İçeriğe geç

ARIZA SESLER

Bölüm 14 · 5 dk okuma

ARIZA SESLER

Bölüm 14

İLLE DE AŞK

Bölüm şarkısı;

Mustafa Ceceli - İlle De Aşk

🍂

Neli dondurma mı?

Nasıl yani, soru bu mu?

İşle ilgili önemli bir soru sorar sanmıştım...

Vay be!

Bütün soruların nesli tükenmiş herhalde.

Cık cık.. Bulmuşsun bunuyorsun,

Sen sus, ıslah olmaz kepaze!

Aslı'ya nasıl bir cevap vermem gerekir ki?

Sorunun anormalliğini sormadan ve fazla düşünmeden o hep sevdiğim açık külahta dondurma tercihimi anında söyledim.

"Limonlu!"

Bir dakika boyunca tepkisizce gözlerime baktıktan sonra, "Güzel." dedi.

Verdiğim cevaba mı sevinmişti yoksa üzerine binen bu saçma yükten kurtulduğuna mı? Bilemiyorum ama samimi bir şekilde güzel dedi.

Masanın üzerindeki kâğıtları el çabukluğuyla toparlayıp, gitti. Kapıdan çıkmadan hemen önce söylediği son cümle ile kala kalmıştım burada.

"İşe alındın. Yarın dokuzda burada ol."

Ne yapmam gerektiğini veya maaşımı falan söylememişti ama işe alındığımı söyledi. Biraz gecikmeli olsa da şuan içimi bir mutluluk bombardımanı kapladı,

Bu kadar basit miydi?

Yiğit'in söylediklerini pek dikkate almamıştım ama Aslı'yı görünce işe alınamayacağımı düşünmüştüm.

Düşünmüştüm!

Ciddi ciddi işe alındım.

Harbiden!

Gerçekten yâni...

Normal değilsin! Biliyorsun değil mi?

İçimdeki kepazeyi hiç umursamadan zıpladım.

Bildiğin zıpladım.

Oturduğum sandalyeden kalkarken zıpladım. Harika,

"Yes be!"

Refleks olarak elim ağzıma giderken etrafıma bakındım. Bomboş odada ne olmuştu yani bağırdıysam. Elimi ağzımdan çektim ve kendime engel olmayarak yeni bir nidayı odaya bahşettim.

"İşte bu!"

Dansımı evde bitireceğimi, aklımın bir köşesine not edip, soluklandım.

"Sakin ol güzelim!"

Şuan yanımda birileri olmadığı için şanslıydım. Çekemezdim şimdi 'sen deli misin' vesaire laflarını.

Nefes alışverişim düzene girdikten sonra çantamı yerden kaldırıp koluma astım.

...

Limonlu dondurmamı bitirmeme birkaç ısırık eve ulaşmama ise birkaç adım kalmıştı.

"Viyhuu Arızaa!"

Emre! Adının Emre olduğunu hatırladığım kıvırcık çocuğun sesi kulaklarımı delip içine dondurmamı gömerken çenem hafif havada bakışlarım Emredeydi.

"Aşık mı oldun sen?" Sakin ve ağzım açık ona bakarken çocuğun saçma sapan şeyler düşünmesi normaldi değil mi? Manalı bakışlarını bükmesini bilirim ben.

"Kıvırcık! Annen değil mi o? Elinde de terlik! -Endişeli bir şekilde gözlerimi iyice açarken elim arkasını işaret etti - Amaaan dikkat et!"

"Anne, dur!"

Korku ile arkasına sıçrarken ben bir kahkaha patlattım. Hayal kırıklığına uğramıştı. Başımı yerden kaldırıp küsmüş çocuk gibi bana bakan Emre'ye baktığımda sırıtıyordum.

"Alacağın olsun! Pardon ne aşkı be sende kalp mi vardı?"

"Ha şöyle," Isırmakta olduğum külahın son üçgen kısmına geldiğimde, parçayı ağzıma fırlattım, dondurmayı bitirdikten sonra sözlerime devam ettim.

"Bu güler yüzümü gördün diye şansını zorlama istersen. Biliyorsun şimdi bir şey demesem de elbet sonra söylediklerinin hesabını sorarım."

"Bir şey demedim ki? Ne dedim şimdi ben?" Elini iki yana açmış ben suçsuzum pozu veriyordu resmen.

"Tamam. Bugün keyfim yerinde. Affettim,"

Telefonumu çıkarıp saate baktığımda biraz geç kaldığımı fark ettim. E tabii annem sabreder mi? İki kere aramış. Telefonu cebime sıkıştırıp, aldığım bu güzel haberi paylaşmak için eve doğru ilerledim. Tabii kıvırcık rahat durur mu!

"Bir şey demiyorum ama sende bir şeyler var. Çıkar kokusu çıkar..." Cevap vermeden yoluma devam ettim.

Manyak ya, gerçekten beni aşık sandı.

Çantamı önüme alıp, cebinden anahtarlığımı çıkardım.

"Nerdesin sen!"

Kırk yılın başında kapıyı çalmadan kendim açayım dedim ama yok o keyfi yaşar mıyım hiç evde birileri varken.

