Kendimi ölmüş bir insan gibi hissediyordum.
Sanki yaşamıyor ama yaşıyordum bu çok garipti. Etrafımızda olağanüstü olaylar doluyordu ve çok garip şeyler dönüyordu etrafta. Sanki yaşanmamış şeyleri yaşıyorduk biz.
Karma diye yutkunduk.
Bu korku filminden çıkmış bir kadının ismiydi. Adı dahi korkunçtu. Adı bile huzursuz ediyordu insanı.
Arda, Merih, Cansu herkes ürkek bir şekilde bakıyordu Karma'ya.
Arda konuştu o an.
Sen neden buradasın ve neden bu top burada uçuyor diyerek mantıklı bir soru yöneltti Arda Karma'ya.
Şimdi size hayat hikayemi anlatacağım küçük insanlar.
KARMA
İsmim Karma. Zaten duydunuz. Ben eskiden bu okulu ve bu dünyayı yönetiyordum.
Bu dünya benimdi. Ama bir gün bunu elimden aldılar.
Eskiden dünyada insanlar yaşamıyordu ve biz yaratıklar yaşıyorduk bu dünyada. Ben bu dünyanın hükümdarı Karma'ydım. Ama bir gün bir insan doğdu bu dünyaya ve her şeyi mahvetti.
Adını hatırlamıyorum çünkü kaç yüzyıl geçti bilmiyorum.
Ben buradaki çocuk yaratıklar için ilk defa bu zamandaki ismiyle okul açtım.
Ama bu okul benim sonumu getirdi. Ben kurduğum için bu okulu ismini Karma koydum yani oyüzden bu okulun ismi Karma. Okula her isteyen gelip kayıt yaptırabiliyordu.
O zaman şimdiki gibi bir kısıtlama yoktu. Daha sonra benim sonumu getirecek o insan bu okula geldi ve burada zaman geçirip eğitim almaya başladı.
Ama bir gün bir insan daha doğdu dünyaya. Bu insan bu okuldaki insana bizim iyi biri olmadığımızı ve bizi yok etmeleri gerektiğini söyledi. Sonra anlamadığımız bir şekilde dünyaya bir hastalık bulaştı.
Hapitiz diye saçma bir ismi vardı hastalığın.
Bu hastalık insanlar haricindeki sadece bizlere bulaşabiliyordu. O an anladık ki bu hastalığı o iki insan üretip üstlerimize salmışlardı. Bu hastalık yüzünden kaç milyon yaratık öldü bilmiyorum ama içlerinden tek ben kurtulabildim.
Bir şey farketmiştim bu okula hastalık yayılmıyordu. Bunu farketmemle birlikte bu okulda yaşamaya başladım.
Ama tek yaratık ben kalmıştım. O yüzden o iki insan yaşadığımı öğrenip bu okula gelip beni buldular.
Benim bu okulda ölemeyeceğimi onlar da anlamışlardı. Çünkü ben bu okula bunu farkettikten sonra koruma sistemi geliştirmiştim.
En sonunda bunu anlamalarıyla birlikte yeni bir lanet geliştirdiler. Tabi bunu geliştirene kadar yüzden fazla çocuk doğdu dünyaya.
Bizim neslimiz artık yok olmuştu tek ben kalmıştım yani yalnızdım.
Onlar bu laneti geliştirdiler ve benim güçlerimi almaya çalıştılar ama yapamadılar. En sonunda hapsetme diye bir lanet geliştirdiler.
Benim onlara zarar vereceğimi düşünmüşlerdi sanırım. Ama ben aslında dünyaya iyilik saçmak istiyordum ama onlar benim bu iyiliğimi içimden söküp almışlardı.
Daha sonra ben bu odaya girdim ve biraz bu odada durmaya başladım sıkılmıştım artık bu okulda durmaktan ama sonra o küçük iki insan geldi ve bana büyü uyguladılar.
Ben bu odadan çıkamayacaktım . Ama bana bir insandan bahsettiler.
