"GİTTİ GİTTİ GÜL GİBİ PETEK GİTTİ GİTTİ GİTTİ GÜL GİBİ KANKAM GİTTİ"
Balım merve ve Burak ağıt yakmaya başlamışlardı. Onlara göz devirdim. Anlaşma olayından bahsatmemistim.
"Ee düğün ne zaman" diye sordu burak üzgün bir sesle. "Haftaya Çarşamba" Bu gün pazartesiyi, salı eşyalarımı eve yerleştiricem, çarşamba mekan bakacaz, perşembeden cumaya tüm eksikleri halledip cumartesi pazar gene ev, pazartesi bekarlığa veda salı fotoğraf çekimi ve en sonda düğün.
Benim eşyalarımı toplamam lazım ama arkadaşlarım akşam akşam bizdeydi. Tekrardan kıyafetlerimi valize koydum.
Ertesi gün
Kapının önünde paramı bekliyordum 3 valizle sokağın ortasında hemde. 10 dakika geç kalmıştı. Araba sesiyle önüme döndüm sonunda.
"Gelmeseydin" diyince "sus küçük" dedi bana.
"Benmiyim küçük senmisin büyük deve gibi boyun var. Harbi boyun kaç?" Diyince "191. Sen" diye cevap verdi. Haoy maaşallah. "165" diye götümden çıkan sesinle mırıldandım. "Duyamadım" gayette duymuştu." 165!" Bu sefer net duymuştu.
Konuşurken valizleride yerleştirmişti. Ön koltuğa binince "kemerini tak" dedim. O kazadan sonra korku kalmıştı. Eğer annem kemer takıyor olsaydı... neyse
sözümü dinledi. Aferin. Tabi bunu dışardan demeye götüm yemez. Geldiğimiz eve baktık güzeldi 3 katlıydı. Bahçe kapısından içeri girince evin yan tarafından arka bahceye açılan kapı vardı. Eve girdik.
Sağda salon solda mutfak vardı amerikan mutfakta. Ortadan üst kata doğru merdiven vardı. Beni üst kata yönlendirdi. Odaları gösterdi." Aşağıyı gördü burda burası yatak odası eşyalarını bu dolaba yerleştirebilirsin." Yan odaya geçti " Burada kalabilirsin uzun zamandır kimse kalmadı burda. Odanın banyosunda var. Üst kattada tavan arasında var boş eşyalar var yani oraya çok gitme pistir." Dedi.
"Ben eşyalarımı yerleştiriyim."dedim. Eşyalarımı yerleştirmeye başladım. Bir anda yağmur bastırmıştı. Eşyalarımı yerleştirmem bittiğinde Aşağıya indim. Üstünü değiştirmiş eşofman gitmişti. Ne ara lan neyse. Televizyon izliyordu. "Bitti işim" dedim. Ama bir sorun vardı ben eve gidemedim.
Yağmurlu havalarda araba son tercihimdi. Annemde yağmurlu havada yapmıştı kazayı ve ben bunu ona nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum. "Şey eee ben eve gitmesem." Dedim. "Neden" diye sordu haklı olarak.
Koltuğa yanına oturdum. "Ven yağmurlu havalarda arabaya binem" diyince düşündü. "Annen-" "evet" diye böldüm onu. "Tamam kal herşeyin burda zaten ha birde acıktınmı" diyince kafa salladım.
"O zaman bize yemek yapabilirsin" diyince zomrtup mutfağa gittim.
Bir ara kursada gitmiştim yani elim lezzetliydi. Ne yapabilirim diye bakınırken buzlukta tavuk göğsü vardı. Onlardan kremalı tavuklu makarna ve salata yaptım. Yemekleri tabaklayıp masaya koydum.
Ne diye seslenmeliydim. Emir bey. Emir. Kocam. Paşam. Yanına gidip çağırım en iyisi. "Yemek hazır."
Diyince "e sonunda" diye sitem etti alttarafı yarım saat bekledi.
Masya oturdu bende karşısına. Makarnadan bir çatal alıp yüzünü eşittir. "İğrenç olmuş sen birdaha yemek yapma bence" ZIKKIM YE ZIKKIM









