Karanlık.
Her şey bir anda karardı.
Aras gözlerini kırptı. Bir an önceki sahne hâlâ zihnindeydi: Komiser Demir, madeni para, sembol… ve o korkunç cümle.
“Bu oyun sen doğduğun gün başladı.”
Ama sonra…
Sesler kesildi.
Şehir yok oldu.
Karakol yok oldu.
Mira yok oldu.
Aras başını tuttu.
“Ne… oluyor?”
Gözlerini tekrar açtığında bulunduğu yer tamamen farklıydı.
Beyaz.
Her yer beyazdı.
Duvarlar, zemin, tavan…
Hiç pencere yoktu.
Hiç ses yoktu.
Aras yavaşça ayağa kalktı.
“Burası neresi?”
Tam o anda tavandan bir hoparlör sesi geldi.
Soğuk, sakin bir ses.
“Denek 47 uyanıyor.”
Aras dondu.
“Ne?”
Ses tekrar konuştu.
“Bilinç seviyesi stabil. Hafıza entegrasyonu %83.”
Aras kalbinin hızlandığını hissetti.
“Kim konuşuyor?!”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra beyaz duvarlardan biri yavaşça açıldı.
İçeri üç kişi girdi.
Beyaz önlük giyiyorlardı.
Bir kadın, iki erkek.
Kadın elindeki tablete bakıyordu.
“Denek 47… kendini nasıl hissediyorsun?”
Aras birkaç adım geri çekildi.
“Ben… Aras’ım.”
Kadın başını salladı.
“Evet.”
“Deneyde kullandığın kimlik bu.”
Aras’ın zihni sarsıldı.
“Deney mi?”
Kadın sakin bir şekilde konuştu.
“Evet.”
“Bu bir psikolojik simülasyon deneyiydi.”
Aras başını salladı.
“Hayır… bu gerçek.”
Kadın tabletine baktı.
“Hayır.”
“Son üç yıldır beynin bir simülasyon ortamında.”
Aras’ın nefesi kesildi.
“Üç yıl mı?!”
Kadın devam etti.
“Sen aslında bir dedektif değilsin.”
Aras’ın dünyası tekrar parçalandı.
“Peki ben neyim?”
Kadın cevap verdi.
“Bir gönüllü.”
Aras şaşkınlıkla baktı.
“Ne gönüllüsü?”
Kadın açıklamaya başladı.
“İnsan zihninin suç ve adalet algısını test etmek için yapılan bir deney.”
Aras duvara yaslandı.
“Yani…”
“Benim hayatım…”
Kadın cümleyi tamamladı.
“…yapay bir hikâyeydi.”
Aras’ın zihninde parçalar hızla birleşmeye başladı.
Mira.
Komiser Demir.
Babası.
Madeni para.
Hepsi…
Bir hikâye olabilir miydi?
Aras yavaşça sordu:
“Peki neden?”
Kadın cevap verdi.
“İnsanların ahlaki kararlarını anlamak için.”
“Bir dedektif zihni nasıl çalışır?”
“Suçla yüzleştiğinde ne hisseder?”
Aras öfkeyle konuştu.
“Benim anılarım var!”
Kadın başını salladı.
“Onları biz yerleştirdik.”
Aras gözlerini kapadı.
“Peki… gerçek hayatım?”
Kadın birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça konuştu.
“Sen aslında psikoloji öğrencisisin.”
Aras gözlerini açtı.
“Ne?”
Kadın tabletine baktı.
“Deneye katıldığında 19 yaşındaydın.”
“Şimdi 22’sin.”
Aras fısıldadı:
“Yani… bütün bu şehir…”
Kadın cevap verdi.
“Bir simülasyon.”
Aras’ın zihni hâlâ dönüyordu.
“Peki Mira?”
Kadın cevap verdi.
“Yapay karakter.”
Aras’ın kalbi sıkıştı.
“Komiser Demir?”
“Yapay karakter.”
Aras’ın sesi titredi.
“Babam?”
Kadın birkaç saniye sustu.
Sonra cevap verdi.
“Gerçek.”
Aras dondu.
“Ne demek bu?”
Kadın gözlerinin içine baktı.
“Deneyin en önemli parçası oydu.”
Aras’ın kalbi hızlandı.
“Babam gerçekten öldü mü?”
Kadın başını salladı.
“Evet.”
Aras’ın içi boşaldı.
“Peki neden…?”
Kadın sakin bir şekilde cevap verdi.
“Çünkü travma, insan zihninin kararlarını değiştirir.”
Oda tekrar sessizleşti.
Aras yere baktı.
“Yani beni… izlediniz.”
Kadın başını salladı.
“Evet.”
Aras yavaşça sordu.
“Benim yaptığım her şeyi?”
“Evet.”
“Her kararı?”
“Evet.”
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra çok garip bir şey söyledi.
“Peki… deney bitti mi?”
Kadın cevap verdi.
“Evet.”
Aras başını kaldırdı.
“Emin misiniz?”
Kadın kaşlarını çattı.
“Neden?”
Aras cebine elini attı.
Ve cebinden küçük bir şey çıkardı.
Madeni para.
Üzerinde o sembol vardı.
Kadının yüzü değişti.
“Bu… imkânsız.”
Aras hafifçe gülümsedi.
“Belki de.”
Sonra yavaşça konuştu.
“Ya deney hâlâ devam ediyorsa?”
Oda tekrar sessizliğe gömüldü.
Çünkü o anda kimse artık emin değildi:
Deney gerçekten bitmiş miydi…
Yoksa Aras hâlâ zihninin içinde bir oyunun parçası mıydı?