İçeriğe geç

ARALIK KAPI

Bölüm 5 · 6 dk okuma

ARALIK KAPI

Bölüm 5

5.BÖLÜM: HARA

Bazen insanlar hayata küserlerdi. Bütün her şeyin suçu hayatmış gibi davranırlardı, ama biz insanlar hayatı güzelleştirmek varken hayatı insanlara küstürmeye uğraşmıştık. İnsanlar bu yaşamı güzelleştirebilirdi ama bizler utanmadan bu hayatı kirletmiştik. Bu hayat kirli değildi, bizler kirliydik.

Bir hiç uğruna belkide hırs için mahvedenlerdik bu dünyayı. Peki neden güzelleştirmek için çabalamamıştık bu dünyayı neden kirletmeyi seçmiştik? Biz insanlar el ele verip bu dünyayı kurtarmaya çabalasaydık hem dünya güzelleşirdi hemde içimiz.

Artık kurtulabilir miydiki bu dünya? Bu konuda kararsızdım. Belkide bizler bu hayata bu kötülüğe mahkum edilmiştik. Belkide bu yaşam mutsuz olacaktı mutsuz sonlarda eriyip bitecek ve ölecektik. Bizler kötülüğün içinde erisekte kötülük yapmaktan vazgeçmiyorduk. Çünkü artık içimizdeki sevgide ölmüştü. İçimizde sevgi barındırsaydık şu an belkide hayat kötülüğe mahkum kılınmazdı. Bizim acımız sevgimizin önüne geçmişti ve bir türlü sevgi açığa çıkmıyordu oradan. Peki artık iyi olmanın vakti gelmedi mi sizce? Bu kitap iyiliği ölen herkese...

İyiliğimiz ölebilirdi ama biz yaşamalıydık.

Yaşamayı değer kılmalıydık kendimize. Yaşayabileceğimize inanmalıydık. Belkide insanlar ruhunuzu bile parçalamışlardı ama siz boynu bükük kalmayın hep dik durmaya çalışın ama insanlara üzüldüğünüzü de gösterin. Onlar sizi üzdüğünü bilsinlerki hem sizi üzdüklerini bilip onlarda farkına varsın ve bunu yapmaktan vazgeçsinler. Belki vazgeçmeyecekler sizi bilerek üzmeye çalışacaklar ama siz boynu bükük kalırsanız onlar daha da keyiflenecekler belkide.

Oyüzden üzülmemiş gibi yapın böyle durumlarda. Dik durun üzgün ve kırgın olsanızda. İyi olmaya hep çabalayın ve kötülüğün sizi içinize çekmeye çabalamasına izin vermeyin olurmu. Aldığınız nefes bile tertemiz ve huzur olsun sizlerde o huzur kokusunu almaya çabalayın. Unutmayın ki inanmak da o işin yarısıdır. İnanın ve yapabilirim deyin. Bir şeye çabalayıp o işin olmasını isterseniz o iş elbet bir gün hayallerden öte kalır ve gerçeğe dönüşür. Sizlerin elinizdede yaşama tutunacak ve sevecek bir neden olsun.

Arkadaşınız mı yok kitaplara sarılın. İnanınki bir arkadaş da kitap gibidir ama kitaplar doğrudan anlatır hikayesini sizlere. Arkadaşlar kapalı bir kutu gibidir ama kitaplar herzaman sizlere açıktır. Hayata kitaplarlada tutunabilirsiniz.

Arkadaşlıkta bulamadığınız sevgiyi belkide kitaplarda bulabilirsiniz.

Kitaplarda sevgiyi taşıyor çünkü bir yazar duygularını sevgisini kitaplara yazıyor. Bir insan bir yazarı nasıl bu kadar sevebilir diye düşünmeyin okuduğunuz kitabı size arkadaş edenlerde onlar çünkü.

Artık sizlerde hayata tutunabilir misiniz? Tutunmak için bir nedeniniz var mı artık? Hayat umursamaz olabilir sizi bir çırpıda atabilir bu dünyadan bu evrenden ama bizler artık dayanmalı ve mutluluk saçmalıyız.

Artık hüznün kalmadığı mutlu bir evren için bu hikaye...

