İçeriğe geç

Aramızda Biri Var

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Aramızda Biri Var

Bölüm 2

2

Sabah uyandığımda heryerim tutulmuştu. Üstümdeki çamurlar kurumuştu ama ben hala soğuktan titriyordum. Asfalttan kalkmaya çalışırken sırtımın acısıyla inledim fakat zar zor kalktım. Arabama binip eve sürdüm eve geldiğimde hızla sıcak bir duşa girdim. Bu biraz kaslarımın gevşemesine ve rahatlamama sebep oldu. Ardından rahat bir şort ve tişört giyip biraz uzandım. Fakat asla uyku tutmadı. Ve aklıma dün yaşananlar geldi. Resmen sinir krizi geçirmiştim. Ve bir kere daha anladım. Ben yeterince oturmuştum. Sıra intikam sırasıydı...

Hızla ispanyol paça bir pantolon giyip üstüme gömlek üstüne de yelek giydim. Saçımı bağlayıp hafif bir makyaj yaptım. Ardından çantamı da alıp evden çıktım. Arabaya binip adliyeye doğru sürdüm. Geldiğimde girişteki yazı dikkatimi çekti "adalet mülkün temelidir"

O adalet yerini bulacaktı. caniler cezasını çekecekti. Hızlı adımlarla içeri girdim. Bir kat çıkıp "Erna Karasu" yazılı odama giriş yaptım. Sandalyeme oturup telefondan asistanı aradım

"Birce bana bir sade kahve getirebilir misin"

"Tabi hemen"

"Teşekkürler"

Kahvem geldiğinde bir yudum aldım

"İlk iş gününüz hayırlı olsun Erna hanım"

Dedi Birce tatlı tatlı. Karşılık olarak sıcak bir gülümseme takındım

"Ben çıkayım mı başka bir isteğiniz var mı?"

"Yok çıkabilirsin"

"İyi çalışmalar"

"Sağol"

Birce odadan çıkınca telefonumu açıp bir numara girdim ve aradım. Telefon bir süre çaldıktan sonra açıldı ve o hüzünlü sesi duydum.

"Alo buyrun"

"Merhaba aygül hanım. Erna ben Erna Karasu"

Aygül teyze bir süre sustu ardından birşeyler mırıldandı

"Erna kızım?"

"Evet benim rahmetli kızınızın arkadaşı. Öncelikle başınız sağolsun yanınıza baş sağlığına gelemedim ama inan bende çok kötüydüm"

"Önemli değil kızım"

"Aslında bu sizi aramamın tek sebebi değil ben başka bişey için de aramıştım"

"Buyur söyle"

"Ben.. kızınızın katilini bulmak istiyorum aygül hanım. Biliyorsunuz avukatım."

"Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum erna"

"Ama aygül hanı-"

Yüzüme telefon kapandı. bu sonucu elbette bekliyordum fakat böyle çok beceriksiz hissetmek sinirimi bozmuştu. Kapım çalındı ve açıldı. Karşımda bir saksıda çiçek tutan nur vardı.

"Bu ne Birce?"

"Size gelmiş erna hanım. Buyrun"

Masama koyup odadan çıktı. Çiçeğin üstündeki notu alıp okumaya başladım

"İlk iş günün kutlu ve mutlu olsun avukat Erna Karasu. Umarım hediyemi beğenmişsindir. Bu çiçek unutma beni çiçeğiymiş. Bu çiçeği beni bir süreliğine unutma diye sana hediye ettim. Sen beni unutmadan tekrar görüşmek dileğiyle.

Saygılarla Avukat.

Avukat Çağlar Kıran"

Bu adam benden ne istiyordu allah aşkına!

Saat 7.30 olduğunda işten ayrılıp arabama bindim. Eve geldiğimde rahat birşeyler giyip yemek yemeye kalkıştım fakat aklıma hiç yemeğim olmadığı gelince mecburen yemek yapacağımı anladım. Buzdolabını açıp baktığımda neyse ki berfinin gelişinde yaptığı alışverişteki malzemeleri görünce rahatladım. Malzemeleri alıp soslu makarna yaptım. Makarnamı tabağıma boşaltıp masama koydum. Ardından bardağıma şarap doldurup masaya oturdum şarabımdan bir yudum aldım makarnamı da yiyip koltuğa uzanıp bir netflix dizisi açtım. Fakat ben nolduğunu anlayamadan uyuya kaldım.

