16 haftalık bir bebek karnımda yani 4 aylık. Karnım bayağı belirgindi. Hoşuma gidiyordu bu durum.
Kalçalarım bir nicki minaj kalçası olmasada eskisinden dolgundu. Büyük değil. Göğüslerim de büyümüştü. Sanırım en sevindiğim buydu. Sutyenlerim olmuyordu. Sonuçta her kadın göğüs ister.
Tabii bunlarda yediğim yemeklerinde etkisi vardı. Ben yemesem bile kocam ile abim beni zorlayıp yediriyorlardı.
Bu gün mervelere gidecektik. Abimde gelecekti.

Üzerimi giyinip aşağıya indim. Kocam bey ve abim hazır bekliyorlardı. Emirin arabasına bindik. Abim arabasını hiç sürmüyordu. Nedenini bilmiyorum.
Aslında bu gün bizde toplanacaktık ama ben yorulmayayım diye mervelerde yemek yemeğe karar verdik.
Vardığımızda hızlıca eve girdik. İzmir bu sene soğuktu. Bizi güler yüzle karşıladı merve. Gene en son biz gelmiştik. Benim hazırlanmam uzun sürdü diye.
"Hoşgeldiniz"
'Hoşbulduk' diye cevapladık. Yemek yiyip gelmiştik. Çay içmeye davetliydik.
"Burak, Balım ve Merve abim bahsetmiştim. Abi bunlarda arkadaşlarım Balım merve ve Burak." Diyip tanışma faslını bitirdim.
Merve çayın yanına cheesecake yapmış. Hemde üstüne çikolata dökmüş. Benim tatlıya saldıracak gibi durmama gülmüşlerdi.
"Yaa ne var oğlumun canı çekiyor. Yoksa benim değil. Demi oğluşum." Çocuğum şahidim. 2 dilim tatlı hoop midede.
Geç olunca kalkmak zorunda kalmıştık. Emirin işleri düzene girmişti. Artık sabah o da gidip akşam üstü 5 te geliyordu. Gayet ideal bence.
Abim kendi evine, biz kendi evimize dağılmıştık. Hemen uyumak istiyordum. Soyunup pijama giydim. Uykuya dalmam uzun sürmedi.
🪷🪷🪷
gözlerimi açtığımda evdeydim. Babamın evi. Ama soğuktu sanki.
Yataktan kalkıp kapıdan çıktım. "Kimse yokmuş. Baba." Babamın arayacağım günlerde varmış demekki.
Merdivenlerden aşağıya inip salona girdim. Boştu. Mutfağa girdiğimde babam oradaydı.
Elinde makas vardı. Daha önce sinirlenip saçlarımı erkek gibi kesmişti. Umarım gene kesmez.
"Yanıma. Gel." Vurgulayarak söylemişti.
gitmedim.
"Gel dedim.
Gene gitmeyince Tokatı geçirdi. Etkisiyle yere savrularak düştüm. Saçlarımdan tutup kaldırdı ve gene tokat attı.
Makasla asaçlarımıkökünden kesmeye başladı.
"Dur artık dur. Yeter kesme. Yalvarırım dur."
"Rüyalarından ve hayatından çıkmayacağım. Ben çıksam izlerim kalacak."
Nefes nefese yatakta doğruldum. Elim kalbim gitti. Derin nefes alıp veriyordum.
Bu ağır gelmişti. Korkmuştum. Sırtımı başlığa yaslayıp ayaklarımı uzattım. Terlemiştim. Elimle yüzümü kapatıp sessiz göz yaşları döktüm.
Ağlamama hıçkırıklar eklenince elimle ağzımı sıkıca kapattım. Rüyamda bile yalvarıyordum. O kadar acizdim karşısında.
"Petek. Neden ağlıyorsun. Ne oldu Birtanem." Diyerek eliyle yüzüme terden yapışmış saçlarımı çekti.
