İçeriğe geç

Anne

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Anne

Bölüm 1

1. Bölüm : Herşey normal.. Mi?

Klasik iki katlı Amerikan tipi evlerinin üst katın en sonunda bulunan oda; lacivert duvarlarda bazı oyun posterleri, madalyalarıyla poz vermiş futbol takımı fotoğrafı, birkaç müzik grubu fotoğrafları, yerde çıkarıldığı gibi kenara atılmış çoraplar, arka bahçeye bakan bir pencere ve çift kişilik yatağının hepsini kaplayacak bir pozisyonda uyuyan Taner. Yüzü çok güzel bir çocuktu Taner. Koyu mavi gözleri, koyu kumral saçları, güzel bir fiziği vardı. Ama bu özelliklerinin yanında asi bir yüz yapısı da. Bu ‘rahat’ uykusu uzun sürmedi tabii..

Alarmının kulaklarında çınlamasıyla uyandı Taner. Elini telefona attı fakat o kadar uykusu vardı ki alarm çalmaya devam ederken tekrar uyuyakaldı. Aşağı katta evden çıkmadan önce iş kıyafetleri üzerinde kahvaltıyı halletmeye çalışan annesinin yukarı kattan bile net bir şekilde duyulacak bağırışını duyduktan sonra hemen alarmı kapattı.

“Taner, uyan artık! Her sabah senin alarmını yarım saat dinleyemeyiz! Okula geç kalacaksın!”

Lara Hanım, bunu her sabah söyler fakat Taner okula geç kalmayacağını çok iyi bilirdi.

Biraz tavana baktı. Yine rüyasında neler gördüğünü hatırladı. Günler geçtikçe uyumak zorlaşıyordu. Her geçen gün rüyasında neler gördüğünü daha da detaylıca hatırlıyordu, ama asla tam olarak değil. Sadece kesit kesit hatırlıyordu ve bundan hiç hoşlanmıyordu.

Yine ‘o’ kadın. Garip görünümlü, üzerindeki çürümüş derisi ve karışık saçlarıyla ona bakıyor, bazen tebessüm ediyor, bazen sinirle bakıyordu. Ama her zaman rüyasında bulunduğu yerin uzağındaydı. Uzakta olmasına rağmen her rüyada Taner’in gözü onun olduğu tarafa gidiyor ve bir şekilde onu görüyordu. Kim olduğunu, ne olduğunu, neden hep rüyalarında olduğunu hiç anlamazdı. Yüzünü hatırladı ve aniden silkelenip kendine geldi. Hiç umursamıyormuş gibi davranmaya çalışıyordu fakat tam olarak göremediği ‘o’ surat onu çok korkutuyordu.

Kırk küsür yaşlarında olmalarına rağmen hâlâ genç ve dinç duran Lara Hanım ve Hamit Bey, birtanecik oğulları Taner’in üzerine çok titrerlerdi. Çok genç yaşlarında anne baba olmuşlardı fakat sorumluluğu çok iyi bir şekilde üstlenmişler, Taner’e ellerinden geldiğince iyi bir hayat sunmaya çalışmışlardı. Taner’e anne baba oldukları gibi bazen arkadaş, bazen öğretmen, bazen ise bir kardeş gibi yaklaşırlardı. Taner de onları o şekilde görür, hayatında gelişen birçok şeyi onlarla paylaşırdı. Bir şey hariç. ‘O kadın’.

Eğer onlara bunu anlatırsa her detayı soracak, meslekleri gereği durumu daha ‘tıbbi’ tarafından ele alacaklardı. Bu yüzden Taner senelerce kimseye bunu anlatmamıştı. Nasıl olsa sadece rüyaydı öyle değil mi? Sadece rüya..