Kapı zili sesiyle ağır ağır gözümü açtım. Etrafa baktığımda etraf hala karanlıktı. Saate baktığım. Saat henüz 2:30 du.

"Bu saatte kim bu?"

Hızla kalkıp kapıyı açtım. Kimse yoktu fakat bir koli vardı. Şaşkınlıkla koliyi içeri alıp kapıyı kapattım. Kutuyu merakakla açtığımda içinden bir kaset çıktı. Üstünde ise "Avukat Pınar İnci'nin acı ölümü"

Yazıyordu... derin ve titrek bir nefes alıp hali hazırda akmaya yer arayan göz yaşlarımı saldım. Titreyen elimle kaseti aldım. Masaya koyup bilgisayarımı açtım. Kaseti bilgisayarıma koyup çıkan videoya baktım.. izlemeye hazır mıydım! Derin bir nefes alıp mouse yi ilerlettim. Bu işin dönüşü yoktu. Mouse ile tıklayıp videoyu başlattım. Pınar gülerek tuvalete giriş yapmıştı. Rujunu tazelemek için rujunu çıkardı ve dudağına sürdü. Tam çıkacakken içeri maskeli biri girdi. Pınar korkuyla geriye sıçradı. Vücud hatlarından erkek olduğu belli olan kişi kapıyı kitledi ve ardından bir silahı pınarın kafasına doğrulttu. Videonun sesi olmadığından pınarın çığlığı duyulmadı ama ağzından belliydi. Adam pınarın kullağına eğilip birşeyler fısıldadı. Ardından pınarın gözü korkuyla büyüdü. Pınar acı acı ağlamaya başlayınca adam hiç acımadan pınarın tam kalbine doğru ateş etti. Pınar acıyla gözünü kapatıp yere yığıldı ardından adam kameraya yüzü gözükmeyecek şekilde maskesini çıkarttı ve dışarı çıktı. Katil o gece aramızdaydı...

……..

"Bakın eminim bu cinayeti çözebilirim lütfen dosyayı bana verin" dedim son kere başsavcıya

"Üzgünüm ernacım fakat arkadaşının davasını yönetebilicek kadar piskolojinin iyi olduğunu düşünmüyorum lütfen daha fazla zorlaştırma"

"Ben iyiyim kendimi toparladım ayrıca özel olarak arkadaşımın katilini ben bulmak istiyorum"

"Olmaz hem o kadar tecrübeli değilsin dosyayı verdim bile-"

"Ne dosyayı mı verdiniz! Kime verdiniz ?"

Başsavcı elini sertçe elini masaya vurup ayağa kalktığında zerre titrememiştim.

"Sen kimsin de benimle böyle rahat konuşursun !"

"Anlaşıldı söylemeyeceksiniz."

Kapıya yöneldiğimde başsavcı yine bağırmaya başladı

"Soruma cevap ver !"

Ona doğru dönüp derin bir nefes aldım

"Ben sadece, masum bir arkadaşımı öldürüp beni de öldürebilecek kişiyi arayan ve cezasını çekmesini isteyen biriyim.."

Başsavcı nın yüzünün yumuşadığını gördüm. Sözlerim boğazıma düğümleniyordu. Zar zor kekeleyerek mırıldandım

"H hakkım değil mi.."

Gözüm dolmuştu ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.

