İçeriğe geç

Araf

Bölüm 10 · 4 dk okuma

Araf

Bölüm 10

4. Bölüm - Günahkârların Hesabı

Ertesi gün geldiğinde, Poyraz'la beraber hapishaneye doğru yola çıktık. Poyraz'ın endişeli bakışları arasında sessizlik hakimdi aracımıza.

"Poyraz, bu işe girmemin bir hata olduğunu düşünüyorsun ama benim için bu doğru olan şey," dedim aramızdaki sessizliği bölerek. "Emir'in avukatı olmam gerekiyor. Benim seçtiğim yol bu."

Poyraz direksiyonu sıkıca kavrayarak, "Işık, bu işin seni çok tehlikeye sokabileceğini görmüyor musun? Babanın yarattığı karmaşanın içine girmen doğru değil," diye yanıtladı, sesinde endişe ve öfke belirtileri vardı.

Arabada, Poyraz'ın bu kadar karşı çıkmasına sinir oldum. "Poyraz, benim kararımı anlamak zorunda değilsin," dedim sert bir şekilde. "Benim seçtiğim bu yolculukta yanımda olmamanı kabul ediyorum ama benim için bu karar verilmiş bir şey."

Poyraz yüzündeki endişeyle tam ağzını açacaktı ki onu durdurdum ve ben konuştum "Sakın. Sakın bir kere daha benim kararlarımı sorgulama Poyraz!"dedim bağırarak. Poyraz ise "Işık ama..." dediği sırada yine onu böldüm "Sakın dedim! Sağa çek! Kendim giderim. Ve tekrar ediyorum, sakın kararlarımı sorgulama, sakın peşimden geleyim deme!" Bir süre bakıştık. Sonra sinirle arabadan indim, Poyraz'ın ardından bakmadan doğruca hapishanenin girişine yürüdüm.

Görevli kadın kapının önünde beni beklerken şaşkın bir ifadeyle karşıladı. "Size nasıl yardımcı olabilirim Işık Hanım?" diye sordu, görevlinin sesi merakla titriyordu.

"Ben Işık Aksoy, Emir Savaş'ın avukatıyım. Görüşe gireceğim," dedim kararlı bir şekilde. Görevli şaşkınlıkla bana baktı, ardından telsize bir şeyler söyledikten sonra kağıtlara ismimizi yazdı ve içeri girmemi işaret etti.

Güvenlik kontrollerinden geçtikten sonra görüş odasına doğru ilerledim. Kapıyı açtım ve içeri girdiğimde Emir Savaş, karşımda masada oturuyordu. O da bana şaşkınlıkla bakıyordu ama yüzünde hafif bir gülümseme vardı.

"Işık Aksoy," dedi sakin bir ses tonuyla. "Hoş geldin. Beklenmedik bir ziyaret."

Gözlerini üzerime diktiğinde, bu dünyaya adım attığımı bir kez daha hissettim. Artık Emir Savaş'ın avukatı olarak bu yeni rolümü kabul etmiştim ve bu yolculuğun nereye götüreceğini görmek için sabırsızlanıyordum.

"Emir. Emir Savaş. Bana işlediğin bütün suçları anlatmanı istiyorum. Avukatın olarak her şeyi bilmeliyim ki sana yardımcı olabileyim ve işler kolaylaşsın." dedim.

Emir başını hafifçe eğerek tebessüm ederek "Her şeyi mi anlatayım Avukat? Emin misin?" hâlâ gülüyordu.

"Suç geçmişine dair her şey Emir Savaş. Gevşeklik etme." dedim hafif sert bir tonla.

"Peki Avukat. Öyle olsun."

Emir'in karşısında oturmuş, merakla ve biraz da endişeyle ona bakıyordum. Emir ise sessizce duruyor, yüzünde hafif bir gülümsemeyle beni süzüyordu.

