonra ben de rahatça konuşamamaya başladım.

Önce onun yanında ne söyleyeceğimi düşünmeye başladım. Sonra yanına ne kadar yaklaşmam gerektiğini. Sonra da hiç yaklaşmamaya. Böylece aramızdaki mesafe büyüdü.

Kimse bunun için karar vermedi. Bir gün oturup birbirimizden uzaklaşmaya karar vermedik.

Sadece oldu.

Çocukken birbirimizin odasına izinsiz girerdik. Bu normal gibi karşılanabilirdi ama annem ve babam bile birbirinin odasına izinsiz girmezdi. Sonra aynı koridorda bile karşılaşmamaya başladık.

Çocukken doğum günlerimizde birbirimize ilk hediyeyi verirdik. Şimdi doğum günümde onun bana ne vereceğini düşünmek bile tuhaf geliyor. Çünkü büyük ihtimalle hiçbir şey vermeyeceğini biliyorum.

Belki de vermek istese bile ne vereceğini bilmiyordur.

Ben de bilmiyorum.

Boynumdaki küçük yıldızı parmaklarımın arasında tuttum. Li-iria'nın hediyesi güneşte parlıyordu. Bir anlığına, yıllar önceki doğum günlerimizden birinde Noah'ın bana verdiği gece tablosundaki yıldızları hatırladım. Harika bir ressamdı. Manzaraları çizmeyi severdi, şimdi o manzaraları görememesi adil değil. Küçükken yan yana oturup resim çizerdik, resimleri her zaman benimkilerden kat kat güzel olduğu için bunu yapmayı pek istememeye başlamıştım. Şimdi çok aptalca geliyor.

Belki de bazı anılar insanın zihninde eskimiyor. Sadece onlara ulaşmak gittikçe zorlaşıyor. Elimi kolyeden çektim.

"İyi ki doğdun, Diana." Bunu bu sabah Noah'ın söylemesini beklemediğimi kendime hatırlattım. Yine de içimde, çocukluğumdan kalmış küçük ve inatçı bir parça, kapının bir kez daha çalmasını bekliyordu.

Belki de kapıyı benim çalmamın vakti gelmiştir.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.