Evet. Şu an delireceğim. Az kaldı. Çok az kaldı. Sorun neden diye. Kuaför yüzünden. 4 saattir koafördeyim çünkü kadın saçımın herbir telini ölçerek kesiyordu. Bir de katlı olsun diyince ooooooo.
"Abla bu çocuk aç. Gözünü sevem bari bir kere daha mola verelim." Diye kadına resmen yalvardım.
O da Araf'ın tatlı suratına kıyamamış olacakki izin verdi. Koltuğa geçip mememi açıp Araf'ın ağızına yaklaştırdım. Erkeklerin giremediği bir kuaför seçmiştim.
Araf emerken telefonun çaldı. Arayana baktığımda ROMANTİKKO KOCİMM❤️🩹 Yazısını gördüm.
"Efendim aşkım?" Dedim telefonu kulağıma tutup.
"Senin aşkım diyen ağzını yerim. İşin bitmedi mi hala?"
"Emir. Koaför abla beni esir aldı. Saçımın her bir telini cetvelle ölçerek kesti. Şimdi de fön çekecek ama o daha kısa sürer diye umut ediyorum."
"Peki. Sana yani size bir sürprizim var." Diyip telefonu cat diye kapattı. Buna kızmadım çünkü kapatmasa soru yağmuruna tutup söyletirirdim.
🪷🪷🪷
Allah'ım bittiiiii. Şükür ya. Kulaklarım yandı. Hızla artık bana kocamdan daha yakın olan, bu yoldaki yandaşım olan sandalyeden kalktım.
Aynaya baktım. Oha. Kelimenin tam anlamıyla mükemmel olmuştu saçlarım. Çok güzel olmuştu. O kadar zahmete gerçekten değmişti.
"Abla? Eline sağlık. Gerçekten çok güzel olmuşş" çok mutlu olmuştum. Beklediğime değmişti.
🪷🪷🪷
Ha bu arada abimler evlenmişti. Dün.
Evin kapısını açıp içeri girdiğimde kapının önünde 2 büyük valizle duran Emiri gördüm. Kaçıyormu lan yoksa kocam?
KAÇAK KOCALAR. YAKINDA TELEVİZYONLARDA.
"Hayır Petek. Kaçmıyorum. Sadece sen ben ve çocuğumuzun olduğu bir aylık tatil için bavulları topladım"
Ha?
Tatil mi?
Ay ben tatil çok severimmm.
"Gerçektenmi. Nasıl?"
"Benim Londra daki yüksek bir rezidansta en üst katta bir evim var. 1 ayımızı orda getirmeyelim mi?" Yaaa. Herhalde istemedim sandı.
"Ya sen istemiyorum mu sandın? Ben seninleyken ahir bile bana cennet. Ayrıca ben londrayı çok severim. Yani kalabalık insanlardansa başbaşa olmak daha iyi" Diyip yanağını öptüm.
🪷🪷🪷
LONDRA BEN GELDİMMMM.
Şimdi ultra lüks olan rezidansta en üst kattaydım ve tüm lonca ayaklarımın altındaydı.
Araf uyumuştu gene göğüsümde. Ağızını yüzünü yiyecektim ben bu çocuğun yaaa. Arafı yatağa yatırdım. Emir beşik alacağını söylemişti.
"Şimdi uyuyalım yarın londranın keyfini çıkartırız"
"Ya Emir! Bence uyumak dışında daha eğlenceli şeyler yapabiliriz. Araf'a kardeş yapmaya ne dersin?"
Emir beni kucağına oturtturdu. Elleri kalçalrımda gezinirken "Ssnin hormonların niye tavan yaptı gene. Özel gününe mi gireceksin?" Dedi ama kendisi de rahat durmuyordu ki. Birkere elleri. Ikikerde zaten çok yakışıklıydı.
"Yaaaani. Evet. Az kaldı. Yani bu son şansımız olabilir." Diyi ikna etmeye çalıştım. Araf'ı koltuğa koyup yanına minderleri dizmesi ikna olduğunu gösteriyordu.
🪷🪷🪷
Emirden
Gözlerimi açtığımda karanlık odada uyuyorduk. Ateşli geçen dakikalar sonucunda Petek uyuya kalmıştı. Yorulmuştu.
Artık Araf'ı daha az emzirdigi için geceleri daha çok uyuyordu.
Susadığım için mutfaktan su içtim. Bir bardak suyla odaya geri döndüm.
Karımı kollarımın arasına aldım. Göğüsüne kadar çekilmiş çarşafın açıkta bıraktığı kısımlarda pürüzsüz teni gözüküyordu.
Çok güzeldi bana göre. Narindi. Küçücüktü. Tabii yatakta tam bir kadındı orası ayrı. Saçları, o fındık burnu, uyurken öne büzüşen dudakları herşeyi mükemmeldi.
Yerinde kıpırdandı. O da sıcaklamıştı her halde. Uzaklaştım rahat yatsın diye. Sanki trip atar gibi kıćını bana doğru döndürüp yattı.
Bir az sonra mırıldana mırıldana uyandı ve doğrulamak bana döndü.
"Emir." Dedi uykulu sesiyle.
"Efendim Meleğim."
"Neden bana sarılmadın sen?" Gözlerini açık tutamıyordu ama hala söyleniyordu.
"Sıcaklamıştın. Rahat uyu diye." Dedi.
Kafasını sallayıp yatağa geri devrildi. Yuvarlanarak yanıma yanaştı.
