İçeriğe geç

ARSIZLAR

Bölüm 3 · 3 dk okuma

ARSIZLAR

Bölüm 3

Geçmişin Gölgesi

Saat kulesi yeniden sessizliğe bürünmüştü. Rüzgâr, kırık pencerelerden içeri giriyor ve eski mekanizmanın metal parçalarını hafifçe titretiyordu. Aras ve Mira kulenin en üst katına doğru ilerlerken merdivenlerin gıcırtısı karanlıkta yankılanıyordu.

Aras’ın aklında tek bir soru vardı:

Biri neden yıllar önceki o davayla bağlantılı insanları hedef alıyordu?

Merdivenlerin sonuna geldiklerinde küçük bir oda ortaya çıktı. Odanın ortasında eski saat mekanizması vardı. Paslı dişliler yavaşça dönüyordu. Ama kule yıllardır çalışmıyordu… bunu herkes biliyordu.

Aras feneri etrafa tuttu.

Yerde bir sandalye vardı.

Ve sandalyeye bağlanmış biri.

“Tanrım…” diye fısıldadı Mira.

Bu, kaybolan kişilerden kitapçı Hasan’dı.

Aras hemen ipleri çözdü. Adam baygındı ama yaşıyordu. Yanında küçük bir kağıt parçası vardı.

Aras kağıdı açtı.

Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:

“Gerçek henüz başlamadı.”

Aras dişlerini sıktı.

“Bu biriyle oyun oynadığımız anlamına geliyor,” dedi.

Mira çevreyi incelemeye başladı. “Hayır… biri seninle oyun oynuyor.”

Tam o anda kulenin alt katından bir kapı çarpma sesi geldi.

Aras hızla merdivenlere yöneldi ama aşağıya vardığında kapı çoktan açıktı. Dışarıda yalnızca rüzgâr vardı.

Ama yerde yeni bırakılmış bir şey duruyordu.

Bir fotoğraf.

Aras fotoğrafı aldı.

Fotoğrafta küçük bir mahkeme salonu görünüyordu. Ön sırada babası oturuyordu. Arkasında ise bazı insanlar vardı.

Kaybolan kişiler…

Ve en arkada duran biri.

Yüzü karanlıkta kalmıştı.

Ama Aras onu tanıyordu.

Kalbi hızla atmaya başladı.

“İmkânsız…”

Mira ona baktı. “Ne oldu?”

Aras fotoğrafı gösterdi.

“Bu adam…”

Bir an durdu.

“…babamın eski ortağı.”

Mira kaşlarını çattı. “Ama dosyalara göre o yıllar önce şehirden ayrılmış.”

Aras başını salladı.

“Evet. Ama görünüşe göre geri dönmüş.”

Ertesi gün Aras eski dava dosyalarını tekrar incelemeye başladı. Babasının suçlandığı olay bir finans dolandırıcılığıydı. Kanıtlar yetersizdi ama suç babasına yüklenmişti.

Aras sayfaları çevirdikçe tuhaf bir şey fark etti.

Dosyadaki bazı belgeler değiştirilmişti.

Birileri gerçekleri saklamıştı.

Ve o belgelerde sık sık geçen bir isim vardı:

Kemal Arman.

Babasıyla birlikte çalışan adam.

Aras bilgisayardan eski kayıtları aradı. Sonunda yeni bir bilgi buldu.

Kemal Arman şehirdeydi.

Ve yeni bir şirket kurmuştu.

Aras sandalyeden kalktı.

“Bu adam ya intikam alıyor… ya da geçmişte yaptıklarını gizliyor.”

Mira ceketini aldı.

“Öğrenmenin tek yolu var.”

Gece olduğunda Aras ve Mira şirket binasının önüne geldiler. Bina modern ve sessizdi. İçeride birkaç ışık yanıyordu.

Aras arka kapıdan içeri girdi.

Koridorlarda güvenlik kameraları vardı ama Mira sistemleri kısa süreliğine devre dışı bıraktı.

Ofisin kapısını açtıklarında içeride biri vardı.

Masasının başında oturuyordu.

Kemal Arman.

Yaşlanmıştı ama gözleri hâlâ keskin ve soğuktu.

Adam yavaşça ayağa kalktı.

“Sonunda geldin Aras.”

Aras sert bir sesle konuştu.

“Bu insanları neden kaçırıyorsun?”

Kemal hafifçe gülümsedi.

“Çünkü onlar babanı suçlu gösteren yalancılardı.”

Aras’ın kalbi hızlandı.

“Yani intikam alıyorsun?”

Kemal başını salladı.

“Hayır. Gerçeği ortaya çıkarıyorum.”

“İnsanları kaçırarak mı?”

Kemal masaya bir dosya bıraktı.

“Gerçek şu Aras… baban suçsuzdu.”

Aras donup kaldı.

“Suçlu olan… bendim.”

Oda sessizliğe gömüldü.

Mira şaşkınlıkla baktı.

Kemal devam etti.

“Dolandırıcılığı ben yaptım. Ama suç babana kaldı. Çünkü herkes bana inanıyordu.”

Aras’ın elleri titriyordu.

“Peki şimdi neden?”

Kemal pencereye baktı.

“Çünkü yıllardır vicdanımdan kaçıyorum. Ve artık gerçek ortaya çıkmalı.”

Aras öfkeyle konuştu.

“Bunun yolu insanları kaçırmak değil!”

Kemal derin bir nefes aldı.

“Onları öldürmedim. Sadece gerçeği itiraf etmeye zorladım.”

Tam o anda polis sirenleri duyuldu.

Mira gizlice polisi çağırmıştı.

Kemal gülümsedi.

“Sanırım hikâyem burada bitiyor.”

Polisler içeri girdi ve Kemal’i kelepçeledi.

Aras uzun süre sessiz kaldı.

Babası suçsuzdu.

Ama bu gerçeği öğrenmek içindeki boşluğu doldurmuyordu.

Mira ona baktı.

“Artık biliyorsun.”

Aras pencereye baktı. Şehrin ışıkları uzaklarda parlıyordu.

“Evet,” dedi.

“Gerçek ortaya çıktı.”

Ama içinden geçen başka bir düşünce vardı.

Bunca şey… çok kolay çözülmüştü.

Sanki birileri ipleri başka bir yerden çekiyordu.

Aras masaya baktı.

Orada küçük bir şey duruyordu.

Eski bir madeni para.

Ve üzerinde o sembol vardı.

Aras fısıldadı:

“Demek hikâye hâlâ bitmedi…”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.