İçeriğe geç

Aptal Arkadaşlar

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Aptal Arkadaşlar

Bölüm 14

14. Bölüm: Mutlu Aile Tablosu

Kim sabahın köründe beni arıyor kardeşim? Yatakta doğrulmaya çalıştım ama üstümdeki öküz yüzünden kalkamadım. Allah'ım bu nasıl bir yatıştır. Ayaklarıyla ayaklarımı sıkıştırmış, kollarını belime sarıp ahtapot gibi bana yapışmıştı. Kalksın diye onu dürtmeye başaldım.

Mary: Aidan.

Aidan: Hı? (Efendim)

Mary: Kalk üstümden.

Aidan: I-ı. (Hayır)

Mary: Aidan telefon çalıyor.

Aidan: Iı-hı (Banane)

Mary: Aidan.

Aidan: Hı? (Efendim)

Mary: Kalk. Hemen.

Üstümden kalkıp bacaklarımın üstüne oturdu. Uykusuz gözüküyordu. Hâlâ yatarken uzanıp komidin üstünden telefonumu aldım. Jesoo arıyordu. Telefonu açıp kulağıma götürdüm.

Mary: Efendim Jes?

Jesoo: Tom'la kıyafet almaya geldik. Ben kendime Ve Key'e aldım. Şuan odandayım. Sana ne alıyım?

Sesinden ağladığı gayet anlaşılıyordu. Aidan'a baktığımda geri yatmaya hazırlandığı gördüm. Geri yatacağı sırada omzundan tutup onu durdurdum.

Mary: Dolapta ütülenmiş takım var. Onu ve bir eşofman takımı getirir misin?

Jesoo: Tamam. Aidan bir şey istiyor mu?

Telefonu kendimden uzaklaştırıp Aidan'a baktım.

Mary: Sana bir şey lazım mı?

Gözünü açmadan pencerenin yanındaki tek kişilik koltuğu gösterdi. Koltuğun üstünde bir spor çanta vardı. Yanında kıyafet getirmişti.

Mary: Gerek yok ona.

Jesoo: Tamam. Görüşürüz MJ.

Mary: Görüşürüz Jes.

Telefonu kapattığım gibi Aidan üstüme çullandı.

Mary: Aidan.

Aidan: Hı?

Mary: Kalkmalıyız.

Aidan: Neden?

Mary: Key'e bakıcam. Sonrasında Jes gelir zaten. Cenazeye gideceğim.

Aidan: Benimde geleceğimi biliyorsun. Neden gideceğim diyorsun?

Mary: Bunu şu anda konuşmak istemiyorum.

Aidan: Bunu şu an konuşmazsak bir daha yapamayız. Yapalım gitsin.

Mary: Seni öyle hatırlamak istemiyorum.

İç çekerek üstümden kalktı ve ayaklarını yataktan sarkıtarak oturdu. Bende doğrulup sırtımı yatak başlığına yasladım.

Aidan: Yaptığım şeyin affı olmadığını biliyorum. Ama yapmak zorundaydım.

Mary: İstemeseydin yapmazdın. Bunu ikimizde biliyoruz.

Aidan: Hata yaptım biliyorum. Herkes hata yapar. Affetsen olmaz mı? Tanrı affetse bile sen affetmezsen, ben dünyada cehennemi yaşarım. Yapma.

Mary: Hata dediğin böyle olmaz. Sözde hatan beş cana mal oldu. Ve ikisi senin arkadaşındı.

Aidan: Anlamıyorsun. Tehdit edildim.

Mary: Neyle? Sizin canınızı yakabilecek şey nedir Bay Gallagher?

Aidan: Siktie et. Zaten bir kaç dakikaya kafama silah dayıyacaksın.

Mary: Yani seni saçama bir şeyle tehdit etmelerine rağmen kabul ettin. Öyle mi?

Aidan: beni seninle tehdit ettiler! Bana ya seni öldürmemi yada şirketi elinden almamı söylediler. Yoksa seni öldürecekleri söylediler.

Mary: Sence bu ihtimalde beni öldürmeye çalışmayacaklar mı? Sen şirketi elimden aldığın anda peşimden katiller gelecek. Ve sonuç yine ölümüm olacak. Ne değişecek?

Aidan: Ne?

Mary: Böyle bir şey yapamayacaklarını mı zannediyorsun?

Aidan: Şirketi elinden aldıktan sonra seni neden öldürsünler ki?

Mary: Stark soyunu tamamen bitirmek için.

Aidan: Yani..

Mary: Yani Aidan, biz ayrılmadan veya ikimizden biri ölmeden bu savaş bitmez. O yüzden beraber olacağımız son günlerin tadını çıkartalım.

Sustu. Sustum. Sustuk. Bağırıp çağırmamız gereken yerde sustuk. İşte bizde buyduk. Susarak anlaşırdık. Onun gibi ayaklarımı yataktan sarkıtarak oturdum. Bakışlarının bana döndüğünü hissettim de ona baktım. Sanki gözlerinin rengi değişmişti. Grimsi bir yeşildi. Ayağa kalkıp odadan ayrıldım. Arkamdan geleceğini biliyordum. Ama yine de ondan kaçtım. Ofisim tertemizdi. Her şey yerli yerindeydi. Ama duvarda gördüğüm büyük tablo her zaman ki gibi duraklamamı sağladı.

Tekli koltukta oturan keçi sakalı esmer bir adam, koltuğun kolçağına oturmuş sarışın bir kadın ve adamın kucağında zor zapt ettiği kısa kumral saçları olan bir bebek. Hepsi gülümsüyordu. Mutlu Aile Tablosu. Tabii bazılarının öleceğini görmezde gelirsek.

Boynumda bir nefes hissettiğimde huylandım. Kolu belime dolandı.

Aidan: İyi misin?

Mary: İyi olmaya çalışıyorum.

İki kolunu da belime dolayıp arkadan bana sarıldı. Kafasını elbisenin modelinden dolayı açık olan boynuma gömdü. Etrafı kahve kokusu sarmaya başlayınca ellerimi karnımın üstünde birleştirdiği ellerinin üstüne koydum. Kafamı geriye attığımda hafif kıkırtısını duydum.

Mary: Gitsek iyi olur.

Aidan: İyi olur ama gitmek istemiyorum.

Mary: İstediğimiz her şey olsaydı bu halde olmazdık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.