"Su" Derken gözleri kapanıyordu.
Yandaki komidinden bardağı alıp doğruldum. Gözlerini açamayan abimi da sırtından tutup dogrulttum.
Bardağı dudaklarına yaklaştırıp suyu içirdim. Susamış belli.
Suyu içip geri devrildi. Bu haline güldüm.
"Bir daha bana sarılmadan yatarsan seni döverim Emir" tehtitimi de yediğime göre rahat rahat uyuyabilirim.
"Tamam karıcım." Kafamı huzurlu Göğüsüne koyup kendimi uykunun kollarına bıraktım.
🪷🪷🪷
Petekten
Sabah uyandığımda kocam göğüsümde uyuyordu. Huzurlu duruyordu. Gözümün önünde saçları vardı. Açık kahve rengi saçları mükemmel kokuyordu. Burnumu saçlarının arasına gömdüm. Vanilya ve kahve gibi kokuyordu.
Sonra saçlarını öptüm. Koklayıp bir daha öptüm. Elimi saçlarına daldırıp okşadım. Sonra bir daha öptüm. Doyamıyorum ki.
Sonunda kırırdanmaya başladı kocişim.
"Günaydın." Derken görmesem bile gözlerinin kapalı olduğunu biliyordum. İnsan kocasını tanımalı. Tanır yani.
Elimi yanağına indirip yanağını okşadım. "Günaydınn." Derken sondaki n harfini uzatmıştım.
Burnunu iki göğsümün arasına gömüp kokumu uzun uzun içine çekti. Sonra orayı öpüp doğruldu.
Yatakta üstü çıplak oturan kocamı arsızca sürmüş olabilirim.
Üzerimizde sadece iç çamaşırlarımız vardı.
Benim onu süzmeme güldü. Üzerime uzandı.
"Dün gece sana yetmedi herhalde? Diye sordu.
Sırıttım. Burnu burnuma sürtüyordu. Dudaklarıma minik bir öpücük bahşetti.
Anlını anlıma yasladı. Gözlerini kapadı. Mutluydu. Hissettim.
"Seni çok seviyorum."
"Ben daha çok."
🪷🪷🪷
Midem çok bulanıyordu. Önümdeki yemekten bir lokma alasım dahi yoktu.
Emir beni londranın en pahalı ve en ünlü restoranına getirmişti ama ben kusmamak için zor duruyordum.
"Petek. Iyimisin sen Meleğim?" Diye sordu. Aslında sorun yemeklerde değildi. Daha dün bu gene olmuştu.
"İyiyi-" aniden gelen öğürme isteğiyle lavaboya koştum. Emirde arkamdan geliyordu.
Bulduğum ilk kabine girip içimde ne varsa çıkarttım. Yani sabah emirin zoruyla yediğim bir kaç lokma yemek oluyor bunlar.
Ben kusarken Emir saçlarımı tuttu. Kusmak sonunda bitince doğruldum. Emir de yardım etti.
Yüzümü avuçlarının arasına aldı.
"İyi misin birtanem?"
Kafamı sallamakla yetindim. Elimden tutup lavabonun karşısına geçirdi Emir beni.
Eline su alıp ağızımı çalkalattı. Sonra da yüzümü yıkadı.
"Özür dilerim." Dedim çekinerek. Kaşlarını çattı.
"Ne için?"
"Yemeği mafettim." Dedim çekine çekine. Bu sefer gülümsedi.
"Kurban olurum senin özür dileyen ağızına." Diyip dudaklarımı kısaca öptü.
🪷🪷🪷
Londradaki evimizdeki lavaboda elimdeki hamilelik testine bakıyordum.
Bu olabilirmiydi.
Ama ya değilsem.
Büyük hayal kırıklığı olurdu.
Sonunda kendimi cesaretlendirip testi yaptım.
Elimle testin sonuç kısmınından tutarak yatak odamıza girdim. Emir yatakta bilgisayardan iş yapıyordu.
Yanına oturdum.
"Petek. O elindeki ne?" Diye sordu meraklı melehat.
"Bekle." Dedim ciddiyetle.
Bekledi.
Böyle olunca adamı mıncırasım geliyordu.
Kolunun altına sokuldum. Kafamı göğüsüne yaslayıp beklemeye başladım.
Sonunda süre dolmuştu. Emire baktım. Anlamaz gözlerle bana baktı. İlk önce sonuca kendim bakacaktım. Eğer olmazsa üzülmesin diye.
Kolunun altından çıkıp yanına geçtim.
Elimi kaldırdım ve...
HAMİLEYİM!
ARAFA KARDEŞ GELİYOR!!!
Elimdeki test yatağa düştü.
"Bu ne lan? Aşkım bu ne?"
Gözlerim dolmuştu.
"Emir..."
"Birtanem."
"Hamileyim"
🪷🪷🪷
Evet şu an deli gibi ağlayan ilk goz ağrımı susturmak, göğüsüme yatırmıştım.
Şimdi şöyle oldu.
Bu Emir ikinci kez baba olacağını öğrenince çok mutlu oldu. Yataktan kalktı sarıldı falanda. İşte biraz fazla bağırınca arafta haliyle korktu.
Oğlumun saçlarını sevip kokusunu içime çeke çeke öptüm.
"Annem. Kardeş geliyor sana bebeğim." Dedim. Fısıldayarak. Emir de kafasını koyduğu omzuma minik bir öpücük kondurdu.



