Ertesi sabah Yaman erken uyanmıştı.
Pencerenin önünde durup sokağı izledi.
Hayatı yavaş yavaş düzene giriyordu.
Eskisi gibi değildi.
Ve ilk kez bundan memnundu.
Telefonu titreşti.
Mesaj Elif'tendi.
"Bugün müsait misin?"
Yaman fark etmeden gülümsedi.
"Senin için her zaman."
Mesajı gönderdikten sonra kendi kendine güldü.
Belki biraz fazla açık olmuştu.
Ama geri almak istemedi.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
"O zaman saat 4'te kafede."
Saatler hızlı geçmişti.
Yaman kafeye vardığında Elif çoktan gelmişti.
Pencere kenarında oturuyordu.
Yaman karşısına geçti.
"Seni bekletmedim umarım."
"İki dakika."
"Sadece iki mi?"
"Belki beş."
İkisi de güldü.
Sohbet kısa sürede koyulaştı.
Bu kez konu arkadaş grubu değildi.
Kendileriydi.
Çocuklukları.
Korkuları.
Hayalleri.
Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadılar.
Elif ilk kez Yaman'ın daha önce kimseye göstermediği tarafını görüyordu.
Yaman da Elif'in her zaman güçlü görünmeye çalışan ama aslında kırılmaktan korkan tarafını.
Kafeden çıktıklarında hava kararmaya başlamıştı.
Yürürken Elif birden durdu.
"Bir şey soracağım."
"Sor."
"Eski hayatını özlüyor musun?"
Yaman düşünmeden cevap verdi.
"Hayır."
"Bu kadar emin misin?"
"Evet."
"Neden?"
Yaman birkaç saniye sustu.
Sonra gözlerini Elif'e çevirdi.
"Çünkü bazı insanlar insanın neyi kaybettiğini değil, neyi bulduğunu fark ettirir."
Elif'in yüzü kızardı.
Bakışlarını kaçırdı.
Kalbi hızlanmıştı.
Yaman da bunu fark etmişti.
Ama ikisi de konuyu açmadı.
Henüz zamanı değildi.
Yolları ayrılırken Elif arkasını döndü.
"Bugün güzeldi."
Yaman gülümsedi.
"Bence de."
Elif uzaklaşırken telefonuna bir bildirim geldi.
Bilinmeyen bir numaradan mesaj.
Mesajda yalnızca tek bir cümle vardı:
"Geçmiş hiçbir zaman gerçekten bitmez."
Elif'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Çünkü o mesajı gönderen kişiyi tanıyordu.
Ve uzun zamandır hayatında olmadığını düşündüğü biri...
Geri dönmüştü.