Yüzyıllar sonra bir bebek doğacaktı bu dünyaya ve bu bebek bu okula gelip bu okulda eğitim alacaktı.
Bu ilginçti. Bana sadece o insanın beni kurtarabileceklerini söylediler. Eğer o insan bu odaya gelip kapıyı açarsa lanetim kalkacak ve özgür kalacakmışım.
İşte şimdiki o insanda sensin yani Buse Salgı denilen o kız.
Yıllar geçti ardan ben burada ölmek üzere gibi hissediyordum sonra sen bu okula geldin ve kayıt yaptırdın o an çok mutlu olmuştum çünkü senin beni kurtarabileceğini senin o insan olduğunu anlamıştım.
Sonra bir kaç yıl geçti artık umutsuzlaşmıştım çünkü bir türlü bodrum katına gelmiyordun.
Sonra siz yani bugün beden dersine çıktınız. Bende o an sihir güçlerimle topunuzu düşürüp buraya gelmesini sağladım.
Sonra da top sesleri çıkardım kapıyı açmanız için. Sonrada konuştum ve o kız kapıyı açsın dedim.
Sizde denediniz ve kız kapıyı açtı ve beni gördünüz. Hayatımda ikinci kere bir insan gördüm bugün ve yine nefret ettim sizden ama sen yani Buse beni bu yerden kurtardın o yüzden seni seveceğim küçük kız.
Ama ben o insanları gördükten sonra artık insanlara düşman oldum. Onlara nefret duydum.
Onları sevemedim onlarla dost olamadım çünkü onlar her seferinde beni öldürmeye çalıştılar. Ama siz bir empati kurun yani biz sizi öldürmeye çalışsak siz bizden nefret etmezmiydiniz?
Ederdiniz değilmi o yüzden bende insanlardan nefret ettim ve hep bu lanetin kalkmasını bekledim.
Yaşam zordu benim için ama ben dayandım ve senin beni kurtarmanı bekledim küçük kız. Şimdi siz beni kurtardınız o yüzden size minnettarım ama diyer insanların birdaha beni öldürmelerine katlanamam ve bu dünyanın sonunu ben getirebilirim.
Ben size iyi diğer insanlara kötü biriyim küçük insanlar. Ben bu Dünyanın eski sahibi ve hükümdarıyım ve bunu insanlara bırakmaya hiç de niyetim yok.
BUSE SALGI
Yutkundum neler olup neler dönüyordu hayatımda böyle. Nasıl olurdu farkedememiştim bunları. Nasıl görmemiştim. Herkes şok içindeydi o an.
Yani bu yaratık şimdi dünyayı elimizden almaya mı çalışacaktı?
Biz nasıl başarıp dünyayı koruyacaktık peki?
Nasıl başaracaktık?
O an arkamdaki Cansu konuştu.
Peki biz insanlara ve dünyaya neler yapacaksın?
Ben bu dünyanın hükmünü üzerime alıp bu dünyayı eskiye döndüreceğim. Yaratıkları çoğaltacağım.
Bu dünyada artık insan kalmayacak ve bu dünya artık yaratıkların diyarı olacak. Zaten bizim olan dünyayı tekrardan alıp kabulleneceğiz.
O anda içim ürperdi ve korku bulaştı içime. Bu dünyada artık biz insanlar yaşayamayacak mıydık?
Neden peki neden biz insanlar yaratıkları öldürmek istedik ki?
Bu soruya Karma'ya yönelttim.
Nedenini tam olarak bilmiyorum ama bence dünyayı onlar yönetmek istediler.
Buyüzden de biz yaratıkları yok etmeye çalıştılar. Keşke bunlar yaşanmasaydı ama yaşandı. Bizim olan dünya ellerimizden alındı. Biz yaşama değer görülmedik. Bizi öldürüp neslimizi bitirdiler.
Şimdi onun laneti kalkmıştı ve bu yaratık biz insanlara musallat olacaktı.
Biz niye bu kapıyı açmıştıkki neden böyle sonumuzu getirmiştik. Neden diyerek kendimi sorguladım. Ben bu kapıyı açmaya çalışmasaydım zaten kapı açılmazdı ki.