Şaşkındım tek diyebileceğim buydu. Bu ormanda bir şeyler saklıydı. Bu ormanda olağanüstü olaylar olabilirdi. Bunun için dikkatli olmalıydım. Bu dünya artık huzura kavuşmalıydı. Mektubu aldığım gibi yerine bıraktım bir şey olmasın diye. Nolur nolmaz dikkat etmeliydim. O adamın dediği yere doğru ilerledim.

Yürü yürü bitmedi yine. O anda çığlık attım. Karşımda Karma vardı. Yine bela geliyordu anlaşılan.

Karma dedim ve yutkundum. Neden buradasın Karma?

Tahmin ettiğin gibi güzel kız seni kurtarmaya geldim. Nasıl oldu bilmiyorum ama buraya seni ben göndermedim nasıl buraya geldin bilmiyorum ama seni benim evime götüreceğim sonuçta dünya benim evim.

Hazırmısın gitmeye?

O an aklıma bir şey geldi. Hara beni o mektubu okuyayım diye göndermiş olmasın diye düşündüm. Peki o mektubu Karma bulursa ne olacaktı tehlikeye düşecekmiydik? Demekki Hara bize iyi olduğunu kanıtlamaya çalışıyordu. Yada ben öyle zannediyordum. Karma tek kendinin kaldığını söylemişti yaratık olarak. Ama o da bilmiyorsa ne olacaktı? Bizim sonumuz ne olacaktı? Bir şey yapamadım o an ve Karma ya cevabını verdim.

Hazırım gitmeye dedim ve oda cevabını almasıyla birlikte elini yukarıya kaldırdı ve elini birleştirerek bir şey söyledi ardından etrafımızı mor bulutlar sardı ve bir kaç saniye sonra gözlerimi açtığımda evimdeydim. Hatta koltukta arkadaşlarla birlikte film izliyorduk sanki hiçbir şey olmamış gibi sanki geçmişe dönmüş gibiydik. Karma da ortalıkta görünmüyordu.

O zaman onlara her şeyi anlatabilirdim.

Çocuklar diye bağırdım birden onlarsa şaşkınlıkla bana bakıyorlardı.

NOLDU diye atıldı Arda.

Ben ben bir yere ışınlandım ve Karma beni bu evrene döndürdü tekrardan.

Ne diye sordular hemen. NOLDU peki orada?

Orada bir mektup buldum. Karma ya diye yazıyordu Hara isimli birinden gelmişti ve çok eski bir tarihti.

Ne yazıyordu peki?

Biliyorsunuz ki ozamanlar sözde insanlarda bu dünyada yaşamak istiyordu. Ama bir şekilde yaratıklarla düşman olmuş ve yaratıkları yok etmek istiyorlardı.

Yaratıklarsa bir şey planlıyor olmalılardı. Ama Hara adında biri daha varmış ve bu yaratık insanlarla dost olmak istiyormuş beraber yaşadıkları yine tertemiz bir dünya. Dost dileğini mektup olarak Karma ya yazmış. Ama mektup bir şekilde ona gitmemiş olmalı. Belkide Hara dost olduğunu bize göstermek istiyor ama Karma kendisinin tek yaratık kaldığını söylemişti bu çok garip. Belkide bize yardımcı olacak tek kişi Hara ve biz onu bir şekilde yaşıyor olarak bulmalıyız ama nasıl bulacağız.

Belkide bizi o bulur diye söyledi Cansu.

Olabilir bunun hakkında çok ihtimal var. Her şeye hazırlıklı olmalıyız. Biliyorum hala yaşadıklarınız hakkında şüphecisiniz ama bizim bir şekilde bu dünyayı kurtarmamız ve başarmamız gerek.

Herşey olasılık.

1 GÜN SONRA OKUL GÜNÜ

Biliyorum ki her şeyi çocuklara anlatmamıştım o gördüğüm yaralı kız onu vuran bir erkek ve yaşadıklarım bunları onlara söylememiştim ama söylemeyede gerek yok diye düşünüyordum.

Onları telaşlandırmamalıydım. Biz hep dik durmalıydık. Sabit cesaret dolu bakışlarımızla her şeyin üstesinden gelmeliydi, gelmeliydik.

Çocuklar sabah erkenden giyinmiş ve çıkmışlardı sabaha kadar sabahlamış ve en sonunda uyuya kalmışlardı. Sabah onları uyandırmıştım. Onlarda giyinip çıktılar. Bugün okul vardı. Oyüzden hızlıca bir duş aldım. Şampuanımın kokusunu çok seviyordum. Çilek aromalıydı. Duştan çıktım.

