[B]Merhaba sevgili okurlarım 🌸[/B]
Bana destek olmak için wp kanalıma katılabilirsiniz:
👉 https://lnk.bio/sevipgidenbirisiii
(Link kopyalanmıyorsa Google’a aynen yazarak aratabilirsiniz.)
Salonda kısa ama ağır bir sessizlik oluştu. Hayat, reddettiği çağrının ardından telefonunu çantasına geri koyarken ellerinin hafifçe titrediğini fark etti. Kalbinin atışlarını bastırmak istercesine derin bir nefes aldı.
Polat ise telefonunu yavaşça cebine koydu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu ama gözleri Hayat’ın üzerinde fazlasıyla uzun süre kaldı. Gizem bu bakışları fark etmişti.
“Abi… bir tuhaf oldun. Ne oldu?” diye sordu kaşlarını çatarak.
“Bir şey yok,” dedi Polat kısa ve net bir şekilde. “Sadece işten biri aradı sandım.”
Hayat içinden [I]‘Yalan söylemede de hiç değişmemiş’[/I] diye geçirdi. Eskiden de böyleydi. Hissettiklerini saklamakta ustaydı ama gözleri… Gözleri onu her zaman ele verirdi.
Gizem ayağa kalktı.
“Ben mutfağa geçiyorum. Bir şeyler hazırlayayım. Siz de biraz sohbet edin,” dedi ve ikisine anlamlı bir bakış atarak salondan çıktı.
Kapı kapanır kapanmaz ortam daha da gerildi.
Polat koltuğun arkasına yaslandı.
“Mesaj attığın an şaşırdım,” dedi aniden. “İki yıl sonra… beklemiyordum.”
Hayat başını kaldırdı, gözlerini ondan kaçırmadı.
“Ben de cevap alacağımı beklemiyordum,” dedi sakin ama kırılgan bir sesle. “Bazen insan geçmişi yok sayamıyor.”
Polat yutkundu.
“Geçmiş… bazen insanın peşini bırakmıyor,” dedi. “Ama bazı şeylerin neden bittiğini de unutmamak lazım.”
“Ben neden bittiğini hiç öğrenemedim Polat,” dedi Hayat. “Bir gün vardın, ertesi gün yoktun.”
Bu sözler Polat’ın canını yakmıştı belli ki. Bakışlarını yere indirdi.
“Gitmek zorundaydım,” dedi. “Kalmak daha çok can yakacaktı.”
Hayat acı bir tebessümle gülümsedi.
“Her gidiş ‘zorundaydım’ diye açıklanamaz,” dedi. “Bazen gitmek bir tercihtir.”
Tam o sırada mutfaktan sesler geldi. Gizem bilinçli olarak gürültü yapıyordu. İkisini yalnız bırakmıştı ama çok da uzaklaşmak istememişti.
Polat ayağa kalktı.
“Akşam için bir planım vardı,” dedi. “Ama sanırım iptal olacak.”
Hayat’ın kalbi hızlandı.
“Benim de,” dedi istemsizce.
Polat ona yaklaştı. Aralarında yalnızca birkaç adım kalmıştı.
“Hayat…” dedi kısık bir sesle. “Ben aradığımda neden telefonu açmadın?”
Hayat gözlerini onunkilere kilitledi.
“Çünkü bazı yüzleşmeler telefonda yapılmaz,” dedi. “Cesaret ister.”
Polat hafifçe başını salladı.
“Demek o yüzden buradasın.”
O an ikisi de biliyordu. Polat artık akşam buluşacağı kadının kim olduğunu anlamıştı. Sadece henüz yüksek sesle söylememeyi seçiyordu.
Gizem salona geri döndüğünde ikisini ayakta, birbirlerine fazlasıyla yakın buldu.
“Ben bir şey mi kaçırdım?” diye sordu sırıtarak.
Hayat çantasını omzuna taktı.
“Ben artık çıkayım,” dedi. “Akşam için geç kalmak istemem.”
Polat kapıya kadar eşlik etti. Ayakkabılarını giyerken Hayat durdu.
“Bu akşam…” dedi. “Eğer gerçekten gelmek istiyorsan, adresi biliyorsun.”
Polat cevap vermedi. Sadece kapıyı açtı. Hayat çıktıktan sonra kapıyı kapatmadı, arkasından seslendi:
“Bu sefer kaçmayacağım.”
Hayat merdivenlerden inerken kalbi yerinden çıkacak gibiydi.
[I]Bu bir başlangıç mıydı, yoksa geçmişin son perdesi mi?[/I]
Bunu ancak akşam anlayacaklardı…
[B]Sevgili okurlarım 💬[/B]
Sizce Polat bu akşam buluşmaya gidecek mi?
Hayat, Polat’a geçmişte yaşadıklarını anlatmalı mı?
Gizem bu işin peşini bırakır mı yoksa büyük sırrı çözmek üzere mi?
Siz Polat’ın yerinde olsaydınız kaçmayı mı seçerdiniz, yüzleşmeyi mi?
Yorumlarınızı mutlaka bekliyorum 🤍
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere…