Arkadaşlıkta bulamadığınız sevgiyi bellide kitaplarda bulabilirsziniz
Telefonumdan bir arama sesi geldi. Hemen cevapladım aramayı. Arayan Merih'ti. Efendim Merih diye konuşmaya başladım bir yandan da hazırlanırken.
Buse ben Cansu'yu aldım okula geçiyoruz. Sen ne zaman gelirsin?
Bende bir yarım saate okulda olurum.
Tamam o halde görüşürüz canımın içi.
Sende kalbimin köşesi diyerek kıkırdadım ve aramayı kapattım.
Arkadaşıma sevgi sözcükleri söylemek hoşuma gidiyordu.
Arkadaşlarımı insanlar sevdiğimi bilmeli diye düşünüyordum, onlar benim sevgimi hissetmeli yani.
Saçıma hızlıca bir fön çektim. Arkadan küçük bir tokayla ön taraf saçımı bağladım.
Üstüme uzun kollu hafif kısa bir spor tişörtü giydim. Altımada esnek bir taytla kombinimi oluşturdum. Sırtıma siyah şişme montumu geçirdim.
Havalar bu aralar biraz soğuktu. Sırtımada mor çantamı geçirdim ve hemen bir alt kata annemin yanıma ilerledim.
Annem ben okula gidiyorum gelince görüşürüz.
Görüşürüz kızım. Dikkat et üşütme.
Tamam annecim dedim ve ilerledim.
Hemen spor ayakkabımı giydim ve kendimi dışarı bıraktım. Dışarıdaki soğuk hava içimi rahatlattı ve bir oh çektim. Soğuk havaları çok severdim. Hatta bazen mont bile giymez kısa kolluyla dışarı çıkmak isterdim ama annem izin vermiyordu. Çünkü en son öyle çıktığımda bir hafta okula gidememiş ve çok fena üşütmüştüm.
Aslında 17 yaşındaydım ama bağışıklığım çok düşüktü.
Hemen hastalanıyordum. Okula ilerledim. Okula yürüyerek giderdim. Yürüyerek gitmek bana spor gibi geliyordu. Buyüzden yürüyerek gidiyordum.
Lise zordu. Ama bu aralar derslerle aram iyiydi. Hatta en son sınavda sınıf birincisi olmuştum. Annem ünlü bir doktordu babam ise ünlü ve tanınmış bir avukattı. Okula varmak üzereydim. Bu aralar bu okulda değişik bir şeyler hissediyordum.
Sanki bu okula baktığımda içimde huzursuz bir şeyler oluyordu ve ben bundan rahatsız oluyordum. Okula geldiğimde o tabelayı gördüm.
KARMA KOLEJİ
İsim değişikti ama güzeldi de. Ama hiç böyle bir isim görmemiştim.
Okula girdim ilk güvenlikle karşılaştım bana selam verdi bende ona kafamı salladım.
Babam önceden bu okulda bir ara müdürlük yapmıştı ama sonra çok müvekkili olduğu için ayrılmak zorunda kaldı. O an kapıda bizimkileri gördüm.
Merih ile Cansu bir şeyler konuşuyorlardı. O an beni gördüler ve ikiside bana döndüler . Hemen gidip ikisine de sarıldım. Okul iki haftalık tatil olmuştu ve onları çok özlemiştim. Aslında onlarla buluşabilirdim ama çok yoğun ders çalıştığım için buna vakit ayıramamıştım.
İki haftalık tatilde tam 10 tane modern klasik kitabı okumuştum lisede modern klasik kitapları şarttı ardından 3 tanede test kitabı bitirmiştim.
Merih ve Cansu koluma girdiler.
Dersimiz beden tatlım diye konuştu Cansu.
Yine mi ya nefret ediyorum şu bedenden yani beden yerine oturur ders çalışmak daha mantıklı bence yada, kitap okumak beden çok sıkıcı.
Öyle deme Buse beden dersi iyidir hemde çok eğlencelidir diye konuştu Melih.
Off diye biraz daha mırıldandım.
Beni yukarı sınıfa çıkarmışlardı.
Beni 11.sınıfların olduğu kata çıkardılar ve 11/A ya girdik.
A sınıfındaydık. Biraz sohbet ettik kendi aramızda. Sonra öğretmen zili çaldı ve bende zilin çalmasıyla birlikte itiraz ettim ve sırama geçtim. Onlarda mırmırlanıp durdular. Yerime geçtim ve oturdum.
Öğretmen gelene kadar biraz test çözdüm. Öğretmen iki dakikaya geldi ve biz ayağa kalktık. Öğretmen oturun işareti yaptı bizde yerlerimize oturduk. Öğretmen yoklama alma girişimine girdi.
Çocuklar şimdi yoklama alacağım ardından dışarı çıkacağız. Sizlere topları vereceğim onlarla istediğinizi oynayacaksınız bugün işim var oyüzden hareket yapamayacağız.
Ardından öğretmen yoklama almaya başladı.
İlk sırada ben vardım.
Buse Salgı
Burda
Zamir Daşkın
Burda
Ömer Zeki
Yok
Melih Kartal
Burda
Cansu Deniz
Burda
Arda Demir
Burda diye gitti sıra.
Arda bu okula yeni gelmişti ama çok iyi birine benziyordu. Ama bananeydi değil mi yani Ba-na-ne diyerek sızlandım içimden.
