Konuşmaktan ikimizinde çenesi ağrımıştı. Marah teyze en sonunda ayağı kalktı. "Burada nasıl çalışıyorsun böyle?" Bunu söylerken etrafına baktı ve derin bir nefes aldı. "Hadi şuraları biraz toparlayalım!" Ayağı kalktım ve toz bezinin bulunduğu çekmeceyi gösterdim. "Toz bezi bu çekmecede. Diğer temizlik malzemelerinin nerede olduğunu pek bilmiyorum." Dedim. Marah teyze elini beline koydu. "Ben biliyorum." Arkasını döndü ve dolapların tam çaprazında, biraz da arkasında, çok azda solunda olan büyük dolabı gösterdi. Burası o kadar tozluydu ki -kitaplar ve kitaplıklar hariç- o dolabı açmaya korkmuştum. İçeriden birkaç tane daha bez, paspas, kova ve daha birçok temizlik malzemesi çıkardı. Kovayı aldığı gibi dükkan kapısını açtı ve "Şunu dışarıdaki çeşmede dolduruyorum." Dedi. "Burada lavabo var." Sesim o kadar kısıktı ki beni duyduğundan emin değildim. "Ah! Unutmuşum. İnsan yıllardır gelmeyince unutuyor. Sahi, lavabo neredeydi?" Lavabo kapısının önünde durdum ve gülümseyerek buyur eder gibi ellerimi kaldırdım. Kova ile birlikte lavoboya geçti. Ben de o sırada cam silme suyunu ve bezleri aldım "camları silme işi bende!" Kafamı uzatarak "sen paspas mı yapacaksın Marah teyze? Diye sordum. Başını salladı ve su dolan kovayı musluktan çekti. "Bana paspası verebilir misin kızım?" Dolaptan uzun paspası aldım ve ona verdim.
Camları sildim ve artık dışarıyı çok rahat bir şekilde görebiliyordum. Marah teyze ise paspası bitirmek üzereydi.
"Rafları süslemeye ne dersin?" Marah teyze ile vakit geçirmeyi zeten çok seviyordum fakat bu ayrı bir eğlenceli olacaktı. Hemen kabul ettim. "O zaman ben gidip birkaç bitki alıyorum sen de o sırada nerelere bitki koyabiliriz onu düşün bakalım." Kapıdan çıktı ve ben de dönüp benden büyük kitaplığa baktım.
"Acaba şuraya mı koysam?" Parmağım ağzımın üzerinde, düşünüyordum. "Yok, yok şuraya" "Acaba şuraya mı koysam?" Böyle giderek 5 yer düşünmüştüm.
Kapının üzerindeki zil çaldı. Gelen Marah teyze'ydi. Elinde sayamayacağım kadar çeşit bitki vardı. Hepsi çok canlı ve güzeldi. "Ama ben sadece beş yer belirleyebildim." Dedim üzüntüyle. " Öyle beş çiçek olur mu hiç?" "Koca kitaplık dükkânı burası. Hem bak, biblo falan da aldım." Elindeki poşetleri aldım ve içindeki bitkileri tek tek çıkardım. "Anneannen Manolyaları çok severdi." Poşetin yarısı manolya çiçeğiydi.
Marah teyzeye çiçekleri koyabileceğimiz yerleri gösterdim. Çiçekleri aldı ve hem kendi istediği yerlere hem de benim gosterdigim yerlere koydu. "Bence çok güzel oldu." Dedim. "Sıra biblolarda"
Bibloları dizdik, dükkanı temizledik derken dükkan pırıl pırıl olmuştu. Hava kararmıştı. "Senin okuman gereken kitaplar vardır şimdi. E malum, bazılarının hayatıyla oynuyorsun." Bunu söylerken gözünü kırptı ve güldü. Daha sonra kapıdan çıkıp gitti
Dükkanda tek başıma kalmıştım. O sırada gözüm dün aldığım ama bakmadığım o kitaba kaydı. Masama oturdum. Loş, sarı ışığımı açtım. Ve kitabı açtım.
1. Sayfa
Merhaba, bu kitabı hem beny'e yazdığım mektupları hem de Araf'a gitmek için bazı notlar yazacağım.
Bu dükkâna geleli üç ay oldu. Ve ben bir çok şey öğrendim. Hatta birkaç kere birilerinin yerine geçtim. Buraya geleli birkaç ay oldu ama ben yıllardır bu dükkana geçmek için çalışıyorum. Bugün de birinin yerine geçtiğimde ne yaşadığımı anlatacağım
Yerine geçtiğim kişi, kasabanın en büyük büyücüsü Darian'dı.
Onun yerine yine büyü yaparken geçmiştim. İlk iş bütün büyü kitaplarını evden dışarı attım. Daha sonra evindeki büyük salona gittim. Ve gördüğüm şey akıl almazdı. Darian' ın evinde Araf'a geçen bir portal vardı.
Bu fırsatı geri çevirmeden Araf dünyasına geçmek istedim ama Darian' onun ruhuna girdiğimi fark etmiş olmalıydı.
Darian karşımda duruyordu ben ise düşmüştüm. Fakat tek sorun bu değildi. Büyünün doğası gereği kolumda ciddi bir kanama vardı. Neredeyse kolum yarılmıştı. Darian bana zarar vermeyeceğini söyledi. Ama büyük ihtimalle derhal evinden gitmezsen durumlar değişecek gibi görünüyordu
O gün 2-3 saat yürüdüm.
2. Sayfa bazı iksir kodları.
Anı damlası: belki bazı anıları tekrar görmek isterim..
Sonsuz mürekkep: bu yazılar silinmesin diye, hatta bütün yazılar için.
Köz kalbi: cesareti arttırıp korkuyu bastırmak isteyenlere.
Can suyu: kolum ve bütün yaralar için.
Kitap fısıltısı: eski yazıları bulmak için.
3. Sayfa
Bu mektup Beny'e
Sevgili Beny, çok ilginç bir olay yaşadım...
Günümüzde
Buradan sonra hiçbir şey yazmıyordu. Burayı çok merak ediyordum. Ta ki aklıma bir fikir gelene kadar.
Dükkanın bir rafında iksirler vardı şu ana kadar hiç ilgimi çekmemişlerdi. Ama eğer anneannemin yazdığı yazıdaki iksiri bulursam bu yazıyı geri getirebilirdim. Rafa doğru ilerledim .
"Hayır, bu değil. Bu da değil. İşte bu!" İksiri getirdim ve kitabın üzerine damlattım . Üzerinde anneannemin nasıl Araf'a gittiğini anlatıyordu.
Bir anda her yerden mor ışıklar çıkmaya başladı. Ben uçuyordum.