Başsavcı sesini kısarak mırıldandı

"Tamam işte çağlar kıran sayesinde bu davanın çözüleceğine eminim"

"Bu davayı sadece o çözebilir"

Söylediği yeri yüksek sesle söylemişti. Ne demeye çalıştığını anlamıştım. Dava Çağlar Kırandaydı ve onunla konuşursam bana verebilirdi. Zorlukla gülümseyip teşekkür anlamında kafamı salladım ve odadan çıktım. Derin bir nefes alıp adliyeden ayrıldım bugün adliyeye başlayalı 7. Günüm olmuştu. Ve davayı alabilmem neredeyse imkansızlaşmıştı. Avukat Çağlar Kıran o günden sonra bana günahını bile vermezdi.

Ömer'in anlatımıyla (geçmiş zaman):

Bir yanımda erna ve berfin bir yanımda da pınar oturuyordu. Öylece sohbet ediyorduk

Erna mırıldandı

"Duydunuz mu üniversiteye yeni kız gelmiş. Yada vazgeçtim ömer sen duyma."

Herkes gülmwye başladı sadece ben ve pınar gülmüyorduk

"Kızlar saçmalamayın ömerin artık benim gibi bir sevgilisi var etrafa niye baksın"

"Ama kız baya güzel"

Dedi erna gülerek

"Ben değil miyim erna!"

Dedi masum üzümlü kekim pınar

"Pınar tabiki sende çok güzelisn seni zaten geçemez"

Gülümsedi pınar.

"Zil çaldı kızlar ben kantine gider aşırı açım geliyor musunuz"

"Ömercim biz kızlarla tuvalete gidiyoruz büyük dedikodu var kusura bakma sevgilini de alıyoruz"

Kantine ilerlediğimde bir kızla çarpıştım. Kıza baktığımda gözlerinde utanç ve çok tatlı bir kehribar vardı. Bakır saçları ve açık pembe dudaklarıyla etrafa neşe saçıyordu. Bu kız yeni kız olmalıydı. Tek kelimeyle mükemmeldi.

"Ben çok özür dilerim sizi görmedim"

Dedi ince ve tatlı sesi. Çapkın bakışımı takınıp

"Asıl ben özür dilerim böyle bir güzelliği fark etmeyip canını yaktığım için"

Kıkırdadı güzel kız

"Ben lena bu arada"

"Bende ömer. Gel istersen tanışmak için bişeyler içelim hem ben sana okulu da anlatırım"

"Olabilir"

Erna'nın anlatımıyla (şimdiki zaman):

Evde oturmuş birkaç dosya incelerken kapının zil sesi geldi. Kalkıp kapıyı açtığımda bir çiçekçi gördüm. Elinde ise fulya çiçeği vardı ve birde not. Kim olduğunu tahmin ediyordum. Çiçeği alıp kapıyı kapadım. Çiçeği önceki çiçeğin de olduğu masaya koydum ve notu açtım.

Öncelikle nasılsın genç avukat Erna Karasu? Beni sorarsan mükemmelim. Elime bir kaset geçti. Avukat pınar'ın cinayet kayıtı. Bu kayıtla davaya bakan avukatın işi kolaylaşıyor gibi. Haber vermek istedim genç avukat. Bir ihtiyacın olursa bana haber vermeyi ihmal etmeyin lütfen. Zaten yakında karşılaşacakmışız gibi hissediyorum. Bu fulya çiçeğinin anlamı "unutma". Umarım anlamı gibi beni unutmazsın.

Saygılarla genç avukat.

Avukat Çağlar Kıran

Dişlerimi gıcırdatarak

"Başsavcım!"

Diye bağırdım. Böyle özel bir belgeyi ona nasıl verebilirdi!

……

Adliye de ilerlerken çağlar'ı bir asistanla konuşurken gördüm. Bu fırsatı kaçırmamalıydım. Yüzüme masum bir sırıtış takınıp çağlar’ın yanına ilerledim beni görünce yüzümdeki ciddi ifade yumuşamıştı sanki, yada bana öyle gelmişti.. asistanı yollayıp yanıma yaklaştı

“Bu kadar erken karşılaşmamızı beklemiyordum avukat”

“Pınar İnci’nin dosyasına siz mi bakıyorsunuz?”

Dedim ifadesiz bir sesle

“Bunu sanırım sizinle paylaşamam”

Dedi dalga geçer gibi. Sinirime hakim olmaya çalışarak

“Lütfen o dosyayı bana verin”

“Neden avukat hanım ?”

