Yağmur, şehrin üzerine ağır bir sis gibi çökmüştü. Sokak lambalarının solgun ışıkları ıslak asfaltın üzerinde titrerken Yaman Aksoy apartmanının merdivenlerini yavaş adımlarla çıkıyordu. Yorucu bir gün geçirmişti. Tek istediği şey evine gidip biraz dinlenmekti.
Kapısına yaklaştığında yerde duran siyah zarfı fark etti.
Durdu.
Kaşlarını çatarak zarfı eline aldı. Üzerinde yalnızca adı yazıyordu.
Yaman Aksoy.
Ne gönderen vardı ne de herhangi bir açıklama.
Kapıyı açıp içeri girdi. Yağmurun sesi camlara vururken masanın yanına oturdu ve zarfı dikkatlice açtı.
İçinden eski bir anahtar ve katlanmış küçük bir not çıktı.
"Gerçeği öğrenmek istiyorsan yarın gece saat 23.00'te limandaki eski depoya gel."
Notun altında yalnızca iki harf vardı.
A.D.
Yaman birkaç saniye boyunca kâğıda baktı. Bu harfler ona hiçbir şey ifade etmiyordu. Fakat nedense kalbi hızlanmıştı. İçinde, uzun zamandır hissetmediği bir merak vardı.
O gece uyuyamadı.
Sürekli aynı sorular zihninde dönüp duruyordu.
Kim göndermişti?
Hangi gerçek?
Ve neden şimdi?
Sabah olduğunda cevap bulamamıştı. Ancak bir şeyden emindi.
Ertesi gece limana gidecekti.
Henüz bilmiyordu ama o karar, hayatını sonsuza kadar değiştirecekti.