O an arka plandaki yerden bir ses duyuldu.
Çocuklar neredesiniz sizi arıyorum beş saattir diyen beden öğretmenimizi gördük.
Ben hızlıca havada uçan topu zıplayarak aldım ve Karma'yı arkamıza gizledik. Şu anlık insanlar Karma'yı bilmemeliydi.
Öğretmenim top buraya kaçmışta onu almaya geldik dedim hızlıca. Öğretmenimiz tamam dedi ve yukarı çıkmamızı söyleyerek bizi ikaz etti.
Öğretmen yukarı çıkmıştı.
Karma bizim gitmemiz gerek sonra tekrardan geleceğiz dedim ve kapıyı kapattım. Gerçekten bir yaratıkla mı vedalaşmıştım bu bir rüya olabilir miydi?
Bunu öğrenmek için kolumu cimcikledim ama hissetmiştim bunlar gerçekti.
Merih, Arda, Cansu herkes kendini sorgular gibi yavaş ve sersek adımlarla yukarı çıktık. Bizler kafalarımız karışık ve yorgun görünüyor olmalıydık . Sonra kendimize çeki düzen verdik ve omuzlarımızı dikleştirdik. Sonra ben arkadaşlarıma döndüm.
Bizler bu dünyayı koruyacağız ve sahip çıkacağız değil mi sizde benimle birlikte olmaya varmısınız?
Evet dedi Arda ilk. Sonra ise Merih evet dedi ardından Cansu'da bize katılıp evet dedi.
Yani bizler artık bu dünyayı korumaya çalışacaktık. Bizler bu dünya için vardık değil mi?
Ama ben bu yaratığın dediklerine inanmamıştım. Çünkü bana inanılır gibi gelmedi aslına bakarsanız bugün yaşadıklarımız bile inanılır değildi. Ama ben Karmanın dediklerine inanmamıştım.
Çok korkunçtu Karma.
Bizlerde bu korkunçluğa tanık olmuş o tahihsiz insanlardık. Biz zavallı olan savaşan o küçük ama iyi olan insanlardandık. Biz kötülüğe karşı çıkmış iyiliğe boyun germiş ve bir savaş başlatmıştık. Her şey imkansız ve gerçekti.
Biz en sahte ama en gerçek hayatı yaşıyorduk. Bizler sahtelikten gelen o olağanüstü varlıklardık.
Kafamızı biraz daha toparladıktan sonra dışarı çıktık ve temiz havayı içimize soluduk. Dünya hem kirli hemde temizdi.
Hem kirli ruhlar hemde temiz ruhlar barındırıyordu içinde. Dünya hem yalnızdı hemde arkadaşsız.
Biz dünyaya arkadaş dost olmaya gelmiştik. Biz dünyayı berraklaştırmak, temizlemek için çabalayacaktık. Artık bu devir savaş devri olacaktı. Yaratıklar ve insanlar.
Hayalime bile gelemeyecek sahneyi yaşıyorduk bizler. Öğretmen bizi gördü ve yanına çağırdı.
Bir şey mi oldu çocuklar renginiz atmış solmuş gibisiniz?
Yok öğretmenim bir şey yok.
Sonuçta öğretmene ben öcü gördüm diyecek halimiz yoktu ya desek bile inanmazlardı bize.
İyi tamam ozaman sizde oyunlara dönün çocuklar geri kalmayın böyle biraz eğlenin.
Tamam öğretmenim dedim ve diğerleri peşimdeyken voleybol sahasına ilerledim.
Ne yapacaktım ne yapacağız bilmiyordum aklım çok karışıktı. Nasıl bir plan yapıp kurtaracaktım bu dünyayı bilmiyordum.
Herkes solgun ve üzgün duruyordu.
Voleybol sahasına geldik ve yerlerimizi aldık.
Evet sanki hiçbir şey olmamış gibi devam edecektik oyuna. Ben topu havaya atıp manşetle karşı takıma attım. Ben Cansu ile takımdım.