Hızlıca duş aldı, odasında kurulanıp havlusunu kenara attı ve eline ilk gelen kıyafetleri giyinerek ıslak saçlarıyla aşağı kata indi. Annesi Lara hanım ve babası Hamit bey sofradaydı. Henüz başlamamışlardı. Lara hanım telefonunda akşam meşgul olduğu için izleyemediği dizisinin tekrarını izlerken çatalları yerleştiriyor, Hamit Bey ise ses kalabalığı yapmamak ve eşinin dizisini rahatça izlemesi için haberleri gazeteden takip ediyordu. Lara Hanım yine sinirli ama ‘Yine mi?’ bakışını atarak Taner’e döndü.

‘Taner, sana kaç kere diyeceğim üzerine bir şeyler al! En azından uzun kollu giyin. Üşüteceksin.’

Lara Hanım neredeyse her sabah aynı ikazda bulunurdu fakat yağmur ya da kar yağmadığı sürece Taner hiç ceket giyinmezdi. Soğuk hissettiği çok nadir anlar vardı.

Rüyalarda bir şey hissedemezsin derlerdi ama o yavaş yavaş rüyalarındaki ‘soğukluğu’ da hissetmeye başlamıştı. Bu garipti çünkü rüyadayken fiziksel bir şey hissetmemesi gerektiğini biliyordu fakat bu fiziksel hislerin beyninin bir oyunu olduğunu düşünüyordu. Ya da kendini kandırmak onun içini rahatlatıyordu. ‘Belki camı açık unuttum.’

‘Belki de kapıyı açık unuttular ve üşümüştüm.’

Hep bir bahane bulmaya çalışıyordu. Fakat bu soğukluklar daha yaz aylarının en sıcak günlerindeyken bile hissediliyordu. Rüyasından uyandığında vücudu buz gibi oluyordu.

Kahvaltısını yerken bunları düşünüyordu, ne kadar uzun süre gözünün daldığını çatala daha fazla yemek gelmeyince anladı. Silkelenip kendine geldi ve tabağına biraz daha peynir ve salatalık koydu. Durumu farkeden Hamit Bey ve Lara Hanım birbirlerine baktılar. Hamit Bey gazetesini bir kenara koyarak dikleşti ve Taner’e doğru eğildi.

“Taner, neler oluyor oğlum? Son zamanlarda hep aklın bir yerlerde. Çok düşüncelisin bakıyorum. Bizimle paylaşmak istediğin bir şeyler var mı?”

“Yoksa aşksal durumlar mı?” dedi Lara Hanım gülerek. Taner sahte bir tebessüm etti. Hamit Bey ise bunu pek komik bulmamış ama bunu gizlemek için gülmek zorundaymış gibi hissettiğini çok belli eden bir gülüş attı.

“Bak oğlum, bize her şeyi anlatabilirsin. Daha 18 yaşında bir gençsin. Tabii ki aşkların meşklerin olacak ama bu durumların farklı sanki? Paylaşmak istersen her zaman burdayız. Ha?”

Hamit Bey elini Taner’in omzuna koymuştu ve gözlerinde korkmuş ama sempatiyle yaklaşmaya çalışan bir bakış vardı.

“Hem bize anlatmayacaksın da kime anlatacaksın?” diye ekledi ve güldü Hamit Bey ortamı sakinleştirmek istercesine.

“Bir şey yok baba. Okul stresi sadece.”

“Tabii öyle sınıfta kalmışlarla arkadaşlık edersen, okul senin için de bir stres olur!” dedi Lara Hanım. Taner’in en yakın arkadaşı Mert’i kastederek.

Taner’in aklına adeta bir ışık gibi geldi bu fikir. ‘Tabii ya’. Mert’e bahsedebilirdi. Artık bu durum onu çok rahatsız etmeye başlamıştı. İçinde tuttukça içinde büyüyen bir dert gibi. Birisiyle paylaşması gerekiyordu.

“Sorularınız bittiyse benim okula gitmem lazım.” dedi çantasını hızlıca alarak. Bir anlığına çok hızlı davrandığını farketti ve ailesine dönüp yanaklarına birer öpücük kondurarak, “Merak etmeyin. Her şey normal.” dedi ve ayrıldı.

Evden çıkarken de aynı şeyi tekrarladı. “Her şey normal.” sonra yüzü düştü “Herşey normal.. Mi?..”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.