Pistin birkaç metre ötesinde, müziğin karmaşasına karışmış gibi duran iki kişi aslında çoktan kendi rollerini bırakmış, sahnenin merkezindeki o elektrikli çarpışmaya kilitlenmişti.
Selin bir eliyle kokteyl bardağını havada dengede tutmaya çalışırken, diğer eliyle ritme ayak uydurur gibi yapıp Oktay’ın kolunu çekiştirdi. "Görüyor musun? Arkadaşın resmen ateşle oynuyor. Ayla bu sabah birini öyle bir sildi ki adamın hafızası sıfırlanmıştır herhalde. Kaan'ı çiğ çiğ yer bu kız, yemin ederim acımaz."
Oktay birasından aceleyle bir yudum alıp gözlerini kısıtlayarak ikiliye baktı. Kaan’ın Ayla’nın beline yerleşen elini, Ayla’nın ise Kaan’ın yakasını kavrayışındaki o meydan okuyan tavrı incelerken başını iki yana salladı.
"Sen Kaan’ı hiç tanımıyorsun galiba," dedi Oktay, müziğin sesini bastırmak için Selin’in kulağına doğru bağırarak. "Kaan hayatında hiçbir maça kaybetmek için çıkmadı. Bak şu duruşa; herif geri adım atmak şöyle dursun, yangına körükle gidiyor. O kadının duvarlarını yıkmak için bilerek provoke ediyor onu."
"Duvar mı?" Selin alaycı bir kahkaha atıp hafifçe döndü. "Ayla'nın duvarları yok şekerim, mayın tarlası var. Üzerine basanı havaya uçurur. Bak bak, nasıl yaklaştı... Tanrım, aralarında milim bile kalmadı! Birbirlerini öpecekler mi yoksa boğazlayacaklar mı kestiremiyorum."
"Bence ikisi de aynı anda olacak," dedi Oktay, heyecanla Selin’in ritmine katılıp biraz daha yakına sokularak. "Ve sana garanti veriyorum, kulübün sigortaları atmadan bu gece bitmeyecek. Baksana şunlara, bildiğin elektrik akımı yayıyorlar etrafa."
Selin gözlerini ikiliden ayıramıyordu. Ayla’yı yıllardır tanırdı; her zaman kontrolü elinde tutan, karşısındakini yönlendiren, duygusal yükleri tek başına sırtlayan o kadın ilk defa karşısında kılını bile kıpırdatmadan ona kafa tutan bir adamla yüz yüzeydi. Ve en kötüsü, Ayla geri çekilmek yerine daha da alev alıyordu.
"Eğer bu gece biri diğerini sağ bırakırsa," dedi Selin, nefesini tutarak, "tarihin en kaotik ilişkisi doğuyor olabilir Oktay."
"Sağ kalırlarsa tabii," dedi Oktay sırıtırken. "Ben Kaan’ın yerine olsam o yakayı biraz gevşetirdim; kız resmen nefesini kesmek üzere."