İçeriğe geç

Aramızda

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Aramızda

Bölüm 6

Sabahın soğuk yüzü

Güneşin ilk ışıkları tül perdenin arasından süzülüp yatağın üzerine düştüğünde, gözlerimi açmak hayatımdaki en zor şey gibi geldi. Tenimde hâlâ Baran’ın ellerinin sıcaklığı, burnumda onun odunsu kokusu vardı. Başımı yavaşça çevirdiğimde, Baran’ın derin ve ritmik nefeslerle yanımda uyuduğunu gördüm.

​Sert yüz hatları uykudayken bile tamamen gevşememişti; çenesi hâlâ hafifçe kasılı, koyu renk kaşları hafif çatıktı. Yorgan göğsüne kadar düşmüştü; geniş omuzları, kaslı göğsü ve sırtında dün geceden kalan tırnak izlerim gün ışığında dımdızlak ortadaydı. Onu böyle savunmasız, sadece bana ait bir halde izlemek içimde tarif edemediğim bir sahiplenme duygusu uyandırdı.

​Ama bu rüya çok kısa sürdü.

​Baran’ın kirpikleri kıpırdadı, gözleri yavaşça aralandı. İlk birkaç saniye nerede olduğunu anlamaya çalışır gibi boş baktı. Ardından gözleri beni buldu. O an, yüzündeki o uykulu yumuşaklık saniyeler içinde silindi. Bütün vücudu bir yay gibi gerildi. Hızla yataktan doğruldu, eliyle yüzünü sıvazlayıp derin, sıkıntılı bir nefes verdi.

​"Kahretsin," diye mırıldandı, sesi sabahın ilk saatlerinde her zamankinden daha pürüzlü ve kısıktı. "Saat kaç?"

​"Saat yediye geliyor," dedim, sesim fısıltı gibi çıkmıştı. Yorganı göğsüme doğru çektim. Onun bu ani geri çekilişi içime bir öküz gibi oturdu. "Baran... Ne oldu?"

​Baran yataktan çıkıp hızla yerdeki eşofmanını giydi. Bana arkası dönüktü ama geniş sırtındaki kasların ne kadar gergin olduğunu görebiliyorduk.

​"Ne mi oldu?" dedi, arkasını dönüp bana baktığında gözlerinde dünkü o tutkulu adamdan eser yoktu. Yerini buz gibi bir pişmanlık ve panik almıştı. "Sınırı aştık. Bu kadar. Yapmamamız gereken ne varsa hepsini yaptık."

​"Pişman mısın?" diye sordum. Bu soru dudaklarımdan çıkarken içimin titrediğini hissettim.

​Baran bana doğru bir adım attı, yatağın kenarına eğilip iki elini de yatağa dayadı. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki nefesini hissedebiliyordum ama bakışlarındaki o soğukluk mesafe olarak kilometrelerce uzaktı.

​"Mesele pişmanlık değil," dedi dişlerinin arasından. "Mesele, bu işin sonunun felaket olması. Abin birkaç saate burada olur. Yüzüne bakarken ne yapacağım ben? 'Sene yıllardır kardeşini emanet ettiğin adam benim' mi diyeceğim? Anla artık, bu bir oyun değil!"

​"Bana dünkü gibi bakıp sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamazsın Baran!" dedim, gözlerimden bir damla yaş süzülürken. "Beni dünün ortasında bir başıma bırakıp gidemezsin."

​Baran tam bir şey söyleyecekken, evin dış kapısının açıldığını ve koridorda yürüyen adımları duyduk.

​Abim gelmişti.

​İkimiz de olduğumuz yerde donakaldık. Baran’ın gözlerindeki o tehlikeli ifade anında yerini profesyonel bir soğukkanlılığa bıraktı. Bana bakmadan, alçak sesle konuştu: "Odamdan hemen çıkamazsın. Banyo kapısı bu odaya açılıyor, banyoya gir. Ben abini oyalarken kendi odana geç. Ve bu konuyu... Bu konuyu kapatıyoruz."

​"Baran—"

​"Banyoya git!" diye emretti sertçe.

​Sözünü dinlemekten başka çarem yoktu. Banyoya geçtiğimde, Baran’ın odasının kapısını açıp koridora çıktığını ve abimle son derece normal, sakin bir tonda konuşmaya başladığını duydum: "Ooo abi, erken dönmüşsün? Ben de tam duşa giriyordum."

​Abimin neşeli sesi yanıt verdi: "Sorma ya, dükkandaki işleri erken hallettik. Kahvaltıya bir şeyler aldım, ufaklığı da uyandırın da beraber yiyelim."

​Banyonun soğuk fayanslarına sırtımı dayayıp gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.