İçeriğe geç

Antrenman Bitti

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Antrenman Bitti

Bölüm 4

4.Bölüm

Ayla ile Selin kalabalığın arasından sıyrılıp kulübün arka tarafındaki kadife kaplı köşeye doğru ilerlerken, barın önünde Kaan yalnız kalmadı. Yanındaki tabureye hızla kurulan Oktay, elindeki bira şişesini tezgaha çarparcasına bıraktı.

"Oğlum, az önce benim gördüğüm şeyi sen de yaşadın mı?" dedi Oktay, başını iki yana sallayarak. Bakışları hala kalabalığın içinde kaybolmak üzere olan o siyah ceketli silüetin arkasındaydı. "İki dakikalığına sigaraya çıktım, döndüğümde karşında bir buz kraliçesiyle kafa kafaya vermiş, adeta atom parçalıyordun. Kimdi o?"

Kaan kadehindeki viskiden sakin bir yudum aldı. Bakışları kalabalığın içinden henüz ayrılmamıştı; dudaklarındaki o hafif, eğlenen kıvrım yerli yerinde duruyordu.

"Adı Ayla," dedi Kaan, sesindeki o rahat tonu bozmadan.

"Ayla mı?" Oktay şüpheyle gözlerini kıstı. "Sanki sana her an kadeh fırlatacakmış gibi bakıyordu ama aynı zamanda... bilmiyorum, ortamdaki gerilimden barın neonları patlayacaktı neredeyse. Kaan, kadın seni resmen tarttı, biçti ve sonra kapının önüne koydu gibi bir şey oldu. Farkındasın değil mi?"

"Tam tersi," dedi Kaan, kadehini tezgaha bırakıp Oktay’a dönerek. "İlk defa biri bana ne hissetmesi gerektiğini öğretmeye kalkışmadı. Sadece sahayı kapattığını söyledi."

Oktay kahkahayı bastı. "Sahayı mı kapattı? Ne bu, belediye spor tesisi mi? Oğlum kadın açıkça 'bana yaklaşma, çarparım' dedi işte. Senin bu ulaşılamaz olanın peşine düşme huyun bir gün başımıza çok fena iş açacak, bak demedi deme. Hele o yanındaki sarışın kız... Tam bir olay yeri inceleme memuru gibi daldı ortama."

"Amatörlerle vakit kaybetmekten yorulmuş," dedi Kaan, Oktay’ın gevezeliğini umursamadan. Bakışları tekrar loş ışıkların altındaki o uzak masaya kaydı. Ayla bacak bacak üstüne atmış, Selin’e bir şeyler anlatıyordu; ellerini net ve keskin hareketlerle kullanışı uzaktan bile belli oluyordu. Zerre kadar dağılmamış, en ufak bir açık vermemişti.

"Ve sen de 'Dur ben profesyonel ligde oynatayım' dedin, öyle mi?" Oktay başını sallayarak birasından büyük bir yudum aldı. "Kaan, bu kadın senin bildiğin o 'biraz naz yapayım da peşimden koşsun' tiplerine hiç benzemiyor. Gözlerindeki o ifadeyi gördüm ben; resmen birilerini çiğneyip tükürmüş de üstüne kahve içmiş gibiydi."

"Zaten mesele de o," dedi Kaan, fısıltı gibi ama son derece kararlı bir sesle. Ceketinin yakasını düzeltti, sırtını bara yaslayıp içkisini bitirdi. "Oyun oynamak istemiyor. Rol kesmekten bıkmış. Ve dürüst olmak gerekirse... uzun zamandır karşıma çıkan en dişli rakip."

Oktay arkadaşının gözlerindeki o karanlık hırsı çok iyi tanıyordu. Bu ifade Kaan’ın yüzüne kolay kolay yerleşmezdi; yerleştiğinde ise o masadan kolay kolay kalkılmazdı.

"Pekala," dedi Oktay derin bir iç çekerek. "Tarihin en tehlikeli maçına hoş geldik o zaman. Umarım zırhını sağlam giymişsindir kardeşim, çünkü o kız seni antrenmana falan almaz; direkt nakavt eder."

Kaan gülümsedi. Bakışları mekanın öbür ucundaki masada, tam o anda dönüp tekrar bara doğru bakan Ayla’nın gözleriyle bir kez daha, saniyenin onda biri kadar bir an için çakıştı.

"Zaten istediğim de tam olarak bu."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.