İçeriğe geç

Antrenman Bitti

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Antrenman Bitti

Bölüm 1

1.Bölüm

Sabahın ilk ışıkları panjurların arasından sızdığında, Ayla için çoktan her şey bitmişti.

Mutfak tezgahına yaslanıp soğumuş kahvesini içerken karşısındaki adama bakmıştı. Son altı aydır ona nasıl empati kuracağını, bir problem olduğunda sessiz kalıp duvar örmek yerine konuşması gerektiğini, hatta en basitinden özel bir günde nasıl plan yapılacağını adım adım öğrettiği adama... Ve adamın kurduğu o son cümle bardağı taşıran son damla olmuştu: "Bana biraz daha zaman ver, nasıl davranmam gerektiğini hala tam kestiremiyorum Ayla."

Ayla anahtarları adamın avucuna bırakıp kapıyı yüzüne kapatırken ne bir damla gözyaşı dökmüş ne de sesini yükseltmişti. Sadece sırtındaki o devasa, görünmez yükü yere bırakmanın soğuk hafifliğini hissetmişti: Bir yetişkini sıfırdan büyütme projesi daha iflas etmişti.

Gece yarısına doğru kulübün ağır bas vuruşları zemini titretirken Ayla çoktan o sabaha veda etmişti. Kafa dağıtmak, tükenmiş sabrının üzerini kalın bir çizgiyle kapatmak için buradaydı. Üzerindeki saten siyah takım, boynundaki altın zincirler ve kırmızı neonların tenine vuran sıcak gölgeleriyle bar taburesinde bacak bacak üstüne atmış, negronisini yudumluyordu.

Fakat bu şehirde amatörler asla mola vermiyordu.

Yanındaki tabureye süzülen adam—adı her neyse—beşinci dakikasında "aslında ne kadar kırılgan bir yapısı olduğundan" ve "eski sevgililerinin onun derinliğini anlamadığından" dem vurmaya başlamıştı bile.

"Yani..." dedi adam, kokteylinden bir yudum alıp gözlerini hafifçe kısarak. "Bazen kendimi ifade etmekte zorlanıyorum. Karşımdaki kadının bana rehberlik etmesi, beni biraz çekip çevirmesi gerekiyor. Sen tam öyle güçlü bir kadın gibisin."

Ayla bardağı dudaklarından indirdi. Dudaklarının kenarında alaycı, buz gibi bir kıvrım belirdi. Sabah yaşadığı sahnenin ucuz bir kopyası birkaç saat sonra bar taburesinde karşısına dikilmişti.

"Rehberlik mi?" dedi Ayla. Sesi gürültülü müziğin altından sıyrılıp adamın zihnine bir neşter gibi indi. "Bak tatlım, bu sabah tam senin gibi bir çırağın mezuniyetini verip kapının önüne koydum ben. Ruhsal gelişim kampı değilim, kreş hiç değilim. Bugüne kadar kimin elini tuttuysam adama çevirdim; sevmeyi, ilgi göstermeyi, dinlemeyi öğrettim. Sonuç ne oldu biliyor musun? Hepsi benden aldığı derslerle gidip başkalarına mükemmel sevgili oldu."

Adam şaşkınlıkla geri çekilirken Ayla tabureden indi. Ceketinin yakasını tek bir hareketle düzeltti.

"Antrenman sahası bu sabah itibarıyla süresiz kapatıldı," dedi tane tane. "Karşıma ne istediğini bilen bir profesyonel olarak çıkamayacaksanız, gidin eksiklerinizi bir terapistle tamamlayın."

Adamı afallamış bakışlarıyla ardında bırakıp kalabalığın içine doğru bir adım attı. Ciğerlerine dolan öfke değil, katıksız bir özgürlük hissiydi.

Tam o anda, barın loş köşesinde, arkasındaki aynaya yaslanmış duran silüet dikkatini çekti.

Siyah takımının ceketi hafifçe açık, elinde viski kadehiyle duran Kaan, birkaç saniye önce sergilenen sahneyi başından sonuna kadar izlemişti. Yüzünde ne şaşkınlık vardı ne de Ayla’nın o sert çıkışından ürktüğünü gösteren bir ifade. Aksine, dudaklarının kenarında son derece tehlikeli, alaycı ve meydan okuyan bir tebessüm geziniyordu.

Bakışları kilitlendiğinde Kaan gözlerini kaçırmadı. Ayla’nın yaydığı o keskin ve mesafeli aurayı bir zırh gibi değil, sadece aşılması gereken bir eşik gibi tartıyordu. Kadehini hafifçe, neredeyse fark edilmeyecek bir takdirle Ayla’nın olduğu yöne doğru kaldırdı; fena vuruş değildi der gibi.

Ayla’nın çenesi dikleşti. İçindeki o yorgunluk bir anda yerini bambaşka bir adrenalin dalgasına bıraktı.

Bu kez karşısında yönlendirilmeyi bekleyen bir kurban yoktu. Sabah kapattığı o sıkıcı dönemin ardından, gecenin karanlığı tam dişine göre bir rakip fırlatmıştı önüne.

Antrenman bitmişti; asıl maç şimdi başlıyordu.

Bölüm sonu

4 yorum