Merih ile Ardada karşı takımdı. Onlarda bize karşılık verdiler. Tam yere top düşüyorken hızlı bir şekilde refleks olarak yere eğildim ve topun altından manşetle vurdum.
Bizim takım üç iki öndeydi. Beşinci turu bitirdiğimizde kazananı belirledik. Evet bizim takım kazanmıştı. Beşe dört çekişmeli bir oyundu. Sırf göstermelik olarak oynamıştık bu oyunu.
Hiç tadım tuzum yoktu.
O an topu elimizden düşürdük tekrardan, anlaşılan top yine bodrum katındaki o odaya gidecekti.
Anlaşılan Karma bizi yanına çağırıyordu bunu anlamış gibi yüzlerimize baktık. Ama bu sefer gitmeyecektik o odaya gidemedik çünkü hepimiz çok korkuyor ve titriyorduk. Nasıl başaracaktık ki acaba bu kadar korkarken.
Arkadaşlarımı yanıma çağırdım ve bu okul çıkışında bana davet ettim onları hepsinin telefonuna konum attım. Bir plan yapmamız gerekiyordu sonuçta.
Bu gün bizim evde planımızı yapacak ve uygulayacaktık.
Artık dünyayı korumamız gerekiyordu çünkü. Hepimiz aynı anda okula yöneldik. Denge kayıplarım yüzünden arada tökezledim ama düşmemeyi başardım.
Okula girdim ve merdivenlerden yukarı çıktık. On birlerin olduğu kata vardık ve A yazısı olan sınıfımıza girdik. Şimdiki ders ingelizceydi bakalım daha neler neler yaşayacak ve görecektik.
Sızlandım çünkü sızlanmaya hakkım vardı artık çünkü bir nedenim vardı bu sefer. Biraz aklımı uzak tutmak için öğretmen gelene kadar test çözdüm. Neden garipti hayat. Neden hırçındı ve yüzümüze çarpıyordu her şeyi. Her şey yaşandı işte biz bunu anlamıştık bu gün. Öğretmen geldi ve biz ayağa kalktık.
Good morning.
(İngelizcede günaydın demek)
Good morning teacher.
(İngelizcede günaydın öğretmenim demek)
Sit down dedi öğretmen.
(ingelizce de oturun)
Bizler oturduk ve dersi dinlemeye başladık. Biraz kafa dağıtmak iyi gelmişti bana. Aslında bayadır kafam yoğundu hep ders düşünüyordum ama Karma artık bana bir sepep olmuştu.
Artık düşüncerelim derse değil dünyaya olmuştu. Hala inanamıyordum olanlara. Sanki yaşadıklarım bir rüyadan ibaret gibiydi. Ama yaşananlar gerçekti bunu anlamıştım.
Çünkü hislerim vardı. Her şey çok korkunçtu. Sanki bir korku kitabının karakterleri gibiydik. Korkunç ve adilsiz bir kitaptı bu.
Derse öyle odaklandım ki zilin çaldığını fark edememiştim bu son dersti neyseki.
Oyüzden eve gidecektim. Çocukları bana davet etmiştim. Onlar da eve gidip hazırlanıp geleceklerdi.
Çocuklara görüşürüz dedim ve sınıftan ilerledim bir çözüm bulmamız gerekiyordu.
Okuldaki merdivenlerden aşağı çıkmaya inmeye başladım ama yine dengemi kaybettim ama son anda korkuluklara tutunmaya başardım.
Sürekli denge kayıpları yaşıyordum ve bu normal değildi. Düşmemeyi başararak çıkışa kadar ulaştım.
Evime doğru ilerlemeye başladım yavaş bir şekilde. Düşmemeye çalıştım.
Evime sonunda ulaştım ve kapının ziline bastım annem bir kaç saniye sonra kapıyı açmış oldu.
İçeri girdim. Hızlı ve seri bir şekilde üst kata çıktım ve odama girdim. Üstümü değiştirdim.
