İçeriğe geç

Anormal Normaller

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Anormal Normaller

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Aslında burada hiç olmaması lazımdı. Ama hayat onu bu yola sürükledi.

Choi arabanın içinde direksiyonu yumruklamak üzereydi. En az iki saattir Sua’nın baloya hazırlan-masını bekliyordu. Sua’dan ise hiçbir ses yoktur.

“Sua ! Geliyor musun artık ?” dedi Choi sinirle. O sırada Sua da arabanın kapısını açıp “Geldim gel-dim. Çatlama” diyerek içeri girdi. Üzerinde zarif, siyah, uzun etekli bir elbise vardı. Choi daha fazla trafiğe kalmak istemediğinden arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.

Yolda giderken Choi, “Ben seninle neden geliyo-rum ki? Senin erkek arkadaşın veya sevgilin yok mu?” diyerek söylendi.

“Bir, benim sevgilim yok. Zaten düşünmüyorum. İki, babamın tanıdığı ve en güvendiği erkek sensin. O yüzden benimle geliyorsun. Başka soru?”

“Yok” dedi Choi ve oflayarak yoluna devam etti.

Yarım saatte balo yerine anca varmışlardı. Choi arabayı park etmek için en az beş kere otoparkı turladı. Tam direksiyonu yumruklayıp yaşananlara sövecekken bir boş yer gördü. Hemen arabayı ora-ya doğru uçurdu. Sua az kalsın ön camdan fırlı-yordu. Neye uğradığına şaşırmıştı. Choi hemen Sua’dan özür diledi ve konu orada kapandı.

Choi önce kendi arabadan indi. Sonra Sua’nın kapısını açtı ve “Buyurun hanımefendi.” Diyerek elini davetkarca Sua’ya uzattı.

“Sen bu kadar centilmen miydim ya?” diyerek Choi’nin elini tuttu.

“Var bizde de bir şeyler işte.”

Balo yerine doğru ilerlerken Sua, karşı taraftan gelen arkadaşı Yumi’yi fark etti. Üzerindeki pembe elbise onu resmen bir meleğe benzetmişti. Sua Yumi’nin üstüne koştu ve ona sımsıkı sarıldı.

Yumi’nin yanında biri daha vardı. Uzun boylu, saçları griye kaçan bir renkte olan ve ensesine ka-dar gelen, takım elbiseli biri. Bu kişi Yumi’nin flör-tü Ken’di. Choi Ken’nin egoist ve üstten bakan ba-kışlarından hiç hoşlanmamıştı. Belki de boyunu kıskanmıştı. Çünkü Choi normal erkeklere göre bi-raz daha kısaydı. Ama çocuktan tiksindiği kesindi.

Yumi ve Sua sohbet ederek kalabalığa karıştılar. Ken de Choi ile sohbet etmeye çalışıyordu. Bu ko-nuda pek te başarılı olduğunu söylenemez.

“Eee, sen nasılsın?”

“Hı.”

“Yaşın kaç?”

“Evet evet.”

“Sıkıntılı mısın be sen?”

“Çok iyiymiş.”

En sonunda Ken boşuna uğraştığını anlayıp sustu. Sadece telefondan saçına bakarak düzeltti. Choi ise göz devirmekle yetindi. Galiba hissettiği gibi gerçekten de çocuk egoistti. Uğraşmak istemi-yordu Choi böyle insanlarla.

Saat gecenin üçü olmuştu. Choi bu ortamda daral-maya başlamıştı. Sadece zorla bir bardak içmesine rağmen başı dönüyordu. Buradan acilen kurtulmak istedi. Normalde rahatsız etmek istemiyordu ama artık dayanamadığı için kenarda içen Sua ve Yumi’ nin yanlarına gitti.

Yumi ile Sua aralarında gülüşüyorlardı. Choi Sua’nın omzuna dokunarak “Sua, artık gidelim. Yoksa baban bizi evden kovucak.” dedi.

“Peki, götür o zaman beni siyah atlı prensim.”

Bu söz Choi’nin yüzünü kızartmaya yetmişti. Sua ise gülerek “Utanmasana canım benim.” Dedi ve Choi’nin yanağını okşadı. Choi o an içinden yerin dibine girmeyi diledi. Sua ve Yumi ise Choi’nin bu haline güldüler.