Dedi iyice yaklaşarak

“Çünkü o benim arkadaşımdı”

“Daha bu kadar büyük cinayetlerle uğraşıcak seviyeye gelmedin yani istesemde veremem”

“Lütfen yanıma avukat da alırım”

“Özellikle bana o gece yaptıklarından sonra-“

Sinirle çağlar’a sert bir tokat attım

“Noluyo kızım be iyice tokat manyağı yaptın beni !”

“Asıl bende suç”

Dedim ağlamamaya çalışarak

“Senin şerefsizliğin yüzünden..”

Sustum. Devamını bilmesine gerek yoktu.

Kısık bir sesle mırıldandım

“Neyse ya zaten suç bende senden ne yardım istiyorsam” adımımı geriye attım fakat çağlar kolumdan tutup beni çekti. Ela gözleri sorgular bir ifadeyle bakıyordu

“O gece noldu erna ?”

Sinirle dişlerimi sıktım

“Sanane be sanki çok umrundayım”

“Erna…”

“Siktir git avukat çağlar”

Geri adım atmışken unuttuğum bir sözle geri döndüm

“He bu arada sakın bana bir daha saçma sapan mektuplar çiçekler falan gönderme”

Geriye doğru ilerledim. Bu işi kendim halletmeliydim.

⚖️

Bordo rujumu sürüp çantamı elime aldım. binadan çıkıp arabama bindim. Konum açıp sürmeye başladım. Geldiğimde arabadan inip binanın girişinde durdum ve derin bir nefes aldım ve zili çalmaya yönelmiştim ki birisinin çoktan kapıyı açtığını gördüm. Benim için kapıyı tutmuştu. Gülümseyip teşekkür ettikten sonra dairenin kapısına doğru ilerledim ve kapıyı çaldım. Bir süre sonra kapı açıldı

“Aygül teyze merhaba” dedim gülümseyerek

“Ne oldu kızım”

“Şey ben konuşmak için-“

Kapı yüzüme kapandığında sinirle kapıyı birkaç kez daha çaldım fakat açılmadı. Sonunda pes edip arabaya doğru ilerledim ve berfinin gönderdiği adrese gittim. Modern bir bar karşıma çıkmıştı. Arbadan inip girişe doğru ilerledim ve anında keskin gözlerim berfini buldu. Baristanın olduğu masaya oturmuştu ve bende yanına oturdum

“İyi misin güzelim”

“İdare eder sen”

“Ay beni boşver kusura bakma seni arayamadım işim çıktı noldu buluşma”

Bize yaklaşan baristaya gülümseyip

“Arkadaşımın içitiğinin aynısını alabilir miyim”

“Tabi”

İçkimi alıp yudumladım

“Şerefsizin tekiymiş”

“Ne oldu ki”

“İş için çağırmış beyefendi”

“Ay şeref yoksunu..”

“Bir de asla benim gibi birine bakmazmış”

“Pislik..”

“Sanki ben ona çok bakardım”

İçkimi yudumlayıp geri masaya bıraktım

“Bir de salak gibi işim düştü ona”

“Ne konuda”

“Ben önemli bir cinayet çözücektim ama dosyayı ona vermişler gidip salak gibi istemek zorunda kaldım”

“Ee ne dedi”

“O geceden sonra zormuş”

Berfin bana sorgular şekilde baktı

“O gece ne oldu ki”

İç çekim kollarımı birbirine bağladım

“Üstüne içki döktüm.”

“Ne!”

“Bir de..”

“Bir de ne”

“Kafasında bardak kırdım.”

“Ah erna ah!”

“Öff ne var be! Hem kalkıyorum ben hesap sende”

“Dur nereye?”

“Sıktı burası gidiyorum”

“Bende geliyim”

“Eve gidiyorum berfincim”

“İstersen bırakayım”

“Yok saol”

Kalkıp arabaya gittim. Eve geçtikten sonra direk kendimi yatağa bıraktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.