Öğretmen yoklama almaya devam ediyordu.
Bende biraz ingelizce kitap okumaya giriştim.
Hep boş vakitlerimi değerlendirmeye çalışırdım. Ama her şeyde kısacık vakitlerde bile değerlendirirdim zamanımı ve bu çok da güzel değildi. Çünkü hep ders düşünmeden bir anım geçmiyordu.
Öğretmen ayağa kalktı. Gençler sırayla aşağıya iniyoruz serbestsiniz sizlere top vereceğim onlarla oynayın diyerek aşağı indi öğretmen.
Bizde aşağı inmeye başladık.
Merdivenden aşağı iniyordum ki ayağım takıldı ama o anda bir kol beni belimden tuttu.
Arkama baktığımda bu kişinin Cansu olmasıyla birlikte şoka girdim.
Dikkat et canım arkadaşım dedi ve gülümsedi yanımdan uzaklaştı ve ben hala iri gözlerimle Cansu'ya bakıyordum.
Aşağı dikkatlice indim. Biraz denge sorunum var gibiydi bu aralar. Zemin kata vardığımda bir oh çektim fakat oh çekmem pek uzun sürmedi çünkü birden yere kapaklandım.
Ah dedim canım acımıştı.
O anda önümde yürüyen Cansu bana döndü. Yine mi düştün diyerek mızmızlandı ve yanıma geldi. Elini uzattı bana. Tuttum o eli.
Beni kaldırdı. Canın acıdı mı?
Biraz dedim geçiştirerek.
Elimi ayırdım onun ellerinden. Yürümeye devam ettim o arkamdayken yine düşemezdim.
Niye sürekli düşüyordum ki bu çok rahatsız ediciydi. Kapıdan çıktım ve öğretmenin olduğu yere ilerledim. Cansu da arkamdan geliyordu. Öğretmen biz geldiğimizde topları dağıttı.
Basketbol, futbol ve voleybol toplarını vermişti.
Ben de voleybol oynamak istediğim için arkadaşım Cansu' nun ve Merih' in yanına geçtim. Onlar da voleybol oynayacaklardı. Yerlerimizi aldık o anda tanıdık bir ses geldi yanımıza. Bende oynayacağım diyen Arda nın sesiydi bu. O da yerini aldı ve Cansu topa manşet atarak oyunu başlattı.
Sırayla birbirimize top atmaya başladık. Eğlenceli gidiyordu. Ama o anda bir aksilik yaşandı çünkü top kaçmıştı.
O anda nereye kaçtığını anlamadık. Ama Arda o an bize okula girdiğini söyledi. Okula nasıl girebilmiştiki, şaşırmıştım.
Okulda topu aramaya başladık. Ama hiçbir yerde yoktu.
En son en alttaki bodrum katını aramaya karar verdik. Aslında topun buraya kaçması olanaksızdı ama işimizi sağlama almalıydık.
O anda herkes o bodrum katındaki kapıya odaklanmışlardı. Kapının kolunu çevirdik ama açılmadı. Zorlandık ama yine açılmadı.
Bu kapı kilitli gibiydi. Peki kilitliydi nasıl burada olabilirdiki. O an içeriden bir top sekme sesi suyuldu.
Ürktüm o an. Arda ve Merih kapıyı zorladılar hatta kırmaya çalıştılar ama yine açılmıyordu. Eğer o topu bulamazsak ceza alabilirdik. Bu sefer daha sert kapıya vurdular ama kırılması gereken kapı bir türlü açılmıyordu bu çok ilginçti.
O an biz birbirimize şokla bakıyorduk. Nasıl açılmıyorduki bu kapı. Sonra sanki içeriden kalın bir ses duyuldu.
Kapıyı o kız açsın dedi içerideki ses.
Hepimiz korkuyla sıçramıştık. Bu okulda neler dönüyordu böyle?
Bu okulda ne saklanıyordu ve bu okulun sırrı neydi?
Benim ödüm kopmuştu. Burada noluyordu. İlk Cansu denedi kapıyı açmayı ama olmadı daha sonra ise ben denedim.
İlk deneyimimde açılmadı kapı. Ama sonra sert bir şekilde denedim sabrımı zorlayarak. Canım acımıştı. Ama kapı aralandı o an.
Aralık kapıdan bir şey görülmüyordu ama kapıyı iyicene açtık ve o an karşımızdaki bilinmez biri karşısında şoka girdik.
Evet top oradaydı ve kendi kendine havada uçuyordu.
Bu çok garip ve korkunçtu. Sonra birden karşımıza bir kişi girdi ve hepimiz bağırmaya başladık. Karşımızda uzun siyah saçlı korku filminden çıkmış gibi bir yaratık kız vardı. Bu nasıl olurdu derken o yaratık konuştu.
Ben Karma
Bu isimle birlikte hepimiz şoka girdik bu isim bu kolejin ismiydi...
Bu nasıl olurdu derken korkuyla ellerim titremeye başladı. Burada bir şeyler dönüyordu. Hatta bu okulda bir şeyler olunuyor ama bizlerden saklanıyordu. Bizler bir korku filminin sahnelerini yaşıyorduk o an. Her şey çok korkunçtu.
Her şey imkansız gibi ama yüzümüze vurulan gerçeklerdi.


