Hayat:
Bu kadar soğukkanlı olman beni daha çok yakıyor.
Sanki hiçbir şey seni etkilemiyor.
Ben yazarken parmaklarım titriyor…
Sen nasılsın?
Polat Alemdarım:
Ben titremem.
Ama içim yanıyor.
Bu, dışı buz gibi bir adamın içten içe kavrulması gibi.
Sana söylemiyorum diye hissetmiyorum sanma.
Hayat:
Bazı geceler sana yazmamak için kendimle savaşıyorum.
Ama sonra yeniliyorum.
Sanki senden uzak kalırsam, benliğim eksiliyor.
Polat Alemdarım:
İşte tam bu yüzden dikkatliyim.
İnsan, bağımlı olduğu şeyi kaybettiğinde neye dönüşür biliyor musun?
Ben o hâlimi tanıyorum.
Ve seni öyle bir karanlığa çekmek istemiyorum.
Hayat:
Korktuğun bu mu gerçekten?
Yoksa beni tanımaktan mı korkuyorsun?
Gerçek yüzüm seni iterse ne yapacaksın?
Polat Alemdarım:
Kaçmam.
Hiç kimseden kaçmadım, senden de kaçmam.
Ama seni tanımak, seni çözmek zaman alacak.
Ve ben sabırlıyım.
En tehlikeli adamlar beklemeyi bilir.
Hayat:
Senin gibi bir adamla oyun olmaz, biliyorum.
Ama bu… oyun değil.
Belki de hayatımda ilk defa, birine kendimi gerçekten göstermek istiyorum.
Yine de hazır mıyım, bilmiyorum.
Polat Alemdarım:
Hazır olmanı beklemem.
Zorlamam da.
Ama unutma…
Ben buradayım.
Sen karar verdiğinde değil, hazır hissettiğinde konuşacağız.
Ve o zaman… kelimeler yetmeyecek.