Hala ağlıyordum. "Ne oldu. Kabus mu gördün." Dyince onaylar anlamda kafamı salladım. Kollarını etrafımdan doladı.
Kafama dudaklarını bastırdı. "Şşttt tamam. Bak ben yanındayım seni ne korkuttuysa ağzına bile şıçarım. Ben yanındayken kimse seni korkutamaz. Sakin ol"
Nefeslerim düzene gitmişti. "Ne olduğunu anlatmak istermisin?"
"Babamın gördüm. Bana vurdu. Tokat attı. Hep benimle rüyalarıma gireceğini söyledi. Ben gitsem izlerim kalır dedi. Birde saçlarımı kesti." Dediğimde gene gözlerim doldu.
"Kurban olurum ben sana da saçınada yanağınada
Ağlama o öldü. Gelemez. Söz."
"Sözmü"
"Söz"
🪷🪷🪷
O gecenin sabahı tahminleriniz deki gibi boktu.
Emir şirkete gitmişti. Bende gitmek istiyordum. Daha önceki gidişimde sinirliydim diye korkmuştum. Ama bu sefer değildir diyip hazırlandım.
Üzerime uzun, dar, uzun kollu bir elbise giydim. Üzerinde blazer ceket. Ayağımda da spor ayakkabı vardı.
Evden çıkıp karşı evin kapısını çaldım. "Abi. Abi. Abi. Abi. Abi. Abi. Abi. Abi. Kapıyı aç." Diyerek hafif hafif vuruyordum. Sonunda kapı açıldı.
"Petek. Ne oldu abicim. Alacaklı gibi geldin."
"Sanada merhaba" diyip somurttum.
"Merhaba" dedi. "Geçti artık. Gelmiyorum. Gidiyorum ben. Hıh."
Arkamı dönüp gidecekken kolumdan tutup eve soktu. "Tamam. Özür dilerim. Efendim."
Gülümsedim. "Hadi affettim senim" Bu halime o da güldü.
"Beni Emirin şirketine götürürmüsün?"
"Allah Allah hep onun şirketi. Bir kerede kendi şirketine git."
"Ya zaten evlenmeden önce orda çalışıyordum. Haa bir de abi ben rüyamda babamızı gördüm."
Dikkatlice bana bakıyordu. "Eee"
"Bana vurdu! Tokat hemde! Saçımı kesti. Rüyalarından çıkmayacağım ben çıksam bile izlerim senle kalır dedi. Korktum."
Gözlerim dolmuştu. "Göt adam ya. Mezardan karabasan gibi üzerine çökmüş. Şeytan diyorken mezardan çıkart. Mezarın başındaki tahtayı şok götüne... tövbe estağfurullah."
Abime sarılamıyorum çünkü çocuğum aramıza giriyor.
"DAYICIĞIM" diye bağırdı. Eşek ya korktum. Önümde dizlerinin üzerine çöküp elini karnıma koydu. "Paşam. Sen büyüyeceksin de biz seninle maç mı yapacağız. Dayın yesin seni." Karnımı öpüp kalktı. Sırıttı.
"Açmısın. Pilav var yoğurtla var." Diyince gözlerim parladı.
"Ciddisin"
"Ciddiyim."
"Nerde. Ver yiyeyim. Yani bozulmasın diye. Oğlum senin de mi canın çekti. Tamam annem Dayın bize yemek verecekmiş."
Gülümseyip mutfağa gitti. Evi çok büyük değildi. Dış kapı direkt salona açılıyordu. Salonun solunda merdiven, merdivenin yanında mutfak vardı.
Ben koltuğa oturunca gelmişti elinde 2 tabak vardı. Çok olanı bana uzattı. 5 dakikada bitirmiştim. Tabii ağzımın kenarı yoğurt olmuştu. Orta sehpa daki peçeteyle ağzımı sildim.
"Obur. Bahaneside yeğenim. Ama olsun. Beni bile yiyebilirsin."



