~LOUİS~
Hayatın akışı aynı. Birinci olmam gereken sınavlar, dört dörtlük çalışmam gerken dersler, katılmam gereken ilgi alanımda olmayan kulüpler, kibar davranmam gereken insnalar...
Sanırım bunlar arasında en fazla ve belki de tek BEN diye bağıran basketbol. Tabii onun da zor yanları var. Her yerden çıkan hayranlar ve imzalanacak fotoğrafları, çekilecek selfieler... Evet,hepsi beni sevdikleri için istiyor bu çok güzel bir şey ama insan bazen yoruluyor. Her hafta en az 3 kez çıkma teklifi edilmesi de ayrı bir şey zaten. Yine de o sahaya çıkınca sanki tüm dünya aklımın son köşesine yazılıyor. Sahaya çıkınca artık ben,top bir de pota varız. Tabii bir de takım arkadaşlarım. Tüm sesleri duymuyorum, omuzlarımdaki o ağır yük kalkıyor sanki.
-Veeee BASKETT,spikerin sesi duyuldu.
Sonra etraftan gelen çığlık ve tezahürat sesleri. Kazanmıştık...
Takım arkadaşlarımla ellerimizi üst üste koyup:
-OOOOO,SHHH BİR İKİ ÜÇ NORTHBRİDGEE
İşte bu anlar hayatımın belki de en güzel anlarını oluşturuyor. Sevdiğim şeyde kazanmak.
Uzun bir tezahürattan sonra soyunma odalarına doğru yol aldık.
-Hazır mısın? ,diye sordu Ethan.
Cevap vercekken kapı açıldı ve büyük bir grup üzerimize akın etti.
-Louis bir İMZA ALABİLİR MİYİM?
-Alex mükemmel oynadın!
-TEBRİKLEEER!
-AAAA ÇOK İYİYDİNİZ!
-Bir SELFİE LÜTFEN!
Evet her maçtan sonra bir de daha yorucu olan bu round vardı. Ama güzel bir şey insanların seni sevmesi ne kadar yorucu olsa da kabul etmeliyim ki çok güzel bir şey.
İmzalar,selfie'ler bitti diyecekken omzumda bir el hissettim. Arkamı dönünce onu emmily'i gördüm. Kendisi bu okulun güzel kız kategorisinde kızlardan biri(neden öyle bir katagori varsa artık) .
- Tebrik ederim Louis,dedi bir paket uzatarak.
-Teşekkür ederim-paketi aldım hiç gerek yoktu, gerçekten.
Dedim gülümseyerek.
-Louis, tabii kabul etmezsen anlarım,dedi gözlerime bakarak.
Evet geliyordu, popüler olmanın en kötü yanı.
-Benle çıkar mısın, dedi.
Veee gol. Şimdi ne cevap verecektim ki?
Doğrusu söyleyecektim tabii ki.
-Emmily ben çok üzgünüz ama şuan biriyle çıkmak pek bana uygun değil doğrusu,dedim sesimi en yumuşak tonunda tutmaya çalışarak.
Kızın yüzünden bir hayal kırıklığı esintisi geçti. İşte bu en üzücü kısımdı.
-Sıkıntı yok, sadece şansımı denemek istemiştim. Bir gün fikrini değiştirirsen beni ara, dedi gülümseyerek.
Bir gülümsemeyle karşılık verdim. Emmily son bir kez daha tebrik edip buradan ayrıldı.
-Oğlum Bi gün birini kabul etsen mi acaba?
-Hadi ama Ethan yapacak bir sürü işim var, kafamı bu işlerle yoramam,dedim göz devirerek.
~~~~
Ertesi gün dünkü kutlamalar sağolsun kafam yerinde değildi. Alarm çalınca telefonu duvara atma fikri aklımdan geçmedi değil. Aslında alkol tüketmemiştim ama yine de sesler,yorgunluk falan derken oluyor arada.
O gün ilk dersimiz ekonomiydi. Sabah sabah işlemlerle uğraşacağım bir gün demek oluyor bu. Harika kafamı dinlendirmek günah bana sanırım. Profesörün söylediği konuyla alakalı yazılan makaleler bir hafta önce teslim edilecekti. Profesör Williams da en iyilerini okutturacaktı. Çağırdığı ilk işim keşke söylemeseydi dediğim işim oldu.
-Louis Collins, gel bakalım.
Lanet olsun cidden,sesim düzgün çıkıyor mu ondan bile emin değilim.
Ayağa kalkıp mikrofonu ele aldım,evet ekonomi sınıfı haftada bir tüm 2. Sınıflara ortak yapılıyor.
Makaleyi okumaya başladığımda sesimin çatlmaması iyi oldu, yoksa burada oturup ağlardım...
Okumayı bitirdiğimde alkış sesleri yükseldi. Yerime gerekn profesör ikinci ismi açıkladı.
-Liora Vane, makaleni okumaya gelir misin acaba?
Evet tabii ki Liora olacaktı. Kendisi İngiltere genelindeki makale yarışmasında 2. olmuştu. Ben de 3... Evet biraz sinir bozucu bir durum...
Liora makalesini bitirince yeniden alkış sesleri yükseldi,ama bu kez daha düşük bir ses seviyesinde.
~~~~
Günün devamı gayet normal geçti ve tabii ki yorucu. Öğleden sonra satranç kulübü vardı. Bugün Alex'le karşı karşıya oynamıştık. Ve ben yenmiştim. Aslında başlarda satranç oynayamıyorum sadece satranç eğitmeninin söylemesi üzerine katılmıştım. Ama sonrasında herşeyde olduğu gibi satrançta da en iyisi olmam gerektiğinden satrançta alakalı 10 kıtap okudum, 102 tane turnuvaya girdim ve 87 sinde yenildim. Sonlara doğruysa artık teknikleri öğrendim ve 1 ay önce uluslararası satranç turnuvasında 3. lüğü aldım.
Akşam yurda dönerken ayaklarım beni nasıl taşıdı inanın bilmiyorum. Yolda Liora ile karşılaştım o da en az benim kadar yorgun gözüküyordu. Yüzüme bir sırıtma giyinip:
-Merhaba,yorucu bir gün müydü?
Beni daha yeni fark etmiş şaşkınca etrafına baktı:
-Evet-beni baştan aşağı süzdü- sende de durumlar farklı değil gibi.
-Bu arada bugün makalen...çok bilgilendiriciydi.
-Sağol biliyorsun bu konuda biraz iyiyim,dedi ve yüzüne bilmiş bir gülümseme takıp:
-İyi geceler Collins, iyi dinlenmeye bak. Edebiyat dinlenmiş bir kafa ister ,diyip bir şey dememe fırsat bırakmadan oradan ayrıldı.
Bu kız az önce benle dalga mı geçmişti?