Sua yürüyemeyecek kadar sarhoş olduğu için Choi isteksiz bir şekilde Sua’yı kucakladı. Yumi ise ikisi-ne imalı bakışlar attı. Onları yakıştırmışa benziyor-lardı. “Aklından ne geçiyorsa sil o düşünceyi!” diye çıkıştı Choi ve Sua ile birlikte ortamı terk ettiler.

Sua arabaya bindiği anda uyumuştu. Choi ise so-ğuk soğuk terliyordu. Anksiyetesi tavan yapmıştı. Bir bardak içmesine rağmen hafif sarhoştu ve düz-gün düşünemiyordu. Kafasında çok fazla senaryo dönüyordu. Ya biri onları yanlış anlarsa? Ya da bir-likte içtikleri için evden kovulursa? O zaman ne halt yiyecekti? Bu sorulara kafa yormaktan yolu unutmuştu. Az daha bir arabanın içine giriyordu. Son anda direksiyonu kıvırıp kazadan kurtuldular.

Güç bela da olsa sonunda eve varmışlardı. Choi ne kadar Sua’yı dürtsede uyanmayınca kimsenin izle-mediğini kontrol etti. Sonra da Sua’yı kucaklayarak eve götürdü.

Choi Sua’yı Yatağına koyduğunda nedensizce o an Sua gözüne daha güzel gözüktü. Baktıkça daha da kızarıyordu. Yoksa aşık mı oluyordu? Ama bu im-kansızdı. Choi aşka olan inancını lisede yitirmişti. Hem bu söz konusu bile olamazdı. Sua’nın babası Humin bu konularda sert bir adama benziyordu. Kızını her daim koruyan biriydi.

Choi ne kadar denese de gözlerini Sua’dan alamı-yordu. Baktıkça daha da kızarıyor ve utanıyordu. Siyah, kısa, katlı saçları ve beyaza yakın açık teni gece lambasının ışığında parlıyordu.

Bunlar düşünürken ensesinde bir nefes hissetti. O nefes anca kendine getirebilmişti. Titreyerek arka-sını döndüğünde takım elbiseli, siyah saçlı, yavru köpek gözlü bir adam gördü. Bu kişi Sua’nın babası Park Humin’di.

Humin ellerini göğsünün üzerinde bağlayarak ve tek kaşını kaldırmışken “Choi, umarım güzel bir açıklaman vardır.” dedi.

Choi soğuk soğuk terlemeye başlamıştı. Ne diyebilirdi ki?

Ağzından sadece“Ş-şey aslında gördüğünüz g-gibi bir şey değil. B-ben sadece, s-sadece…” cümlesi çıktı. Yine oluyordu bu. Choi her korktuğunda ya da telaşlandığında kekeliyordu. Bu ona küçüklüğünden kalan şeydi.

Humin’nin bakışlarından Choi şimdiden buraya veda etmesi gerektiğini anladı. En az beş yıkdır buradaydı ve bunun asla böyle biteceğini düşünmemişti. Evden atılabilirdi hatta ölümüne dayak yiyebilirdi. Choi’nin göğsü sıkışmaya, gözleri dolmaya başlamıştı. Bu his güçsüz ve zavallı hissettiriyordu.

Ama bu düşündüklerinin hiç biri olmadı. Humin’nin yüzü aniden yumuşadı. Yüzüne bir gülümseme yayıldı. “Gözlerin dolunca çok tatlı oluyorsun. Aynı bir tavşan gibi. Merak etme, ben her şeyi gördüm. Korkma sen.”dedi Humin. Elini Choi’nin başını nazikçe okşadı. “Saçların tıpkı anneninkilere benziyor. Uzun,siyah ve parlak…”

Choi rahatlamıştı. Odasına doğru gitti. Kafasını yastığa koyduğunda zihninde annesini canlandır-maya çalıştı. Ama yapamıyordu. Yüzünü çizemi-yordu. Çünkü en son yedi yaşındayken görmüştü. Hatırladığı şeyler isminin Yahu olması ve Çinli olması. Zaten Choi o kadına anne demek istemiyor-du. Ona yaptıklarının haddi hesabı yoktu. Hatırla-masının ne anlamı vardı ki?

Choi bunları düşünürken bugünün yorgunluğuyla birlikte uyuyakalmıştı bile.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.