Salondaki loş ışık, Baran’ın çıplak sırtındaki kasların kıvrımlarında oynaşırken, zaman tamamen durmuş gibiydi. Havada sadece ikimizin düzensiz, hırıltılı nefesleri ve tenlerimizin birbirine her sürtünüşünde çıkan o boğuk, baştan çıkarıcı ses yankılanıyordu. Beni altına alan o devasa gövdenin baskısı, kalçalarımın üzerindeki o hırçın ağırlık içimdeki tüm mantık kırıntılarını çoktan küle çevirmişti.
Baran, sırtına geçirdiğim tırnaklarımın yarattığı sızıyla daha da hırslanarak dudaklarını boynumdan aşağıya doğru kaydırdı. Islak ve sıcak öpücükleri köprücük kemiğimi, oradan da göğüslerimin arasındaki o dar vadiyi buldu. Her dokunuşunda vücudum elektrik akımına kapılmış gibi sarsılıyor, koltuğun kumaşına tutunan parmaklarım kasılıyordu.
"Baran..." diye inledim, sesim odadaki o yoğun arzu dalgasının içinde kaybolup gitti. "Lütfen..."
Ne için yalvardığımı ben bile bilmiyordum. Durması için mi, yoksa beni tamamen kendi içinde yok etmesi için mi? Baran başını kaldırdı. Saçları alnına düşmüş, gözleri tamamen kararmıştı. O sert çene hattı öfkeyle karışık bir hazla gerilmişti.
"Lütfen ne?" diye fısıldadı, sesi adeta hırıltılı bir canavarın kükremesini andırıyordu. Elini bacaklarımın arasına doğru indirdi, saten geceliğin tamamen yukarı toplanmış kumaşının altından çıplak uyluklarımı kavradı. İri, sıcak avucu tenimi yakarak yukarı tırmanırken gözlerimi sıkıca kapattım. "Durmamı mı istiyorsun, yoksa seni tamamen benim yapmamı mı? Söyle bana, duymak istiyorum."
"Seni istiyorum," diye itiraf ettim en sonunda. Bu, aylardır, belki de yıllardır içimde sakladığım o en büyük günahın dışa vurumuydu. Abimin en yakın arkadaşını, çocukluğumun en büyük yasağını istiyordum.
Baran’ın dudaklarında karanlık, zafer dolu bir gülüş belirdi. "İşte duymak istediğim buydu," dedi ve aniden pantolonunun kemerine uzandı. Kemerin tokasının açılırken çıkardığı o metalik ses, salondaki o sessiz sessizlikte adeta bir geri sayımın başlangıcı gibiydi. Vücudunu hafifçe geri çekip üzerimdeki o ağır kumaş engelini tamamen kaldırdığında, gözlerim onun o kusursuz, sert hatlarına kenetlendi. Bu adam sadece kaslardan ibaret değildi; o, karşı koyulamaz bir doğa olayı gibiydi.
Tam aramızdaki o son ince çizgi de eriyip yok olmak üzereyken, dış kapının önünde bir araba motorunun sustuğunu duyduk. Ardından gelen o korkunç ses... Bir araba kapısının sertçe kapanışı.
İkimiz de aynı anda buz kestik. Baran’ın üzerimdeki bedeni bir heykel gibi donakaldı.
"Siktir," diye soludu Baran dişlerinin arasından.
Hızla üzerinden kalktı, gözleri anında kapıya kaydı. Ben ise panikle yerimden fırladım, geceliğimin eteklerini aşağıya doğru çekiştirirken bacaklarım titriyordu. Bahçe kapısının açılma sesini duyabiliyorduk. Gelen abimdi. Dükkanda sabahlayacağını söyleyen o adam, planını değiştirmiş ve eve dönmüştü.
"Hemen odana git," dedi Baran, sesindeki o otoriter ve sert ton beni kendime getirdi. Yerde duran gömleğini tek bir hamlede kaptı, pantolonunu düzeltti. O anki soğukkanlılığı inanılmazdı ama gözlerindeki o hırçın, yarım kalmış arzunun öfkesi açıkça okunuyordu. "Hemen!"
Hiç düşünmeden, yerdeki terliklerimi bile almadan çıplak ayaklarımla koridora fırladım. Parmak uçlarımda odama koşup kapıyı kapattığımda, dış kapının kilidinin kurcalandığını duydum. Yatağın içine girip yorganı üzerime çektim, kalbim o kadar hızlı ve sert vuruyordu ki, nefes alamıyordum.
Birkaç saniye sonra abimin sesini duydum: "Baran? Oğlum sen dönmüşsün?"
Baran’ın salondan çıkan sakin, hafif uykulu sesi koridorda yankılandı: "Aynen abi, dükkanda kafa kalmadı bende. Döndüm valla, yeni yattım sayılır. Sen niye geldin?"
"Sorma, faturaların olduğu klasörü dükkanda unutmuşuz sandım, eve bakmaya geldim. Sabah erkenden muhasebeye gideceğim ya... Neyse, sen yat hadi."
Yatağın içinde, karanlıkta tavanı izlerken gözümden bir damla yaş süzüldü. Bu korku, bu adrenaline karışan o yoğun arzu beni bitirecekti. bu hikayede daha yolun çok başındaydık ama attığımız her adım, bastığımız her zemin altımızda çöküyordu. Baran’la aramızdaki bu şey artık sadece bir çekim değildi; o bizim hem cennetimiz hem de cehennemimiz olacaktı. Ve abim, bu cehennemin kapısında bekleyen en büyük gardiyandı.