Emir nihayet konuşmaya başladı. "İşte Avukat. Hazırsan başlıyorum," dedi ve derin bir nefes aldı. "Adnan Yılmaz, 48 yaşında çocuk katili. İbrahim Demir, 32 yaşında tecavüzcü. Orhan Cevik, 61 yaşında siyasetçi ve tacizci. Ferhat Keçeci, 25 yaşında emeklilerin maaşlarını ve gençlerin burslarını çalan bir karakter yoksunu. Yaman Gürsoy, 36 yaşında dolandırıcı. Mehmet Özdil, 28 yaşında kadın pazarlamacısı. Ümit Arslan, 53 yaşında organ mafyası lideri. Erhan Yenisoy ise 69 yaşında, siyasetçiydi. Erhan denen herifin suçları saymakla bitmez. Bu adamların hepsini öldürdüm."

Şaşkınlıkla Emir'e bakıyordum. Bu isimlerin neredeyse hepsi medyada da geçmişti, ancak onları bir araya getirip böyle bir cinayet serisi işlemiş olması beni derinden etkilemişti. Emir'in yüzündeki sakin ifade ve kararlı bakışları, onun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyordu.

"Emir," dedim sesindeki şaşkınlığı gizleyemeyerek, "bunları niçin yaptın?"

Emir'in gülümsemesi biraz daha genişledi. "Adalet için yaptım. Bu adamlar suç işlemiş, başkalarına zarar vermiş insanlardı. O günahkarların hesabını yasalar kesmeyince ben kestim. Ben sadece adaleti sağladım," dedi, soluklandı ve gözlerini bana dikti. "Onları öldürerek."

Kafamda binlerce soru dönüyordu. Adaletin bu şekilde sağlanabileceğini kabullenmek zordu. Karşımda duran, sakin ve kararlı adam, gerçekten bir katil mi? Avukat olmamın anlamı nedir bu durumda?

"Emir," diye devam ettim, "senin aklanman çok zor olacak. Bu kadar suçu üstlenmek..."

Emir, eğildi ve suratını bana yaklaştırdı ve fısıldayarak "Sen de bir katilsın avukat. Öyle değil mi? Katilin avukatı katil. Sen de suçsuz günahsız değilsin." sesindeki o gerginliği attı ve o kibar ses tonuna dönerek şunları söyledi "Katilin avukatı katil. Katil Emir Savaş Kaya'nın avukatı katil Işık Aksoy. Kulağa hoş geliyor değil mi? Biz araftayız. İyi olmak için fazla kötü, kötü olmak için fazla iyiyiz. Biz Araf'ın ta kendisiyiz"

Rahatlığı karşısında daha da şaşkına döndüm. Bunca adamı öldürdükten sonra nasıl bu kadar rahat olabiliyordu?Evet, bu insanların ceza alması gerekiyordu ama Emir Savaş'ın adaleti böyle sağlaması. Bilemiyordum...

Karşımdaki adamı daha iyi anlamaya çalışıyordum. Onun dünyasında adaletin bu şekilde sağlandığını kabullenmek zor olsa da, Emir'in kararlılığı ve mantığına hayret ediyordum.

Sessizlik bir süre daha devam etti. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Emir'in sakinliği ve hatta biraz da soğukkanlılığı, beni içinden çıkılmaz bir durumun ortasına sürüklemiş gibi hissettiriyordu.

Sonunda, sessizce başımı salladım ve biraz tereddüt ederek konuştum. "Tamam, Emir Savaş. Anlaşılan gerçekten fazla sayıda suç işlemişsin. Tekrar söylüyorum, buradan çıkman zor olacak ama bunu sağlayacağım. Gerekli dosyaları bana nasıl göndereceksin?" daha da büyük bir ciddiyetle Emir'e döndüm. "Ha bu arada, en önemlisi içerideyken kimseye zarar verme. Diğer suçların kanıtlandı mı bilmiyorum ama burada bir suç işlersen kanıtlanmış olur ve bu sefer seni ben bile çıkaramam."

Emir, hafif bir memnuniyet ifadesiyle başını hafifçe salladı. "Denerim Avukat. Kimseyi öldürmemeyi denerim." dedi sessizce. "Bundan sonra sana çok iş düşecek. Hazır ol. Dosyalarımı sana kardeşim gönderecek."

Bölüm sonu

24 yorum