Altıma bir siyah bir eşofman üstüme ise uzun kollu gri bir kısa kazak giydim saçımı ise yukarıdan bağladım. Güzel görünüyordum ama güzelliğin bana ne faydası vardı ki.
Kabul ediyorum yüzüm çok güzeldi. Kilom hayli yerindeydi güzel bir genç kızdım. Ama bu itirafım biraz saçmaydı ama kendimi çirkin bulurdum. Buyüzden bu itirafım güzeldi. Kabullenmiştim yani.
Aşağı merdivenlere inmeye başladım yavaş yavaş. Düşmemek için. Aşağı vardığımda burnuma çok güzel yemek kokuları geldi.
Mutfağa ilerledim. Mutfakta annemi gördüm masayı kuruyordu. Hemen yardıma koştum. Çatal kaşık ve bıçak gibi şeyleri basmaya dizdim tabakları koydum.
Ardından kapı zili çaldı.
Evet canım babam gelmişti ve koşarak kapıya ilerledim. Kapıyı açtım ve babamı gördüm ardından hemen boynuna sarıldım ve yanağına bir öpücük kondurdum.
Hoşgeldin babacım dedim babama. Yeşil gözleri gözlerimdeydi. Hoşbuldum canım kızım dedi ve içeriye geçti. O da nefis yemek kokuları aldığından sanırım ne yaptınız yemekte ne var bakalım diye sordu anneme.
Hayatım yemekte spagetti, köfte ve pilav var tatlı olarak da elmalı turta yaptım.
Babam ellerine sağlık hayatımın anlamı diyerek cevap verdi. Bizim ailede sevgi sözcükleri çok sık kullanılırdı. Tek çocuktum ama annem ve babam hem arkadaşım hemde ailem gibiydi.
Onları çok seviyordum.
Babamla birlikte sofraya geçtik ardından annemde geldi.
Hep birlikte ailecek yemek yemek bana huzur verdi. Yemeklere başladık. Babam anneme nefis olmuş işareti yaptı bende babama karşılık verdim. Annemin yemekleri çok güzel olurdu.
Babam biraz yoğundu bu aralar. Çok davayla ilgileniyordu. Ama şuan bunu düşünecek değildim.
Yemeklerimizi yedik ve ardından tatlıya geçtik. Elmalı turtayı çok severdim.
Oyüzden bayıla bayıla yedim tatlıyı.
Ardından yiyecekleri bitirdiğimiz ve karnımız doyduğu için kalktım ve tabağımı kaldırıp mutfak masasına koydum.
Çocukları akşam yediye davet etmiştim. Şuan saat yediye yirmi vardı. Anneme eline sağlık dedim o da bana afiyet olsun canım kızım diyerek karşılık verdi ardından odama çıktım.
Yirmi dakika sonra zil sesi duydum ve hemen aşağı kata indim ve kapıyı açtım. Merih, Cansu ve Arda gelmişlerdi birlikte. Annem onlara da Hoşgeldin dedi ve biz birlikte odama geçtik. Bir plan hazırlamalıydık.
İlk önce hoşgeldiniz.
Şimdi bir plan yapmaya çalışacak ve buna göre ilerleyeceğiz çocuklar dedim ve bir kağıt çıkardık. Onlarda masamın yanındaki sandalyeleri çektiler ve oturdular.
Bir planı olan var mı? diye sordum cevap alamayınca devam ettim.
İlk olarak Karma hakkında onu yok edebilecek ipuçları toplamalıyız.
Ardından bunları birleştirerek onu yok etmeliyiz. Ama şuan KARMA'NIN arkadaşı gibi gözükmeliyiz ki bizden şüphelenmesin ve onun hakkında ipuçları toplayabilelim. Bu sayede onu yok edebiliriz dedim.
Şimdi bizimle bu oyuna varmısınız?
İlk Ardadan evet sesini duyduk. Ardından Merih de cesaretlendi ve o da evet dedi. Ardında da Cansu.
Artık hiçbir şey normal kalamayacaktı. Biz çoktan bir oyuna sürüklenmiştik bile. Bizim gerçekliğimiz bizim oyunuzmuzdu .