Genellikle kıyafet konusunda serbest bırakıyorlardı. Bende gardıroptan kısa bir siyah etek çıkardım. Üstüne ise kısa beyaz bir badi aldım. Üstüne hızlı bir şekilde geçirdim kıyafetleri.

Ardından bir şeyi unuttuğumu fark ettim ve hemen uzun beyaz bir çorap çıkarıp bacağıma geçirdim. Güzel görünüyordum. Hemen banyoya ilerledim ve ıslak saçlarımı kurutup düz saçlarıma fön çektim. Ardından odama ilerledim ve çekmecemdeki kutumdan siyah conversemi aldım ve ayağıma giydirdim.

Sonra makyaj masama geçtim çok hafif bir makyaj yapacaktım.

Hızlı bir şekilde çok açık bir pembe ruj aldım ve dudaklarıma gezdirdim. Ardından biraz fondaten sürdüm yüzüme ve gezdirdim bu kadar yeterdi yüzümün ağır ve çirkin durmasını istemiyordum. Hemen okul çantama ilerledim.

Not defterimi bir kaç ders kitabı koydum birde soru bankamı koydum içime kalemliğimi ve suluğumuda ekleyerek işimi bitirdim. Çoğu kızlar makyaj malzemelerini koyuyordu çantalarına ama ben sevmiyordum sürekli makyaj yapmayı.

Genellikle hafif bir makyaj tercih ederdim sadece özel günlerde doğum günü gibi şeylerde daha ağır bir makyaj tercih ederdim. Böylesi daha yüzümü güzelleştirir ve doğallığımı bozmazdı. Siyah deri ceketimi alıp giyindim ve çantamı sırtıma taktım. Annemler hala dönmemişleridi büyük ihtimalle akşama doğru gelirlerdi. Kapıya ilerledim ve kapıyı açıp anahtarı kapının önüne taktım kapıdan çıktım ve kapıyı kapatıp kilitledim.

Annem hep kilitlemem konusunda beni uyarırlardı. Yürümeye başladım sessizce. Sıkıldığımı fark edip telefonumu ve kulaklığımı çıkardım bir şarkı açtım ve kulağıma kulaklığımı yerleştirdim. Güzel bir ritimle başladı şarkı. Şarkı dinlemeyi seviyordum.

Okula doğru yol aldım şarkı dinlerken. Okula vardığını anladım hep görüp şaşırdığım o tabela sayesinde.

KARMA KOLEJİ.

Ama artık biliyordum neden isminin Karma olduğunu.

Kulağımdaki kulaklığı çıkardım ve şarkıyı kapatıp çantama attım. Genellikle yemek yemezdim sabahları. Okulda bir şeyler atıştırırdım. Güvenliği görüp selamladım ve içeri girdim. Okula girdim ve merdivenleri dikkatlice çıktım bu sefer. Sınıfımı gördüm ve hızlıca içeriye girdim. Melih, Arda, Cansu üçlüsü yine burdalardı. Melih atıldı.

Hoşgeldin bayadır göremiyorduk seni.

Ya ya ne demezsin yıllar oldu görüşmeyeli diye dalga geçtim ben de onla.

Sırama geçtim ve çantamı koydum. Öğretmenler zili çaldı bir kaç dakika sonra. Ders coğrafyaydı. Öğretmen geldi ayağa kalktık ve öğretmenin otur işaretiyle sıralarımıza oturduk. Biraz yeni üniteye giriş yaptık. Ardından midemde bir halsizlik hissettim kusacak gibi oldum ve öğretmenden izin alıp lavaboya ilerledim. Lavabonun kapısını açtım ve hızlı bir şekilde klozete kusmaya başladım. Bu sefer açlığım ağır gelmişti sanırım. Sifonu çektim ve tuvaletten çıktım. Ellerime su tuttum. Ama o an bir şey oldu.

Çığlık evet çığlık atıyordum. Bu bu diye kekeledim. Yine neler gelecekti başımıza. Yine neler olacaktı. Yine adaletsizliğe mahkum mu edilecekti bu hayat. Bunlar yaşanmamalıdı. Bunlar olmamalıydı...

Hayat her seferinde üzerlerimize yıkılıp bizi paramparça etmemeliydi değilmi. Ama biz engel olamıyorduk. Engel yaratamıyorduk...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Çok güzel yazmışsın devamını dilerim 👍👍👍👍