İçeriğe geç

Antrenman Bitti

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Antrenman Bitti

Bölüm 2

2.Bölüm

Kaan kadehini hafifçe indirip bar tezgahına bıraktığında aralarındaki mesafe sadece birkaç adımdan ibaretti. Kulübün ritmi nabız gibi zonkluyor, bas sesleri kalabalığın gürültüsünü ezip geçiyordu ama o birkaç adımlık boşlukta tuhaf, sessiz bir gerilim asılı kalmıştı.

Ayla gözlerini kaçırmadı. Geri adım atmak ya da bakışlarını indirmek onun lügatinda çoktan silinmişti; özellikle bu sabah hayatındaki en büyük zaman kaybını kapının önüne koyduktan sonra.

Kaan aradaki mesafeyi kapatırken acele etmedi. Yürüyüşünde kendini kanıtlama telaşı taşıyan erkeklere özgü o sahte ciddiyet yoktu. Aksine, bulunduğu mekana ve ana tamamen sahip olduğunu bilen bir rahatlık sinmişti adımlarına. Yanına ulaştığında Ayla’nın kişisel alan sınırını ihlal etmedi ama oradan geri çekilmeye niyetinin olmadığını da belli etti.

"Sert bir tasfiye operasyonuydu," dedi Kaan. Sesi bas ritminin altında bile tok, berrak ve netti. Dudaklarında hala o belli belirsiz, alaycı tebessüm vardı. "Arkasında bıraktığın enkazı toplamak için bir temizlik ekibi gerekebilir."

Ayla başını hafifçe yana eğip adamı süzdü. Siyah tişörtün üzerine giyilmiş kusursuz kesim ceket, kolların bileklerde bıraktığı o rahat tavır ve en önemlisi; ne onay dilenen ne de üstten bakan, sadece tartan o delici bakışlar.

"Enkaz kaldırmak benim görev tanımımda yok," dedi Ayla, ses tonunu en ufak bir duygu kırıntısına bile teslim etmeyerek. "Kendi düşen kendi toparlanır. Ya da bir dahaki sefere boyundan büyük sulara girmemeyi öğrenir."

Kaan gülümsedi. Bu kez tebessümü alaydan ziyade, nadir rastlanan bir zekayla karşılaşmanın verdiği saf bir tatmindi. "Boyundan büyük sular olduğunu fark edecek zekası olsaydı zaten o cümleyi kurmazdı. 'Bana rehberlik et'... Ucuz bir kaçış taktiği."

Ayla kaşlarını hafifçe kaldırdı. "Diyorsun?"

"Diyorum. Sorumluluk almaktan korkan her vasatın sığındığı bir maskedir o. 'Beni sen eğit ki yarın batırırsam suçlusu sen ol.'" Kaan bara doğru yarım adım yaklaşıp barmene hafif bir işaret verdi; barmen ikiletmeden aynı viskiden bir kadeh daha hazırlamaya başladı. Kaan tekrar Ayla’ya döndü. "Kötü bir yatırım olduğunu baştan görmüş olman gerekirdi."

"Yatırım değildi," dedi Ayla, kelimelerini birer mermi gibi seçerek. "Sadece bu sabah itibarıyla iflasını ilan ettiğim eski bir alışkanlıktı. Ve ben alışkanlıklarımı hızla çöpe atabilen biriyim."

"Belli oluyor." Kaan yeni konan kadehi parmaklarının arasına aldı. Buzların cama çarpış sesi aralarındaki kısa duraklamayı doldurdu. "Fakat sorun şu ki, sahayı kapatmış olsan bile ringe çıkacak bir rakip bulamadığın sürece o yumruklar boşa savrulur."

Ayla gözlerini kıstı. İçinde tehlikeli bir kıvılcım çaktı. "Rakip aradığımı kim söyledi?"

"Aramıyorsun," dedi Kaan, doğrudan gözlerinin içine bakarak. Gözlerinde ne bir tereddüt ne de kaçış vardı. "Zaten mesele de bu. Aramayacak kadar yorulmuşsun. Çünkü karşındakini büyütmekten, ona ne hissetmesi gerektiğini dikte etmekten bıkmışsın. Sana kuralları öğretmek zorunda kalmayacağın biri lazım; kuralları zaten bilen, gerekirse oyunu seninle aynı sertlikte oynayacak biri."

Ayla’nın kalbi hızlanmadı; aksine, soğuk bir adrenalin damarlarına yayıldı. Bu adam onun zırhının arkasındaki mekanizmayı iki dakikada çözmüştü ve bunu saklama gereği bile duymuyordu.

"Ve sen o 'biri' olduğunu mu iddia ediyorsun?" dedi Ayla, dudaklarında buz gibi bir meydan okumayla.

Kaan kadehini hafifçe kaldırdı, bakışlarındaki ciddiyet bu kez alayın önüne geçti.

"Ben iddia etmem Ayla," dedi, adını ilk kez telaffuz ederken. O ismi nereden duyduğunu sormasına fırsat bile bırakmadan devam etti: "Sadece provası olmayan bir maç teklif ediyorum. Çocuklarla uğraşmaktan sıkıldıysan... profesyonel ligde durumlar biraz farklıdır."

Ayla negronisinden son yudumu alıp bardağı tezgaha bıraktı. Kaan’ın yüzündeki o sarsılmaz özgüveni paramparça etmek için duyduğu arzu, bu gece hissettiği her şeyden daha canlıydı.

"Ligin kurallarını merak ettim," dedi Ayla, bir adım öne çıkarak. Aralarındaki mesafe artık bir fısıltı kadardı. "Umarım düşündüğün kadar dayanıklısındır Kaan. Çünkü ben antrenman yapmayı bıraktım; doğrudan nakavt ediyorum."

Kaan’ın gözlerinde karanlık bir parıltı belirdi. Geri adım atmadı; aksine o fısıltıya doğru eğildi.

"Dene bakalım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.