"Oo Fatma sultan kapılarda mı karşılanıyoruz? Yolumuz mu gözleniyor?"

"Başlarım dalgana, ne kadar geç kaldığının farkında mısın?"

"Trafik vardı." Dedim, bu sorgu sualine şaşırarak. Pek geç kaldığım söylenemezdi. Hem biraz daha geç kalmış olsaydım bile böyle sorun etmezdi.

Kapıyı kapatıp içeriye geçtim.

"Yine kime sinirlenip hıncını bizden çıkartıyorsun?"

Hiç buralı olmayıp mutafağa geçti.

Tabii senin saklambaç yerin orası.

"Hayırdır buraya fazla mı kaptırdın kendini?" Yeni taşındığımız bu çevreden bahsediyordu.

"Hıhı öyle!" Belli belirsiz bir karşılık verirken elimi havaya kaldırmış gelişi güzel sallamıştım. Sevinç'i de şaşırttığımıza göre, bugün herkesi şaşırtma günüm falan.

"Babam evde mi?"

Hâlâ şaşkınlığın etkisinde olduğu için sadece kafasını olumsuz anlamda iki yana salladı.

"Tamam," Deyip odama koştum.

Kapıyı kapatıp çantamı yatağa fırlattım.

Dansımızın neresinde kalmıştık?

Bir kahkaha patlattıktan sonra gençken babamın olan ama artık benim odamda bulunan radyoyu açtım. Uzun zamandır çalıştırmadığım loewe opta radyo tıkır tıkır çalıyordu. Pikap setini de odamda istemiştim fakat odamı daraltacağı için annem buna izin vermemişti, ben de zorlamamıştım. Mustafa cecelinin bir şarkısı çaldı. Değiştirmeye gerek duymadan bu şarkıyla oynamaya başladım, daha doğrusu yarım kalan dansımı sürdürdüm.

Kalbimin ince sazı

Bu fani senden razı gel

Aynalı kapaklı gardoraptaki oluşan görüntüme ellerimi uzatarak "Geel, geel geel..." diyerek eşlik ettim.

Yatağımın üzerine zıplayıp çıkardığım hırkamı gelişi güzel başımın üzerinde salladıktan sonra rastgele bir yere fırlattım.

Afet­i can kimler dost kimler düşman

Sen gel benimle yaşlan

Belli bir harketi olmayan kafama göre yaptığım bu dansla acayip zevk alıyordum. Aaaaa

İlle de aşk ille ille ille

Yani nay ni nay ni nay nay

"Hani nay ni nay ni nay nayyy..." Nefes nefese dururken

"Ne oldu şuna be?" Radyoya baktığımda sehpanın üzerinde radyonun yanında bir el. Sert bakışlarımı elin sahibine çevirdim. Annemdi.

"Sesleniyoruz, tık yok. Bir de üstümüze hırka atmalar! Neler oluyor, Nazlı hanım?"

"Ne mi oluyor? Görmüyormusun, anne? Kızın ille de mille de aşk diyor. Aşık olmuş demek kiii!"

Başta gözlerim annemin üzerine uçan hırkamda iken bakışlarım odada olduğunu konuştuğunda fark ettiğim Sevinç'e sonra ise ona hak veren anneme döndü.

"Aşık mı..."

İkilinin yapacağı dedikoduya izin vermedim ve araya girdim.

"Saçmalamayın!"

"Bak anne gördün mü tepkisini? Saçmalamayın diyo. Normalde olsa evet der göz devirir köşesine çekilirdi. Bak diyorum aşık bu aşık!"

"Sevinç, parçalarım seni! -Anneme dönüp- Bunun gazına gelip saçmalıklarına inandığını söyleme bana!" Gözleri, zaten ben Sevinç'e acayip katılıyorum diyordu. Dudakları, beni de dönen bu çarka ortak olmak için ikna etmeye niyetli aralandı,

"Sevmek kötü bir şey değil ki..."

Elim, alnıma gidip şansızlığıma bir darbe vurdu. Hemen sonra elimi alnımdan çektim ve tekrar alnımın üzerine koyup vurduğum alanı ovuşturdum. Hızlı vurmuştum.

Deli

Neden deliyim acaba?

Parmağımı Sevinç'e doğru sallarken gözlerimi de kısmıştım.

"İlle de aşk ille ille..." Tehdidime nazaran keyfi yerindeydi ve pes edecek gibi de değildi.

Bir hamle attığımda benden daha hızlı davranıp odadan fırladı.

"Aa anne!"

"Göstereceğim ben sana anneyi!"

Kahkahalarının arasında şarkıya devam etmeye çalışması onu yakalamam için beni daha fazla teşvik ediyordu.

"...dernek düğün gel..."

Tam tutucaktım ki merdivenin son basamağında ayağım sendeledi.

"İlle de aşk ille illee..."

Son basamaktan atlayıp solladım. Hayır yani nereye kadar kaçabileceğini sanıyor? Dört duvarla çevrili birkaç metre karelik alan!

"Seni bir yakalarsam!.."

"Eee!"

Otomatikmen ayaklarım firenlerken düşmemek için dengemi zor tuttum.

"Baba?"

Babam ne zaman gelmişti yav?

Bölüm sonu

5 yorum